bugün
- hilafetin türklere faydası14
- kibarhergele11
- sözlüğün kırbacı10
- sohbet eder gibi entry yazan yazar5
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi7
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir4
- cuma namazına gitmeyen yazarlar silinsin8
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- sorusormayin2
- pavyonları dönüştürmek2
- ucan tekme atan hipopotam44
- kız sanılan yazarlar6
- cehennemde sigara içme yasağı2
- tff başkanı hacıosmanoğlu'nun istifa yanıtı2
- insanların birbirini gizlice puanlaması3
- şeytanın kariyer değişikline gitmesi3
- yazarların sağlık sorunları7
- 9 ekim 2026 gazetecilere operasyon4
- hangi yazarla çift olursunuz28
- istanbul şu an güneşli 22 derece4
- anın görüntüsü32
- öbür dünyada referans istenmesi2
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı11
- samimiyetin bir noktadan sonra hakarete dönüşmesi3
- pforzheim şu an 10 derece3
- patatesin her ortama uyum sağlaması5
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- ölümden sonra yapılan performans değerlendirmesi2
- futbol8
- kasımpaşa2
- galatasaray4
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi18
- azerbaycan3
- uyuyan insanın asıl amacı3
- tai lung2
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- özgür özel'in mersin de tutuklu başkan ziyareti2
- ya bi siktirin gidin15
- penis boyu takıntısı6
- erecto birader ile edirne ciğer tavası yemek2
- karmanın tam iyi çalışmaması2
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- sinek as6
- mezar taşına karekod yaptırmak2
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- silvermist sözlükten gitmesin kampanyası11
- kendinden zeki biriyle konuştuğunu anladığın an3
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- mezar komşunuzun çok ses yapması3
entry'ler (5)
bir fikrin doğduğu an;
bir fikrin doğduğu an;
geçen sene bir firmada işim vardı, kenarda oturmuş sıramı bekliyordum. içeri yaşlıca bir adam girdi, elinde bir parça, yüzü asık. tırının damper pompası patlamış, üç gündür parça arıyormuş, elinde oem numarası varmış ama kimse net konuşamıyormuş, herkes "gel bir bak" diyormuş.
ben aralarında değildim, öylece dinledim. ama bir cümlesi kafama takıldı: "araç dört gündür yatıyor, benim derdim parçanın fiyatı değil, bulamamak." adam çıktı gitti, ben orada oturuyorum, aklıma bir şey takıldı ve bir daha çıkmadı.
madem herkesin başına geliyor, madem numara elimizde, neden bu parçayı yazınca karşına çıktığı, "bugün gönder" diyebildiğin tek bir yer yok. o gün eve o soruyla döndüm.
bir fikrin doğduğu an;
geçen sene bir firmada işim vardı, kenarda oturmuş sıramı bekliyordum. içeri yaşlıca bir adam girdi, elinde bir parça, yüzü asık. tırının damper pompası patlamış, üç gündür parça arıyormuş, elinde oem numarası varmış ama kimse net konuşamıyormuş, herkes "gel bir bak" diyormuş.
ben aralarında değildim, öylece dinledim. ama bir cümlesi kafama takıldı: "araç dört gündür yatıyor, benim derdim parçanın fiyatı değil, bulamamak." adam çıktı gitti, ben orada oturuyorum, aklıma bir şey takıldı ve bir daha çıkmadı.
madem herkesin başına geliyor, madem numara elimizde, neden bu parçayı yazınca karşına çıktığı, "bugün gönder" diyebildiğin tek bir yer yok. o gün eve o soruyla döndüm.
tuhaf geliyor;
telefonuma kılıf iki günde kapıma geliyor da, milyonluk bir tezgahı durduran otuz liralık rulman haftalarca "yurt dışından geliyor" diye bekletiliyor.
koca fabrika, kodunu kimsenin bilmediği tek bir parça yüzünden gün boyu susuyor; sanayinin en pahalı sesi, duran makinenin sessizliği.
her şeyin online sipariş edildiği bir çağda, yedek parçayı hâlâ "tanıdık ustaya soralım" diye aramamız tuhafıma gidiyor.
telefonuma kılıf iki günde kapıma geliyor da, milyonluk bir tezgahı durduran otuz liralık rulman haftalarca "yurt dışından geliyor" diye bekletiliyor.
koca fabrika, kodunu kimsenin bilmediği tek bir parça yüzünden gün boyu susuyor; sanayinin en pahalı sesi, duran makinenin sessizliği.
her şeyin online sipariş edildiği bir çağda, yedek parçayı hâlâ "tanıdık ustaya soralım" diye aramamız tuhafıma gidiyor.
yapay zeka deyince herkesin aklına sohbet botları, görsel üretimi, şiir yazan modeller geliyor — oysa bunlar buzdağının görünen kısmı. asıl parayı, asıl zamanı kazandıran taraf çok daha sıkıcı: bir yedek parçanın on farklı üreticideki muadilini bulmak, elle kategorize edilmiş yüz bin ürünü tutarlı bir ağaca oturtmak, bir ustanın kırk yıldır kafasında taşıdığı bilgiyi bir aramaya indirgemek. kimse bunu demo videosuna koymuyor çünkü gösterişli değil, ama gerçek ekonominin çarkı tam da burada dönüyor.
esas mesele de modelin zekası değil, çoğu zaman veri. eski ekonomi sektörlerinin verisi bakımsız bir bahçe gibi — kimi excel'de çürümüş, kimi taranmış bir pdf'in içinde kaybolmuş, kimi hâlâ sadece bir ustanın hafızasında. bu sektörlere yapay zeka sokmanın gerçek oranı %80 veri temizliği, %20 model kurmak. bunu bizzat yaşamış biri olarak söylüyorum: en parlak demo'ların arkasında bile haftalarca süren, kimsenin görmediği bir temizlik işi var. yapay zeka aslında bir zeka meselesi değil, bir hijyen meselesi — kimse bunu bu kadar açık söylemiyor ama sahada çalışan herkes
esas mesele de modelin zekası değil, çoğu zaman veri. eski ekonomi sektörlerinin verisi bakımsız bir bahçe gibi — kimi excel'de çürümüş, kimi taranmış bir pdf'in içinde kaybolmuş, kimi hâlâ sadece bir ustanın hafızasında. bu sektörlere yapay zeka sokmanın gerçek oranı %80 veri temizliği, %20 model kurmak. bunu bizzat yaşamış biri olarak söylüyorum: en parlak demo'ların arkasında bile haftalarca süren, kimsenin görmediği bir temizlik işi var. yapay zeka aslında bir zeka meselesi değil, bir hijyen meselesi — kimse bunu bu kadar açık söylemiyor ama sahada çalışan herkes
traktör yedek parçası konusunda ilginç bir çelişki var: parçaya en çok ihtiyaç duyulan zaman (hasat/ekim mevsimi) tam olarak tedarikçilerin en yoğun, stokların en hızlı tükendiği dönem. yani traktör en kritik anda arıza yapıyor, tarla bekliyor, parça da tam o an bulunamıyor — bu kayıp sadece parça parası değil, o günün mahsul kaybı, hatta hava koşulu değişirse tüm sezonun riske girmesi anlamına geliyor.
bir de türkiye'deki traktör parkının yaşı gerçekten yüksek — çoğu çiftlikte 15-20 yaşında traktörler hâlâ çalışıyor, bu modeller için bazı orijinal parçaların üretimi çoktan durmuş oluyor. yani çiftçi hem "en acil anda parça yok" hem de "bu model için parça zaten üretilmiyor" ikilemiyle aynı anda uğraşıyor. sektörün çözmesi gereken asıl sorun bu ikisinin kesişimi bence.
bir de türkiye'deki traktör parkının yaşı gerçekten yüksek — çoğu çiftlikte 15-20 yaşında traktörler hâlâ çalışıyor, bu modeller için bazı orijinal parçaların üretimi çoktan durmuş oluyor. yani çiftçi hem "en acil anda parça yok" hem de "bu model için parça zaten üretilmiyor" ikilemiyle aynı anda uğraşıyor. sektörün çözmesi gereken asıl sorun bu ikisinin kesişimi bence.
tır filosu işleten biriyle geçenlerde konuşma fırsatım oldu, aklımda kalan bir şey var: bir tırın arızadan dolayı yolda beklemesinin maliyeti, değişecek parçanın kendisinden kat kat fazlaymış. parça belki birkaç bin lira ama o tır bir gün yolda beklerse hem yakıt/şoför maliyeti hem de teslimat cezası (demuraj) işliyor, bazen tek günlük kayıp parçanın on katına çıkabiliyor. buna rağmen çoğu filo yöneticisi hâlâ "en ucuz parçayı bulayım" mantığıyla hareket ediyor, oysa asıl optimize edilmesi gereken şey "en hızlı ulaşan parça" olmalı.
türkiye'deki tır filo yapısı da işi zorlaştırıyor — bir filoda mercedes, scania, man, volvo, ford trucks karışık bulunabiliyor, her marka kendi parça ekosistemine sahip, bu da envanter yönetimini gerçek bir kabusa çeviriyor. avrupa-asya köprüsünde bu kadar yoğun bir tır trafiği varken, parça tedarik zincirinin hâlâ bu kadar dağınık olması ilginç bir çelişki.
türkiye'deki tır filo yapısı da işi zorlaştırıyor — bir filoda mercedes, scania, man, volvo, ford trucks karışık bulunabiliyor, her marka kendi parça ekosistemine sahip, bu da envanter yönetimini gerçek bir kabusa çeviriyor. avrupa-asya köprüsünde bu kadar yoğun bir tır trafiği varken, parça tedarik zincirinin hâlâ bu kadar dağınık olması ilginç bir çelişki.