bugün
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar20
- aylık 375 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- öndeki bir tutam saçına çok özen gösteren kel2
- ismet gurbuz 202418
- küfreden kız iticiliği7
- suv araç sayısının binek araçları geçmesi3
- israil'in lübnan da işgali sürdürme mesajı2
- 22 haziran 2026 arjantin avusturya maçı5
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması16
- rte'nin 2028 adaylığının açıklanması2
- gay pornosu izlerken oğlunu gören baba2
- 2002 dünya kupası üçüncülük maçı2
- bozulmaması ile meşhur olan şeyler8
- akp'nin cumhurbaşkanı adayının erdoğan olması3
- ideal sevgilinin en önemli özelliği16
- dünya kupasında özbekistan'ı desteklemek3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle25
- telefon sinyali çekmeyen bölgede kaybolmak5
- beyaz otomobil satın almak15
- usta şoförlerden acemi şoförlere tavsiyeler8
- lise defteri7
- ankara4
- yürüyüş partisi8
- ankara da nato zirvesi tedbirleri5
- cuckold esnasında karınızın fenalaşması2
- bakire kızla evlenmeyi savunmak5
- uludağ sözlük'ün instagram'a dönmesi10
- bugün de meme atan olmaması13
- 23 haziran 2026 fransa ırak maçı4
- bacak kıllarını almadan şort giyen erkek4
- sevgiliye gitmemesi için söylenen sözler5
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı47
- yeniden üretilse satın alınacak eski arabalar4
- milli takımı eleştirenleri hapse atma çağrısı7
- wine me dine me2
- türkiye6
- saba makamı ile okunan ezan4
- mağaza camına kafa atan ergen genç4
- ilgi3
- yaşlılığınız için insan biriktirin12
- lahmacunu elle yiyen kız18
- evli çiftlerde tv kumandası kimde olur3
- 2 buçuk yaşında çocuğuna şarap seçen anne5
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız12
- hep aynı şeyleri yaşamak4
- düşük iq belirtileri4
- makarna süzmek5
- anın görüntüsü15
- askere 79 kilo gidip 100 kilo olarak dönmek3
- 65 şut çekip gol atamamak5
entry'ler (171)
Düzenli, nizamlı, intizamlı, uygun biçimde. bir sıraya tabi olan, bir tertip, düzen, üslup ve/veya sıra içinde hareket etme. muntazam bir şekilde cereyan etme. Düzenlilik, ahenk, ritim, uyum. Tekdüze olma, yeknesaklık, biteviye. Ittırat veya ittirat olarak da yazılmaktadır.
Bir türlü sadede gelmemek. Sözü, özü dışında fazla uzatıp gereksiz kelama girmek anlamında bir belâgat terimidir.
"Almanca öğrenmek için hayat çok kısa!" anlamında Richard Porson'a ait bir söz. Çok yerinde bir sözdür; zira gerçekten "Das Leben ist zu kurz um Deutsch zu lernen."
Başlığı açan yazarımızın haklı olduğu gerçektir. Ancak meseleye ölçü koymak açısından bazı çelişkiler mevcuttur. Şöyle ki;
Kıymetli yazarımızın yabancı kelimelere türkçe karşılık olarak zikrettiiği hesap, fiş, merkez, hava, hoş (hoşça kaldan), hizmet, acil, taklit, nesil, sınıf, zihniyet, taraf, zaman, rahat, kayıt, can, nakil... kelimeleri de türkçe asıllı değil. Bu konuda ölçü Ömer Seyfettinin, Nihat Sami Banarlının, Mehmet Kaplanın da söylediği gibi, türkçeleşmiş kelime Türkçe sayılmalıdır. Söylenişinde, yazılışında, vurgusunda, tonlamasında hatta bazen anlamında değişiklik olan yabancı kelimeler bize özgü kelimeler durumuna gelmiştir. Arkadaşımızın yabancı kelimeler arasında saydığı ve karşılık verdiği, versiyon, transfer, sempatik, antipatik, reaksiyon, randıman, pozisyon, opsiyon, komünikasyon, kompleks, kriter, koordinasyon, izolasyon, imitasyon, illegal, global, finiş, ekstra, empoze etmek, entegre etmek, elemine etmek, döküman, dizayn, departman, anons, analiz, ambiyans, adapte olmak... gibi kelimeler de türkçeleşmiş sınıfına girer. Türkçenin yazıldığı gibi okunan bir dil olduğu kuralı ihmal edilmeden okunduğu ve yazıldığı sürece sorun yoktur.
ingilizce, Fransızca, italyanca gibi önemli dillerde de bu böyledir. Arapçada muarreb (arapçalaşmış) manasında bir tabir bile vardır.Yoksa türkçe asıllı (öztürkçe) kelimelerle ne bilim, ne edebiyat hatta ne adamakıllı muhabbet yapılır. Bu bakımdan özdil veya öztürkçe, özingilizce gibi tabirler ve yaklaşımlar safsatadan ibarettir. insanlar iletişim kurdukça toplumlar birbirinden etkilenecektir. Birçok dilde, Türklerin bulduğu yoğurt, bizim kelimemizle ama farklı telaffuz ve yazılışlarla (yoghurt, joghurt, yaourt, jogurts, yogur, yogurt) karşılanır.
Türkçeleşmiş kelime türkçedir, ingilizceleşmiş kelime ingilizcedir, arapçalaşmış kelime arapçadır. Aslı hangi dilden olursa olsun, bir kelime, bir dilin gramer ve ifade kurallarına göre kullanılıyorsa, o dilin hançere dehasına uygun telaffuz ediliyorsa artık o şekliyle o dilin malıdır.
Fransızcada aslı fransızca olan kelimeler, aslı arapça olan, hatta aslı türkçe olan kelimelerden daha azdır. (kaynak: cemil meriç, Journal 1)
ingilizcedeki beşyüzbine yakın kelimenin dörtte biri bile ingilizce değildir. Hem ingilizce diye bir köklü dil yoktur. ingilizce, şimdiki almanyada aşağı saksonya olarak bilinen eyaletin bulunduğu yerde yaşayan ve saksonca (almanca diyalekti) konuşan halkın, britanyaya göç ettikten sonra adadaki anglo kültürü ve diliyle karışması sonucu oluşmuştur. Ve ingilizce büyük britanya imparatorluğu büyüdükçe büyümüştür. ingilizce almancadan doğmuş bir cermen dilidir.
Türkçede aslı yabancı olan kelimeleri türkçeleşmiş saymayıp dilimizden çıkarırsak geriye ortaçağdan evvelki türkçe kalmış olur.
defter, kitap, kalem, dünya, kafes, evlat, mal, müdür, resim, isim, izin, müsade, serî (hızlı manasındaki), mana, kelime, zaman, vakit, müddet, mektup, şiir, amir, memur, emir, hudut, asır, kusur, arıza, tamir, tatil, iptal, ihmal, vefa, kafa, reis, asker, cumhur, cumhuriyet, şehir, sefer, kalp, ısrar, hareket, hakaret, hendese, mühendis, zeka, deha, gazi, dahi, siyaset, hukuk, edebiyat, muhasebe, maliye, kamu, ilan, kader, hakimiyet, kayıt, şart, millet, devlet, milliyet, hürriyet, akıl, mantık, fiil, Acaba, Ama, Alaka, Asıl, Asla, Aynen, Amma, An, Bazen, Bazı, Bizzat, Cümle, Daima, Dahil, Dair, Defa, Dikkat, Ebediyen, Ekseriyet, Elbet, Ezel, Fakat, Falan, Filan, Fazla, Galiba, Hakikaten, Hakiki, Hâlâ, Hâl, Hâlen, Harbi, Hülasa, illa, istisna, izah, Kadar, Kere, Keza, Külliyen, Lakin, Lütfen, Mesela, Misal, Rağmen, Şey, Tabii, Tamam, Tesadüf, Vallahi, Ve, Vesaire, Yahu, Yani, Zaten, zati, hatta, hata, noksan, cami,
...... kelimeleri arapça kökenlidir.
güfte, beste, ser, serbest, bestekâr, -kâr, -dâr, -vari, -han, -kârî, -dan, beyhude, fersude, asude, keşide, nadan, gül, güzel, gönül, lale, sebze, gonca, hep, hiç, hem, her, hoş, sarhoş (serhoş), berduş, şeftali, bülbül, canavar, ejder, jale, gergedan, kebab, keşkül, Bari, Çünkü, Eğer, Eyvah, Gerçi, Henüz, Herkes, Hemen, Kâh, Ki, Keşke, Meğer, Meğer ki, Naçizane, Ne, oruç, namaz, endaze, Peşin, Parça, Sade, Ta, Ya,
....... kelimeleri farsça kökenlidir.
Her kelime bir fetihtir, bütün marifet o kelimeyi kendi dilinin hançeresi ve ifade boyutları içinde eritip yeni bir kıvamda kullanabilmektir.
Kıymetli yazarımızın yabancı kelimelere türkçe karşılık olarak zikrettiiği hesap, fiş, merkez, hava, hoş (hoşça kaldan), hizmet, acil, taklit, nesil, sınıf, zihniyet, taraf, zaman, rahat, kayıt, can, nakil... kelimeleri de türkçe asıllı değil. Bu konuda ölçü Ömer Seyfettinin, Nihat Sami Banarlının, Mehmet Kaplanın da söylediği gibi, türkçeleşmiş kelime Türkçe sayılmalıdır. Söylenişinde, yazılışında, vurgusunda, tonlamasında hatta bazen anlamında değişiklik olan yabancı kelimeler bize özgü kelimeler durumuna gelmiştir. Arkadaşımızın yabancı kelimeler arasında saydığı ve karşılık verdiği, versiyon, transfer, sempatik, antipatik, reaksiyon, randıman, pozisyon, opsiyon, komünikasyon, kompleks, kriter, koordinasyon, izolasyon, imitasyon, illegal, global, finiş, ekstra, empoze etmek, entegre etmek, elemine etmek, döküman, dizayn, departman, anons, analiz, ambiyans, adapte olmak... gibi kelimeler de türkçeleşmiş sınıfına girer. Türkçenin yazıldığı gibi okunan bir dil olduğu kuralı ihmal edilmeden okunduğu ve yazıldığı sürece sorun yoktur.
ingilizce, Fransızca, italyanca gibi önemli dillerde de bu böyledir. Arapçada muarreb (arapçalaşmış) manasında bir tabir bile vardır.Yoksa türkçe asıllı (öztürkçe) kelimelerle ne bilim, ne edebiyat hatta ne adamakıllı muhabbet yapılır. Bu bakımdan özdil veya öztürkçe, özingilizce gibi tabirler ve yaklaşımlar safsatadan ibarettir. insanlar iletişim kurdukça toplumlar birbirinden etkilenecektir. Birçok dilde, Türklerin bulduğu yoğurt, bizim kelimemizle ama farklı telaffuz ve yazılışlarla (yoghurt, joghurt, yaourt, jogurts, yogur, yogurt) karşılanır.
Türkçeleşmiş kelime türkçedir, ingilizceleşmiş kelime ingilizcedir, arapçalaşmış kelime arapçadır. Aslı hangi dilden olursa olsun, bir kelime, bir dilin gramer ve ifade kurallarına göre kullanılıyorsa, o dilin hançere dehasına uygun telaffuz ediliyorsa artık o şekliyle o dilin malıdır.
Fransızcada aslı fransızca olan kelimeler, aslı arapça olan, hatta aslı türkçe olan kelimelerden daha azdır. (kaynak: cemil meriç, Journal 1)
ingilizcedeki beşyüzbine yakın kelimenin dörtte biri bile ingilizce değildir. Hem ingilizce diye bir köklü dil yoktur. ingilizce, şimdiki almanyada aşağı saksonya olarak bilinen eyaletin bulunduğu yerde yaşayan ve saksonca (almanca diyalekti) konuşan halkın, britanyaya göç ettikten sonra adadaki anglo kültürü ve diliyle karışması sonucu oluşmuştur. Ve ingilizce büyük britanya imparatorluğu büyüdükçe büyümüştür. ingilizce almancadan doğmuş bir cermen dilidir.
Türkçede aslı yabancı olan kelimeleri türkçeleşmiş saymayıp dilimizden çıkarırsak geriye ortaçağdan evvelki türkçe kalmış olur.
defter, kitap, kalem, dünya, kafes, evlat, mal, müdür, resim, isim, izin, müsade, serî (hızlı manasındaki), mana, kelime, zaman, vakit, müddet, mektup, şiir, amir, memur, emir, hudut, asır, kusur, arıza, tamir, tatil, iptal, ihmal, vefa, kafa, reis, asker, cumhur, cumhuriyet, şehir, sefer, kalp, ısrar, hareket, hakaret, hendese, mühendis, zeka, deha, gazi, dahi, siyaset, hukuk, edebiyat, muhasebe, maliye, kamu, ilan, kader, hakimiyet, kayıt, şart, millet, devlet, milliyet, hürriyet, akıl, mantık, fiil, Acaba, Ama, Alaka, Asıl, Asla, Aynen, Amma, An, Bazen, Bazı, Bizzat, Cümle, Daima, Dahil, Dair, Defa, Dikkat, Ebediyen, Ekseriyet, Elbet, Ezel, Fakat, Falan, Filan, Fazla, Galiba, Hakikaten, Hakiki, Hâlâ, Hâl, Hâlen, Harbi, Hülasa, illa, istisna, izah, Kadar, Kere, Keza, Külliyen, Lakin, Lütfen, Mesela, Misal, Rağmen, Şey, Tabii, Tamam, Tesadüf, Vallahi, Ve, Vesaire, Yahu, Yani, Zaten, zati, hatta, hata, noksan, cami,
...... kelimeleri arapça kökenlidir.
güfte, beste, ser, serbest, bestekâr, -kâr, -dâr, -vari, -han, -kârî, -dan, beyhude, fersude, asude, keşide, nadan, gül, güzel, gönül, lale, sebze, gonca, hep, hiç, hem, her, hoş, sarhoş (serhoş), berduş, şeftali, bülbül, canavar, ejder, jale, gergedan, kebab, keşkül, Bari, Çünkü, Eğer, Eyvah, Gerçi, Henüz, Herkes, Hemen, Kâh, Ki, Keşke, Meğer, Meğer ki, Naçizane, Ne, oruç, namaz, endaze, Peşin, Parça, Sade, Ta, Ya,
....... kelimeleri farsça kökenlidir.
Her kelime bir fetihtir, bütün marifet o kelimeyi kendi dilinin hançeresi ve ifade boyutları içinde eritip yeni bir kıvamda kullanabilmektir.
Cep kitabı gibidir, kesin birden fazla okursun! Evir çevir oku!
(bkz: #13884405)
Bizim, bu entry'yi yazan arkadaş gibi, futbolu bilen, hayatını aklıyla yöneten, mantıklı taraftarlara, kaliteli futbolseverlere ihtiyacımız var. Bir Fenerbahçeli olarak kendisini kutluyorum. iyi oynayan, futbolu güzelleştiren kazansın, dostça bir maç olsun istiyorum. Bu iki dev camianın büyüklüğünde, bu güzel rekabetin mutlaka payı vardır; kıymetini bilelim.
Tebrik ve teşekkür: Galatasaray takımı ve bütün Galatasaray camiasını dün gece kazandıkları haklı galibiyetten dolayı kutluyorum. Bir rakabetten bahsetmek zorlaşmıştı; bu ezeli rekabetin geleceğini kurtardıkları için de ayrıca teşekkür ediyorum.
Bizim, bu entry'yi yazan arkadaş gibi, futbolu bilen, hayatını aklıyla yöneten, mantıklı taraftarlara, kaliteli futbolseverlere ihtiyacımız var. Bir Fenerbahçeli olarak kendisini kutluyorum. iyi oynayan, futbolu güzelleştiren kazansın, dostça bir maç olsun istiyorum. Bu iki dev camianın büyüklüğünde, bu güzel rekabetin mutlaka payı vardır; kıymetini bilelim.
Tebrik ve teşekkür: Galatasaray takımı ve bütün Galatasaray camiasını dün gece kazandıkları haklı galibiyetten dolayı kutluyorum. Bir rakabetten bahsetmek zorlaşmıştı; bu ezeli rekabetin geleceğini kurtardıkları için de ayrıca teşekkür ediyorum.
ETME dedirten türk usulü futbolcu prototipidir.
ETME
-Sabri Sarıoğluna-
Duydum ki, kaleciye pas vermeye azmediyorsun, etme...
Ne yapsan belayı cezbediyorsun, etme.
Kalkışma boyundan büyük işlere, ezme topları;
Hangi pozisyona girsen mahvediyorsun, etme.
Ey top tekniği var ile yok arasında olan,
Yarı sahamızı yine terk ediyorsun, etme...
Sen şut çekecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Sen dünyayı tepemize indirmeye kastediyorsun, etme...
Kramponlarının içinde akrep olsa yeridir;
Her topu tribünlere şut ediyorsun, etme.
Son çizgiden ortalasan, dokunmaz bizden kimseye.
Sen ortayı şut, şutu orta ediyorsun, etme...
Rakibi gıcık ediyorsun, arkadaşlarını fitil;
Bizi tutkun ağrılara garkediyorsun, etme.
Sen futbol âleminde ne arıyorsun yabancı?
Her halinle bizi hasta ediyorsun, etme.
ETME
-Sabri Sarıoğluna-
Duydum ki, kaleciye pas vermeye azmediyorsun, etme...
Ne yapsan belayı cezbediyorsun, etme.
Kalkışma boyundan büyük işlere, ezme topları;
Hangi pozisyona girsen mahvediyorsun, etme.
Ey top tekniği var ile yok arasında olan,
Yarı sahamızı yine terk ediyorsun, etme...
Sen şut çekecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Sen dünyayı tepemize indirmeye kastediyorsun, etme...
Kramponlarının içinde akrep olsa yeridir;
Her topu tribünlere şut ediyorsun, etme.
Son çizgiden ortalasan, dokunmaz bizden kimseye.
Sen ortayı şut, şutu orta ediyorsun, etme...
Rakibi gıcık ediyorsun, arkadaşlarını fitil;
Bizi tutkun ağrılara garkediyorsun, etme.
Sen futbol âleminde ne arıyorsun yabancı?
Her halinle bizi hasta ediyorsun, etme.
Son yıllarda galatasaray'a gelen ikinci kaliteli oyuncudur. Tabii diğeri Arda... Halihazırda takımda galatasaray'a layık olan başka oyuncu yoktur.
#220972
"Can"ın inanmak nimetine eremediği "Allah", bunu espri sananların, buna gülenlerin belasını versin!
Türk gençliği bunu espri sayıyorsa, savaşta mermi taşıyan ninelerimizin, analarımızın kemikleri sızlar! Şair diye, üstad diye pohpohladığınız bu adam, en seviyesiz bir futbol takımı taraftarından daha ahlaksız, edepsiz küfürler ediyor, buna da entelektüel espri mi diyorsunuz. Yazıklar olsun!
"Can"ın inanmak nimetine eremediği "Allah", bunu espri sananların, buna gülenlerin belasını versin!
Türk gençliği bunu espri sayıyorsa, savaşta mermi taşıyan ninelerimizin, analarımızın kemikleri sızlar! Şair diye, üstad diye pohpohladığınız bu adam, en seviyesiz bir futbol takımı taraftarından daha ahlaksız, edepsiz küfürler ediyor, buna da entelektüel espri mi diyorsunuz. Yazıklar olsun!
Düşük "niveau". Ucuz nükte. Mide gorultuları. En çok çalışan uzvun kafa olmaması. Athe. Ahlâk fukarası. ne gönül, ne akıl... Hiçbir mukaddesi olmayan zavallı adam. Deha nerde, şairlik hani?
Cehalet tavuğunun cılk yumurtalarından biridir.
Fransız yazar Guy de Moupassante diyor ki; "30 yıl savaşları sırasında (1618-1648) Almanlar bir Fransız köyünü basar, yakıp yıkarlardı. Köydeki insanlara türlü işkenceler yaparlar, kadınlara tecavüz ederlerdi. En son bütün köy halkını, kadın, çocuk, yaşlı demeden köyün küçük kilisesine kapatır, kapıları kilitleyip kiliseyi ateşe verirlerdi. Bir gün sonra biz de aynısını bir Alman köyüne yapardık."
Düşünsenize iki müslüman ülke savaşsa insanları camilere toplayıp, camiyi de insanları da yakar mıyız biz?
30 yılsavaşları, 100 yıl savaşları, sömürgecilik faaliyetleri, haçlı seferleri, I.dünya savaşı, II. dünya savaşı, atom bombası, ırak savaşı, libya savaşı...
ilk gece kuralı, delilerin içine şeytan girdi diye yakılması, Avrupa saraylarında bile tuvalet olmaması, doğan çocuğun günahkâr sayılması, vaftizde kutsal suyla yıkanan hıristiyanların orta çağın sonuna kadar yıkanmaması, 1900'lü yıllarda bile, leğen gibi bir kapta duran suyla önce aile reisinin sonra bütün evhalkının ellerini yıkaması, Küvete doldurulmuş aynı suyla bütün ev halkının yıkanması...
Goethe diyor ki; bir yabancı dili iyi bilmeyen kendi dilini de hakkıyla bilemez. Tam bir dahiye yakışır şekilde söylüyor. insan başka kültürleri, dinleri milletleri öğrenmeden kendi kültürünün, dininin, memleketinin, insanının kıymetini bilemez.
Fransız yazar Guy de Moupassante diyor ki; "30 yıl savaşları sırasında (1618-1648) Almanlar bir Fransız köyünü basar, yakıp yıkarlardı. Köydeki insanlara türlü işkenceler yaparlar, kadınlara tecavüz ederlerdi. En son bütün köy halkını, kadın, çocuk, yaşlı demeden köyün küçük kilisesine kapatır, kapıları kilitleyip kiliseyi ateşe verirlerdi. Bir gün sonra biz de aynısını bir Alman köyüne yapardık."
Düşünsenize iki müslüman ülke savaşsa insanları camilere toplayıp, camiyi de insanları da yakar mıyız biz?
30 yılsavaşları, 100 yıl savaşları, sömürgecilik faaliyetleri, haçlı seferleri, I.dünya savaşı, II. dünya savaşı, atom bombası, ırak savaşı, libya savaşı...
ilk gece kuralı, delilerin içine şeytan girdi diye yakılması, Avrupa saraylarında bile tuvalet olmaması, doğan çocuğun günahkâr sayılması, vaftizde kutsal suyla yıkanan hıristiyanların orta çağın sonuna kadar yıkanmaması, 1900'lü yıllarda bile, leğen gibi bir kapta duran suyla önce aile reisinin sonra bütün evhalkının ellerini yıkaması, Küvete doldurulmuş aynı suyla bütün ev halkının yıkanması...
Goethe diyor ki; bir yabancı dili iyi bilmeyen kendi dilini de hakkıyla bilemez. Tam bir dahiye yakışır şekilde söylüyor. insan başka kültürleri, dinleri milletleri öğrenmeden kendi kültürünün, dininin, memleketinin, insanının kıymetini bilemez.
inceltme işareti kullanmadan söylendiğinde, ismi taşıyan kişiyi daha güzel ifade eden kelime(ler).
Gazi'yi sevmekten ne anladığı bilinmeyen tıynetsiz kişi. Mustafa Kemal'in manevi kişiliğini savunan başlıkları, o'nun sevgisini kullananları deşifre eden entryleri eksileyen, bunu da "atatürk sevgisi" adına yaptığını söyleyen, kendini bilmez bir tür ilkel insan. Atatürk adını kullanarak her türlü yanlışı yapanları eleştiren "Atatürk Senin Gargaran Değil!" şiirini bile eksileyen denge fukarası.
Başkalarının artıklarıyla beslenen zavallı bir aslanın son herzesi. Yazık!
gökhan zan, serdar özkan, revivo, thomas, ayhan, emre aşık, servet çetin, tolunay, serkan aykut, hasan vezir, sergen, sercan yıldırım...
gökhan zan, serdar özkan, revivo, thomas, ayhan, emre aşık, servet çetin, tolunay, serkan aykut, hasan vezir, sergen, sercan yıldırım...
Michael Jackson - They don't Care About Us
Madonna - La isla Bonita
Sting - Desert Rose
Shakira - Ojos Asi
Barış Manço - Kara Sevda
Madonna - La isla Bonita
Sting - Desert Rose
Shakira - Ojos Asi
Barış Manço - Kara Sevda
Hakkında haklı çıktığım adamlardan biri. (bkz: (#7686159))
iki bacağın birbiriyle uyumlu olması halidir.