bugün
- evliliği ayakta tutan güçler5
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- motorinin 100 lirayı görmesi5
- türkler ile moğollar kardeştir18
- husiler ve mekke ittifakı'nın ilk sınavı2
- foşik törklörön liginde birinci amedspor23
- çamaşır makinasını çalışırken izlemek7
- yapay zekaya porno aratmak4
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı12
- s'i l v'e r m'i s t'in kullandığı ucuz parfüm17
- akp'li tayyar'ın erdoğan'a sıra dayağı çağrısı3
- musa anter10
- cedidacer2
- true nickli yazar2
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar18
- kaç yaşındasın2
- hewal ebo3
- flört uygulamasında match oranı2
- ölümden korkuyor musunuz34
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı30
- claudian clouds43
- parcalandim toparlanamiyorum313
- game of thrones taki kerhaneci17
- boş vakit buldukça yeni ahit okumak2
- anın görüntüsü26
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- hollanda'nın deniz seviyesinin altında bulunması6
- z kuşağı2
- 29 yaşında erkek 40 yaşında kadın evliliği7
- dünyanın en ölümcül terör örgütü hristiyan lra4
- iş arayanların aslında para araması7
- medyanın yunanla savaşı adeta körüklemesi5
- osmanlıcılar vs kürtçüler5
- sözlük kızları dertleşiyor14
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler9
- dating uygulamasında eşleşme algoritması3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- emeviler6
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi19
- bilgisayar vs tablet4
- habire1220
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor9
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı16
- karate kursundan tanışılan kızla sevişmek4
- memduh bashgan4
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri25
- meksika açmazı macerası3
- ittihat terakki döneminde gerçekleşen soykırımlar6
- okan buruk13
- düşün ki o bunu okuyor6
entry'ler (171)
Düzenli, nizamlı, intizamlı, uygun biçimde. bir sıraya tabi olan, bir tertip, düzen, üslup ve/veya sıra içinde hareket etme. muntazam bir şekilde cereyan etme. Düzenlilik, ahenk, ritim, uyum. Tekdüze olma, yeknesaklık, biteviye. Ittırat veya ittirat olarak da yazılmaktadır.
Bir türlü sadede gelmemek. Sözü, özü dışında fazla uzatıp gereksiz kelama girmek anlamında bir belâgat terimidir.
"Almanca öğrenmek için hayat çok kısa!" anlamında Richard Porson'a ait bir söz. Çok yerinde bir sözdür; zira gerçekten "Das Leben ist zu kurz um Deutsch zu lernen."
Başlığı açan yazarımızın haklı olduğu gerçektir. Ancak meseleye ölçü koymak açısından bazı çelişkiler mevcuttur. Şöyle ki;
Kıymetli yazarımızın yabancı kelimelere türkçe karşılık olarak zikrettiiği hesap, fiş, merkez, hava, hoş (hoşça kaldan), hizmet, acil, taklit, nesil, sınıf, zihniyet, taraf, zaman, rahat, kayıt, can, nakil... kelimeleri de türkçe asıllı değil. Bu konuda ölçü Ömer Seyfettinin, Nihat Sami Banarlının, Mehmet Kaplanın da söylediği gibi, türkçeleşmiş kelime Türkçe sayılmalıdır. Söylenişinde, yazılışında, vurgusunda, tonlamasında hatta bazen anlamında değişiklik olan yabancı kelimeler bize özgü kelimeler durumuna gelmiştir. Arkadaşımızın yabancı kelimeler arasında saydığı ve karşılık verdiği, versiyon, transfer, sempatik, antipatik, reaksiyon, randıman, pozisyon, opsiyon, komünikasyon, kompleks, kriter, koordinasyon, izolasyon, imitasyon, illegal, global, finiş, ekstra, empoze etmek, entegre etmek, elemine etmek, döküman, dizayn, departman, anons, analiz, ambiyans, adapte olmak... gibi kelimeler de türkçeleşmiş sınıfına girer. Türkçenin yazıldığı gibi okunan bir dil olduğu kuralı ihmal edilmeden okunduğu ve yazıldığı sürece sorun yoktur.
ingilizce, Fransızca, italyanca gibi önemli dillerde de bu böyledir. Arapçada muarreb (arapçalaşmış) manasında bir tabir bile vardır.Yoksa türkçe asıllı (öztürkçe) kelimelerle ne bilim, ne edebiyat hatta ne adamakıllı muhabbet yapılır. Bu bakımdan özdil veya öztürkçe, özingilizce gibi tabirler ve yaklaşımlar safsatadan ibarettir. insanlar iletişim kurdukça toplumlar birbirinden etkilenecektir. Birçok dilde, Türklerin bulduğu yoğurt, bizim kelimemizle ama farklı telaffuz ve yazılışlarla (yoghurt, joghurt, yaourt, jogurts, yogur, yogurt) karşılanır.
Türkçeleşmiş kelime türkçedir, ingilizceleşmiş kelime ingilizcedir, arapçalaşmış kelime arapçadır. Aslı hangi dilden olursa olsun, bir kelime, bir dilin gramer ve ifade kurallarına göre kullanılıyorsa, o dilin hançere dehasına uygun telaffuz ediliyorsa artık o şekliyle o dilin malıdır.
Fransızcada aslı fransızca olan kelimeler, aslı arapça olan, hatta aslı türkçe olan kelimelerden daha azdır. (kaynak: cemil meriç, Journal 1)
ingilizcedeki beşyüzbine yakın kelimenin dörtte biri bile ingilizce değildir. Hem ingilizce diye bir köklü dil yoktur. ingilizce, şimdiki almanyada aşağı saksonya olarak bilinen eyaletin bulunduğu yerde yaşayan ve saksonca (almanca diyalekti) konuşan halkın, britanyaya göç ettikten sonra adadaki anglo kültürü ve diliyle karışması sonucu oluşmuştur. Ve ingilizce büyük britanya imparatorluğu büyüdükçe büyümüştür. ingilizce almancadan doğmuş bir cermen dilidir.
Türkçede aslı yabancı olan kelimeleri türkçeleşmiş saymayıp dilimizden çıkarırsak geriye ortaçağdan evvelki türkçe kalmış olur.
defter, kitap, kalem, dünya, kafes, evlat, mal, müdür, resim, isim, izin, müsade, serî (hızlı manasındaki), mana, kelime, zaman, vakit, müddet, mektup, şiir, amir, memur, emir, hudut, asır, kusur, arıza, tamir, tatil, iptal, ihmal, vefa, kafa, reis, asker, cumhur, cumhuriyet, şehir, sefer, kalp, ısrar, hareket, hakaret, hendese, mühendis, zeka, deha, gazi, dahi, siyaset, hukuk, edebiyat, muhasebe, maliye, kamu, ilan, kader, hakimiyet, kayıt, şart, millet, devlet, milliyet, hürriyet, akıl, mantık, fiil, Acaba, Ama, Alaka, Asıl, Asla, Aynen, Amma, An, Bazen, Bazı, Bizzat, Cümle, Daima, Dahil, Dair, Defa, Dikkat, Ebediyen, Ekseriyet, Elbet, Ezel, Fakat, Falan, Filan, Fazla, Galiba, Hakikaten, Hakiki, Hâlâ, Hâl, Hâlen, Harbi, Hülasa, illa, istisna, izah, Kadar, Kere, Keza, Külliyen, Lakin, Lütfen, Mesela, Misal, Rağmen, Şey, Tabii, Tamam, Tesadüf, Vallahi, Ve, Vesaire, Yahu, Yani, Zaten, zati, hatta, hata, noksan, cami,
...... kelimeleri arapça kökenlidir.
güfte, beste, ser, serbest, bestekâr, -kâr, -dâr, -vari, -han, -kârî, -dan, beyhude, fersude, asude, keşide, nadan, gül, güzel, gönül, lale, sebze, gonca, hep, hiç, hem, her, hoş, sarhoş (serhoş), berduş, şeftali, bülbül, canavar, ejder, jale, gergedan, kebab, keşkül, Bari, Çünkü, Eğer, Eyvah, Gerçi, Henüz, Herkes, Hemen, Kâh, Ki, Keşke, Meğer, Meğer ki, Naçizane, Ne, oruç, namaz, endaze, Peşin, Parça, Sade, Ta, Ya,
....... kelimeleri farsça kökenlidir.
Her kelime bir fetihtir, bütün marifet o kelimeyi kendi dilinin hançeresi ve ifade boyutları içinde eritip yeni bir kıvamda kullanabilmektir.
Kıymetli yazarımızın yabancı kelimelere türkçe karşılık olarak zikrettiiği hesap, fiş, merkez, hava, hoş (hoşça kaldan), hizmet, acil, taklit, nesil, sınıf, zihniyet, taraf, zaman, rahat, kayıt, can, nakil... kelimeleri de türkçe asıllı değil. Bu konuda ölçü Ömer Seyfettinin, Nihat Sami Banarlının, Mehmet Kaplanın da söylediği gibi, türkçeleşmiş kelime Türkçe sayılmalıdır. Söylenişinde, yazılışında, vurgusunda, tonlamasında hatta bazen anlamında değişiklik olan yabancı kelimeler bize özgü kelimeler durumuna gelmiştir. Arkadaşımızın yabancı kelimeler arasında saydığı ve karşılık verdiği, versiyon, transfer, sempatik, antipatik, reaksiyon, randıman, pozisyon, opsiyon, komünikasyon, kompleks, kriter, koordinasyon, izolasyon, imitasyon, illegal, global, finiş, ekstra, empoze etmek, entegre etmek, elemine etmek, döküman, dizayn, departman, anons, analiz, ambiyans, adapte olmak... gibi kelimeler de türkçeleşmiş sınıfına girer. Türkçenin yazıldığı gibi okunan bir dil olduğu kuralı ihmal edilmeden okunduğu ve yazıldığı sürece sorun yoktur.
ingilizce, Fransızca, italyanca gibi önemli dillerde de bu böyledir. Arapçada muarreb (arapçalaşmış) manasında bir tabir bile vardır.Yoksa türkçe asıllı (öztürkçe) kelimelerle ne bilim, ne edebiyat hatta ne adamakıllı muhabbet yapılır. Bu bakımdan özdil veya öztürkçe, özingilizce gibi tabirler ve yaklaşımlar safsatadan ibarettir. insanlar iletişim kurdukça toplumlar birbirinden etkilenecektir. Birçok dilde, Türklerin bulduğu yoğurt, bizim kelimemizle ama farklı telaffuz ve yazılışlarla (yoghurt, joghurt, yaourt, jogurts, yogur, yogurt) karşılanır.
Türkçeleşmiş kelime türkçedir, ingilizceleşmiş kelime ingilizcedir, arapçalaşmış kelime arapçadır. Aslı hangi dilden olursa olsun, bir kelime, bir dilin gramer ve ifade kurallarına göre kullanılıyorsa, o dilin hançere dehasına uygun telaffuz ediliyorsa artık o şekliyle o dilin malıdır.
Fransızcada aslı fransızca olan kelimeler, aslı arapça olan, hatta aslı türkçe olan kelimelerden daha azdır. (kaynak: cemil meriç, Journal 1)
ingilizcedeki beşyüzbine yakın kelimenin dörtte biri bile ingilizce değildir. Hem ingilizce diye bir köklü dil yoktur. ingilizce, şimdiki almanyada aşağı saksonya olarak bilinen eyaletin bulunduğu yerde yaşayan ve saksonca (almanca diyalekti) konuşan halkın, britanyaya göç ettikten sonra adadaki anglo kültürü ve diliyle karışması sonucu oluşmuştur. Ve ingilizce büyük britanya imparatorluğu büyüdükçe büyümüştür. ingilizce almancadan doğmuş bir cermen dilidir.
Türkçede aslı yabancı olan kelimeleri türkçeleşmiş saymayıp dilimizden çıkarırsak geriye ortaçağdan evvelki türkçe kalmış olur.
defter, kitap, kalem, dünya, kafes, evlat, mal, müdür, resim, isim, izin, müsade, serî (hızlı manasındaki), mana, kelime, zaman, vakit, müddet, mektup, şiir, amir, memur, emir, hudut, asır, kusur, arıza, tamir, tatil, iptal, ihmal, vefa, kafa, reis, asker, cumhur, cumhuriyet, şehir, sefer, kalp, ısrar, hareket, hakaret, hendese, mühendis, zeka, deha, gazi, dahi, siyaset, hukuk, edebiyat, muhasebe, maliye, kamu, ilan, kader, hakimiyet, kayıt, şart, millet, devlet, milliyet, hürriyet, akıl, mantık, fiil, Acaba, Ama, Alaka, Asıl, Asla, Aynen, Amma, An, Bazen, Bazı, Bizzat, Cümle, Daima, Dahil, Dair, Defa, Dikkat, Ebediyen, Ekseriyet, Elbet, Ezel, Fakat, Falan, Filan, Fazla, Galiba, Hakikaten, Hakiki, Hâlâ, Hâl, Hâlen, Harbi, Hülasa, illa, istisna, izah, Kadar, Kere, Keza, Külliyen, Lakin, Lütfen, Mesela, Misal, Rağmen, Şey, Tabii, Tamam, Tesadüf, Vallahi, Ve, Vesaire, Yahu, Yani, Zaten, zati, hatta, hata, noksan, cami,
...... kelimeleri arapça kökenlidir.
güfte, beste, ser, serbest, bestekâr, -kâr, -dâr, -vari, -han, -kârî, -dan, beyhude, fersude, asude, keşide, nadan, gül, güzel, gönül, lale, sebze, gonca, hep, hiç, hem, her, hoş, sarhoş (serhoş), berduş, şeftali, bülbül, canavar, ejder, jale, gergedan, kebab, keşkül, Bari, Çünkü, Eğer, Eyvah, Gerçi, Henüz, Herkes, Hemen, Kâh, Ki, Keşke, Meğer, Meğer ki, Naçizane, Ne, oruç, namaz, endaze, Peşin, Parça, Sade, Ta, Ya,
....... kelimeleri farsça kökenlidir.
Her kelime bir fetihtir, bütün marifet o kelimeyi kendi dilinin hançeresi ve ifade boyutları içinde eritip yeni bir kıvamda kullanabilmektir.
Cep kitabı gibidir, kesin birden fazla okursun! Evir çevir oku!
(bkz: #13884405)
Bizim, bu entry'yi yazan arkadaş gibi, futbolu bilen, hayatını aklıyla yöneten, mantıklı taraftarlara, kaliteli futbolseverlere ihtiyacımız var. Bir Fenerbahçeli olarak kendisini kutluyorum. iyi oynayan, futbolu güzelleştiren kazansın, dostça bir maç olsun istiyorum. Bu iki dev camianın büyüklüğünde, bu güzel rekabetin mutlaka payı vardır; kıymetini bilelim.
Tebrik ve teşekkür: Galatasaray takımı ve bütün Galatasaray camiasını dün gece kazandıkları haklı galibiyetten dolayı kutluyorum. Bir rakabetten bahsetmek zorlaşmıştı; bu ezeli rekabetin geleceğini kurtardıkları için de ayrıca teşekkür ediyorum.
Bizim, bu entry'yi yazan arkadaş gibi, futbolu bilen, hayatını aklıyla yöneten, mantıklı taraftarlara, kaliteli futbolseverlere ihtiyacımız var. Bir Fenerbahçeli olarak kendisini kutluyorum. iyi oynayan, futbolu güzelleştiren kazansın, dostça bir maç olsun istiyorum. Bu iki dev camianın büyüklüğünde, bu güzel rekabetin mutlaka payı vardır; kıymetini bilelim.
Tebrik ve teşekkür: Galatasaray takımı ve bütün Galatasaray camiasını dün gece kazandıkları haklı galibiyetten dolayı kutluyorum. Bir rakabetten bahsetmek zorlaşmıştı; bu ezeli rekabetin geleceğini kurtardıkları için de ayrıca teşekkür ediyorum.
ETME dedirten türk usulü futbolcu prototipidir.
ETME
-Sabri Sarıoğluna-
Duydum ki, kaleciye pas vermeye azmediyorsun, etme...
Ne yapsan belayı cezbediyorsun, etme.
Kalkışma boyundan büyük işlere, ezme topları;
Hangi pozisyona girsen mahvediyorsun, etme.
Ey top tekniği var ile yok arasında olan,
Yarı sahamızı yine terk ediyorsun, etme...
Sen şut çekecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Sen dünyayı tepemize indirmeye kastediyorsun, etme...
Kramponlarının içinde akrep olsa yeridir;
Her topu tribünlere şut ediyorsun, etme.
Son çizgiden ortalasan, dokunmaz bizden kimseye.
Sen ortayı şut, şutu orta ediyorsun, etme...
Rakibi gıcık ediyorsun, arkadaşlarını fitil;
Bizi tutkun ağrılara garkediyorsun, etme.
Sen futbol âleminde ne arıyorsun yabancı?
Her halinle bizi hasta ediyorsun, etme.
ETME
-Sabri Sarıoğluna-
Duydum ki, kaleciye pas vermeye azmediyorsun, etme...
Ne yapsan belayı cezbediyorsun, etme.
Kalkışma boyundan büyük işlere, ezme topları;
Hangi pozisyona girsen mahvediyorsun, etme.
Ey top tekniği var ile yok arasında olan,
Yarı sahamızı yine terk ediyorsun, etme...
Sen şut çekecek olsan, ay kapkara olur gamdan.
Sen dünyayı tepemize indirmeye kastediyorsun, etme...
Kramponlarının içinde akrep olsa yeridir;
Her topu tribünlere şut ediyorsun, etme.
Son çizgiden ortalasan, dokunmaz bizden kimseye.
Sen ortayı şut, şutu orta ediyorsun, etme...
Rakibi gıcık ediyorsun, arkadaşlarını fitil;
Bizi tutkun ağrılara garkediyorsun, etme.
Sen futbol âleminde ne arıyorsun yabancı?
Her halinle bizi hasta ediyorsun, etme.
Son yıllarda galatasaray'a gelen ikinci kaliteli oyuncudur. Tabii diğeri Arda... Halihazırda takımda galatasaray'a layık olan başka oyuncu yoktur.
#220972
"Can"ın inanmak nimetine eremediği "Allah", bunu espri sananların, buna gülenlerin belasını versin!
Türk gençliği bunu espri sayıyorsa, savaşta mermi taşıyan ninelerimizin, analarımızın kemikleri sızlar! Şair diye, üstad diye pohpohladığınız bu adam, en seviyesiz bir futbol takımı taraftarından daha ahlaksız, edepsiz küfürler ediyor, buna da entelektüel espri mi diyorsunuz. Yazıklar olsun!
"Can"ın inanmak nimetine eremediği "Allah", bunu espri sananların, buna gülenlerin belasını versin!
Türk gençliği bunu espri sayıyorsa, savaşta mermi taşıyan ninelerimizin, analarımızın kemikleri sızlar! Şair diye, üstad diye pohpohladığınız bu adam, en seviyesiz bir futbol takımı taraftarından daha ahlaksız, edepsiz küfürler ediyor, buna da entelektüel espri mi diyorsunuz. Yazıklar olsun!
Düşük "niveau". Ucuz nükte. Mide gorultuları. En çok çalışan uzvun kafa olmaması. Athe. Ahlâk fukarası. ne gönül, ne akıl... Hiçbir mukaddesi olmayan zavallı adam. Deha nerde, şairlik hani?
Cehalet tavuğunun cılk yumurtalarından biridir.
Fransız yazar Guy de Moupassante diyor ki; "30 yıl savaşları sırasında (1618-1648) Almanlar bir Fransız köyünü basar, yakıp yıkarlardı. Köydeki insanlara türlü işkenceler yaparlar, kadınlara tecavüz ederlerdi. En son bütün köy halkını, kadın, çocuk, yaşlı demeden köyün küçük kilisesine kapatır, kapıları kilitleyip kiliseyi ateşe verirlerdi. Bir gün sonra biz de aynısını bir Alman köyüne yapardık."
Düşünsenize iki müslüman ülke savaşsa insanları camilere toplayıp, camiyi de insanları da yakar mıyız biz?
30 yılsavaşları, 100 yıl savaşları, sömürgecilik faaliyetleri, haçlı seferleri, I.dünya savaşı, II. dünya savaşı, atom bombası, ırak savaşı, libya savaşı...
ilk gece kuralı, delilerin içine şeytan girdi diye yakılması, Avrupa saraylarında bile tuvalet olmaması, doğan çocuğun günahkâr sayılması, vaftizde kutsal suyla yıkanan hıristiyanların orta çağın sonuna kadar yıkanmaması, 1900'lü yıllarda bile, leğen gibi bir kapta duran suyla önce aile reisinin sonra bütün evhalkının ellerini yıkaması, Küvete doldurulmuş aynı suyla bütün ev halkının yıkanması...
Goethe diyor ki; bir yabancı dili iyi bilmeyen kendi dilini de hakkıyla bilemez. Tam bir dahiye yakışır şekilde söylüyor. insan başka kültürleri, dinleri milletleri öğrenmeden kendi kültürünün, dininin, memleketinin, insanının kıymetini bilemez.
Fransız yazar Guy de Moupassante diyor ki; "30 yıl savaşları sırasında (1618-1648) Almanlar bir Fransız köyünü basar, yakıp yıkarlardı. Köydeki insanlara türlü işkenceler yaparlar, kadınlara tecavüz ederlerdi. En son bütün köy halkını, kadın, çocuk, yaşlı demeden köyün küçük kilisesine kapatır, kapıları kilitleyip kiliseyi ateşe verirlerdi. Bir gün sonra biz de aynısını bir Alman köyüne yapardık."
Düşünsenize iki müslüman ülke savaşsa insanları camilere toplayıp, camiyi de insanları da yakar mıyız biz?
30 yılsavaşları, 100 yıl savaşları, sömürgecilik faaliyetleri, haçlı seferleri, I.dünya savaşı, II. dünya savaşı, atom bombası, ırak savaşı, libya savaşı...
ilk gece kuralı, delilerin içine şeytan girdi diye yakılması, Avrupa saraylarında bile tuvalet olmaması, doğan çocuğun günahkâr sayılması, vaftizde kutsal suyla yıkanan hıristiyanların orta çağın sonuna kadar yıkanmaması, 1900'lü yıllarda bile, leğen gibi bir kapta duran suyla önce aile reisinin sonra bütün evhalkının ellerini yıkaması, Küvete doldurulmuş aynı suyla bütün ev halkının yıkanması...
Goethe diyor ki; bir yabancı dili iyi bilmeyen kendi dilini de hakkıyla bilemez. Tam bir dahiye yakışır şekilde söylüyor. insan başka kültürleri, dinleri milletleri öğrenmeden kendi kültürünün, dininin, memleketinin, insanının kıymetini bilemez.
inceltme işareti kullanmadan söylendiğinde, ismi taşıyan kişiyi daha güzel ifade eden kelime(ler).
Gazi'yi sevmekten ne anladığı bilinmeyen tıynetsiz kişi. Mustafa Kemal'in manevi kişiliğini savunan başlıkları, o'nun sevgisini kullananları deşifre eden entryleri eksileyen, bunu da "atatürk sevgisi" adına yaptığını söyleyen, kendini bilmez bir tür ilkel insan. Atatürk adını kullanarak her türlü yanlışı yapanları eleştiren "Atatürk Senin Gargaran Değil!" şiirini bile eksileyen denge fukarası.
Başkalarının artıklarıyla beslenen zavallı bir aslanın son herzesi. Yazık!
gökhan zan, serdar özkan, revivo, thomas, ayhan, emre aşık, servet çetin, tolunay, serkan aykut, hasan vezir, sergen, sercan yıldırım...
gökhan zan, serdar özkan, revivo, thomas, ayhan, emre aşık, servet çetin, tolunay, serkan aykut, hasan vezir, sergen, sercan yıldırım...
Michael Jackson - They don't Care About Us
Madonna - La isla Bonita
Sting - Desert Rose
Shakira - Ojos Asi
Barış Manço - Kara Sevda
Madonna - La isla Bonita
Sting - Desert Rose
Shakira - Ojos Asi
Barış Manço - Kara Sevda
Hakkında haklı çıktığım adamlardan biri. (bkz: (#7686159))
iki bacağın birbiriyle uyumlu olması halidir.