bugün
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- ibadethanelerin ürkünç olması9
- ilk öpüştüğüm kız5
- canımın yubari kavunu çekmesi7
- true'nin acile kaldırılması4
- burası instagram değil sözlük4
- şu an sizi ne mutlu ederdi3
- zeynep bastık'ın beyaz külodu2
- türkiyenin ukraynaya füze satışına putin uyardı3
- dünya asla vazgeçme günü4
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- bebek katili3
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- adana kebap10
- içimi dostuma döktüm umarım başkalarına anlatmaz2
- dünyanın sonunun fon müziği2
- osuruktan şiirler41
- arkadaşlar sizce bu balık mı rihanna mı3
- her şeyi hatırlayan insan2
- eyvah karakollara düştük2
- game of thrones taki kerhaneci4
- türk kızı2
- insanın ilkel olduğunu kanıtlayan hede2
- ince memed2
- eczacının sağlıklı günler demesi2
- kimi yahudiler2
- başa dönüp aynı hataları yine ama daha iyi yapmak2
- irfan can kahveci4
- gece sokaklarda dolaşıp kedi ve köpekleri sevmek3
- okul kıyafeti zorunluluğu4
- tulumba tatlısı5
- kanal ayarlama 1500 lira11
- erdoğan ve trump'ın kritik görüşmesi2
- ben geldim kerkenezler18
- sözlükten soğuma nedenleri17
- claudian clouds22
- devletin temeli adalettir9
- açılım5
- hp omnibook 5 flip 143
- iyi parti17
- herşeye x projesi diyip rahatlıyoruz2
- simko315
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları9
- oyları bölmeyin diyen tipler nerde6
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz6
- velvet'in aylık geliri6
- kısır9
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- alttaki yazara motto ver15
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
entry'ler (276)
''ovv. yattın da nasıl yattın genç.'' diye sorgulanası yetenek. üstün açık kalmış olmasın ?
asla içinize alamayacağınız, sindiremeyeceğiniz boyuttaki çaptır.
iyi güzel, adam sigara içti diye, kıza faşist dedi diye vurduk öldürdük astık kestik. be güzel kardeşim, arkadaşım seni zorla mı soktular o salona? başına silah, karnına bıçak veya vücudunun herhangi bir yerine bilimum tehdit edici alet edevatla mı yaklaştılar? gayet kendi isteğinle geldin oturdun. ha hoşuna gitmedi mi adam, tü kaka hareketler mi yaptı, al montunu çantanı çık git sessizce. en güzel proteston bu olsun. salon bomboş kalsın da o zaman diyelim aydın bir üniversitenin aydın öğrencileri gereken cevabı verdi. nedir yani sahneye inip 'ben sigaranızdan rahatsız oluyorum.' acizliği. he onun da çok bi tarafındaydı sen rahatsız oldun diye! çık git o zaman. hareketlerini tasvip etmediğin birini ısrarla dinlemeye çalışmak, yargılamak nedendir?
orada sigara içmek yasakmış, kapalı alanmış. sen bu ülkenin kolluk kuvveti misin, çevik gücü, jandarması, savcısı, hakimi misin sayın çok bilmiş. okulun sahibi misin, o salonun tapusu sende mi? rahatsız olduysan çat çat sms atmayı bildiğin telefonunu çıkar gerekli yerleri ara şikayet et, nereyi arayacağını biliyorsan tabii...
okan bayülgen'in bu kıza cevap vermesi buradaki en büyük hata. 'sigaranızdan rahatsız oluyorum.' diyerek sahneye kadar gelip kendini göstermeyi (!) başarmış madalyalık, üstün başarı belgelik hanım kızımıza verilecek tek cevap ' teşekkür ederim farklı görüşünüz için, kapı bu tarafta.' bu kadar. rahatsız oluyorsan çekip gidersin. sen oraya çıkıp ısrarla sahne önünden de ayrılmıyorsan faşist de olursun, kezban da.
diğer bir bilirkişi kızımız da çıkmış diyor ki 'benim arkadaşım astım hastası, sigaradan rahjatsız oluyor.' şimdi sen bu cümleyi söylerken gayet iyi biliyorsun ki bu adam sana bir bilenecek, türlü laflar söyleyerek seni haklı iken haksız duruma düşürecek. sen eğer bu adamı alt edecek bilgi birikimine, diksiyona, laf üretebilme becerisine, kendini ve çevrendekileri savunabilme direncine sahip değilsen ayağa kalkıp sırf asi bir baş kaldırışın ardındaki kırıntılardan kendine öğün çıkarmak için öyle beylik laflar etmeyeceksin. ha yok illa ki böyle bir işe girişeceksen sonucu da işte bu olacak, karşındaki okan bayülgen. bil ki 'ayyyy okan'a bi laf soktum yeaani kaldı öele cevap veremedi.' orgazmını yaşatmayacak sana. heveslenme.
adamı bu hale getiren türk milletinden başkası değil. şimdi de kalkmış kendi yarattığımız karikatürü yerden yere vuruyoruz. neden? çok duyarlı bir toplumuz ya! askerimiz ölünce facebookumuz bayraklarla donatılıyor ya! bunca insan açlık sınırının altında yaşamını sürdürürken biz gönlümüzce adı lazım değil bir yerlerde fahiş fiyatlara kahve içiyoruz ya! adam olduk, avrupalı olduk, kapalı alanda sigara içmek yasak! faşistliğin tanımını da çok iyi biliyoruz ya esas okan bayülgen'in yaptığı faşistlik(miş). he canım he. sen daha yere tüküren yaratıkları uyarma cesaretini kendinde göremiyorken, ülkendeki çarpıklıklara 'aman banane' diyorken, takip et bakalım okan bayülgen ne muzırlıklar yapmış, kimin çarkına çomak sokmuş... hey gidi günler hey. saygılar.
orada sigara içmek yasakmış, kapalı alanmış. sen bu ülkenin kolluk kuvveti misin, çevik gücü, jandarması, savcısı, hakimi misin sayın çok bilmiş. okulun sahibi misin, o salonun tapusu sende mi? rahatsız olduysan çat çat sms atmayı bildiğin telefonunu çıkar gerekli yerleri ara şikayet et, nereyi arayacağını biliyorsan tabii...
okan bayülgen'in bu kıza cevap vermesi buradaki en büyük hata. 'sigaranızdan rahatsız oluyorum.' diyerek sahneye kadar gelip kendini göstermeyi (!) başarmış madalyalık, üstün başarı belgelik hanım kızımıza verilecek tek cevap ' teşekkür ederim farklı görüşünüz için, kapı bu tarafta.' bu kadar. rahatsız oluyorsan çekip gidersin. sen oraya çıkıp ısrarla sahne önünden de ayrılmıyorsan faşist de olursun, kezban da.
diğer bir bilirkişi kızımız da çıkmış diyor ki 'benim arkadaşım astım hastası, sigaradan rahjatsız oluyor.' şimdi sen bu cümleyi söylerken gayet iyi biliyorsun ki bu adam sana bir bilenecek, türlü laflar söyleyerek seni haklı iken haksız duruma düşürecek. sen eğer bu adamı alt edecek bilgi birikimine, diksiyona, laf üretebilme becerisine, kendini ve çevrendekileri savunabilme direncine sahip değilsen ayağa kalkıp sırf asi bir baş kaldırışın ardındaki kırıntılardan kendine öğün çıkarmak için öyle beylik laflar etmeyeceksin. ha yok illa ki böyle bir işe girişeceksen sonucu da işte bu olacak, karşındaki okan bayülgen. bil ki 'ayyyy okan'a bi laf soktum yeaani kaldı öele cevap veremedi.' orgazmını yaşatmayacak sana. heveslenme.
adamı bu hale getiren türk milletinden başkası değil. şimdi de kalkmış kendi yarattığımız karikatürü yerden yere vuruyoruz. neden? çok duyarlı bir toplumuz ya! askerimiz ölünce facebookumuz bayraklarla donatılıyor ya! bunca insan açlık sınırının altında yaşamını sürdürürken biz gönlümüzce adı lazım değil bir yerlerde fahiş fiyatlara kahve içiyoruz ya! adam olduk, avrupalı olduk, kapalı alanda sigara içmek yasak! faşistliğin tanımını da çok iyi biliyoruz ya esas okan bayülgen'in yaptığı faşistlik(miş). he canım he. sen daha yere tüküren yaratıkları uyarma cesaretini kendinde göremiyorken, ülkendeki çarpıklıklara 'aman banane' diyorken, takip et bakalım okan bayülgen ne muzırlıklar yapmış, kimin çarkına çomak sokmuş... hey gidi günler hey. saygılar.
aynı zamanda Balıkesir'de de bulunan köydür. Manyas'a varmadan önceki ilk köy.
ben bugün ilk defa bir bakkala girip sigara aldım sözlük. evet hayataımda ilk defa benim de bir paket sigaram oldu. ama garip olan şu ki sigarayı isterken şekilden şekile girdim utandım resmen.
- ee şey bunun kısası uzunu fln var mı ehehehe arkadaş istedi de ben hiç bilmiyorum bunları, al gel dedi, getir dedi...
sanki eczaneden prezervatif alıyorum. alt tarafı bir paket sigara. ama işte tuhaf oldum, içimi pişmanlık kapladı. ne kadar diye fiyatını bile sordum. adamın benim içici olmadığımı anladığından emin oldum, biraz rahatladım. kapıdan çıkarken bile eğreti tuttum paketi, hani 'benim değil hemen biraz sonra arkadaşa vericem zaten' imajını yaratmak için. zor bir gündü sözlük...
- ee şey bunun kısası uzunu fln var mı ehehehe arkadaş istedi de ben hiç bilmiyorum bunları, al gel dedi, getir dedi...
sanki eczaneden prezervatif alıyorum. alt tarafı bir paket sigara. ama işte tuhaf oldum, içimi pişmanlık kapladı. ne kadar diye fiyatını bile sordum. adamın benim içici olmadığımı anladığından emin oldum, biraz rahatladım. kapıdan çıkarken bile eğreti tuttum paketi, hani 'benim değil hemen biraz sonra arkadaşa vericem zaten' imajını yaratmak için. zor bir gündü sözlük...
üzerine yattıktan sonra hissedilmeyen yegane uzvunuz kolunuz olsun efendim. amin.
ulan tamam geldin 'bi kahve içelim desem çok mu erken olur?' dedin efendi efendi... ben de sana 'benim sevgilim var.' dedim efendi efendi. kalkıp da 'dışardan ööle gözükmüyo amaaa' demenin manası ne oyundan çıkarılmış küçük çocuk gibi... güldürdün beni vesselam!
aradığım kişiye ulaşılamamasından nefret ediyorum. ya da ulaşamayacağım kişiyi yine de aramaktan...
bırakınız bulsunlar, bırakınız coşsunlar. canlarım benim.
güzellik görecelidir, gönül kimi severse güzel odur. ayrıca her kız biraz makyaj, iyi giyim ve bakımlı bir vücutla olduğundan bir miktar daha güzel görünebilir gözünüze. ancak akıl mutlaktır. bir kız ya akıllıdır ya değildir. arada sırada akıllı olan biri henüz literatürde yer almamamıştır. dolayısıyla mutlak varlığından emin olunulan bir gerçeğe sarılmak her zaman daha akıllıca olacaktır.
külliyen yalan, dikkat çekmek ve ilgiyi üzerine toplamak isteyen hatun kişisi beyanıdır. yatmaz efendim inanmayınız. yarım saat sonra 'seni seviyorum çiçeğim böceğim her bi şeyim' yazın bakın anında cevap gelecektir. tabi trip ne sandın!
neden giymesinmiş, makbuldür. gerek ve yeter şart; ayağın güzel olmasıdır. mide bulantısı yaratacak pozlar vermeye ne hacet.
öyle önüne gelene kalkılmaz, sahibini bileceksin.
ya git
tamamen gitmiş olmak için
ya da gelme
sadece gelmiş olmak için...
ya sev kendin gibi
ya terket adam gibi...
tamamen gitmiş olmak için
ya da gelme
sadece gelmiş olmak için...
ya sev kendin gibi
ya terket adam gibi...
yanımda olmadığın hiç bir günü 'gün' olarak saymadığım için bugün de 'gün' değildi; tıpkı dün gibiydi...
bilgi kapasitesi bu sığlıkta olan bir yazarın eveleyip geveleyip aynı konu üzerinde kısıtlı kelimelerle, salt provokasyon amaçlı yazdığı; güldüren ( münasip bi tarafımla! ) ve acınası sözleri...
sigara içen atatürk değil, mustafa'dır... orası da bizi hiç ilgilendirmez!
sigara içen atatürk değil, mustafa'dır... orası da bizi hiç ilgilendirmez!
ben bu yazıyı sana yazıyorum baba. asla okuyamayacak olsan da ben yine egoistliğimi devreye sokuyorum ve kendimi rahatlatmak için yazıyorum.
bazen çok kızıyorum sana. bazen dediysem hep! hep kızıyorum! bizi neden hiç düşünmedin, neden hiç çabalamadın, neden bu hayattan bi beklentin yok baba? neden?
ben bu sorulara cevap bulamıyorum. kaç gece ağladım, kaç sefer sana yalvardım, kaç kere bana söz verdin? hatırlıyor musun bir yaz günü seninle baş başa gezdik tozduk, oturduk sana dondurma ısmarladım, yedik... neden sen bana ısmarlayamadın baba? ben neden bu duyguyu hiç yaşayamadım? neyse... işte o gün bana bir söz vermiştin. bu sözü tutacağım, sen de bugünü unutma aklında tut demiştin... ben hiç unutmadım ama sen unuttun baba! daha ayrılır ayrılmaz verdiğin sözü unuttun... biliyordum.
beni hep hayalkırıklığına uğrattın. benim babam bu olamaz dedim. ama busun baba! üzgünüm ama sen bu'sun... baba değilsin. siluetsin benim için..
bu satırları milyonda bir ihtimal de olsa bir gün okursan biliyorum çok üzüleceksin, belki ağlayacaksın. fotoğrafımı cebinde taşıman beni gizli gizli ağlatmıyor artık baba! çünkü yetmiyor artık, daha fazlasını bekliyorum yok!
sen çok iyi anlıyorsun ne demek istediğimi. 'ne yapalım bizim de piyangomuzdan sen çıktın' mı demeliyiz? hayır... yine de iyi ki varsın. hep ol. ama benden uzak ol baba ne olur.
acıtıyorsun beni çünkü. düşünüyorum düşünüyorum içinden çıkamıyorum. en iyisi uzak olalım diyorum.
içim acıyor.
sen bilmesen de.
içim acıyor...
baba...
bazen çok kızıyorum sana. bazen dediysem hep! hep kızıyorum! bizi neden hiç düşünmedin, neden hiç çabalamadın, neden bu hayattan bi beklentin yok baba? neden?
ben bu sorulara cevap bulamıyorum. kaç gece ağladım, kaç sefer sana yalvardım, kaç kere bana söz verdin? hatırlıyor musun bir yaz günü seninle baş başa gezdik tozduk, oturduk sana dondurma ısmarladım, yedik... neden sen bana ısmarlayamadın baba? ben neden bu duyguyu hiç yaşayamadım? neyse... işte o gün bana bir söz vermiştin. bu sözü tutacağım, sen de bugünü unutma aklında tut demiştin... ben hiç unutmadım ama sen unuttun baba! daha ayrılır ayrılmaz verdiğin sözü unuttun... biliyordum.
beni hep hayalkırıklığına uğrattın. benim babam bu olamaz dedim. ama busun baba! üzgünüm ama sen bu'sun... baba değilsin. siluetsin benim için..
bu satırları milyonda bir ihtimal de olsa bir gün okursan biliyorum çok üzüleceksin, belki ağlayacaksın. fotoğrafımı cebinde taşıman beni gizli gizli ağlatmıyor artık baba! çünkü yetmiyor artık, daha fazlasını bekliyorum yok!
sen çok iyi anlıyorsun ne demek istediğimi. 'ne yapalım bizim de piyangomuzdan sen çıktın' mı demeliyiz? hayır... yine de iyi ki varsın. hep ol. ama benden uzak ol baba ne olur.
acıtıyorsun beni çünkü. düşünüyorum düşünüyorum içinden çıkamıyorum. en iyisi uzak olalım diyorum.
içim acıyor.
sen bilmesen de.
içim acıyor...
baba...
gece çırılçıplaktır ruhun. gündüz aklına bile gelmeyen nice hayaller, düşünceler, planlar dört döner geceleri kafanda.
gündüzün rehavetine kapılıp aydınlıklarda düşünmezsin düşüneceklerini. sadece izlersin, ortak olursun, 'he he' dersin, yürürsün, gidersin...
gece öyle değildir. prangalarla bağlanmış sanırsın kendini, mecbur düşünmeye yeltenirsin. düşündükçe kaçar, kaçtıkça aynı yere gelirsin.
bir bakarsın aslında hiç gitmemişsin...
karamsarlıktır işte bunun adı bilirsin...
gündüzün rehavetine kapılıp aydınlıklarda düşünmezsin düşüneceklerini. sadece izlersin, ortak olursun, 'he he' dersin, yürürsün, gidersin...
gece öyle değildir. prangalarla bağlanmış sanırsın kendini, mecbur düşünmeye yeltenirsin. düşündükçe kaçar, kaçtıkça aynı yere gelirsin.
bir bakarsın aslında hiç gitmemişsin...
karamsarlıktır işte bunun adı bilirsin...
ben bu yazıyı sana yazıyorum...
içimde nedensiz sıkıntılar var, bilmiyorum ruh halim neyi yansıtıyor dışarı. bazen mutlu, bazen düşünceli, bazen endişeli...
'bırakmak' diyorum kendi kendime, neden bu kadar alışılmadık? sonra da cevabı buluyorum... çünkü 'alışılmadık'.
alışkanlıklarım bittiği anda sen de biteceksin biliyorum.
beni kırıyorusun, üzüyorsun fütursuzca... 'bitti' diyorum biteceğine inanarak. sonra geliyorsun bin bir sözle, vaatle. tekrar, tekrar, tekrar deniyorum. yok olmayacak!
bu defa bitti gerçekten. sensiz hayatımda tabuları yıkacağım. alışkanlıklardan da vazgeçilir göreceksin...
kalbimin duvarları yıkık, korumasız. kucak açana sarılacak biliyorum.
ama bu sen olmayacaksın.
bir insan hata yaptığını bile bile o yolda yürür mü? ben yürüdüm... yine yürürüm.
kılavuzum kalbim benim!
olacaksa yürekli olmalı... cesaretim de esaretim de yüreğimden gelmeli...
sen tuttuğun yolda devam et. ben yürüdüğüm yolda şarkılar söyleyeceğim...
sevdiklerime, seveceklerime...
hadi şimdi bensizlikle yoğrul, bakalım ne kadar zengin olacak hamurun.
benden bu kadar! sensiz de mutlu mesutum...
içimde nedensiz sıkıntılar var, bilmiyorum ruh halim neyi yansıtıyor dışarı. bazen mutlu, bazen düşünceli, bazen endişeli...
'bırakmak' diyorum kendi kendime, neden bu kadar alışılmadık? sonra da cevabı buluyorum... çünkü 'alışılmadık'.
alışkanlıklarım bittiği anda sen de biteceksin biliyorum.
beni kırıyorusun, üzüyorsun fütursuzca... 'bitti' diyorum biteceğine inanarak. sonra geliyorsun bin bir sözle, vaatle. tekrar, tekrar, tekrar deniyorum. yok olmayacak!
bu defa bitti gerçekten. sensiz hayatımda tabuları yıkacağım. alışkanlıklardan da vazgeçilir göreceksin...
kalbimin duvarları yıkık, korumasız. kucak açana sarılacak biliyorum.
ama bu sen olmayacaksın.
bir insan hata yaptığını bile bile o yolda yürür mü? ben yürüdüm... yine yürürüm.
kılavuzum kalbim benim!
olacaksa yürekli olmalı... cesaretim de esaretim de yüreğimden gelmeli...
sen tuttuğun yolda devam et. ben yürüdüğüm yolda şarkılar söyleyeceğim...
sevdiklerime, seveceklerime...
hadi şimdi bensizlikle yoğrul, bakalım ne kadar zengin olacak hamurun.
benden bu kadar! sensiz de mutlu mesutum...