bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu31
- sudekiray silik yesin kampanyası6
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam21
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- gülşen in memeleri9
- kim cha eon9
- miss turkey 2026 başvuruları3
- hamas denince akla gelenler11
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- fatma betül sayan kaya'nın 25 bin liralık gözlüğü2
- miss universe 20267
- müslüman4
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması4
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi8
- hamlet'in mezarlık sahnesi3
- hızlı ve çok okumak3
- afganistan2
- kablolu kulaklık2
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- miss international 20262
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- doçent maaşı vs işçi maaşı2
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak3
- ben geldim naneler4
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- mel mel bakan gibson tarzı entry girmek2
- note aura silk ruj 07 classy nude2
- travestiden dayak yemek3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- tinto brass7
- bim vs a1013
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan3
- sobaları hazırlayın7
- terapi niteliğindeki şeyler13
- hüseyin aktepe2
- sözlükte fingirdemek yerine yapılacak şeyler4
- eoka'nın amacı4
- devlet bahçeli8
- cungarya çölü2
- kocaeli3
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- reha muhtar vs erol köse2
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- emre belözoğlu9
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
entry'ler (6)
spor yaptığım dönemde, gayet güzel beslenerek aç kalmadan 2 ayda 10 kilo vermiş birisi olarak bizzat kendi tecrübelerimden yola çıkarak bir iki kelam edeyim.
öncelikle günde 2 öğün yemek yiyip şişmeden masadan kalkmama fikrinden vazgeçmek gerekiyor. yemek yeme olayını gün içerisinde 5-6 öğüne yayarak mideyi küçültmek önemli.
madde madde yazayım, daha anlaşılır olacağını düşünüyorum.
- uyku düzeni önemli.
- ekmeği hiçbir öğünde tüketmedim, tamamen bıraktım.
- ilk 1 ayda şekeri neredeyse tamamen kestim. "neredeyse" deme nedenim; sabah öğününde yediğim lifalifin içine bir çay kaşığı bal atmam, saat 19:00'dan sonra çok fazlaya kaçmadan yeteri kadar meyve tüketmem ve saat 17:00'de yediğim günün son ana öğününde bir kutu cola zero tüketmemdir.
- gün içerisinde fazlasıyla yürüdüm. eskişehir gibi kışların çok soğuk olduğu bir şehirde öğrenci olmama rağmen tramwaya 4-5 durak öteden biniyordum, o aradaki mesafede yürüyordum.
- bol bol su tükettim. yaptığım her yürüyüşte elimde muhakkak bir pet şişe su oluyordu ve dibi görüyordum.
- diyet yaptığım dönemde spor da yapıyordum ve mide egzersizlerine özen gösteriyordum. spor yapmıyor olsanız da yukarıda saydığım maddelerin sizde vereceği sonuçlarda çok önemli bir fark olacağını düşünmediğimi belirtmeden geçmemem gerekiyor. belki benzer sonuçları siz daha uzun sürede alırsınız, eksisi bu olur.
- gün içerisinde çok fazla yürüdüğüm ve spor da yaptığım için makarna, pilav gibi yemeklerden günde 2-3 porsiyon yediğimi ekleyeyim.
ayrıca şekerli yiyecekleri çok seven biri olmama rağmen şekerden belirli bir süre uzak durabildikten bir süre sonra gerçekten canımın da çekmediğini farkettim, diyet esnasında en çok şaşırdığım şey bu oldu. yani "diyet bitse ve şeker verseler almaz mısın" deselerdi "almam" derdim o derece.
özetle; bol bol hareket edin, bol bol su tüketin, hamur işiyle, kızartmayla ve şekerle aranıza mesafe koyun. açlığa yenik düşeceğiniz anlarda dahi gözünüzün açlığını değil, karnınızın açlığını dikkate alın. yavaş yavaş yiyin.
diyete bakış açınız her şeyden uzak durmak ve aç gezmek değil; daha sağlıklı şeylerle daha kolay doymak olsun. diyet 1-2 ay vücudu terbiye edecek bir disiplin değil, vücuda yaşamın genelinde iyi davranma halidir. her şeyden uzak durmak değil, zararları olanları mümkün olduğu kadar mideye az alabilme durumudur.
bu işte profesyonel olmadan size şöyle şöyle yapın diyemem. sonuçta bunlar her ne kadar genel bilgiler olsa da insandan insana farkedebileceği için sizi yönlendirmekten ziyade kendi uyguladığım metodları paylaşmam daha iyi olacaktır diye düşünüyorum. çünkü bu konularda uzman olan insanlar karşısına her çıkan insana aynı diyeti vermiyor, bünyeden bünyeye çok şey fark edebiliyor. birisinde çok olumlu sonuçlar veren yöntemler bir başkasında olumsuz ve zararlı sonuçlar verebilir.
yine uzun bir yazı oldu ama siz siz olun yapamam diyerek kendinizi soyutlamayın.
bol afiyetler.
öncelikle günde 2 öğün yemek yiyip şişmeden masadan kalkmama fikrinden vazgeçmek gerekiyor. yemek yeme olayını gün içerisinde 5-6 öğüne yayarak mideyi küçültmek önemli.
madde madde yazayım, daha anlaşılır olacağını düşünüyorum.
- uyku düzeni önemli.
- ekmeği hiçbir öğünde tüketmedim, tamamen bıraktım.
- ilk 1 ayda şekeri neredeyse tamamen kestim. "neredeyse" deme nedenim; sabah öğününde yediğim lifalifin içine bir çay kaşığı bal atmam, saat 19:00'dan sonra çok fazlaya kaçmadan yeteri kadar meyve tüketmem ve saat 17:00'de yediğim günün son ana öğününde bir kutu cola zero tüketmemdir.
- gün içerisinde fazlasıyla yürüdüm. eskişehir gibi kışların çok soğuk olduğu bir şehirde öğrenci olmama rağmen tramwaya 4-5 durak öteden biniyordum, o aradaki mesafede yürüyordum.
- bol bol su tükettim. yaptığım her yürüyüşte elimde muhakkak bir pet şişe su oluyordu ve dibi görüyordum.
- diyet yaptığım dönemde spor da yapıyordum ve mide egzersizlerine özen gösteriyordum. spor yapmıyor olsanız da yukarıda saydığım maddelerin sizde vereceği sonuçlarda çok önemli bir fark olacağını düşünmediğimi belirtmeden geçmemem gerekiyor. belki benzer sonuçları siz daha uzun sürede alırsınız, eksisi bu olur.
- gün içerisinde çok fazla yürüdüğüm ve spor da yaptığım için makarna, pilav gibi yemeklerden günde 2-3 porsiyon yediğimi ekleyeyim.
ayrıca şekerli yiyecekleri çok seven biri olmama rağmen şekerden belirli bir süre uzak durabildikten bir süre sonra gerçekten canımın da çekmediğini farkettim, diyet esnasında en çok şaşırdığım şey bu oldu. yani "diyet bitse ve şeker verseler almaz mısın" deselerdi "almam" derdim o derece.
özetle; bol bol hareket edin, bol bol su tüketin, hamur işiyle, kızartmayla ve şekerle aranıza mesafe koyun. açlığa yenik düşeceğiniz anlarda dahi gözünüzün açlığını değil, karnınızın açlığını dikkate alın. yavaş yavaş yiyin.
diyete bakış açınız her şeyden uzak durmak ve aç gezmek değil; daha sağlıklı şeylerle daha kolay doymak olsun. diyet 1-2 ay vücudu terbiye edecek bir disiplin değil, vücuda yaşamın genelinde iyi davranma halidir. her şeyden uzak durmak değil, zararları olanları mümkün olduğu kadar mideye az alabilme durumudur.
bu işte profesyonel olmadan size şöyle şöyle yapın diyemem. sonuçta bunlar her ne kadar genel bilgiler olsa da insandan insana farkedebileceği için sizi yönlendirmekten ziyade kendi uyguladığım metodları paylaşmam daha iyi olacaktır diye düşünüyorum. çünkü bu konularda uzman olan insanlar karşısına her çıkan insana aynı diyeti vermiyor, bünyeden bünyeye çok şey fark edebiliyor. birisinde çok olumlu sonuçlar veren yöntemler bir başkasında olumsuz ve zararlı sonuçlar verebilir.
yine uzun bir yazı oldu ama siz siz olun yapamam diyerek kendinizi soyutlamayın.
bol afiyetler.
isveç'in güneyinde bulunan, baltık denizi kıyısına kurulu şehir.
1666 yılında isveç kralı charles x gustav tarafından "karl'ın limanı" anlamına gelen karlshamn adıyla onurlandırılmıştır.
kentte, baltık denizi kıyılarında bir kent kalesi yer almaktadır. gelişmiş sanayi dallarına sahip olan şehir, günümüzde 18.000'den fazla bir nüfusa sahiptir.
alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/karlshamn
1666 yılında isveç kralı charles x gustav tarafından "karl'ın limanı" anlamına gelen karlshamn adıyla onurlandırılmıştır.
kentte, baltık denizi kıyılarında bir kent kalesi yer almaktadır. gelişmiş sanayi dallarına sahip olan şehir, günümüzde 18.000'den fazla bir nüfusa sahiptir.
alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/karlshamn
kendisini herkesten çok seven insan tarafından izlenildiğinden bihaber olduğu andır.
her kış sıvası dökülen bir duvara uygulanan badananın aşkıyla aynı yoğunluktaki aşktır.
kraldan çok kralcı zihniyete sahip şahısların yönettiği medyadır. yarın öbürgün hükümet değiştiğinde sıradaki liderin açıklarını unutacaklardır. şahsi değil makamsal bir takıntıdır.