bugün
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması32
- fiziği güzel sözlük kızları46
- süresiz nafaka8
- yeni uyanmış kadın güzelliği11
- arap aksanı5
- ibne8
- nervio13
- seviştikten sonra teşekkür etmekk11
- başkanlık sistemi4
- bilime göre türkçenin konuşulan en eski dil olması7
- recep tayyip erdoğan20
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay4
- ispanya da maricarmen isyanı3
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak13
- devlet hastaneleri2
- ucuz et2
- çanakkale savaşı5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- sabaha bir şarkı bırak2
- evlenme teklifi bekleyen erkek2
- memeleri kafam kadar kız21
- işe giderken beslenme çantası götürmek5
- artvin de 30 yıllık cinayetin aydınlanması4
- fatma betül sayan kaya58
- 30 eylül 20262
- 29 eylül 2026 slovakya kazakistan maçı4
- 29 eylül 2026 ispanya hırvatistan maçı4
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek18
- 29 eylül 2026 lüksemburg izlanda maçı3
- konyada engelli bireyin gözlerinin oyulması5
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil11
- venüs ve mars'ın ıssız olması5
- çaylaklar bizi okuyor mu sorunsalı2
- küçük memeli sözlük erkekleri12
- çiftlik bank4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı12
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- yine uyanmış olmak2
- cabrio araba2
- sözlüğün tek ve mutlak hakimi8
- metroda osuran adam2
- afyon civarı pasif var mı7
- sokuşu çağdaşlık ve gençlik olarak gören zihniyet3
- sözlük yazarlarının benzediği ünlü sayısı8
- sabahları sevilen şeyler4
- patrick bateman2
- parcalandim toparlanamiyorum33
- hande ataizi ile günah dolu bir gece geçirmek7
- türkiye33
entry'ler (351)
Uzun saç ve siyah gözlüklerin oluşturduğu bir karizma. içinde çok zeki bir çocuk taşıyan yan yana geldiğimde sadece pantolonunun kemerini görebildiğim yazar. Hafızamda atan alır spor olarak yaşayacak, nickine hayran olduğum yazar
Karanlık gecelerinin korkulu rüyası olduğum yazar. Verdiğim ayarlarla beş düşünüp bir konuşan, beni çok eğlendiren, samimiyeti ve güzel yüreğiyle beni etkileyen yazar
Asker yazar. Tanıştığımız anda bana ne gibi şeyler hissetti bilemiyorum ama hayatındaki önemli bir olayın sanal alem üzerinden de olsa gerçek olmasına vesile olduğum için çok mutlu olduğum yazar. *
ankara eşrafının en komik insanı.yüz yüze gelmesek de henüz, samimiyetinin farkında olduğum yegane insanlardan biri.*
Beşiktaş sahilinde oturup lafladığım ikinci insan.esprili, eğlenceli, eğlenceli olduğu kadar da içten, sevecen yakışıklı yazar.bayanlara duyurulur gözlerindeki ışığı yaptığı abdest esprisiyle hemen fark ettiğim, beni gülmekten öldüren yazar. iyi ki tanımışım dediğim yazarlardan.
Mavi gözün ve buğday tenin, insanın içini gösteren bir aynası olan yüzünde bu kadar güvenli ve bu kadar samimi durduğunu başka bir insanda göremeyeceğiniz yazar.*
ilk bakışta soğuk bulduğum ama tanıdıkça yüzünün güzelliği kadar güzel bir kalbe sahip olduğunu çok ama çok iyi anladığım yazar.yayınlarında olmaktan, onunla kısa da olsa vakit geçirip sohbet etmekten çok büyük haz aldığım yazar.iyi ki tanımışım dediğim yazar.
sürprizlerle devam eden yayın.hemen gelmenin gerektiği yayin. çok sey kaçirabilirsiniz.
intikam hırsıyla yapılabilecek, ancak * çift cinsiyetli olmayı gerektiren eylem.
nazım hikmet in 11 eylül 1961 de doğu berlin'de kaleme aldığı, yaşamını şiirimsi bir dille anlattığı metnidir.
1902'de doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda Moskova'da komünist Üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim
kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin
hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir
otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
verdiler de
otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum Pırağ'dan Havana'ya
Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'de
961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır
partimden koparmağa yeltendiler beni
sökmedi
yıkılan putların altında da ezilmedim
951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü
sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın
içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana
başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
ama durup dururken de yalan söyledim
bindim tirene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
ama kahve falıma baktırdığım oldu
yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak
kansere yakalanmadım daha
yakalanmam da şart değil
başbakan filân olacağım yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim
sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir.
1902'de doğdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşımda Halep'te paşa torunluğu ettim
on dokuzumda Moskova'da komünist Üniversite öğrenciliği
kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
ve on dördümden beri şairlik ederim
kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin
hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir
otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
verdiler de
otuz altımda yarım yılda geçtim dört metre kare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatta uçtum Pırağ'dan Havana'ya
Lenin'i görmedim nöbet tuttum tabutunun başında 924'de
961'de ziyaret ettiğim anıtkabri kitaplarıdır
partimden koparmağa yeltendiler beni
sökmedi
yıkılan putların altında da ezilmedim
951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü
sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
aldattım kadınlarımı
konuşmadım arkasından dostlarımın
içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana
başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
ama durup dururken de yalan söyledim
bindim tirene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
ama kahve falıma baktırdığım oldu
yazılarım otuz kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak
kansere yakalanmadım daha
yakalanmam da şart değil
başbakan filân olacağım yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim
sığınaklara da inmedim gece yarıları
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir.
darısı ankara'ya olsun dedirten olaydır.daha da olmazsa buharlaşıp ucacağızdır.
sıradaki parça şırnakta vatani görevini yapmakta olan tüm er ve erbaşlara gelsin.
yaratıcı beşiktaş taraftarının her yerde her şeye karşı olduğununun göstergesi pankarttır.
edit: barışarock 2006'da açılan pankarttır.
edit: barışarock 2006'da açılan pankarttır.
aşk bir vişne, ye ye kişne.
aşk bir sudur, iç iç kudur.
ibrahim tatlıses in deyimiyle detone olmak.