bugün
- lamba5
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- masa5
- bir ilişkiyi kim yönetir17
- velvet48
- sandalye8
- pandela 319
- kürt hareketinin devşirme olması15
- iblis3
- sanat2
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- en gıcık olunan insan davranışı4
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- kız arkadaşla sabahlara kadar içmek5
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- aleyna tilki5
- ciguli kral16
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen4
- yapsam yaptım derim3
- amedspor12
- sikişirken hüzünlenmek4
- elektriği ödeyen adam7
- almanya5
- mony tontana11
- yeni sevgiliden beklentiler2
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- memduh bashgan9
- deniz göktaş34
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı7
- bik bik kaç yaşında10
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- brokoli3
- ahtapot yemek9
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı3
- dimes'in 2026 yılında murat 124 hediye etmesi2
- fondöten sürmek3
- yürüyüş flörtü9
- samsung3
- 2026 dünya kupası33
- evde kalmış kız kurusu7
- deniz göktaş'ın atatürk şakası4
- entry girerek kemalist devrim yapmak5
- iki ayyaş5
- true üniversitesi6
- xiaomi redmi a32
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- taksim delisi cenk4
- sikmek icin entry ni beğendi6
- kemal kılıçdaroğlu20
- sokuk yazarlar3
entry'ler (110)
oreo. dümdüz şişirilmiş balon.
sürekli yaşadığım durum. hangi yılda olursam olayım hep bu üstümdeki eskiyi özleme olayını atamıyorum. 3-4 yıl geçince de muhtemelen bu yılları özleyeceğim. muhtemelen anı yaşayamamaktan dolayı eskiyi özlüyoruz, nolcak bu işler?
ev taşımak zor işmiş vesselam, kolilemem gereken bissürü eşya varken uzun zamandan sonra nadir olarak ruhen bu kadar dingin hissettiğim için içimdeki klasik yazma isteğine engel olamadım ve elime kalemi almak o kadar zor geldi ki mecbur sözlüğe düştüm. ilk göz ağrım, ilk evimden taşınıyorum içimdeki buruk, hüzünle karışık huzura engel olamıyorum. saatlerdir her zamanki kurulduğum köşeme kuruldum sigaramı yaktım ve sanki bir buçuk yıldır bütün ağlama krizlerim, sevinçten havaya uçmalarım, sarhoş olup sabaha kadar halıda yuvarlanmalarım, sabahlara kadar dostlarımla ettiğim sohbetler, yapayalnızken kendime verdiğim teselliler, sabahlara kadar "yetişmeyecek" telaşıyla sınavlara çalışırken yaşadığım stresler, sevinçten havaya uçarak hazırladığım bavullar kimi zaman ağlayarak boşalttığım bavullar, ağlarken sarhoşken o ikili koltukta sızmalarım, sevdiklerime hazırladığım kahvaltılar, kahkahalarin birbirine karistigi geceler ve daha niceleri gozumun onunden sanki film seridiymiscesine geciyor. ne cok lanetler ettim bu eve tasindigim gune ama bu ev belki de hayatimdaki en guzel anlara sahit oldu en huzurlu oldugum anlari paylasti benimle, bu duvarlar hayatimda yalnizliktan ölüyormuscasina hissettigimde kimsenin asla bilmeyecegi sohbetlerime sahit oldu. simdiyse gecmisimden kacarcasina kaciyorum bu evden, ben daha fazla bu anilara direnemedim guzel minik evim. umarim benden sonra bu evde yasayacak kisi benim yasadigim kadar huzurlu gunler yasar bu evde.
kazigin en sillelisini yedirmis bu yuzden hayatimizda bir sekilde yer edinmis ve hayatimizdan atsak da hafizamizdan atamayacagimiz -malesef ki-, onu affetmenin kendine yapilacak en buyuk saygisizlik oldugunu hatirlatan sahislardir.
gözünü seveyim bilgi vermek disindaki basliklara yazi yazma yasagimi kaldir, yok bilgim yok büt haftasından yeni çıktım bari sen yapma.
sana dair tüm umutlarımı, hayallerimi ben o ofis odasında ikili koltukta bıraktım. sana o gün biterse bitireceğim, yakana yapışacak değilim demiştim. sana dair tutamadığım sözler yüzünden o hale geldiysem artık vazifem geri kalan sözlerimi tutmaktır diye düşünüyorum ve dediğim gibi oldu, ben sana dair her umudumu, hayalimi, zaafımı o ikili koltukta o gece bıraktım, ben senden o gece o ankaradan istanbula dönüş yolunda çoktan vazgeçtim. acıdan mutluluğa giden yol kabullenmekten geçermiş, artık eskisi gibi acıtasyon dolu bakmıyorum bitişimize, sen hala beni suçlasan da ben ne seni ne kendimi suçlamayı bıraktım artık, bizim yollarımız ayrıldı ve bu yollarda umarım doğru insanla mutlu yürürüz, ikimiz için de tek temennim bu. hayatıma giren ve çıkan birçok insan gibi, sen de götürdüğün şeyler kadar birçok şey kattın bana, belki de hayatımda bir şeyi öğrenirken hiç bu kadar dizlerimi kanatmamıştım ama artık ben yaraları da sevmeyi öğrendim, insan kendi hatalarını sevebilmeliymiş. biz o tekneyi batırmamaya çalışırken aslında birbirimizi çok ittirdik, çok yaraladık ve ne kadar kabul etmesen de bu ne yazık ki karşılıklıydı ha o teknenin ters çevrilmesine sebep ben oldum evet ama ben yapmasam da bir gün o tekne ters çevrilecekti zaten, şimdi farklı limanlara kürek çekiyoruz ve inan bu artık canımı yakmıyor. dileğim şu ki, vardığın limana dikkat et sen dışardan her ne kadar sürekli gülen koca bir adam gibi gözüksen de içindeki çocuğa hep sahip çık, bu sana seni düşünen kollayan yanımdan kalan bir dilek bir nasihat,hoş sana karşı birçok yanımı törpülemeye çalışsam da içimdeki sana şefkat duyan yanımı törpüleyemiyorum, senden bahsedilince biri seni anlatınca gülümsüyorum deli çocuk diyorum. evimi değiştiriyorum ve iki ay sonra yurtdışına gidiyorum, kaçuv gönüllüsü oldum çareyi gene çocuklarda buldum, daha birçok planlar yaptım mutluyum ve heyecanlıyım. ayrıca arkadaşımın vefatından sonra nefes almanın değerini anladım ve o düşünceden çıkardım kendimi ileride en büyük hayalim olan bir evlada sahip olabilmenin duygusunu yaşayabileyim diye, bu duyguyu tatmadan gidersem çok yazık olur. neyse küçük adam, sağlıcakla kal, sen mutlu olmayı hakeden birisin dilerim ki yüzün hep gülsün, en az bana yakıştırdığın kadar yakışıyor sana da gülmek.
dipnot: saçma bir hareket dipnotun, biz düşman değiliz illa da istiyorum dersen sen bilirsin.
dipnot: saçma bir hareket dipnotun, biz düşman değiliz illa da istiyorum dersen sen bilirsin.
yazasın diye mürekkep yollayacaktım o kalemle , bana yazasın diye değil benim için yazasın diye de değil, o belki de küstüğün kelimelere yeniden ruh veresin umutlarınla edebiyatını barıştırasın diye, öyle kuvvetli kalemin vardır ki senden eser kalmasa bile yıllar geçince, kaleminin hayatıma dokundurduğu izler kalacak. gel gelelim sen mürekkebini kendin bul istedim. umarım zamanla bulursun.
ve umarım ki kendin bulduğun mürekkeple, nice başlangıçlara başarılara mutluluklara imza atarsın o kalemle.
ve umarım ki kendin bulduğun mürekkeple, nice başlangıçlara başarılara mutluluklara imza atarsın o kalemle.
sağlıktır ve ailedir. huzur takip eder bu ikiliyi.
unutmak değil ama belki hatırlamamak mümkün.
halledicem.
yaklaşan finalleri ve daha kitabını bile açmadığım dersleri.
mutsuz. inanılmaz derecede hızlı bir şekilde kilo kaybı yaşamaktayım. ve malesef zaten kilo almaya çalışan birisi olduğum için bu duruma sevinememekte aksine için için üzülmekteyim.
çok gereksiz hareket. beraber bir ömüre evet dediğin, o canı dokuz ay karnında taşıyan kadına da büyük haksızlık. ve ilerisi adına çocuk için de saçma bir davranış.
yarın teee taksime gelmene gerek yok ben bütün işlerini senin yerine hallederim.
kendini sev, kendini sevmezsen hiçbir şeyi ve hiç kimseyi sevemezsin, küçük bir kediyi, gökyüzünü, bir kadını/bir erkeği listelesem sonu gelmeyecek kadar çok olan birçok şeyi dahi sevemezsin, sevdiğini sanırsın, aldanırsın ve unutma ki kendini aldatarak kendine kimsenin yapamayacağı kötülüğü yaparsın, kendine haksızlık etme ama kibirli olma kendini çok beğenmekle kendini çok sevmek arasındaki ince çizgiyi asla unutma.
her ne olursa olsun umudunu kaybetme, unutma ki şimdiye kadar doğan güneşlerin en güzeli büyük fırtınalardan sonrasında doğandır.
vicdanlı ol, bu hayatta çoğu şeyin üstesinden gelirsin de sızlayan bir vicdanın üstesinden gelmek en zorudur.
vicdan demişken, adaletli ol hakkaniyetten asla uzaklaşma, yüz kişi bir kişiyi haksız yere suçlasa dahi sen de o suçlayan yüz birinci kişi olma, gün gelir en sevdiğin en değer verdiğin insan dahi adaletinden şüphe etse de sen ders çıkar, yanlış yollardan doğru yollara yürümekten korkma, her şeyi kaybettiğinde bile yine senin yanında kalan çıkardığın dersler olacaktır.
hatalarına küsme, insanı insan yapan hatalarıdır, hata yapa yapa bul ki doğruyu bir daha o doğrudan kolay kolay ayrılma, hataların kaybın değil kazancın olsun yeter ki ders çıkar.
acılarına isyan etme, herkesin sınavı farklıdır, kimisi acına gülüp geçecek kimisi inanamayacaktır, sen acılarını da seversen o kadar az zarar verebilirler sana, acını dahi sev, sevgisizliğin kimseye faydası yok.
yardım et ihtiyacı olanlara imkanın olduğu sürece, aç çocuk görürsen görmezlikten gelme, benim hayatta en değer verdiğim şey bir çocuğun mutluluğudur, bana göre bir çocuğun mutsuz olduğu dünyada hiçbir mutluluğun anlamı yok.
saygıda kusur etme, saygının olmadığı yerde bazen sevginin dahi önemi kalmaz.
hayallerinin peşinde koş, koşarken takılıp düşsen bile asla vazgeçme, yapmadıklarının pişmanlığı yaptıklarından daha ağır basar, bunu aklından çıkarma.
yargılama kimseyi diniyle, rengiyle, ırkıyla, parasıyla.
oku, zamanla göreceksin, kitaplar verecek sana kimsenin veremediği mutluluğu, sadakati.
sev, korkma sevmekten, uzaktan bile olsa sevmek güzeldir,
ne demişler? dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey!
her ne olursa olsun umudunu kaybetme, unutma ki şimdiye kadar doğan güneşlerin en güzeli büyük fırtınalardan sonrasında doğandır.
vicdanlı ol, bu hayatta çoğu şeyin üstesinden gelirsin de sızlayan bir vicdanın üstesinden gelmek en zorudur.
vicdan demişken, adaletli ol hakkaniyetten asla uzaklaşma, yüz kişi bir kişiyi haksız yere suçlasa dahi sen de o suçlayan yüz birinci kişi olma, gün gelir en sevdiğin en değer verdiğin insan dahi adaletinden şüphe etse de sen ders çıkar, yanlış yollardan doğru yollara yürümekten korkma, her şeyi kaybettiğinde bile yine senin yanında kalan çıkardığın dersler olacaktır.
hatalarına küsme, insanı insan yapan hatalarıdır, hata yapa yapa bul ki doğruyu bir daha o doğrudan kolay kolay ayrılma, hataların kaybın değil kazancın olsun yeter ki ders çıkar.
acılarına isyan etme, herkesin sınavı farklıdır, kimisi acına gülüp geçecek kimisi inanamayacaktır, sen acılarını da seversen o kadar az zarar verebilirler sana, acını dahi sev, sevgisizliğin kimseye faydası yok.
yardım et ihtiyacı olanlara imkanın olduğu sürece, aç çocuk görürsen görmezlikten gelme, benim hayatta en değer verdiğim şey bir çocuğun mutluluğudur, bana göre bir çocuğun mutsuz olduğu dünyada hiçbir mutluluğun anlamı yok.
saygıda kusur etme, saygının olmadığı yerde bazen sevginin dahi önemi kalmaz.
hayallerinin peşinde koş, koşarken takılıp düşsen bile asla vazgeçme, yapmadıklarının pişmanlığı yaptıklarından daha ağır basar, bunu aklından çıkarma.
yargılama kimseyi diniyle, rengiyle, ırkıyla, parasıyla.
oku, zamanla göreceksin, kitaplar verecek sana kimsenin veremediği mutluluğu, sadakati.
sev, korkma sevmekten, uzaktan bile olsa sevmek güzeldir,
ne demişler? dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey!
görsel
twitterda gormustum dunya bu apartmansa, sen o cicekli penceresin diye bi fotografin altina yazmislardi.
simdi ben degistiriyorum,
-dunya bu apartmansa sen o giristeki cicekli dukkansin.
edit: [http:// http://www.ayseunsal.com/...cekli-pencereler.html?m=1 ]
twitterda gormustum dunya bu apartmansa, sen o cicekli penceresin diye bi fotografin altina yazmislardi.
simdi ben degistiriyorum,
-dunya bu apartmansa sen o giristeki cicekli dukkansin.
edit: [http:// http://www.ayseunsal.com/...cekli-pencereler.html?m=1 ]
zaafımdır.
fırtınalar.
(bu şarkıyla aşık olmuştum sana.)
(bu şarkıyla aşık olmuştum sana.)
birincisi bu kimseye düşmez, ahlakı namusu kıyafette arayanlar; biz ne edepli giyinenler gördük görmez olaydık, tanımaz olaydık. veya ben neden kıyafetime çeki düzen veriyorum, sen nefsine hakim ol, sen oğluna öğret ahlakı edebi, karşımdaki ahlakın edebin ne olduğunu gerçekten bildikten sonra benim ne giydiğimin önemi yok. ister pantalon giyerim, ister etek giyerim kimse benim giydiğim kıyafetimle edebimi ölçemez.
edit: şimdi söylediğimi o kadar yanlış yerlere çekeceklerinden o kadar eminim ki, o yüzden siz çekmeden ben ekliyorum; mesele edepse bunu kılıkta kıyafette aramak yerine önce insanın ruhunda, kalbinde arayın. edep demek karakterle bir bütündür kıyafetle değil.
edit: şimdi söylediğimi o kadar yanlış yerlere çekeceklerinden o kadar eminim ki, o yüzden siz çekmeden ben ekliyorum; mesele edepse bunu kılıkta kıyafette aramak yerine önce insanın ruhunda, kalbinde arayın. edep demek karakterle bir bütündür kıyafetle değil.