bugün

sevdiği entry'ler

yazarların söylemek istedikleri

doğuştan zihinsel engelli ikizim bir gün dedi ki;

- hiraeth bazen düşünüyorum, herkes çalışıyor, para kazanıyor, sevdiği işi yapıyor, barış manço - gelmiş geçmiş en büyük hayranı kardeşim olabilir - bile dünya kadar şarkı yazmış. Bense hep evdeyim, en fazla müzik dinleyip kitap okuyorum. Sence ben bu hayata nasıl daha çok katkı sağlayabilirim?

O an tüm kelimeleri bir cümle olarak ağzımdan çıkabilsin diye dizip dizip bozdum ama bir süre konuşamadım. Onun engellerini ve zorunluluklarını aşıp hayata katkı sağlama ufkunda olmasına rağmen aynı talihsiz doğumdan sağlıklı doğan kişi olarak benim kardeşimden daha mutsuz, daha atıl ve ümitsiz bir yaşam sürmeye meyilli olmam.. ikimizin karakterleri, tercihleri ve yaşam koşullarını düşününce yan yana büyümüş ironiler yumağı olduğumuzu farkettim o gün.

Her zaman benden daha güçlü ve daha yaşam dolu olan canım kardeşim. Umarım bir gün senin düşünce ufkuna ben de yetişebilirim.

85 yaşındaki nineden safiye inci ye mesaj

atatürk'e küfür ve hakaret eden safiye inci vasıtasıyla bütün atatürk düşmanı vatan hainlerine verilen mesajdır.
https://streamable.com/4j6cl

atatürk'ün kıymetini bilen ellerinden binlerce kez öpülesi ninelerimiz, dedelerimiz var bizim.

bugün kendini çoğunluk hissedenler, ülkenin sahibi olarak görenler bilsinler ki, bu ülkenin temeli atatürk'tür, atatürk bu ülkenin çimentosudur.
atatürksüz bir türkiye yaratma hevesinde ve bu hülyanın peşinde olanlar bilsinler ki enkazın altında ilk kalacak olanlar kendileridir...

iz bırakan kitap cümleleri

"yanlış, çok yanlış bir iş tuttuğumu bugün artık itiraf edeceğim. ben her şeye rağmen seninle mesut olabilirdim. evet, her şeye rağmen seviliyordum, sevildiğimi de bilmiyor değildim; fakat bu bana kâfi gelmedi. istedim ki çok, pek çok sevileyim, kendi sevdiğim kadar değilse bile ona yakın sevileyim. bu kadar sevilmeye hakkım var mıydı? zannetmem. ben küçük, cahil bir kızım. 

ben seni sevmesini, senden ayrıldıktan sonra öğrendim. yaptığım tecrübelerle, başkasını sevmekle sanma sakın. gönlümün içindeki ümitsiz hayalini sevmekle. 

biz asıl bugün birbirimizden ayrılıyoruz. ben asıl bugün dul kalıyorum. bütün olan, geçen şeylere rağmen sen yine bir parça benimdin. ben bütün ruhumla senin..."
Reşat nuri Güntekin / çalıkuşu.

milletten vergi toplayıp başkalarına yedirmek

türkiye cumhuriyeti devleti'nin, daha doğrusu iş başındaki hükümetinin yapmış olduğu şey.

toplam 138 ayrı kalem vergi çeşidi var ülkemizde.
138 evet, yüz otuz sekiz ayrı çeşit vergi.

gelir vergisinden bir başlıyor, kdv, stopaj, ötv diye devam ediyor.
şeker fiyat harcı, gübre deney ve analiz vergisi, akaryakıt fiyat istikrar payı, götürü ekonomik denge vergisi, tek başına alınabilen damga vergisi, ücretlerden alinacak e.d.v, tevkifattan alinan damga vergisi...gibi saçma sapan kalemlerle doldurulmuş vergi çeşitlerimiz var.

toplam 138 tane.
ha bu 2012 yılındaydı, aradan 5 sene geçti, 10-15 tane daha vergi kalemi eklenmiştir illa ki.

esasen türkiye cumhuriyeti'nde toplanan bu vergileri bütün dünya ülkeleri kıskanıyor.
bakın bu konuda almanya bizi hakikaten kıskanıyor.
çünkü bu kadar vergi kalemini alman halkına koymaya kalksalar, almanya'daki insanlar "nabıyonuz lan siz amına koduklarım" diyerek parlamentoyu başlarına yıkarlar.
ama bizde kimse ses çıkarmıyor bu duruma, bu yüzden alman devleti, "keşke bizim halkımız da böyle salak olsa da biz de bu kadar vergi toplasak" diye bizi kıskanıyor işte.

yani toplanan vergi korkunç boyutta.
en vahşi derebeyleri bile feodal çağda halkın gelirine bu kadar ortak olmuyorlardı.

şimdi bu toplanan vergiler ile bizim abad olmamız, uzaya falan çıkmamız lazım normalde.
bilimsel çalışmalar, arge araştırmalarımızı falan kıskanması lazım tüm dünyanın.

tabi ki, ya ne olacak? devlet topladığı vergiler ile kalkınmayı falan destekleyecek değil mi?

ama bizde durum tam tersi.
bizde toplanan vergiler siyasi iktidarlar tarafından dilencileştirilen topluma peşkeş çekiliyor.
buna da "sosyal devlet olmanın gereği" diyorlar.

oysa sosyal devlet vatandaşına balık vermez, balık tutmayı öğretir.

hadi kendi milletimize "sosyal yardım" adı altında veriyoruz.
peki ya diğerleri?

suriyeliler?
suriyelilere harcanan para şu an 50 milyar dolar.

bu parayla kaç fabrika kurulur, kaç okul yapılır, kaç hastane yapılırdı?
50 milyar doları şu ülke için harcasalar sokakta tek bir işsiz vatandaş kalmazdı.
ülkede tek bir yoksul aile kalmazdı.

ama devlet bu parayı bu ülkeye harcamak yerine ülkeye yük olacak 5 milyon suriyeliye harcadı.
ulan bu parayı gidip bir binanın kazan dairesinde yaksaydınız daha faydalı olurdu bu ülkeye, hiç olmazsa insanlar kışın ısınırdı...

filistinliler?
bunlara giden paranın haddi hesabı yok.
yıllardır sürekli filistin'e yardım goygoyu var.
en az suriyelilere giden para kadar para gitmiştir bunlara da.

somali, arakan, karakan... daha bir ton yer.

bizim paralarımızla, bizim vergilerimizle başka toplumlar destekleniyor, doyuruluyor.
peki biz aç kalsak bize bir allah kuruşu yardım eder mi kimse?
etmez...

yeter artık soyduğunuz, bizim paralarımızla başkalarını doyurup kendi cebinizden yardım yapıyormuş gibi hava attığınız.
garibanın, yoksulun, yetimin, fakirin, zenginin, işsizin, öğretmenin, emekçinin her kuruşu boğazınıza takılacak bir gün...

hamam böceği teorisi

google'nin ceo'su sundar pichai teorisi.
kısaca hayatınızda karşılaştığınız sorunlara tepki vermek yerine o sorunu anlama ve gereken cevabı verme üzerine bir teoridir efenim.

buyursunlar..

--spoiler--

IIT ve MIT mezunu, Google Chrome’un başkanı Sundar Pichai’den güzel bir konuşma:

Kişisel gelişim için hamamböceği teorisi
Restoranın birinde bir gün aniden bir hamamböceği belirdi ve orada bulunan bir kadının üzerine çıktı.

Kadın korkudan çığlık atmaya başladı.

Paniklemiş yüzü ve titreyen sesiyle, can havliyle hamam böceğini üzerinden elleriyle atmaya çalışırken zıplamaya başladı.

Onun bu tepkisi bulaşıcı olmuştu, bulunduğu gruptaki diğer insanlar da paniklemişti.

Kadın sonunda hamam böceğini üzerinden atmayı başardı derken… başka bir kadının üzerine düştü hamam böceği.

Şimdi aynı şeyleri yaşamak için sıra gruptaki diğer bir kadındaydı.

Garson hemen imdatlarına koştu.

Bu nöbet değişiminde, bu sefer de hamam böceği garsonun üzerine düştü.

Garson dimdik durdu, kendini toparladı ve gömleğindeki hamamböceğinin davranışlarını gözlemledi.

Kendine yeterince güvendiğini hissettiğinde, hamam böceğini parmaklarıyla tutarak, restorandan dışarı attı.

Kahvemi yudumlayıp, curcunayı izlerken, beynimdeki anten birkaç fikir yakaladı ve merak etmeye başladı, kadınların bu tiyatral, abartılı hareketlerinden hamamböceği mi sorumluydu?

Eğer öyleyse, neden garson rahatsız olmadı?

Durumu mükemmel yakın bir şekilde, hiçbir kargaşa çıkarmadan halletti.

Buna neden olan hamamböceği değildi, hamamböceğinin sebep olduğu rahatsızlığı o kadınların giderebilecek kabiliyette olmamasıydı, onları bu denli rahatsız eden buydu.

Farkettim ki, babamın, karımın veya patronumun bağırması değildi beni rahatsız eden, bana bağırmalarıyla hissettiğim rahatsızlıkla başa çıkamamamdı.

Yoldaki trafik değildi beni rahatsız eden, trafik sıkışıklığıyla oluşan sıkıntılı durumu halledemeyecek olmamdı.

Hayatımdaki kargaşayı yaratan şey, problemin kendisinden çok benim ona verdiğim tepkiydi.

Hikayeden çıkarılan dersler:

Anladım ki, hayatta olaylara tepki vermemeliyim.

Onun yerine, olaylara cevap vermeliyim.

Kadınlar hamam böceğine tepki verirken, garson ise cevap verdi.

Tepkiler içgüdüsel olarak gösterilen şeylerken, cevaplar etraflıca düşünülerek oluşturulmuş şeylerdir.

HAYATI anlamanın güzel bir yolu.

MUTLU olan biri, hayatındaki her şey yolunda olduğu için mutlu değildir.

MUTLU olmasının sebebi, hayatındaki olaylara karşı tutumunun doğru olmasıdır.
--spoiler--

sözlükteki tanınmayan yazarlar

yazıyorlar ama o kadar ortada değiller çok hoş bir durum sonra profillerine girip entrylerini okumak çok zevkli oluyor tıpkı bir kitap gibi ama insan zihnini anlatan bir kitap.

bir insana yapılacak en büyük kötülük

Ona umut verip, yarı yolda bırakmak.

ne garip öleceğimizi bilerek yaşamak

Yarın bir gün saglik gidecek elden kanser, verem, kalp krizi veya araba çarpması, yıldırım düşmesi, nükleer reaksiyon ya da başka bir şey sonucu hepimiz göçüp gideceğiz. Daha kötüsü hepimiz bunun farkındayız ve hiç olmayacakmış gibi davranıyoruz.

Dünya gerçekten boş. insanlar daha boş.

Tek hedefimiz kredi ile ev alıp araba sahibi olmak. Çocuk yapmak. Insanlığa dair ele değer bir şeyler yapmak kimsenin umrunda değil. Yıllarca sistem devamlılığı sağlamak. Birileri hepimizin parasını toplasın şu kısacık ömürde zevk ü sefa eylesin diye yaşıyoruz.
© copyright 2005 - 2026