bugün
- 11 haziran 2026 ünlülere uyuşturucu operasyonu7
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı10
- sigara içen kızla öpüşülür mü9
- cilgincapkin213
- memeleri füze gibi kadın3
- aşk acısı çekenlere tavsiyeler11
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- true nickli namussuz kadın düşkünü4
- gammazlar çetesi18
- çok ayıp ettiniz3
- antalyalıların kabak tatlısına tahin dökmeleri11
- türkiye de oynayan real madrid'li futbolcu2
- çizgili pijamalı çocuk5
- kemal kılıçdaroğlu'nun amacı'ne sorunsalı2
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz4
- bu sen misin7
- dam ittifakı7
- normal sözlük moderasyonu5
- true'nun aslında iyi biri olması2
- atatürk'ün boyunun 164cm olması16
- yeşil gözlü kız11
- cemevinde arada lokma yemek vs dağıtılması8
- o değil de bir ara satanistler vardı noldu onlara3
- özşen madencilik işçilerinin direnişi4
- masklavi'nin düşünceleri18
- sevgili yapınca ortadan kaybolan arkadaş4
- chp kapatılsın kampanyası10
- chp'nin hali ne olacak46
- 11 haziran 2026 new york knicks sa spurs maçı2
- gocu27
- gençler isyan ediyor6
- insanlarda bıraktığımız iz3
- suca suruklenen cocuk9
- kabak tatlısı kapatılsın6
- edep sen ne güzel şeysin3
- başkalarının mutluluklarını izlemekten bıkmak7
- vice city eğitim ve araştırma hastanesi5
- insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders5
- yaz yıldırım'ın 6 bin liralık makarna yemesi3
- muşlettin amca3
- osmanlı padişahları vs firavunlar3
- yeğen2
- politikacılar2
- türkiye12
- sigortanizi nerden yaptırıyorsunuz4
- eh işte3
- cecot gibi bir hapishane inşa etmek2
- eski sevgilinin yeni sevgilisini beğenmemek3
- teklif edilen kızın aşağılaması5
- kokuşmuşluğunu düşünen kişi3
entry'ler (209)
bugün de uyandık, hâlâ hayattayız, hâlâ dertliyiz ama bir şekilde devam ediyoruz. demek ki içimizde hâlâ küçük de olsa bir umut, minicik bir merak, silik de olsa bir beklenti var.
kahvenin ilk yudumu, camdan giren ışık, sokaktan gelen belirsiz sesler… hayatın “tamam, buradayım” deme şekli. bazen büyük mutluluklar değil de bu küçük işaretler tutuyor bizi ayakta.
kim ne yaşıyorsa yaşasın; kalbi yorgun olanlara sabır, kafası karışık olanlara berraklık, yalnız hissedenlere sıcak bir denk geliş diliyorum.
bugün kimsenin canını sıkmadan, kimseye yük olmadan, mümkünse biraz gülümseyerek geçsin.
günaydın.
kahvenin ilk yudumu, camdan giren ışık, sokaktan gelen belirsiz sesler… hayatın “tamam, buradayım” deme şekli. bazen büyük mutluluklar değil de bu küçük işaretler tutuyor bizi ayakta.
kim ne yaşıyorsa yaşasın; kalbi yorgun olanlara sabır, kafası karışık olanlara berraklık, yalnız hissedenlere sıcak bir denk geliş diliyorum.
bugün kimsenin canını sıkmadan, kimseye yük olmadan, mümkünse biraz gülümseyerek geçsin.
günaydın.
biz hemcinslerine ilgi duyan bireyler, hayatımızda biri olsa bile çoğu zaman “yokmuş gibi” yaşamak zorundayız. el ele tutuşamazsın. sarılamazsın. sosyal medyada paylaşamazsın. aileye anlatamazsın. iş ortamında adını bile anamazsın. sonra da toplum çıkar sana “niye yalnızsın” diye sorar. yalnız değiliz, saklanıyoruz.
kaldı ki içinde bulunduğumuz bu problemli, güvensiz, linç odaklı ortamda; bizim dünyamızda aşk merkezli, güvenli, sürdürülebilir ilişkiler kurmak zaten başlı başına mucize. insanlar artık bağ kurmaya değil, anlık hazlara, hızlı tüketimlere, duygusal fast-food’a odaklı. derinlik yok, emek yok, sabır yok. sadece “iyi hissettiriyor mu, şimdi?” sorusu var. yetmezse çöpe.
o yüzden 14 şubat bizim için ne romantik bir beklenti ne de dramatik bir yalnızlık günü. daha çok, toplumun bize biçtiği görünmezliğin ve bastırılmışlığın yıldönümü gibi. mum ışığı değil, iç sıkıntısı. çiçek değil, temkin. çikolata değil, tetikte olma hali.
yalnızlık bazen kimsenin olmaması değil; var olanın yaşanamamasıdır.
ve bu, pahalı restoranlarda yenmeyen akşam yemeklerinden çok daha ağır bir yalnızlıktır.
kaldı ki içinde bulunduğumuz bu problemli, güvensiz, linç odaklı ortamda; bizim dünyamızda aşk merkezli, güvenli, sürdürülebilir ilişkiler kurmak zaten başlı başına mucize. insanlar artık bağ kurmaya değil, anlık hazlara, hızlı tüketimlere, duygusal fast-food’a odaklı. derinlik yok, emek yok, sabır yok. sadece “iyi hissettiriyor mu, şimdi?” sorusu var. yetmezse çöpe.
o yüzden 14 şubat bizim için ne romantik bir beklenti ne de dramatik bir yalnızlık günü. daha çok, toplumun bize biçtiği görünmezliğin ve bastırılmışlığın yıldönümü gibi. mum ışığı değil, iç sıkıntısı. çiçek değil, temkin. çikolata değil, tetikte olma hali.
yalnızlık bazen kimsenin olmaması değil; var olanın yaşanamamasıdır.
ve bu, pahalı restoranlarda yenmeyen akşam yemeklerinden çok daha ağır bir yalnızlıktır.
uludağ sözlük, ekşi sözlük’e kıyasla daha pasif ve daha sade bir ekosisteme sahip. bunun sebebi kalite eksikliği değil; hedef kitlenin ve etkileşim dinamiğinin farklı olması.
ekşi sözlük’te hedef kitle çok daha geniş, politikadan pop kültüre kadar her başlık kısa sürede binlerce kişi tarafından görülüyor. haliyle atılan entry’ler daha çok reaksiyon alıyor, yazar da “karşılık görme” hissiyle daha fazla yazıyor. görünürlük, ekşi’nin en büyük avantajı.
uludağ sözlük ise daha niş, daha kendi halinde. gündem takip hızı düşük, entry’ler daha az etkileşim alıyor. bu da doğal olarak yazma motivasyonunu aşağı çekiyor ve sözlüğü dışarıdan “daha basit” gibi gösteriyor.
ama ekşi’nin de ciddi handikapları var:
– linç kültürü ve sürü psikolojisi çok baskın
– popüler görüşe ters düşen entry’ler çoğu zaman tartışılmadan gömülüyor
– gündem başlıklarının altında içerik kalitesi değil, hız ve taraf tutma öne çıkıyor
– eski “sözlük ruhu” yerini twitter reflekslerine bırakmış durumda
özetle;
ekşi daha gürültülü, daha hızlı, daha görünür.
uludağ daha sakin, daha az rekabetçi, daha az tatmin edici olabilir ama daha az toksik.
hangisinin “daha iyi” olduğu değil, hangisinin ne vaat ettiği meselesi.
ekşi sözlük’te hedef kitle çok daha geniş, politikadan pop kültüre kadar her başlık kısa sürede binlerce kişi tarafından görülüyor. haliyle atılan entry’ler daha çok reaksiyon alıyor, yazar da “karşılık görme” hissiyle daha fazla yazıyor. görünürlük, ekşi’nin en büyük avantajı.
uludağ sözlük ise daha niş, daha kendi halinde. gündem takip hızı düşük, entry’ler daha az etkileşim alıyor. bu da doğal olarak yazma motivasyonunu aşağı çekiyor ve sözlüğü dışarıdan “daha basit” gibi gösteriyor.
ama ekşi’nin de ciddi handikapları var:
– linç kültürü ve sürü psikolojisi çok baskın
– popüler görüşe ters düşen entry’ler çoğu zaman tartışılmadan gömülüyor
– gündem başlıklarının altında içerik kalitesi değil, hız ve taraf tutma öne çıkıyor
– eski “sözlük ruhu” yerini twitter reflekslerine bırakmış durumda
özetle;
ekşi daha gürültülü, daha hızlı, daha görünür.
uludağ daha sakin, daha az rekabetçi, daha az tatmin edici olabilir ama daha az toksik.
hangisinin “daha iyi” olduğu değil, hangisinin ne vaat ettiği meselesi.
Artık çıkmıyorum istiklal'e
Sabah Fatma hanım uyandırıyor
Helva, ekmek, çay bana onlar bakıyor
Odanın hali perişan, ben perişan kimse yok işime karışan
Ara sıra balkona çıkıyorum
Fesleğenler kuruduğunda ocaktı, ben baharı bekliyorum
Ne olduğunu bilmediğim bir umudum var hala
Gözüm şişelere takılıyor, becerebilseydim ne ala
Bu günlerde böyleyim ben, yas denen şiirdeyim
Bir köşede gülüşün var, sırtımda kanlı bıçağın
Hiç bir zaman duymayacağın, duysan da anlamayacağın
Bir çığlıkta sana birikiyorum
Sabah Fatma hanım uyandırıyor
Helva, ekmek, çay bana onlar bakıyor
Odanın hali perişan, ben perişan kimse yok işime karışan
Ara sıra balkona çıkıyorum
Fesleğenler kuruduğunda ocaktı, ben baharı bekliyorum
Ne olduğunu bilmediğim bir umudum var hala
Gözüm şişelere takılıyor, becerebilseydim ne ala
Bu günlerde böyleyim ben, yas denen şiirdeyim
Bir köşede gülüşün var, sırtımda kanlı bıçağın
Hiç bir zaman duymayacağın, duysan da anlamayacağın
Bir çığlıkta sana birikiyorum
Yağmur yağarken , yalnız uyunduğunda. Hastahane kuyruğunda poliklinik poliklinik gezerken , seviştiğin o kalpsiz ve soğuk vücutta
sözlükte iki entry okuyup keyif almaya çalışırken her yerden fırlayan reklamlar yüzünden içerikten çok sabrımı tüketiyorum; bir bakıyorum başlık ilgimi çekmiş, tam metne gireceğim, hop video reklam, aşağı kaydırıyorum banner, geri çıkıyorum başka bir şey. zaten hayattan keyif alma işi zor, bir de içerik tüketirken sürekli bölünmek insanın zihinsel akışını paramparça ediyor. sözlük dediğin yer biraz kaçış alanı olmalıydı, düşünceyi bölmeden akmalıydı ama şu hâliyle “iki satır okuyup huzur bulayım” diyen adamı bile testereyle doğrayan bir deneyime dönmüş durumda. reklam olacaksa da bu kadar boğucu, bu kadar üstüme atlayan bir format olmamalı; çünkü şu an hissettiğim şey keyif değil, dijital bir kalabalığın ortasında sıkışıp kalmışlık.
kesinlikle var öyle bir şey , özellikle çoraplarını çıkartıp ayakkabılarının içine iliştirmesi , ayak parmaklarının arasına elleri ile girmesi felan.... .
sözlükte karşıma çıkan Network reklamları.
Alma verme dengesiyle ilgili.
Az sabır , Uludağsözlük platformunu kullanan 3-5 bin azınlık kaldık , yakında beylikdüzü gibi bizlerde değerleneceğiz. iyi geceler
Aziz Maksimilian Maria Kolbe, Nazi döneminin insanı öğüten karanlığında inancı, vicdanı ve ahlaki direnciyle öne çıkan Polonyalı bir Fransisken rahiptir; savaş öncesinde matbaa, dergi ve radyo gibi modern araçları kullanarak fikirlerini yaymış, Naziler tarafından ise hem entelektüel etkisi hem de Yahudilere ve mazlumlara yardım etmesi nedeniyle tehdit olarak görülmüştür. II. Dünya Savaşı sırasında tutuklanıp Auschwitz’e gönderilen Kolbe, burada sistematik zulmün, rastgele cezaların ve insanı sayıya indirgeyen Nazi disiplininin tam ortasında, sıradan ama sarsıcı bir anla tarihe geçmiştir.
Bir mahkûmun kaçmasının ardından Nazilerin “ibret olsun” diye açlığa mahkûm edeceği on kişi seçildiğinde, içlerinden ailesi olduğunu haykıran bir adamın yerine gönüllü olarak öne çıkmış, hiçbir zorunluluğu yokken kendi hayatını başkasının yaşamı için feda etmeyi seçmiştir. Açlık hücresinde haftalarca hayatta kalması, diğer mahkûmlara moral vermesi ve sonunda iğneyle öldürülmesi, onu yalnızca bir din şehidi değil, totaliter şiddete karşı vicdanın son sınırı olarak sembolleştirmiştir; bu yüzden Katolik Kilisesi tarafından “sevgi şehidi” olarak anılır.
Bugün Kolbe, sadece dindar çevrelerde değil, Nazi döneminin ahlaki çöküşünü anlamak isteyen herkes için güçlü bir figürdür; istanbul’daki Saint Antuan Kilisesi’nde kendisine atfedilen özel bir anıt/hatıra köşesinin bulunması da, onun hikâyesinin yerel coğrafyaları aşan evrensel bir vicdan çağrısına dönüştüğünün sessiz ama etkileyici bir göstergesi olarak görülür.
Bir mahkûmun kaçmasının ardından Nazilerin “ibret olsun” diye açlığa mahkûm edeceği on kişi seçildiğinde, içlerinden ailesi olduğunu haykıran bir adamın yerine gönüllü olarak öne çıkmış, hiçbir zorunluluğu yokken kendi hayatını başkasının yaşamı için feda etmeyi seçmiştir. Açlık hücresinde haftalarca hayatta kalması, diğer mahkûmlara moral vermesi ve sonunda iğneyle öldürülmesi, onu yalnızca bir din şehidi değil, totaliter şiddete karşı vicdanın son sınırı olarak sembolleştirmiştir; bu yüzden Katolik Kilisesi tarafından “sevgi şehidi” olarak anılır.
Bugün Kolbe, sadece dindar çevrelerde değil, Nazi döneminin ahlaki çöküşünü anlamak isteyen herkes için güçlü bir figürdür; istanbul’daki Saint Antuan Kilisesi’nde kendisine atfedilen özel bir anıt/hatıra köşesinin bulunması da, onun hikâyesinin yerel coğrafyaları aşan evrensel bir vicdan çağrısına dönüştüğünün sessiz ama etkileyici bir göstergesi olarak görülür.
Bir zamanlar her şey ne kadar da farklıydı... Hayatın bana gülümsediği, her köşesinde kendi yuvamı kurduğum o mükemmel günler. Her şey, o lanetli evden, bir zorbanın acımasız pençelerinden koparılmamla başladı. Sanki köklerim sökülmüş gibi, savruldum istanbul'un dipsiz kuyusuna. Orada, düşlerimi süsleyen bir geleceğin, hayallerimi okşayan bir vaadin peşine düştüm. Bir "karakter yoksunu" dediğim o gölgeli siluet, beni göklere çıkardı, evet... Ama sonra, o kanatlarımın ucundan, bir uçurumun derinliğine fırlatıverdi.
Sonrası mı? Sonsuz bir arayış... Her iş görüşmesi, umutlarıma, hayallerime saplanan bir hançer gibiydi. O keskin ucu, yüreğime işlerdi de işlerdi. Bilirsiniz, fotoğrafa olan tutkumu, ona duyduğum o derin ve düşsel hisleri... Fakat bu sektörün kurtları, o açgözlü çakalları, midemi bulandırdı, ruhumu kirletti. Ticari kaygıları, bana öyle acı gerçekleri gösterdi ki, midem kalktı. Halbuki derdim güçlü olmak değildi, sadece kendimi gerçekleştirmekti, kendimi var etmek. Ama her günün sonunda, her o acımasız görüşmeden sonra, ben biraz daha umudumu yitirdim. Hayata olan inancımı, aşka olan tutkumu, doğru bildiğim her şeyi...
Bu film hep aynı sahne, sadece oyuncular ve dekorlar değişiyor. "Ticari kaygılar bir şekilde düzelir," dedim kendime, bir süre sonra. ilgimin dışında kalan işlere bile giriştim, aslında mutluluk da buldum bir nebze. Ama gel zaman git zaman, bu asi, bu söz dinlemez, bu hassas kalbim, yanlış bir kişiye çarptı. "Öteki" olmanın, "Diğer" olmanın gerçekleri omuzlarıma öyle bir ağırlık bindirdi ki...
Her gün ölmekten yoruldum ben. Aslında kendimi öldürmüyorum, hayır. Ben şu an sadece bu tarifsiz acıya bir son veriyorum. Ruhumun derinliklerinden yükselen bu çığlık, belki de son nefesim değil, yeni bir başlangıcın sessiz duasıdır...
Sonrası mı? Sonsuz bir arayış... Her iş görüşmesi, umutlarıma, hayallerime saplanan bir hançer gibiydi. O keskin ucu, yüreğime işlerdi de işlerdi. Bilirsiniz, fotoğrafa olan tutkumu, ona duyduğum o derin ve düşsel hisleri... Fakat bu sektörün kurtları, o açgözlü çakalları, midemi bulandırdı, ruhumu kirletti. Ticari kaygıları, bana öyle acı gerçekleri gösterdi ki, midem kalktı. Halbuki derdim güçlü olmak değildi, sadece kendimi gerçekleştirmekti, kendimi var etmek. Ama her günün sonunda, her o acımasız görüşmeden sonra, ben biraz daha umudumu yitirdim. Hayata olan inancımı, aşka olan tutkumu, doğru bildiğim her şeyi...
Bu film hep aynı sahne, sadece oyuncular ve dekorlar değişiyor. "Ticari kaygılar bir şekilde düzelir," dedim kendime, bir süre sonra. ilgimin dışında kalan işlere bile giriştim, aslında mutluluk da buldum bir nebze. Ama gel zaman git zaman, bu asi, bu söz dinlemez, bu hassas kalbim, yanlış bir kişiye çarptı. "Öteki" olmanın, "Diğer" olmanın gerçekleri omuzlarıma öyle bir ağırlık bindirdi ki...
Her gün ölmekten yoruldum ben. Aslında kendimi öldürmüyorum, hayır. Ben şu an sadece bu tarifsiz acıya bir son veriyorum. Ruhumun derinliklerinden yükselen bu çığlık, belki de son nefesim değil, yeni bir başlangıcın sessiz duasıdır...
Ah, o büyülü sandık! Demokrasinin kalbi, milletin iradesinin tecelli ettiği o kutsal mekan. Her beş yılda bir, heyecanla koşarız başına. Parmaklarımız mürekkebe bulanır, içimiz umutla dolar. Sanki o minik pusulaya attığımız o küçücük işaret, koca dünyayı değiştirecekmiş gibi hissederiz.
Partiler gelir, partiler gider. Vaatler havada uçuşur, nutuklar meydanları inletir. Kimi daha kalkınmacı, kimi daha milliyetçi, kimi daha çevreci... Hepsinin söylemi farklıdır güya. Ama perde arkasında, o gizemli örgütlerin kahkahaları yankılanır. Onlar bilirler ki, hangi figür öne sürülürse sürülsün, hangi slogan daha çok yankı uyandırırsa uyandırsın, ipler kendi ellerindedir.
Bizler, o sandık başında kendimizi önemli hissederken, aslında büyük bir illüzyonun parçasıyızdır. Tıpkı bir tiyatro oyununda figüranlar gibi, repliklerimizi okur, alkışlarımızı yapar ve sahneden çekiliriz. Oyunun asıl yazarı ve yönetmeni ise bambaşka bir yerdedir.
Apolitik mi dediler bize? Aptal mı? Belki de bizler, bu koca oyunu çözebilen, duman perdesinin ardındaki gerçeği görebilen nadir insanlardınız. Belki de asıl kör olan, bu debriyajı çevirmenin arabayı hareket ettireceğine inananlardır.
O yüzden bırakın, biz kendi köşemizde bu ironik tiyatroyu izleyelim. Sizler de sandık başında umutlarınızı tazeleyin. Kim bilir, belki bir gün o gizemli eller yorulur da, oyunun sonu değişir. Ama o güne kadar, biz "aptallar", bu koca sirkteki palyaçoların gösterisini keyifle izlemeye devam edeceğiz. Çünkü en azından biz biliyoruz ki, alkışlar kime olursa olsun, perde aynı eller tarafından indirilecektir.
Umarım bu metin, düşüncelerinizi ironik bir dille ifade etmenize yardımcı olur.
Partiler gelir, partiler gider. Vaatler havada uçuşur, nutuklar meydanları inletir. Kimi daha kalkınmacı, kimi daha milliyetçi, kimi daha çevreci... Hepsinin söylemi farklıdır güya. Ama perde arkasında, o gizemli örgütlerin kahkahaları yankılanır. Onlar bilirler ki, hangi figür öne sürülürse sürülsün, hangi slogan daha çok yankı uyandırırsa uyandırsın, ipler kendi ellerindedir.
Bizler, o sandık başında kendimizi önemli hissederken, aslında büyük bir illüzyonun parçasıyızdır. Tıpkı bir tiyatro oyununda figüranlar gibi, repliklerimizi okur, alkışlarımızı yapar ve sahneden çekiliriz. Oyunun asıl yazarı ve yönetmeni ise bambaşka bir yerdedir.
Apolitik mi dediler bize? Aptal mı? Belki de bizler, bu koca oyunu çözebilen, duman perdesinin ardındaki gerçeği görebilen nadir insanlardınız. Belki de asıl kör olan, bu debriyajı çevirmenin arabayı hareket ettireceğine inananlardır.
O yüzden bırakın, biz kendi köşemizde bu ironik tiyatroyu izleyelim. Sizler de sandık başında umutlarınızı tazeleyin. Kim bilir, belki bir gün o gizemli eller yorulur da, oyunun sonu değişir. Ama o güne kadar, biz "aptallar", bu koca sirkteki palyaçoların gösterisini keyifle izlemeye devam edeceğiz. Çünkü en azından biz biliyoruz ki, alkışlar kime olursa olsun, perde aynı eller tarafından indirilecektir.
Umarım bu metin, düşüncelerinizi ironik bir dille ifade etmenize yardımcı olur.
#interseks
Şu anda görevde olan ve açıkça eş cinsel olan bazı ülke liderleri şunlardır:
Edgars Rinkēvičs: Letonya Cumhurbaşkanı (Erkek, eş cinsel)
Xavier Espot Zamora: Andorra Başbakanı (Erkek, eş cinsel)
Geçmişte görev yapmış ve açıkça eş cinsel olan bazı ülke liderleri ise şunlardır:
Jóhanna Sigurðardóttir: izlanda Başbakanı (Kadın, lezbiyen), dünyanın ilk açıkça eş cinsel hükümet başkanı olmuştur.
Elio Di Rupo: Belçika Başbakanı (Erkek, eş cinsel)
Xavier Bettel: Lüksemburg Başbakanı (Erkek, eş cinsel)
Leo Varadkar: irlanda Başbakanı (Taoiseach) (Erkek, eş cinsel), iki farklı dönemde görev yapmıştır.
Ana Brnabić: Sırbistan Başbakanı (Kadın, lezbiyen)
Paolo Rondelli: San Marino Kaptan Naibi (Erkek, eş cinsel), dünyanın ilk açıkça eş cinsel devlet başkanı olmuştur.
Gabriel Attal: Fransa Başbakanı (Erkek, eş cinsel)
Bu liste, açıkça eş cinsel olduğunu beyan etmiş veya bu şekilde tanınan ülke liderlerini kapsamaktadır. Tarihte eş cinsel olduğu düşünülen ancak bunu açıkça beyan etmemiş liderler de bulunmaktadır.
Edgars Rinkēvičs: Letonya Cumhurbaşkanı (Erkek, eş cinsel)
Xavier Espot Zamora: Andorra Başbakanı (Erkek, eş cinsel)
Geçmişte görev yapmış ve açıkça eş cinsel olan bazı ülke liderleri ise şunlardır:
Jóhanna Sigurðardóttir: izlanda Başbakanı (Kadın, lezbiyen), dünyanın ilk açıkça eş cinsel hükümet başkanı olmuştur.
Elio Di Rupo: Belçika Başbakanı (Erkek, eş cinsel)
Xavier Bettel: Lüksemburg Başbakanı (Erkek, eş cinsel)
Leo Varadkar: irlanda Başbakanı (Taoiseach) (Erkek, eş cinsel), iki farklı dönemde görev yapmıştır.
Ana Brnabić: Sırbistan Başbakanı (Kadın, lezbiyen)
Paolo Rondelli: San Marino Kaptan Naibi (Erkek, eş cinsel), dünyanın ilk açıkça eş cinsel devlet başkanı olmuştur.
Gabriel Attal: Fransa Başbakanı (Erkek, eş cinsel)
Bu liste, açıkça eş cinsel olduğunu beyan etmiş veya bu şekilde tanınan ülke liderlerini kapsamaktadır. Tarihte eş cinsel olduğu düşünülen ancak bunu açıkça beyan etmemiş liderler de bulunmaktadır.
Önümüzdeki 1 yıl için yatırım tavsiyesi vermek, piyasaların sürekli değişmesi ve birçok faktörden etkilenmesi nedeniyle zordur. Ancak genel eğilimler, uzman görüşleri ve mevcut ekonomik koşullar ışığında bazı potansiyel yatırım alanları ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verebilirim:
Dikkat Edilmesi Gereken Genel Faktörler:
Enflasyon: Yüksek enflasyon ortamı devam edebilir. Bu durum, reel getiriyi koruyabilecek yatırım araçlarını ön plana çıkarabilir.
Faiz Oranları: Merkez Bankası'nın para politikası ve faiz oranlarındaki değişimler, yatırım kararlarını önemli ölçüde etkileyebilir.
Döviz Kurları: Türk Lirası'nın döviz kurları karşısındaki performansı, ithalat-ihracat dengesi ve şirketlerin karlılıkları üzerinde etkili olabilir.
Jeopolitik Riskler: Bölgesel ve küresel jeopolitik gelişmeler, piyasalarda oynaklığa neden olabilir.
Sektörel Gelişmeler: Belirli sektörlerdeki büyüme potansiyeli, teknolojik yenilikler ve devlet teşvikleri yatırım fırsatları sunabilir.
Küresel Ekonomi: Dünya ekonomisindeki büyüme veya yavaşlama eğilimleri, Türkiye ekonomisini ve dolayısıyla yatırım araçlarını etkileyebilir.
Potansiyel Yatırım Alanları (Lütfen kendi araştırmanızı yapın ve bir uzmana danışın):
Hisse Senetleri: Borsa istanbul'da (BiST) seçici olmak önemlidir. Büyüme potansiyeli olan, güçlü bilançolara sahip ve sektöründe lider konumda olan şirketler takip edilebilir. Ancak hisse senedi yatırımlarının riskli olduğu unutulmamalıdır. iş Yatırım ve Şeker Yatırım gibi kurumların hisse senedi önerilerini inceleyebilirsiniz.
Döviz: Dolar (USD) ve Euro (EUR) gibi majör dövizler, enflasyona karşı korunma aracı olarak görülebilir. Ancak döviz kurlarındaki oynaklık dikkate alınmalıdır.
Altın ve Diğer Emtialar: Altın, geleneksel olarak güvenli liman olarak kabul edilir ve özellikle ekonomik belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların ilgisini çekebilir. Diğer emtialar (petrol, bakır vb.) ise küresel talep ve arz dengesine göre değer kazanabilir.
Gayrimenkul: Büyük şehirlerdeki prim potansiyeli olan bölgeler ve enflasyona karşı değerini koruyabilecek nitelikteki gayrimenkuller değerlendirilebilir. Ancak gayrimenkul yatırımları genellikle daha uzun vadeli ve likiditesi daha düşük olabilir.
Yatırım Fonları: Farklı risk ve getiri profillerine sahip yatırım fonları, portföy çeşitlendirmesi yapmak isteyen yatırımcılar için bir seçenek olabilir. Özellikle küçük yatırımcılar için erişimi kolay ve çeşitli yatırım araçlarına yatırım imkanı sunar.
Tahvil ve Bono: Faiz oranlarındaki gelişmelere bağlı olarak devlet tahvilleri ve özel sektör tahvilleri değerlendirilebilir. Ancak enflasyon ve faiz riski dikkate alınmalıdır.
Mevduat: Özellikle faiz oranlarının yükseldiği dönemlerde TL mevduat, risksiz bir getiri sağlayabilir. Ancak enflasyonun üzerinde bir getiri sunup sunmadığına dikkat edilmelidir.
Önemli Tavsiyeler:
Risk Toleransınızı Belirleyin: Ne kadar risk almaya istekli olduğunuz yatırım kararlarınızda belirleyici olmalıdır.
Araştırma Yapın: Yatırım yapmayı düşündüğünüz her türlü araç ve piyasa hakkında detaylı araştırma yapın. Şirketlerin finansal durumlarını, sektör analizlerini ve uzman görüşlerini takip edin.
Çeşitlendirme Yapın: Portföyünüzü farklı yatırım araçlarına dağıtarak riski azaltmaya çalışın. Tek bir yatırım aracına bağlı kalmak yerine farklı sektörlerden hisse senetleri, döviz, altın veya fonlar bulundurabilirsiniz.
Uzmanlardan Destek Alın: Bir yatırım danışmanından veya finans uzmanından profesyonel destek almak, doğru kararlar vermenize yardımcı olabilir.
Uzun Vadeli Düşünün: Kısa vadeli dalgalanmalardan etkilenmek yerine uzun vadeli yatırım stratejileri oluşturmaya çalışın.
Duygusal Kararlar Vermeyin: Piyasadaki ani iniş ve çıkışlar karşısında panikleyerek veya aşırı heyecanlanarak yanlış kararlar vermekten kaçının.
Sürekli Öğrenin: Finansal piyasalar ve yatırım araçları hakkında sürekli bilgi edinin ve kendinizi geliştirin.
Yasal Uyarı: Burada verilen bilgiler ve olası yatırım alanları sadece genel bir bakış sunmaktadır ve kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir. Yatırım kararlarınızı kendi araştırmalarınız, risk toleransınız ve bir finans uzmanının danışmanlığı doğrultusunda vermeniz önemlidir.
Dikkat Edilmesi Gereken Genel Faktörler:
Enflasyon: Yüksek enflasyon ortamı devam edebilir. Bu durum, reel getiriyi koruyabilecek yatırım araçlarını ön plana çıkarabilir.
Faiz Oranları: Merkez Bankası'nın para politikası ve faiz oranlarındaki değişimler, yatırım kararlarını önemli ölçüde etkileyebilir.
Döviz Kurları: Türk Lirası'nın döviz kurları karşısındaki performansı, ithalat-ihracat dengesi ve şirketlerin karlılıkları üzerinde etkili olabilir.
Jeopolitik Riskler: Bölgesel ve küresel jeopolitik gelişmeler, piyasalarda oynaklığa neden olabilir.
Sektörel Gelişmeler: Belirli sektörlerdeki büyüme potansiyeli, teknolojik yenilikler ve devlet teşvikleri yatırım fırsatları sunabilir.
Küresel Ekonomi: Dünya ekonomisindeki büyüme veya yavaşlama eğilimleri, Türkiye ekonomisini ve dolayısıyla yatırım araçlarını etkileyebilir.
Potansiyel Yatırım Alanları (Lütfen kendi araştırmanızı yapın ve bir uzmana danışın):
Hisse Senetleri: Borsa istanbul'da (BiST) seçici olmak önemlidir. Büyüme potansiyeli olan, güçlü bilançolara sahip ve sektöründe lider konumda olan şirketler takip edilebilir. Ancak hisse senedi yatırımlarının riskli olduğu unutulmamalıdır. iş Yatırım ve Şeker Yatırım gibi kurumların hisse senedi önerilerini inceleyebilirsiniz.
Döviz: Dolar (USD) ve Euro (EUR) gibi majör dövizler, enflasyona karşı korunma aracı olarak görülebilir. Ancak döviz kurlarındaki oynaklık dikkate alınmalıdır.
Altın ve Diğer Emtialar: Altın, geleneksel olarak güvenli liman olarak kabul edilir ve özellikle ekonomik belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların ilgisini çekebilir. Diğer emtialar (petrol, bakır vb.) ise küresel talep ve arz dengesine göre değer kazanabilir.
Gayrimenkul: Büyük şehirlerdeki prim potansiyeli olan bölgeler ve enflasyona karşı değerini koruyabilecek nitelikteki gayrimenkuller değerlendirilebilir. Ancak gayrimenkul yatırımları genellikle daha uzun vadeli ve likiditesi daha düşük olabilir.
Yatırım Fonları: Farklı risk ve getiri profillerine sahip yatırım fonları, portföy çeşitlendirmesi yapmak isteyen yatırımcılar için bir seçenek olabilir. Özellikle küçük yatırımcılar için erişimi kolay ve çeşitli yatırım araçlarına yatırım imkanı sunar.
Tahvil ve Bono: Faiz oranlarındaki gelişmelere bağlı olarak devlet tahvilleri ve özel sektör tahvilleri değerlendirilebilir. Ancak enflasyon ve faiz riski dikkate alınmalıdır.
Mevduat: Özellikle faiz oranlarının yükseldiği dönemlerde TL mevduat, risksiz bir getiri sağlayabilir. Ancak enflasyonun üzerinde bir getiri sunup sunmadığına dikkat edilmelidir.
Önemli Tavsiyeler:
Risk Toleransınızı Belirleyin: Ne kadar risk almaya istekli olduğunuz yatırım kararlarınızda belirleyici olmalıdır.
Araştırma Yapın: Yatırım yapmayı düşündüğünüz her türlü araç ve piyasa hakkında detaylı araştırma yapın. Şirketlerin finansal durumlarını, sektör analizlerini ve uzman görüşlerini takip edin.
Çeşitlendirme Yapın: Portföyünüzü farklı yatırım araçlarına dağıtarak riski azaltmaya çalışın. Tek bir yatırım aracına bağlı kalmak yerine farklı sektörlerden hisse senetleri, döviz, altın veya fonlar bulundurabilirsiniz.
Uzmanlardan Destek Alın: Bir yatırım danışmanından veya finans uzmanından profesyonel destek almak, doğru kararlar vermenize yardımcı olabilir.
Uzun Vadeli Düşünün: Kısa vadeli dalgalanmalardan etkilenmek yerine uzun vadeli yatırım stratejileri oluşturmaya çalışın.
Duygusal Kararlar Vermeyin: Piyasadaki ani iniş ve çıkışlar karşısında panikleyerek veya aşırı heyecanlanarak yanlış kararlar vermekten kaçının.
Sürekli Öğrenin: Finansal piyasalar ve yatırım araçları hakkında sürekli bilgi edinin ve kendinizi geliştirin.
Yasal Uyarı: Burada verilen bilgiler ve olası yatırım alanları sadece genel bir bakış sunmaktadır ve kesinlikle yatırım tavsiyesi değildir. Yatırım kararlarınızı kendi araştırmalarınız, risk toleransınız ve bir finans uzmanının danışmanlığı doğrultusunda vermeniz önemlidir.
nerede ulan bu cisim?
Selam Uludağ Sözlük ahalisi,
Bugün sizlere internetin karanlık dehlizlerinden, hepimizin "gizli sekme" kahramanı Xhamster cephesinden bomba gibi bir haberim var! Bildiğiniz üzere, memleketimizde pornografiye olan "yoğun ilgi" malumumuz. Hatta bazen öyle bir talep oluşuyor ki, Google Trends falan karışıyor desek yeridir. işte tam da bu noktada, Xhamster bu ilgiyi görmezden gelmemiş ve Türk kullanıcılarına özel, yapay zeka destekli bir dil aracı geliştirmiş!
Evet, yanlış duymadınız! Artık o karmaşık ingilizce diyaloglar, o ne dediği anlaşılmayan ispanyolca iç çekişler tarih oluyor. Xhamster, içeriklerine TÜRKÇE ALTYAZI desteği getiren yapay zeka tabanlı bir özellik sunmaya başlamış. Düşünün ki, o "aksiyon" sahnelerini artık altyazıları okuyarak, karakterlerin "duygusal derinliklerine" inerek deneyimleyebileceksiniz! Belki de yıllardır yanlış anladığımız replikler vardır, kim bilir?
Bu durum, aslında ülkemizdeki pornografi tüketiminin ne denli büyük bir pazar olduğunu gözler önüne seriyor. Koskoca Xhamster bile, sırf bizim için özel bir dil aracı geliştirdiyse, bu talebin boyutunu varın siz düşünün. "Acaba Türkiye'ye özel içerikler de gelir mi?" diye düşünmeden edemiyor insan. Belki de yakında "Ankara'nın Bağları" eşliğinde çekilmiş "yerli ve milli" yapımlar bile görebiliriz, kim bilir? (Umarım ironiyi anlamışsınızdır ????)
Şaka bir yana, bu gelişme gerçekten de ilginç. Bir yandan "ayıp, günah" falan derken, diğer yandan Xhamster'ın bize özel yapay zeka aracı geliştirmesi, bu konudaki ikiyüzlülüğümüzü de bir nebze olsun ortaya seriyor gibi.
Ne dersiniz sözlük ahalisi? Bu yapay zeka destekli Türkçe altyazı özelliği, Xhamster deneyiminizi nasıl etkileyecek? Belki de artık "altyazısız izlemem" diyen bir kitle oluşur, kim bilir? Yorumlarınızı bekliyorum!
Saygılar, sevgiler. (Gizli sekme açık kalmasın sonra...)
Bugün sizlere internetin karanlık dehlizlerinden, hepimizin "gizli sekme" kahramanı Xhamster cephesinden bomba gibi bir haberim var! Bildiğiniz üzere, memleketimizde pornografiye olan "yoğun ilgi" malumumuz. Hatta bazen öyle bir talep oluşuyor ki, Google Trends falan karışıyor desek yeridir. işte tam da bu noktada, Xhamster bu ilgiyi görmezden gelmemiş ve Türk kullanıcılarına özel, yapay zeka destekli bir dil aracı geliştirmiş!
Evet, yanlış duymadınız! Artık o karmaşık ingilizce diyaloglar, o ne dediği anlaşılmayan ispanyolca iç çekişler tarih oluyor. Xhamster, içeriklerine TÜRKÇE ALTYAZI desteği getiren yapay zeka tabanlı bir özellik sunmaya başlamış. Düşünün ki, o "aksiyon" sahnelerini artık altyazıları okuyarak, karakterlerin "duygusal derinliklerine" inerek deneyimleyebileceksiniz! Belki de yıllardır yanlış anladığımız replikler vardır, kim bilir?
Bu durum, aslında ülkemizdeki pornografi tüketiminin ne denli büyük bir pazar olduğunu gözler önüne seriyor. Koskoca Xhamster bile, sırf bizim için özel bir dil aracı geliştirdiyse, bu talebin boyutunu varın siz düşünün. "Acaba Türkiye'ye özel içerikler de gelir mi?" diye düşünmeden edemiyor insan. Belki de yakında "Ankara'nın Bağları" eşliğinde çekilmiş "yerli ve milli" yapımlar bile görebiliriz, kim bilir? (Umarım ironiyi anlamışsınızdır ????)
Şaka bir yana, bu gelişme gerçekten de ilginç. Bir yandan "ayıp, günah" falan derken, diğer yandan Xhamster'ın bize özel yapay zeka aracı geliştirmesi, bu konudaki ikiyüzlülüğümüzü de bir nebze olsun ortaya seriyor gibi.
Ne dersiniz sözlük ahalisi? Bu yapay zeka destekli Türkçe altyazı özelliği, Xhamster deneyiminizi nasıl etkileyecek? Belki de artık "altyazısız izlemem" diyen bir kitle oluşur, kim bilir? Yorumlarınızı bekliyorum!
Saygılar, sevgiler. (Gizli sekme açık kalmasın sonra...)
Kadın hakları konusunda dile getirdiğim ifadelerin kimileri tarafından abartılı bulunduğunun farkındayım. Ancak, kadınlara yönelik şiddetin ve ayrımcılığın 'her toplumda görülebilecek' bir durum olarak normalleştirilmesine kesinlikle karşıyım. Şiddetin herhangi bir türü, nerede ve kime karşı olursa olsun kabul edilemez.
Diğer toplumlarda da benzer sorunların yaşanması, bu durumu meşrulaştırmaz veya önemsiz kılmaz. Aksine, bu durum, sorunun ne kadar yaygın ve derin olduğunu gösterir. Bu nedenle, şiddeti ve ayrımcılığı normalleştirmek yerine, bunlarla mücadele etmek için hep birlikte çaba göstermeliyiz.
Unutmayalım ki, şiddeti normalleştiren her söylem, şiddetin devam etmesine ve daha fazla kadının zarar görmesine katkıda bulunur. Bizim amacımız, şiddetin olmadığı, kadınların eşit ve özgür yaşadığı bir dünya yaratmak olmalıdır."
Bu cevabı kullanırken, karşınızdaki kişinin hassasiyetine dikkat ederek, sakin ve kararlı bir tutum sergilemeniz önemlidir. Amacınız, tartışma yaratmak değil, farkındalık oluşturmak ve şiddete karşı ortak bir duruş sergilemektir.
Diğer toplumlarda da benzer sorunların yaşanması, bu durumu meşrulaştırmaz veya önemsiz kılmaz. Aksine, bu durum, sorunun ne kadar yaygın ve derin olduğunu gösterir. Bu nedenle, şiddeti ve ayrımcılığı normalleştirmek yerine, bunlarla mücadele etmek için hep birlikte çaba göstermeliyiz.
Unutmayalım ki, şiddeti normalleştiren her söylem, şiddetin devam etmesine ve daha fazla kadının zarar görmesine katkıda bulunur. Bizim amacımız, şiddetin olmadığı, kadınların eşit ve özgür yaşadığı bir dünya yaratmak olmalıdır."
Bu cevabı kullanırken, karşınızdaki kişinin hassasiyetine dikkat ederek, sakin ve kararlı bir tutum sergilemeniz önemlidir. Amacınız, tartışma yaratmak değil, farkındalık oluşturmak ve şiddete karşı ortak bir duruş sergilemektir.
sürreal and the portrait photographer
