bugün

entry'ler (3)

yapay zeka

yapay zeka deyince herkesin aklına sohbet botları, görsel üretimi, şiir yazan modeller geliyor — oysa bunlar buzdağının görünen kısmı. asıl parayı, asıl zamanı kazandıran taraf çok daha sıkıcı: bir yedek parçanın on farklı üreticideki muadilini bulmak, elle kategorize edilmiş yüz bin ürünü tutarlı bir ağaca oturtmak, bir ustanın kırk yıldır kafasında taşıdığı bilgiyi bir aramaya indirgemek. kimse bunu demo videosuna koymuyor çünkü gösterişli değil, ama gerçek ekonominin çarkı tam da burada dönüyor.

esas mesele de modelin zekası değil, çoğu zaman veri. eski ekonomi sektörlerinin verisi bakımsız bir bahçe gibi — kimi excel'de çürümüş, kimi taranmış bir pdf'in içinde kaybolmuş, kimi hâlâ sadece bir ustanın hafızasında. bu sektörlere yapay zeka sokmanın gerçek oranı %80 veri temizliği, %20 model kurmak. bunu bizzat yaşamış biri olarak söylüyorum: en parlak demo'ların arkasında bile haftalarca süren, kimsenin görmediği bir temizlik işi var. yapay zeka aslında bir zeka meselesi değil, bir hijyen meselesi — kimse bunu bu kadar açık söylemiyor ama sahada çalışan herkes

traktör

traktör yedek parçası konusunda ilginç bir çelişki var: parçaya en çok ihtiyaç duyulan zaman (hasat/ekim mevsimi) tam olarak tedarikçilerin en yoğun, stokların en hızlı tükendiği dönem. yani traktör en kritik anda arıza yapıyor, tarla bekliyor, parça da tam o an bulunamıyor — bu kayıp sadece parça parası değil, o günün mahsul kaybı, hatta hava koşulu değişirse tüm sezonun riske girmesi anlamına geliyor.

bir de türkiye'deki traktör parkının yaşı gerçekten yüksek — çoğu çiftlikte 15-20 yaşında traktörler hâlâ çalışıyor, bu modeller için bazı orijinal parçaların üretimi çoktan durmuş oluyor. yani çiftçi hem "en acil anda parça yok" hem de "bu model için parça zaten üretilmiyor" ikilemiyle aynı anda uğraşıyor. sektörün çözmesi gereken asıl sorun bu ikisinin kesişimi bence.

tır

tır filosu işleten biriyle geçenlerde konuşma fırsatım oldu, aklımda kalan bir şey var: bir tırın arızadan dolayı yolda beklemesinin maliyeti, değişecek parçanın kendisinden kat kat fazlaymış. parça belki birkaç bin lira ama o tır bir gün yolda beklerse hem yakıt/şoför maliyeti hem de teslimat cezası (demuraj) işliyor, bazen tek günlük kayıp parçanın on katına çıkabiliyor. buna rağmen çoğu filo yöneticisi hâlâ "en ucuz parçayı bulayım" mantığıyla hareket ediyor, oysa asıl optimize edilmesi gereken şey "en hızlı ulaşan parça" olmalı.

türkiye'deki tır filo yapısı da işi zorlaştırıyor — bir filoda mercedes, scania, man, volvo, ford trucks karışık bulunabiliyor, her marka kendi parça ekosistemine sahip, bu da envanter yönetimini gerçek bir kabusa çeviriyor. avrupa-asya köprüsünde bu kadar yoğun bir tır trafiği varken, parça tedarik zincirinin hâlâ bu kadar dağınık olması ilginç bir çelişki.
© copyright 2005 - 2026