bugün
- sözlüğün tanrıçası olmak9
- gocu nickli lavuğun neden kaşınması13
- sözlüğün 500 cc memelisi7
- sürekli yeme isteği7
- sözlüğün yılanı8
- sözlük kızlarının ateşli olduğu gerçeği14
- sözlüğün fingirdekleri7
- sözlüğün tdk başkanı4
- sözlüğün vahşi kelebeği3
- ota boka devşirme diyen hırto27
- sözlüğün hem harbi hem barbisi3
- frankyfourfingers7
- true nickli namussuz yazar15
- sözlüğün meyveli sodası4
- bir sarma yapmışım9
- yunanlıların yağlı güreşi çalmaları11
- ateistlerin nursuz olması16
- güneşin altında saatlerce beklemek2
- köylü olan ailemden utanıyorum12
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı12
- mason greenwood57
- sabah nasıl uyanıyorsunuz7
- üstteki yazara bir hayat tavsiyesi bırak16
- iyi sevişen erkeğe aşık olunur mu15
- fal bakabilen sözlük yazarlari2
- fetö nün siyasi ayağı19
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız40
- kendin hakkında bir gerçek bırak12
- sözlüğün rtük başkanı2
- türkan saylan7
- diamond bosphorus12
- shoran tate2
- kadınlar neden iyi sevişen erkekleri terk edemez4
- kürtlerin tekelinde olan meslekler13
- türkiye'nin en güvenilir siyasetçileri9
- yazarların en sevdiği içecek3
- alınmış en ağır cevap4
- ahbap18
- umudu yeşerten bazı detaylar4
- yurtdışında arap mısın diye sorulması12
- giresun çocuğuyum her yerde sevişirim4
- belinde kelebek dövmesi olan yazarlar12
- pkklı cenazesi bombalamak4
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı37
- tabiatındaki dengesizliği maharetle kullanmak6
- daşşakları vantilatöre doğrultmak3
- böceklerin tek tabanca gezmesi5
- haluk levent'e bile devletten daha çok güvenmek10
- karışık kızartma10
- yalnızken yapılan saçmalıklar3
entry'ler (14)
(bkz: işini sevmek)
Birisi sahte olduğumu söylemiş. Olsam ne yazar, olmasam ne yazar? Sırf bunları söylemek için hem üye olmaya bahanem oldu hem de gerçekleri söylemeye.. Siz dediklerime karşı çıkarsınız veya benimsersiniz bu kadar basit.
Oyların ufakla vs. alakası yok.
Misal örnek vereyim. HAYIR diyen ve protesto edenlerin son kalesi Oy ve Ötesinin referandum değerlendirmesi:
"Toplam 166.679 tutanaktan 158.181 tekil tutanak T3 içinde teyit edildi. Tutanakların %94.9‘unun sağlamasını yaptığımız T3’te, Bayburt, Erzurum, Ağrı ve Gümüşhane‘de %40‘ın altında sağlama yapabildik.
Bu oy sayısının Türkiye genelindeki toplam geçerli oy sayısına oranlandığında etkisinin %0,22 olduğu belirlenmiştir; resmi Sandık Sonuç Tutanağı ve Sayım Döküm Cetvellerine göre oy sayısı değişiminin de 5 bin civarında olduğu göz önüne alınınca buradaki doğrudan etkinin %0,01 seviyelerinde olduğu öngörülmektedir."
Sonuç olarak halkın iradesi sandığa yansıdı. Daha hala bunun üzerinden protesto edeceksen şahıslara değil istatistiklere tekrar bakmanı öneriririm.
Oyların ufakla vs. alakası yok.
Misal örnek vereyim. HAYIR diyen ve protesto edenlerin son kalesi Oy ve Ötesinin referandum değerlendirmesi:
"Toplam 166.679 tutanaktan 158.181 tekil tutanak T3 içinde teyit edildi. Tutanakların %94.9‘unun sağlamasını yaptığımız T3’te, Bayburt, Erzurum, Ağrı ve Gümüşhane‘de %40‘ın altında sağlama yapabildik.
Bu oy sayısının Türkiye genelindeki toplam geçerli oy sayısına oranlandığında etkisinin %0,22 olduğu belirlenmiştir; resmi Sandık Sonuç Tutanağı ve Sayım Döküm Cetvellerine göre oy sayısı değişiminin de 5 bin civarında olduğu göz önüne alınınca buradaki doğrudan etkinin %0,01 seviyelerinde olduğu öngörülmektedir."
Sonuç olarak halkın iradesi sandığa yansıdı. Daha hala bunun üzerinden protesto edeceksen şahıslara değil istatistiklere tekrar bakmanı öneriririm.
Süleyman Özışık:
"Sokaklarda eylem yapanlar ne istiyor?
Referandum sonrası sandıklarda usulsüzlük yapıldığı iddiasında bulunan bazı muhalifler sokaklarda eylem yapmaya başladı.
Yüksek Seçim Kurulu'nun bazı mühürsüz oyları geçerli kabul etmesini gerekçe olarak gösteriyorlar.
izin verirseniz, önce mühürsüz oyların nereden geldiğini ve YSK tarafından neden kabul edildiğini konuşalım. Herkesin anlaması için yaşananları tane tane ve tüm ayrıntıları ile anlatmaya çalışacağım..
Öncelikle şunun bilinmesinde fayda var.
Mühürsüz pusulaların tek bir tanesi bile sahte değil. Hepsi YSK tarafından basılmış birebir gerçek pusulalar. Türk Lirası'nda olduğu gibi ışığa tutulduğunda YSK'nın ismini filigranlı olarak görebiliyorsunuz.
Seçmen tarafından basılan "tercih" mührünün sahte olmadığı da sandık başındaki tüm parti temsilcileri tarafından kabul ediliyor.
Peki sıkıntı nerede?
Sandık görevlileri, tamamen gerçek olan bu oy pusulalarının içine konulduğu zarfların arkasına mühür basmamış. Bir başka deyişle mühür vurma işlemi unutulmuş!
Kim unutmuş?
AK Parti'yi, CHP'yi, MHP'yi, HDP'yi ve diğer partileri temsilen sandıkta görev yapan kişiler unutmuş.
Sayım işlemi tamamlandıktan sonra, oy zarfları yine tüm görevlilerin gözü önünde, YSK'nın gönderdiği torbaya konulmuş, torbanın ağzı mühürlenerek kapatılmış.
Sonra aynı görevliler yine hep beraber bu torbayı polis nezaretinde bölgelerindeki il ve ilçe seçim kurullarına götürmüş.
Ve işte tam bu sırada zarfların arkasına mühür basılmadığının farkına varılmış. Orada bulunan tüm parti temsilcileri meselenin unutkanlıktan kaynaklandığını kabul ettikten sonra durum Yüksek Seçim Kurulu'na bildirilmiş.
Burası önemli...
Yüksek Seçim Kurulu bu bilgilendirme sonrası, Türkiye genelinde henüz tek bir oy dahi sisteme girilmemişken, oturup toplantı yapmış.
Mühür basmayı unutan tüm parti temsilcileri pusulaların ve zarfların değiştirilmediğini, tamamen gerçek olduğunu kabul edince, YSK da oyların geçerli olarak kabul edilmesine karar vermiş.
Zarflar açıldıktan sonra parti görevlilerinin elindeki resmi tutanaklarla, torbalardaki oylar tekrar karşılaştırılmış ve birebir eşleşme sağlanmış.
Buraya kadar anlaştık sanırım.
"YSK daha önce mühürsüz oyların kabul edilmeyeceğini açıklamasına rağmen neden kabul etti" diye soruluyor.
Mesele şu ki YSK ilk kez böyle bir karar almıyor. Bundan önceki 5 seçimde birebir benzer kararlar alınmış.
Gerekçe çok basit:
Sandık kurullarının, yani sandık başındaki tüm parti temsilcilerinin yapmış olduğu hata nedeniyle vatandaşın siyasi iradesinin sandığa yansımasının önündeki engeli kaldırmak.
Bugün, "YSK nasıl böyle bir karar alır? Bu karar seçimi şaibeli hale getirdi" diyen CHP'lilerin, yukarıda bahsini ettiğim 5 seçimin 2'sinde mühürsüz oyların kabul edilmesi için resmi başvurusu dahi var.
En son 7 Haziran seçimlerinde yaptıkları itiraz var. Hem de, "Hile amacı gütmeyen hatanın vebali seçmene yüklenemez" ibaresiyle...
YSK orada da aynı kararı vermiş, "oylar geçerlidir" demiş.
Gelelim bir diğer meseleye...
Mühürsüz zarfların tamamında hayır oyları varmış gibi konuşuluyor ki bunun gerçekle uzaktan yakından alakası yok!
Hadi gelin buradan bir çağrı yapalım.
Zarfların arkasına mühür basmayı unutan parti temsilcisi sandık görevlileri ölmedi ya!
Hepsi aramızda ve yaşıyor.
Çıkıp ellerindeki resmi oy tutanaklarını, hayır ve evet oylarının sayısını medya ile paylaşsınlar. CHP lideri Kılıçdaroğlu, kendi partisini temsilen sandık başında bulunan görevlilerden bu resmi tutanakları kamuoyuna açıklamasını istesin.
istemez...
isteyemez...
Çünkü açıklanacak tutanakların, resmi seçim sonuçlarına yüzde 0.1 oranında dahi etki etmeyeceğini kendisi de çok iyi biliyor.
Demem o ki...
Sokaklarda eylem yapanların derdi seçime hile karıştırılması falan değil. Zaten dikkat ederseniz seçimlerin yenilenmesi gibi bir talepleri yok.
"Hayır, biz kazandık" diyorlar.
Yani "Referandumda kaybettiğinizi kabul edin ve eski köhne sisteme aynen devam edin, yoksa ortalığı yangın yerine çeviririz" diyorlar.
Bir başka deyişle, "Bu başkanlık sistemi kan akmadan gelmez" diyen Kemal Kılıçdaroğlu'na kan ziyafeti çekmek istiyorlar.
Gezi'de yapamadıklarını bu kez yapabileceklerine inanıyorlar.
"Geçen sefer yanımızda PKK'lılar ve Meral Akşener'i destekleyen sözde ülkücüler olmadığı için Erdoğan'ı devirememiştik. Şimdi onlarla beraberiz ve başarabiliriz" inancındalar.
Ben buradan sokaklarda eylem yapanları uyarıyorum.
Eğer amacınız demokratik protesto hakkınızı kullanmaksa, bu konuda sınırsız hakka sahipsiniz! Günlerce, aylarca, hatta yıllarca bu eylemi devam ettirebilirsiniz.
Size kimse karışmaz, müdahale etmez!
Ama yok, eğer niyetiniz Gezi tarzı bir ayaklanma başlatmak ve Erdoğan'ı bir kez daha devirmeye çalışmaksa, bilesiniz ki o günler çok geride kaldı.
Bilesiniz ki bu ülkenin yüzde 52'si onun Cumhurbaşkanı olmasına yardım ettiği gibi, Cumhurbaşkanı kalmasına da yardım edecek.
Ölümüne hem de...
Sonra devletin kolluk kuvvetleri ve vatanı canından aziz bilen insanları karşınıza çıktığında, Fetöcüler gibi "Bizi tatbikat var diye çağırdılar" diye kıvırmak yok ha!
Ona göre!..
Dipnot: Şu eylemlerde akacak her damla kanın sorumlusu, "Bu sistem kan akmadan gelmez" diyen Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Ya ekrana çıkıp ortalığı karıştırmak isteyen kötü niyetlilere "Evlerinize dönün, biz hukuki mücadelemizi veriyoruz" diyecek, ya da ülkeyi fitne fesatlık yaparak kana bulayan biri olarak tarihler boyu lanetle anılacak."
"Sokaklarda eylem yapanlar ne istiyor?
Referandum sonrası sandıklarda usulsüzlük yapıldığı iddiasında bulunan bazı muhalifler sokaklarda eylem yapmaya başladı.
Yüksek Seçim Kurulu'nun bazı mühürsüz oyları geçerli kabul etmesini gerekçe olarak gösteriyorlar.
izin verirseniz, önce mühürsüz oyların nereden geldiğini ve YSK tarafından neden kabul edildiğini konuşalım. Herkesin anlaması için yaşananları tane tane ve tüm ayrıntıları ile anlatmaya çalışacağım..
Öncelikle şunun bilinmesinde fayda var.
Mühürsüz pusulaların tek bir tanesi bile sahte değil. Hepsi YSK tarafından basılmış birebir gerçek pusulalar. Türk Lirası'nda olduğu gibi ışığa tutulduğunda YSK'nın ismini filigranlı olarak görebiliyorsunuz.
Seçmen tarafından basılan "tercih" mührünün sahte olmadığı da sandık başındaki tüm parti temsilcileri tarafından kabul ediliyor.
Peki sıkıntı nerede?
Sandık görevlileri, tamamen gerçek olan bu oy pusulalarının içine konulduğu zarfların arkasına mühür basmamış. Bir başka deyişle mühür vurma işlemi unutulmuş!
Kim unutmuş?
AK Parti'yi, CHP'yi, MHP'yi, HDP'yi ve diğer partileri temsilen sandıkta görev yapan kişiler unutmuş.
Sayım işlemi tamamlandıktan sonra, oy zarfları yine tüm görevlilerin gözü önünde, YSK'nın gönderdiği torbaya konulmuş, torbanın ağzı mühürlenerek kapatılmış.
Sonra aynı görevliler yine hep beraber bu torbayı polis nezaretinde bölgelerindeki il ve ilçe seçim kurullarına götürmüş.
Ve işte tam bu sırada zarfların arkasına mühür basılmadığının farkına varılmış. Orada bulunan tüm parti temsilcileri meselenin unutkanlıktan kaynaklandığını kabul ettikten sonra durum Yüksek Seçim Kurulu'na bildirilmiş.
Burası önemli...
Yüksek Seçim Kurulu bu bilgilendirme sonrası, Türkiye genelinde henüz tek bir oy dahi sisteme girilmemişken, oturup toplantı yapmış.
Mühür basmayı unutan tüm parti temsilcileri pusulaların ve zarfların değiştirilmediğini, tamamen gerçek olduğunu kabul edince, YSK da oyların geçerli olarak kabul edilmesine karar vermiş.
Zarflar açıldıktan sonra parti görevlilerinin elindeki resmi tutanaklarla, torbalardaki oylar tekrar karşılaştırılmış ve birebir eşleşme sağlanmış.
Buraya kadar anlaştık sanırım.
"YSK daha önce mühürsüz oyların kabul edilmeyeceğini açıklamasına rağmen neden kabul etti" diye soruluyor.
Mesele şu ki YSK ilk kez böyle bir karar almıyor. Bundan önceki 5 seçimde birebir benzer kararlar alınmış.
Gerekçe çok basit:
Sandık kurullarının, yani sandık başındaki tüm parti temsilcilerinin yapmış olduğu hata nedeniyle vatandaşın siyasi iradesinin sandığa yansımasının önündeki engeli kaldırmak.
Bugün, "YSK nasıl böyle bir karar alır? Bu karar seçimi şaibeli hale getirdi" diyen CHP'lilerin, yukarıda bahsini ettiğim 5 seçimin 2'sinde mühürsüz oyların kabul edilmesi için resmi başvurusu dahi var.
En son 7 Haziran seçimlerinde yaptıkları itiraz var. Hem de, "Hile amacı gütmeyen hatanın vebali seçmene yüklenemez" ibaresiyle...
YSK orada da aynı kararı vermiş, "oylar geçerlidir" demiş.
Gelelim bir diğer meseleye...
Mühürsüz zarfların tamamında hayır oyları varmış gibi konuşuluyor ki bunun gerçekle uzaktan yakından alakası yok!
Hadi gelin buradan bir çağrı yapalım.
Zarfların arkasına mühür basmayı unutan parti temsilcisi sandık görevlileri ölmedi ya!
Hepsi aramızda ve yaşıyor.
Çıkıp ellerindeki resmi oy tutanaklarını, hayır ve evet oylarının sayısını medya ile paylaşsınlar. CHP lideri Kılıçdaroğlu, kendi partisini temsilen sandık başında bulunan görevlilerden bu resmi tutanakları kamuoyuna açıklamasını istesin.
istemez...
isteyemez...
Çünkü açıklanacak tutanakların, resmi seçim sonuçlarına yüzde 0.1 oranında dahi etki etmeyeceğini kendisi de çok iyi biliyor.
Demem o ki...
Sokaklarda eylem yapanların derdi seçime hile karıştırılması falan değil. Zaten dikkat ederseniz seçimlerin yenilenmesi gibi bir talepleri yok.
"Hayır, biz kazandık" diyorlar.
Yani "Referandumda kaybettiğinizi kabul edin ve eski köhne sisteme aynen devam edin, yoksa ortalığı yangın yerine çeviririz" diyorlar.
Bir başka deyişle, "Bu başkanlık sistemi kan akmadan gelmez" diyen Kemal Kılıçdaroğlu'na kan ziyafeti çekmek istiyorlar.
Gezi'de yapamadıklarını bu kez yapabileceklerine inanıyorlar.
"Geçen sefer yanımızda PKK'lılar ve Meral Akşener'i destekleyen sözde ülkücüler olmadığı için Erdoğan'ı devirememiştik. Şimdi onlarla beraberiz ve başarabiliriz" inancındalar.
Ben buradan sokaklarda eylem yapanları uyarıyorum.
Eğer amacınız demokratik protesto hakkınızı kullanmaksa, bu konuda sınırsız hakka sahipsiniz! Günlerce, aylarca, hatta yıllarca bu eylemi devam ettirebilirsiniz.
Size kimse karışmaz, müdahale etmez!
Ama yok, eğer niyetiniz Gezi tarzı bir ayaklanma başlatmak ve Erdoğan'ı bir kez daha devirmeye çalışmaksa, bilesiniz ki o günler çok geride kaldı.
Bilesiniz ki bu ülkenin yüzde 52'si onun Cumhurbaşkanı olmasına yardım ettiği gibi, Cumhurbaşkanı kalmasına da yardım edecek.
Ölümüne hem de...
Sonra devletin kolluk kuvvetleri ve vatanı canından aziz bilen insanları karşınıza çıktığında, Fetöcüler gibi "Bizi tatbikat var diye çağırdılar" diye kıvırmak yok ha!
Ona göre!..
Dipnot: Şu eylemlerde akacak her damla kanın sorumlusu, "Bu sistem kan akmadan gelmez" diyen Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Ya ekrana çıkıp ortalığı karıştırmak isteyen kötü niyetlilere "Evlerinize dönün, biz hukuki mücadelemizi veriyoruz" diyecek, ya da ülkeyi fitne fesatlık yaparak kana bulayan biri olarak tarihler boyu lanetle anılacak."
sırf bir müslümanın böyle yaptığı için çıldıran dinsizler var. kendilerine bakmıyorlar da gelmişler başkalarına ahlak dersi vermeye kalkıyorlar.
yanlızım ben, haydar haydar ve birçok şarkısını yeni keşfettiğim, hayranı olduğum sanatçı.
şimdilerde gördüğüm kadarıyla bir pop müziği 200 milyon izlenme alıyorken bu adamın 10 milyon izlenme sayısı alması beni üzüyor.
şimdilerde gördüğüm kadarıyla bir pop müziği 200 milyon izlenme alıyorken bu adamın 10 milyon izlenme sayısı alması beni üzüyor.
"PKK hayır diyor" dedi. Kısacası "VATAN HAiNLERi hayır diyor" dedi. Yanlış mı demiş yoksa tersini mi savunuyorsun?
Lafı evirip çevirip kendinizi de vatan haini yaptınız ya size helal olsun..
Lafı evirip çevirip kendinizi de vatan haini yaptınız ya size helal olsun..
Ümmetin sesini duymamaları!
Bazıları sırf kendisi müslüman değil diye neler de söylemişler. Size zaten karışan yok. Herkesi kendiniz gibi zannetmeyin.
Bazıları sırf kendisi müslüman değil diye neler de söylemişler. Size zaten karışan yok. Herkesi kendiniz gibi zannetmeyin.
Hava cıva desek de..
(bkz: youtube görüntü ekipmanı)
(bkz: youtube görüntü ekipmanı)
Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet'in ilanının arefesinde, bir gece sohbet sırasında bir soru üstüne, "Hem Cumhurbaşkanı, hem de Halk Fırkası Genel Başkanı" olacağını açıklamıştı. Yani, "Partili Cumhurbaşkanı" olacaktı. Aynı sohbette, bir siyasi krizde Meclis'in feshedilmesi yetkisinin kimde olacağı konusunda görüş ayrılıkları ortaya çıkınca Atatürk aynen şöyle dedi: Millete müracaat eder, referandum yaparız!
Gerçek demokrasinin REFERANDUM olduğunu, HAYIR'da çıksa EVET'de çıksa Türk demokrasisinin zaferi olacağını anlamıyorlar.
Edit 1: Altta birisi demiş ki "Atatürk neden çok partili sistemi getirmeye çalıştı sanıyorsun".
Benim yukarıda ki mesajımda belirtmek istediğim nokta şuydu: "Millete müracaat eder, referandum yaparız!".
Yani bu yeni sistem neden getirilmeye çalışılıyor? Eğer maddeleri uygun buluyorsan EVET dersin bulmuyorsan HAYIR dersin.
Şimdi gelelim partili cumhurbaşkanlığına. Şuan ki sistemde başkbakan partili mi? Evet. Halk tarafından seçiliyor mu? Evet. Eğer 30 yıl öncesine bakarsak cumhurbaşkanını otel odalarında 2 parti birlikte uzlaşarak kukla olarak seçiyorlar mıydı? EVET.
Mevcut sistemde cumhurbaşkanı ve başbakan çift başlılık yaratmakta. Eğer bu iki makam yerine tek makam olursa çift başlılık olmayacak. Ee nasıl başbakan partili ise tek makam olduğunda da partili olabilir. Zaten çoklu sistem kaldırma diye bir şey yok. Bu çift başlılık mevzusunu belki Atatürk görünce o da düzeltmek isteyecekti! Sonuç olarak sistemlerin iyi veya kötü yanlarını zaman gösterir! Bu kadar sığ bakmamak gerekir.
Gerçek demokrasinin REFERANDUM olduğunu, HAYIR'da çıksa EVET'de çıksa Türk demokrasisinin zaferi olacağını anlamıyorlar.
Edit 1: Altta birisi demiş ki "Atatürk neden çok partili sistemi getirmeye çalıştı sanıyorsun".
Benim yukarıda ki mesajımda belirtmek istediğim nokta şuydu: "Millete müracaat eder, referandum yaparız!".
Yani bu yeni sistem neden getirilmeye çalışılıyor? Eğer maddeleri uygun buluyorsan EVET dersin bulmuyorsan HAYIR dersin.
Şimdi gelelim partili cumhurbaşkanlığına. Şuan ki sistemde başkbakan partili mi? Evet. Halk tarafından seçiliyor mu? Evet. Eğer 30 yıl öncesine bakarsak cumhurbaşkanını otel odalarında 2 parti birlikte uzlaşarak kukla olarak seçiyorlar mıydı? EVET.
Mevcut sistemde cumhurbaşkanı ve başbakan çift başlılık yaratmakta. Eğer bu iki makam yerine tek makam olursa çift başlılık olmayacak. Ee nasıl başbakan partili ise tek makam olduğunda da partili olabilir. Zaten çoklu sistem kaldırma diye bir şey yok. Bu çift başlılık mevzusunu belki Atatürk görünce o da düzeltmek isteyecekti! Sonuç olarak sistemlerin iyi veya kötü yanlarını zaman gösterir! Bu kadar sığ bakmamak gerekir.
Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet'in ilanının arefesinde, bir gece sohbet sırasında bir soru üstüne, "Hem Cumhurbaşkanı, hem de Halk Fırkası Genel Başkanı" olacağını açıklamıştı. Yani, "Partili Cumhurbaşkanı" olacaktı. Aynı sohbette, bir siyasi krizde Meclis'in feshedilmesi yetkisinin kimde olacağı konusunda görüş ayrılıkları ortaya çıkınca Atatürk aynen şöyle dedi: Millete müracaat eder, referandum yaparız!
Gerçek demokrasi şuan ki referandumdur. HAYIR'da çıksa EVET'de çıksa Türk demokrasinin zaferi olacaktır.
Gerçek demokrasi şuan ki referandumdur. HAYIR'da çıksa EVET'de çıksa Türk demokrasinin zaferi olacaktır.
"Uçağa bineceğiz ama havaalanı yapmayacağız."
"Araba sürmenize izin vericez ama yollar yapmayacağız."
"Karşıya nasıl geçerseniz geçin ama köprü yapmayacağız."
"Araba sürmenize izin vericez ama yollar yapmayacağız."
"Karşıya nasıl geçerseniz geçin ama köprü yapmayacağız."
Kurucu dahi olsa fikrini beyan etmesi kadar doğal bir şey yok.
Ben EVET vereceğim fakat kurucu eğer yazarlar üzerinde ayrıştırma yapıyorsa buna son vermesi daha iyi olur. Eğer üye olarak bizle eşit şartlarda propaganda yapıyorsa bence sorun yok. Fakat kendi yetkilerini kullanarak ön plana çıkarıyorsa yanlış olur.
Ben EVET vereceğim fakat kurucu eğer yazarlar üzerinde ayrıştırma yapıyorsa buna son vermesi daha iyi olur. Eğer üye olarak bizle eşit şartlarda propaganda yapıyorsa bence sorun yok. Fakat kendi yetkilerini kullanarak ön plana çıkarıyorsa yanlış olur.
Eğer referandumdan "EVET" çıkarsa ve bu durum HAYIRLI olursa;
EVET oyu verenler için sorun yok. HAYIR oyu verenler içinde yok. Çünkü elini taşın altına sokmadılar. Sonuç olarak kimse suçlu olmayacak. Tek kazanan olacak!
Eğer referandumdan "EVET" çıkarsa ve bu durum HAYIRLI olmaz ise;
EVET oyu verenler için ağır propaganda yapılacak, aşağılanacaklar. HAYIR oyu verenler biz verdik fakat onlar vermedi diyerek onları suçlu bulacak. Fakat EVET verenler ülkenin daha iyi olması için verdi.
Kısaca EVET verenlerle HAYIR verenlerin farkı bu..
EVET oyu verenler için sorun yok. HAYIR oyu verenler içinde yok. Çünkü elini taşın altına sokmadılar. Sonuç olarak kimse suçlu olmayacak. Tek kazanan olacak!
Eğer referandumdan "EVET" çıkarsa ve bu durum HAYIRLI olmaz ise;
EVET oyu verenler için ağır propaganda yapılacak, aşağılanacaklar. HAYIR oyu verenler biz verdik fakat onlar vermedi diyerek onları suçlu bulacak. Fakat EVET verenler ülkenin daha iyi olması için verdi.
Kısaca EVET verenlerle HAYIR verenlerin farkı bu..