bugün
- orta çağda gece yolculuğu yapmak8
- nervio tarzı entry girmek14
- saatten anlayan yazarlar bi bakabilir mi4
- jaws filmindeki sikko balik21
- sözlükteki yazarların beni kız zannetmesi10
- arda güler14
- sinek as'ın sözlüğe vedası26
- atatürk ün hataları13
- doğubank5
- oktay saral'ın istifası2
- muhafazakar tatil seçenekleri3
- bugün galatasaray fenerbahçe maçı var4
- horny meydan6
- behzat ç.4
- 28 bin lira veriyor diye köle gözüyle bakan patron5
- ülken için savaşır mısın4
- yemene asker gönderilme meselesi8
- simiago erkek mi kadın mı4
- duşa giriyorum kimi düşüneyim5
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı25
- fransa5
- kolye4
- flört etmeme ilkesi2
- iltica20
- yetkisi alınan yetkili8
- sözlüğe veda eden yazara kızan yazar3
- insan3
- haftanın gammazlarında birinci olan user7
- pakiler afganlar gibi entari ile gezmek3
- sözlüğü kurtaracak tek yazar4
- oktay saral9
- oktay saral'ın görevden alınması4
- sandalet ayak bikinisidir6
- insan sevmemek6
- idrija2
- sözlüğün kralı9
- postojna2
- 26 ekim 2026 rizespor trabzonspor maçı5
- hintliler zenci midir4
- nusret altınbaş'ın adliyeye sevk edilmesi2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı18
- 3000 yıldır uyuyan mumyayı uyandırmak6
- fon vurgunu50
- kaynana karı pipimi istiyin miiiii2
- gs fb derbisinde biletler 1 lira olsa olacaklar4
- hayatı günahkarlarla uğraşma boş işi2
- asansörde konuşmama kuralı4
- ritmik cimnastik yarışması3
- sabahları americano içmeyince gerilen adam3
- 26 ekim 2026 fb'nin cimbom'a döşeyeceği boru3
sevdiği entry'ler
Hoş geldiniz;
Ne iyi ettiniz de belirdiniz gözbebeklerimde, sevimde, ezberimde, kalemimde, beynimde, özlemimde, insanlığımda, geleceğimde ve pek tabii olmazsa olmaz düşümde; bir somon ekmediğimde...
Hoş geldiniz;
Geldiniz de getirdiniz mi besmelesiz günahlarınızı?
Şöyle koyuveriniz, baş ucuma, yanı başıma;
neden mi istedim bunu?
Sormayın, pek bir içim yanık insanları anlamaya, anlamdırmaya... Besmele ile yapılan günahlara, bir bakıverin kıyıdan, olmadı en tepesinden.
Ne gördünüz? Yok yok, bana anlatmayın ilahinayesinden; bilirim, görürüm ben ayinesinden. içim yanar ya o yüzden en meczup farz-ı kifayesinden...
Hoş geldiniz;
Tanışır mıyız dediniz evvelinden?
Af edin, çıkaramadım ezberimden; hele az bekleyin, el atayım hatıralarıma, salt imbiğimden çıkarıvereyim tasımı tarağımı yokladığımda...
Kızmayın sakın bana, az can acısı çekmedim sevi uğruna, aşk yıkıntısıyla. Az ezber bozmadım hevaperest tutkumla...
Çokça güvenip de az kıymadım insan tarafıma, en cani ruhumla.
Hoş geldiniz;
Bakmayınız yeknesak görünen hayatıma, karşı tarafınızdan size uzak durduğuma.
Çok okudum, çok bildim, çok söyledim; o yüzden itildim görüntünün yanılsamasına. Kandırıldım ve belki de kandırdım kendimi hayatın muazzamlığına ama en çok da aynalı tarafının cafcafına.
Bu gördüğünüz hayatımın kıyılarını-köşelerini döşedim pul pul ihtişamla. Sonra döndüm insan tarafıma, sordum en gaddar sorularla:
" Yozlaşıyorsun, insandan uzaklaşıyorsun, sadeliğin alçakgönüllülüğünü tüketime devşiriyorsun; bu mu seni sen yapan ve karşı tarafa ses verecek-alacak olan senan?"
Hoş geldiniz;
Efendim? Size müsaade mi?
Vakti geldi mi?
Bu kadar mı ahir niyetine söyleyenler, söylenecekler?
Anladınız demek beni, buldunuz bende ki kendinizde kederi ve dahi insan suretimde ki üzgün ama neşeye haset ve hasret imgemi?
Kısırdöngülerimi ve en insan olan çelişkilerimi?
Gitmelisiniz demek...
Gördünüz mü ya; siz de terk eylediniz beni vuslatımın biçareliğinde. Gördünüz değil mi? Siz de kandırdınız beni insan sadeliğinde, çaresizliğinde... Oysa nasıl ister insan anlaşılmak, anlaşıldığınca anlatılmak, anlatılanda dinlemek, kendisini görmek ve bulmak... Orada kalmak, onunla yaşamak...
Pek bir kısa sürdü sebeb-i ziyaretiniz...
Haa anladım; anlatıp dinlemek, anlattırıp döktürmekmiş meğer içimdekileri.
Hoşça kalın kendinizle...
Bulduğuna inanları terk etmeyin böyle yalnızlığın sessizliğiyle...
Ne zaman geldiğiniz, ne kadar kaldığınız, neden gittiğinizin betimsizliğiyle...
Ne iyi ettiniz de belirdiniz gözbebeklerimde, sevimde, ezberimde, kalemimde, beynimde, özlemimde, insanlığımda, geleceğimde ve pek tabii olmazsa olmaz düşümde; bir somon ekmediğimde...
Hoş geldiniz;
Geldiniz de getirdiniz mi besmelesiz günahlarınızı?
Şöyle koyuveriniz, baş ucuma, yanı başıma;
neden mi istedim bunu?
Sormayın, pek bir içim yanık insanları anlamaya, anlamdırmaya... Besmele ile yapılan günahlara, bir bakıverin kıyıdan, olmadı en tepesinden.
Ne gördünüz? Yok yok, bana anlatmayın ilahinayesinden; bilirim, görürüm ben ayinesinden. içim yanar ya o yüzden en meczup farz-ı kifayesinden...
Hoş geldiniz;
Tanışır mıyız dediniz evvelinden?
Af edin, çıkaramadım ezberimden; hele az bekleyin, el atayım hatıralarıma, salt imbiğimden çıkarıvereyim tasımı tarağımı yokladığımda...
Kızmayın sakın bana, az can acısı çekmedim sevi uğruna, aşk yıkıntısıyla. Az ezber bozmadım hevaperest tutkumla...
Çokça güvenip de az kıymadım insan tarafıma, en cani ruhumla.
Hoş geldiniz;
Bakmayınız yeknesak görünen hayatıma, karşı tarafınızdan size uzak durduğuma.
Çok okudum, çok bildim, çok söyledim; o yüzden itildim görüntünün yanılsamasına. Kandırıldım ve belki de kandırdım kendimi hayatın muazzamlığına ama en çok da aynalı tarafının cafcafına.
Bu gördüğünüz hayatımın kıyılarını-köşelerini döşedim pul pul ihtişamla. Sonra döndüm insan tarafıma, sordum en gaddar sorularla:
" Yozlaşıyorsun, insandan uzaklaşıyorsun, sadeliğin alçakgönüllülüğünü tüketime devşiriyorsun; bu mu seni sen yapan ve karşı tarafa ses verecek-alacak olan senan?"
Hoş geldiniz;
Efendim? Size müsaade mi?
Vakti geldi mi?
Bu kadar mı ahir niyetine söyleyenler, söylenecekler?
Anladınız demek beni, buldunuz bende ki kendinizde kederi ve dahi insan suretimde ki üzgün ama neşeye haset ve hasret imgemi?
Kısırdöngülerimi ve en insan olan çelişkilerimi?
Gitmelisiniz demek...
Gördünüz mü ya; siz de terk eylediniz beni vuslatımın biçareliğinde. Gördünüz değil mi? Siz de kandırdınız beni insan sadeliğinde, çaresizliğinde... Oysa nasıl ister insan anlaşılmak, anlaşıldığınca anlatılmak, anlatılanda dinlemek, kendisini görmek ve bulmak... Orada kalmak, onunla yaşamak...
Pek bir kısa sürdü sebeb-i ziyaretiniz...
Haa anladım; anlatıp dinlemek, anlattırıp döktürmekmiş meğer içimdekileri.
Hoşça kalın kendinizle...
Bulduğuna inanları terk etmeyin böyle yalnızlığın sessizliğiyle...
Ne zaman geldiğiniz, ne kadar kaldığınız, neden gittiğinizin betimsizliğiyle...