bugün
- donald trump'ın anıtkabir'i ziyaret etmemesi11
- ctrlx'in ayakları8
- 23 yaş5
- üst düzey yönetici olabilmek için gerekenler9
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın18
- iri kıyım kadın çekiciliği5
- sözlüğün en muhteşem yazarlarının fotoğrafları12
- rafadan yumurta kaç dk olmalı12
- trump necla ablayı ziyaret edecek mi5
- vurdurmuş erkek nasıl anlaşılır11
- türkiye komünist partisi2
- psikoloji bilim midir6
- yunanistan dışişleri bakanının karşılanmaması4
- trump'ın tr'ye 5 f35 vereceğiz açıklaması5
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı24
- yazarların mezun olduğu okullar8
- varoluş sancısı2
- erdoğan ın dünya lideri olması5
- tanrı mı bizi yarattı tanrıyı mı biz yarattık6
- reisin tam bir reis olması4
- ankara da nato zirvesi6
- dövmesi olan erkek9
- lionel messi5
- trump'ın netanyahu'dan çekinmesi3
- erkek sünneti yasaklansın kampanyası2
- sözlükten bir erkekle başbaşa buluşmuş erkek4
- 7 temmuz 2026 erdoğan trump basın açıklaması3
- elleri bomboş yazarlar veritabanı3
- balık burcu bir sözlük kızıyla evlenebilirim16
- beni neden fake saniyorsun sözlük3
- uzun zamandır çaylak olmamak4
- yoğurt11
- tuvalet atıkları bile abd'ye götürülecek5
- dile dolanan saçma şarkılar3
- sevilen kadının topuklarını öpüp ısırmak8
- rakının ülseri geçirmesi5
- atm'ye ateme diyen hanzo13
- günün şiiri24
- istanbul da yaşamanın imkansız hale gelmesi5
- ulu sizi nasıl hissettiriyor3
- emekliler emekliyor mu2
- öbür sözlük5
- saraca finch house21
- mony tontana11
- velvet31
- velvet'in güzel ve çekici bir kadın olması2
- bik bik'in ayaklarıyla ezdiği üzümden içmek3
- erdoğan'ın trump'ı havaalanında karşılaması3
- hayata direnmek5
- kol saati takmanın anlamsızlığı5
entry'ler (147)
Maalesef feminist ve solcular Türkiye'de en çok kendileri ile çelişen kişiler.
facebook ve instagram açılmadan önce buralar altın madeniydi ne zaman facebook ve instagram açıldı buralara olan ilgi de azaldı.
keşke biz yazarlarında değerlerini birileri anlasa.
çalışanların yüzde 90'ı asgari ücret ile çalışıyor.
allah bize uzak etsin.
6 kilo baklavayı bir haftada 3 üniversite öğrencisi yedikten sonra hissedilen şeydir.
simit satıyorlar ama şerefli yaşıyorlardı.
2026 yılında nafaka hesaplama mevzusu gerçekten insanların kafasını en çok karıştıran konulardan birine dönüştü. Kimse artık eskisi gibi kafadan bir rakam söyleyip “bu sene böyle olsun” şeklinde ilerleyemiyor çünkü memlekette fiyatlar, pazar, market, kiralar, ulaşım… hepsi sürekli yükseliyor ve herkes bu artışı somut şekilde hayatında hissediyor. Ben kendi çevremde bile görüyorum, adam 2023’te 2.500 – 3.000 TL ile verdiği nafaka ile çocuğun okul masrafını rahat götürüyordu, şimdi aynı para ile sadece market alışverişinin yarısı bile dolmuyor. Bu yüzden 2026 için nafaka hesaplayan insanlar artık daha realist bakıyor olaya. insanlar normal vatandaş mantığıyla oturup “geçen seneye göre kaç kat arttı bu ülkede hayat?” diye soruyor. Çünkü nafaka sadece eski eşe para vermek değil, çocuğun yaşayacağı ortamın, eğitim standardının, beslenme düzeninin, sağlık giderlerinin eskisiyle aynı kalabilmesini sağlama çabası. Ve bu gerçekten somut bir ihtiyaç. Yoksa nafaka “eski eşin keyfine para verme” gibi popülist yorumlar dönüyor internette ama gerçeğe baktığında nafaka tamamen ülkenin geçim gerçeğiyle ilgili bir mekanizma haline döndü.
işin komik tarafı şu; nafaka artışı mevzusu konuşulurken herkes bir anda ekonomist oluyor. Twitter uzmanları, kahvehanede oturanlar, aile grupları, herkes kendi kafasına göre “2026’da % ne kadar artacak biliyor musun?” diye yorum atıyor. Ama kimse resmi olarak açıklanan enflasyonun, TÜFE yıllık değişim oranlarının, asgari ücretin kaç kez güncellendiğinin, reel alım gücünün nasıl düştüğünün muhasebesini oturup yapmıyor. insanlar sadece “ben şu kadar veriyorum, artık yetmiyor, artırmam lazım” ya da “benim gelir aynı kaldı, nasıl daha fazla vereyim” kısmında sıkışmış durumda. Devletin açıkladığı oranlara bakmadan herkes kendi travmasını ekonomiye çeviriyor. 2026 yılında nafaka hesaplamak aslında psikolojik bir süreç bile. Çünkü herkes hissettiği ekonomik acıyı kendi nafakasına yansıtmak istiyor. Bir taraf “ben batıyorum” diyor, diğer taraf “ben ayakta kalamıyorum” diyor. Herkes haklı hissediyor çünkü ülkenin gerçekliği tam olarak bu. Çocuğu olanlar daha da hassas. “Benim çocuğum 2024’te hangi standartta yaşıyorduysa 2026’da da aynı standardı yaşasın” refleksi çok doğal bir refleks artık.
Bence 2026 yılında nafaka hesaplama meselesi şu noktaya evrildi: kimse hukuki formülün peşinde değil, herkes kendi yaşadığı ekonomik zorluğu karşı tarafa nasıl yansıtırım psikolojisinde. Çünkü biz artık ülkede sadece ekonomik değil toplumsal psikoloji olarak da sürekli bir savunma halindeyiz. insanlar geleceğe güvenmiyor, aylık giderini öngöremiyor, markete girerken korkuyor. Bu yüzden nafaka artışı bile artık sadece bir matematik değil, sosyal refleks oldu. insanlar 2026 rakamını hesaplamaya çalışırken aslında “ben kendimi korumak zorundayım” duygusu ile hareket ediyor. Ve bence bu yüzden bu konu bu kadar çok konuşuluyor. Nafaka, iki kişinin ilişkisi ya da kavgası gibi değil, herkesin derdinin kendisini gösterdiği ekonomik bir yansıma alanı oldu. 2026 nafaka hesaplamaları bu yüzden eskisi gibi teknik bir başlık değil, ülkenin toplumsal röntgeni gibi bir şey haline geldi artık.
https://www.cerensumer.av...nafaka-artis-orani-nedir/
https://www.cerensumer.av.tr/
işin komik tarafı şu; nafaka artışı mevzusu konuşulurken herkes bir anda ekonomist oluyor. Twitter uzmanları, kahvehanede oturanlar, aile grupları, herkes kendi kafasına göre “2026’da % ne kadar artacak biliyor musun?” diye yorum atıyor. Ama kimse resmi olarak açıklanan enflasyonun, TÜFE yıllık değişim oranlarının, asgari ücretin kaç kez güncellendiğinin, reel alım gücünün nasıl düştüğünün muhasebesini oturup yapmıyor. insanlar sadece “ben şu kadar veriyorum, artık yetmiyor, artırmam lazım” ya da “benim gelir aynı kaldı, nasıl daha fazla vereyim” kısmında sıkışmış durumda. Devletin açıkladığı oranlara bakmadan herkes kendi travmasını ekonomiye çeviriyor. 2026 yılında nafaka hesaplamak aslında psikolojik bir süreç bile. Çünkü herkes hissettiği ekonomik acıyı kendi nafakasına yansıtmak istiyor. Bir taraf “ben batıyorum” diyor, diğer taraf “ben ayakta kalamıyorum” diyor. Herkes haklı hissediyor çünkü ülkenin gerçekliği tam olarak bu. Çocuğu olanlar daha da hassas. “Benim çocuğum 2024’te hangi standartta yaşıyorduysa 2026’da da aynı standardı yaşasın” refleksi çok doğal bir refleks artık.
Bence 2026 yılında nafaka hesaplama meselesi şu noktaya evrildi: kimse hukuki formülün peşinde değil, herkes kendi yaşadığı ekonomik zorluğu karşı tarafa nasıl yansıtırım psikolojisinde. Çünkü biz artık ülkede sadece ekonomik değil toplumsal psikoloji olarak da sürekli bir savunma halindeyiz. insanlar geleceğe güvenmiyor, aylık giderini öngöremiyor, markete girerken korkuyor. Bu yüzden nafaka artışı bile artık sadece bir matematik değil, sosyal refleks oldu. insanlar 2026 rakamını hesaplamaya çalışırken aslında “ben kendimi korumak zorundayım” duygusu ile hareket ediyor. Ve bence bu yüzden bu konu bu kadar çok konuşuluyor. Nafaka, iki kişinin ilişkisi ya da kavgası gibi değil, herkesin derdinin kendisini gösterdiği ekonomik bir yansıma alanı oldu. 2026 nafaka hesaplamaları bu yüzden eskisi gibi teknik bir başlık değil, ülkenin toplumsal röntgeni gibi bir şey haline geldi artık.
https://www.cerensumer.av...nafaka-artis-orani-nedir/
https://www.cerensumer.av.tr/
Make America Great Again Ducks yani
türkçesi Amerikayı Tekrar Harika Yapan Ördekler olan bir meme coin.
türkçesi Amerikayı Tekrar Harika Yapan Ördekler olan bir meme coin.
mor ve ötesinin en underrated şarkısıdır.
good morning dear diye cevaplanması gereken sorudur.
olsa da gitsek güzel olur dediğimdir.
ayıp etmişlerdir.
şanslı olduğunu gösterir.
yanlış yapan kişidir.
eğer az ücret alacak biri varsa bulmak istediğim insan tipidir. zira danışmanlık ücreti bile en az 300 tl den açıyorlar.
https://www.cerensumer.av.tr/
https://www.cerensumer.av.tr/adana-bosanma-avukati/
https://www.cerensumer.av.tr/
https://www.cerensumer.av.tr/adana-bosanma-avukati/