bugün
- türk müslümanlığı6
- 12 saat çalışmak7
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik11
- insan sanatsal bir varlıktır7
- insan vahşi bir hayvandır6
- bedava dopaminin bazen işe yaraması7
- türkiye nin en güzel kızlarına sahip şehirleri4
- ketçapla güzel giden yiyecekler5
- 30 yaşında hala jelibon yiyen insan5
- antidepresan kullanmamış erkek bulmanın zorluğu7
- çekyat kanepe kaplatma6
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet9
- kıskanılmak vs kıskanmak6
- eşek sucuğu5
- kıyametin yaklaşıyor olduğu gerçeği8
- kariyer yapan kadın vs yemek yapan kadın3
- uysaljakoben13
- pizzanın kenarını yememek6
- imamoğlu abd ingiliz ve almanların bir projesiydi10
- redpill felsefesini bir cümleyle özetlemek3
- bornova4
- ameliyathane4
- evlenmeyi başaramamış erkek7
- şanzımanın motordan çok daha büyük bir icat olması2
- çok sıkıcısınız2
- umurat3
- son 20 yılın en gıcık lafı16
- yaşadım demek için ne yapmalı5
- çalışmayan kızla evlenen statülü erkek3
- demokratik almanya cumhuriyeti2
- çocuğa yabancı isimler vermek7
- merhaba arkadaşlar ben geldim3
- ekmek arası peyniri bir üst noktaya taşıyan detay3
- maaşla çalışıp ben alfayım diyen erkek7
- ölen porno yıldızlarının ahiretteki durumu3
- wp hesabını silmek3
- zendaya2
- italya'nın apple'ın icloud una soruşturma başlatma2
- dünya kupası'nın artık kimsenin umrunda olmaması3
- aylık 283 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- dekolteli çalışan arayan şirketin iş ilanı5
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak8
- lgs de 5 yanlış yapan kızı annesinin zorbalaması8
- one night stand sonrası yine görüşürüz demek3
- daha 173
- minimal rakı sofrası3
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı5
- kpss 20263
- kız arkadaşının giyimine karışmayan erkek22
- 2026 dünya kupası nda oynayan müslüman ülkeler2
entry'ler (6)
spor yaptığım dönemde, gayet güzel beslenerek aç kalmadan 2 ayda 10 kilo vermiş birisi olarak bizzat kendi tecrübelerimden yola çıkarak bir iki kelam edeyim.
öncelikle günde 2 öğün yemek yiyip şişmeden masadan kalkmama fikrinden vazgeçmek gerekiyor. yemek yeme olayını gün içerisinde 5-6 öğüne yayarak mideyi küçültmek önemli.
madde madde yazayım, daha anlaşılır olacağını düşünüyorum.
- uyku düzeni önemli.
- ekmeği hiçbir öğünde tüketmedim, tamamen bıraktım.
- ilk 1 ayda şekeri neredeyse tamamen kestim. "neredeyse" deme nedenim; sabah öğününde yediğim lifalifin içine bir çay kaşığı bal atmam, saat 19:00'dan sonra çok fazlaya kaçmadan yeteri kadar meyve tüketmem ve saat 17:00'de yediğim günün son ana öğününde bir kutu cola zero tüketmemdir.
- gün içerisinde fazlasıyla yürüdüm. eskişehir gibi kışların çok soğuk olduğu bir şehirde öğrenci olmama rağmen tramwaya 4-5 durak öteden biniyordum, o aradaki mesafede yürüyordum.
- bol bol su tükettim. yaptığım her yürüyüşte elimde muhakkak bir pet şişe su oluyordu ve dibi görüyordum.
- diyet yaptığım dönemde spor da yapıyordum ve mide egzersizlerine özen gösteriyordum. spor yapmıyor olsanız da yukarıda saydığım maddelerin sizde vereceği sonuçlarda çok önemli bir fark olacağını düşünmediğimi belirtmeden geçmemem gerekiyor. belki benzer sonuçları siz daha uzun sürede alırsınız, eksisi bu olur.
- gün içerisinde çok fazla yürüdüğüm ve spor da yaptığım için makarna, pilav gibi yemeklerden günde 2-3 porsiyon yediğimi ekleyeyim.
ayrıca şekerli yiyecekleri çok seven biri olmama rağmen şekerden belirli bir süre uzak durabildikten bir süre sonra gerçekten canımın da çekmediğini farkettim, diyet esnasında en çok şaşırdığım şey bu oldu. yani "diyet bitse ve şeker verseler almaz mısın" deselerdi "almam" derdim o derece.
özetle; bol bol hareket edin, bol bol su tüketin, hamur işiyle, kızartmayla ve şekerle aranıza mesafe koyun. açlığa yenik düşeceğiniz anlarda dahi gözünüzün açlığını değil, karnınızın açlığını dikkate alın. yavaş yavaş yiyin.
diyete bakış açınız her şeyden uzak durmak ve aç gezmek değil; daha sağlıklı şeylerle daha kolay doymak olsun. diyet 1-2 ay vücudu terbiye edecek bir disiplin değil, vücuda yaşamın genelinde iyi davranma halidir. her şeyden uzak durmak değil, zararları olanları mümkün olduğu kadar mideye az alabilme durumudur.
bu işte profesyonel olmadan size şöyle şöyle yapın diyemem. sonuçta bunlar her ne kadar genel bilgiler olsa da insandan insana farkedebileceği için sizi yönlendirmekten ziyade kendi uyguladığım metodları paylaşmam daha iyi olacaktır diye düşünüyorum. çünkü bu konularda uzman olan insanlar karşısına her çıkan insana aynı diyeti vermiyor, bünyeden bünyeye çok şey fark edebiliyor. birisinde çok olumlu sonuçlar veren yöntemler bir başkasında olumsuz ve zararlı sonuçlar verebilir.
yine uzun bir yazı oldu ama siz siz olun yapamam diyerek kendinizi soyutlamayın.
bol afiyetler.
öncelikle günde 2 öğün yemek yiyip şişmeden masadan kalkmama fikrinden vazgeçmek gerekiyor. yemek yeme olayını gün içerisinde 5-6 öğüne yayarak mideyi küçültmek önemli.
madde madde yazayım, daha anlaşılır olacağını düşünüyorum.
- uyku düzeni önemli.
- ekmeği hiçbir öğünde tüketmedim, tamamen bıraktım.
- ilk 1 ayda şekeri neredeyse tamamen kestim. "neredeyse" deme nedenim; sabah öğününde yediğim lifalifin içine bir çay kaşığı bal atmam, saat 19:00'dan sonra çok fazlaya kaçmadan yeteri kadar meyve tüketmem ve saat 17:00'de yediğim günün son ana öğününde bir kutu cola zero tüketmemdir.
- gün içerisinde fazlasıyla yürüdüm. eskişehir gibi kışların çok soğuk olduğu bir şehirde öğrenci olmama rağmen tramwaya 4-5 durak öteden biniyordum, o aradaki mesafede yürüyordum.
- bol bol su tükettim. yaptığım her yürüyüşte elimde muhakkak bir pet şişe su oluyordu ve dibi görüyordum.
- diyet yaptığım dönemde spor da yapıyordum ve mide egzersizlerine özen gösteriyordum. spor yapmıyor olsanız da yukarıda saydığım maddelerin sizde vereceği sonuçlarda çok önemli bir fark olacağını düşünmediğimi belirtmeden geçmemem gerekiyor. belki benzer sonuçları siz daha uzun sürede alırsınız, eksisi bu olur.
- gün içerisinde çok fazla yürüdüğüm ve spor da yaptığım için makarna, pilav gibi yemeklerden günde 2-3 porsiyon yediğimi ekleyeyim.
ayrıca şekerli yiyecekleri çok seven biri olmama rağmen şekerden belirli bir süre uzak durabildikten bir süre sonra gerçekten canımın da çekmediğini farkettim, diyet esnasında en çok şaşırdığım şey bu oldu. yani "diyet bitse ve şeker verseler almaz mısın" deselerdi "almam" derdim o derece.
özetle; bol bol hareket edin, bol bol su tüketin, hamur işiyle, kızartmayla ve şekerle aranıza mesafe koyun. açlığa yenik düşeceğiniz anlarda dahi gözünüzün açlığını değil, karnınızın açlığını dikkate alın. yavaş yavaş yiyin.
diyete bakış açınız her şeyden uzak durmak ve aç gezmek değil; daha sağlıklı şeylerle daha kolay doymak olsun. diyet 1-2 ay vücudu terbiye edecek bir disiplin değil, vücuda yaşamın genelinde iyi davranma halidir. her şeyden uzak durmak değil, zararları olanları mümkün olduğu kadar mideye az alabilme durumudur.
bu işte profesyonel olmadan size şöyle şöyle yapın diyemem. sonuçta bunlar her ne kadar genel bilgiler olsa da insandan insana farkedebileceği için sizi yönlendirmekten ziyade kendi uyguladığım metodları paylaşmam daha iyi olacaktır diye düşünüyorum. çünkü bu konularda uzman olan insanlar karşısına her çıkan insana aynı diyeti vermiyor, bünyeden bünyeye çok şey fark edebiliyor. birisinde çok olumlu sonuçlar veren yöntemler bir başkasında olumsuz ve zararlı sonuçlar verebilir.
yine uzun bir yazı oldu ama siz siz olun yapamam diyerek kendinizi soyutlamayın.
bol afiyetler.
isveç'in güneyinde bulunan, baltık denizi kıyısına kurulu şehir.
1666 yılında isveç kralı charles x gustav tarafından "karl'ın limanı" anlamına gelen karlshamn adıyla onurlandırılmıştır.
kentte, baltık denizi kıyılarında bir kent kalesi yer almaktadır. gelişmiş sanayi dallarına sahip olan şehir, günümüzde 18.000'den fazla bir nüfusa sahiptir.
alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/karlshamn
1666 yılında isveç kralı charles x gustav tarafından "karl'ın limanı" anlamına gelen karlshamn adıyla onurlandırılmıştır.
kentte, baltık denizi kıyılarında bir kent kalesi yer almaktadır. gelişmiş sanayi dallarına sahip olan şehir, günümüzde 18.000'den fazla bir nüfusa sahiptir.
alıntı: http://tr.wikipedia.org/wiki/karlshamn
kendisini herkesten çok seven insan tarafından izlenildiğinden bihaber olduğu andır.
her kış sıvası dökülen bir duvara uygulanan badananın aşkıyla aynı yoğunluktaki aşktır.
kraldan çok kralcı zihniyete sahip şahısların yönettiği medyadır. yarın öbürgün hükümet değiştiğinde sıradaki liderin açıklarını unutacaklardır. şahsi değil makamsal bir takıntıdır.