bugün
- bana onu sormayin6
- hangi üye hangisiydi hepsi karıştı5
- sözlük kızı ile kavga etmek12
- özgür özel14
- arkadaşlar zall gitti3
- silinen hesap 0145677
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- diamond bey dönsün kampanyası2
- gammazlık3
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı8
- gratisin içini merak etmek10
- martılara simit atmak2
- vücut ölçüleri ile nick almak2
- köfteci yusuf2
- aç karnına kahve içmek6
- kavganız bittiyse artık bilgi içeriği girelim3
- altındaki 45 tl zararımı kim ödeyecek sorunsalı8
- sözlükte küfür eden insanlar3
- kaçan kovalanır mı sizce4
- arabada sigara içilir mi6
- uludağ sözlük te kaç hesabınız var4
- özlü sözler2
- hoşlanılan kızla soğuk hava deposunda buluşmak5
- eline krem süren erkek6
- polonya2
- fake yazarların sanki biraz daha iyi yazması3
- yapay zekadan akıl almak6
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması3
- 12 ağustos 20262
- iş yerinde dikkat edilmesi gereken tipler4
- robot moderatör2
- çerçeve yasa24
- admin kardeş2
- diamond bosphorus2
- yani kısaca deriz ki5
- nick vermeden bir yazara seslen4
- renault 96
- kavga varken başlık açmak2
- ciddi ilişki yaşayamamak5
- sebahattin şirin16
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek10
- atatürk ün gençliğe hitabesi3
- çarşaf peçe türbanın hıristiyan kıyafeti olması5
- dindar nesil5
- kas yapayım derken göz çıkarmak3
- ebbırı top gibi sektirme yarışması2
- toprağı bol olsun4
- range rover2
- katılım emeklilik2
- doksanlarda nude göndermek2
entry'ler (6)
kayıtsız 3 isimli el yapımı teknesi ile elektronik seyir cihazları olmadan dünya seyahatine çıkan özkan gülkaynak'ın efsane kitabıdır.
denizle alakası olmayan bir şehirde doğup büyüyen bana bile buram buram deniz kokusunu hissettirmiş olan harika kitap, daha doğrusu seyahatname.
pupa yelken'den itibaren bu topraklarda doğup böyle bir yolculuğa çıkan herkesin kitabını okudum. özgürlük hattının batısına bu kitaplar arasında özel bir yere sahip çünkü bu yalnızca bir yolculuk kitabı değil. özkan abi yalnızca gezip gördüğü yerleri anlatmıyor.
kitapta "tekneye bindik, haydi eyvallah ben denize gidiyorum" tarzı bir giriş yok. özkan ağabey daha en başından, çocukluğundan başlayarak denize olan ilgisini ve bu uğurda attığı adımları anlatıyor. kitap aslında bir roman gibi başlayıp uzunca bir süre öyle devam ediyor. yolculuğa çıkmadan önceki süreci, tekne tasarımındaki ekolleri, etkilendiği tasarımları, hayat felsefesini ve bir nesne olan teknenin aslında bir denizcinin gözünde nasıl ruh kazandırılıp belli bir felsefe inşa edildiğini detaylı bir şekilde anlatıyor. zaten röportajlarını izleyen herkesin kolayca fark edebileceği bir gerçek vardır ki o da özkan ağabeyin dolu bir insan olduğudur.
kendi tasarladığı teknesi kayıtsız 3 ve onun geçmişini, neyi neden yaptığını detaylı bir şekilde açıklayarak denizcilikle ilgilenen insanlara da büyük küçük bilgiler veriyor. özkan ağabeyin anlatımı oldukça da esprili. kitapta bazı yerlerde kahkaha attım, oldukça da eğlendim okurken.
son bölümde ise detaylı yelken kombinasyonları, tekne yapım ve seyir üzerine bir sürü yararlı tavsiye var. bunlardan çok daha fazlası var hatta.
kitabın güncel fiyatı 140 liradır ancak bu gözünüzü korkutmasın. kaliteli kağıda baskılı, bolca görselle dolu hacimli bir kitap olduğu için kanaatimce fiyatı oldukça makul. kitabın satışını şu an bizzat özkan ağabey yapmaktadır. kendisi tanıyıp tanıyabileceğiniz en hoş sohbetli ve ilgili insanlardan birisidir. mutlaka alın okuyun!
denizle alakası olmayan bir şehirde doğup büyüyen bana bile buram buram deniz kokusunu hissettirmiş olan harika kitap, daha doğrusu seyahatname.
pupa yelken'den itibaren bu topraklarda doğup böyle bir yolculuğa çıkan herkesin kitabını okudum. özgürlük hattının batısına bu kitaplar arasında özel bir yere sahip çünkü bu yalnızca bir yolculuk kitabı değil. özkan abi yalnızca gezip gördüğü yerleri anlatmıyor.
kitapta "tekneye bindik, haydi eyvallah ben denize gidiyorum" tarzı bir giriş yok. özkan ağabey daha en başından, çocukluğundan başlayarak denize olan ilgisini ve bu uğurda attığı adımları anlatıyor. kitap aslında bir roman gibi başlayıp uzunca bir süre öyle devam ediyor. yolculuğa çıkmadan önceki süreci, tekne tasarımındaki ekolleri, etkilendiği tasarımları, hayat felsefesini ve bir nesne olan teknenin aslında bir denizcinin gözünde nasıl ruh kazandırılıp belli bir felsefe inşa edildiğini detaylı bir şekilde anlatıyor. zaten röportajlarını izleyen herkesin kolayca fark edebileceği bir gerçek vardır ki o da özkan ağabeyin dolu bir insan olduğudur.
kendi tasarladığı teknesi kayıtsız 3 ve onun geçmişini, neyi neden yaptığını detaylı bir şekilde açıklayarak denizcilikle ilgilenen insanlara da büyük küçük bilgiler veriyor. özkan ağabeyin anlatımı oldukça da esprili. kitapta bazı yerlerde kahkaha attım, oldukça da eğlendim okurken.
son bölümde ise detaylı yelken kombinasyonları, tekne yapım ve seyir üzerine bir sürü yararlı tavsiye var. bunlardan çok daha fazlası var hatta.
kitabın güncel fiyatı 140 liradır ancak bu gözünüzü korkutmasın. kaliteli kağıda baskılı, bolca görselle dolu hacimli bir kitap olduğu için kanaatimce fiyatı oldukça makul. kitabın satışını şu an bizzat özkan ağabey yapmaktadır. kendisi tanıyıp tanıyabileceğiniz en hoş sohbetli ve ilgili insanlardan birisidir. mutlaka alın okuyun!
coğrafi keşifler sırasında kilise ve dinleri adına yapılan katliamları ilk elden anlatan rahiptir. özellikle kızılderili felsefesi ile ilgilenenlerin bilmesi ve okuması gereken birisidir. ben şahsen kitaptaki ifadelerine dayanarak onun bir ateist veya en azından deist olarak öldüğünü düşünmekteyim. okurken insanı ağlatacak pek çok detaydan bahseder.
nasıl kıydınız o güzel insanlara?
sorsalar doğu katil, doğu vahşi! kimse bu taraflardan bahsetmiyor
nasıl kıydınız o güzel insanlara?
sorsalar doğu katil, doğu vahşi! kimse bu taraflardan bahsetmiyor
pacific rim serisinin ilk filminde kısa bir süre görünmesine rağmen hayranların kalbine taht kuran rus yapımı jaeger'dır. sasha ve aleksis kaidonovsky tarafından kontrol edilmekte olup mark-1 serisi, yani ilk üretim olan jeager'dır. aynı zamanda ilk üretim olan jeagerlardan sağ kalmayı başaran tek jeager olma şerefine sahiptir.
ismini rus masallarındaki chernobog (kara tanrı) isimli varlıktan alır. cherno kelimesi de zaten siyah, kara anlamına gelmektedir.
2015 yılında hizmete giren cherno alpha, rusya kıyı şeridini ve anti-kaiju duvarı'nın sibirya çevresini koruma görevini üstlendi. jaeger’in gözetiminde, sibirya duvarı altı yıl boyunca kaijulara geçit vermeden çarpışmıştır.
cherno alpha'nın tasarımı esasen rus tanklarının felsefesini yaşatmaktadır. analog bir sistemi vardır ve nükleer reaktörden güç alır. her kas öbeği için bir adet kırklık motoru vardır. t-90 rus muharebe tankının yürüyen versiyonudur.
filmde diğer jeagerlardan farkını görür görmez hissediyorsunuz. öncelikle bir kafa ve boyun kısmına sahip değildir, pilotlar göğüste konumlandırılmıştır. kafası ise eski haçlıların taktıkları kapalı süvari kasklarına benzemektedir. yani diyebiliriz ki insanın görür görmez hemen tanıdığı o garip rus mühendisliğinin en ikonik eserlerinden birisidir. diğer jeagerlar japon oyuncaklarına ve serinin baş rol oyuncusu gipsy danger optimus prime'dan hallice etrafta dolanırken cherno alpha tek başına insana jeager nedir, nasıl yapılır göstermektedir.
cherno, yapılmış en ağır jeager olduğu için aynı zamanda diğer jeagerlara göre yavaştır da. ancak tuttu mu adamı delik deşik eder. göğsünde çok tehlikeli rus füzeleri barındırırken omuzlarında da alev silahları barındırır. ancak cherno'nun asıl silahı yumruklarıdır. tesla fists adı verilen sistemle cherno ilkel bir şekilde doldur boşalt yapar gibi seri şekilde yumruk atmaktadır.
bu müthiş jeager hongkong görevi sırasında arkadan yaklaşan bir kaiju tarafından imha edilmiştir. toplamda beş dakikayı aşmayan gösterisi boyunca serinin fanatikleri tarafından sevilmiş ve yaşatılmaya devam etmiştir.
ismini rus masallarındaki chernobog (kara tanrı) isimli varlıktan alır. cherno kelimesi de zaten siyah, kara anlamına gelmektedir.
2015 yılında hizmete giren cherno alpha, rusya kıyı şeridini ve anti-kaiju duvarı'nın sibirya çevresini koruma görevini üstlendi. jaeger’in gözetiminde, sibirya duvarı altı yıl boyunca kaijulara geçit vermeden çarpışmıştır.
cherno alpha'nın tasarımı esasen rus tanklarının felsefesini yaşatmaktadır. analog bir sistemi vardır ve nükleer reaktörden güç alır. her kas öbeği için bir adet kırklık motoru vardır. t-90 rus muharebe tankının yürüyen versiyonudur.
filmde diğer jeagerlardan farkını görür görmez hissediyorsunuz. öncelikle bir kafa ve boyun kısmına sahip değildir, pilotlar göğüste konumlandırılmıştır. kafası ise eski haçlıların taktıkları kapalı süvari kasklarına benzemektedir. yani diyebiliriz ki insanın görür görmez hemen tanıdığı o garip rus mühendisliğinin en ikonik eserlerinden birisidir. diğer jeagerlar japon oyuncaklarına ve serinin baş rol oyuncusu gipsy danger optimus prime'dan hallice etrafta dolanırken cherno alpha tek başına insana jeager nedir, nasıl yapılır göstermektedir.
cherno, yapılmış en ağır jeager olduğu için aynı zamanda diğer jeagerlara göre yavaştır da. ancak tuttu mu adamı delik deşik eder. göğsünde çok tehlikeli rus füzeleri barındırırken omuzlarında da alev silahları barındırır. ancak cherno'nun asıl silahı yumruklarıdır. tesla fists adı verilen sistemle cherno ilkel bir şekilde doldur boşalt yapar gibi seri şekilde yumruk atmaktadır.
bu müthiş jeager hongkong görevi sırasında arkadan yaklaşan bir kaiju tarafından imha edilmiştir. toplamda beş dakikayı aşmayan gösterisi boyunca serinin fanatikleri tarafından sevilmiş ve yaşatılmaya devam etmiştir.
tırlarda 3-5 vites bulunmaz. yarım vitesler de dahil olmak üzere toplamda 12 vites falan olurlar. tabi bu 12 vitesi sağa sola götürerek değiştirmek imkansız olduğu için markaların kendilerine has çözümleri vardır. aracı yürütmek için gereken viteslere ek olarak bir de seri vitesler (hız için) vardır. mesela kendi aracınızın vites kolunu hayal edin. 3. vitese geldikten sonra bir mandalı aşağı indirip 4. vitese götürmek yerine tekrar 1. vitese takarak 4. vitese geçersiniz. yani kat kat bir sistem vardır. bu yüzden öyle 6. vitesten 2. vitese atayım pek bir işe yaramaz çünkü tır vitesleri kalkış ve hız vitesleri olmak üzere katmanlıdır ve bu iki grup arasındaki dişli farkları bizim otomobillerimiz kadar yoktur. bununla birlikte 30-35 ton toplam ağırlığı olan bir çekici 6. vitesten 2. vitese atınca muhtemelen dişli kırar ve yoluna devam eder.
kamyon frenleri de öyle bomba gibi patlamaz. genelde aşırı kullanım veya fazla yüke bağlı olarak ısınan fren diskleri kaliperlerin arasında sıkışamaz bir hale gelir.
videodaki tır oldukça hızlı ve etrafındaki bariyerler onu durduracak veya hızını kesecek güçte değiller. duvara falan çarpsın diyenlere de şöyle diyeyim, o tır duvarı da yıkıp geçer. yani binanın içinden geçecek bir güçle hareket ediyor.
yüklü bir dorse ile sağa veya sola sertçe manevra yapmak tehlikelidir ve tır yan yatsa bile muhtemelen kaymaya devam eder ve yine araçlara çarpar.
retarder ise bir fren değildir. bu sistem yalnızca şaftı belli bir miktar yağ ile boğarak yavaşlamayı sağlayan hidrolik sistemdir. ayrıca virajlarda veya yüksek hızlarda (araç gaz yemeye devam ederken) açınca aracın kontrolünü kaybettirebilir.
özetle böyle bir rampadan böyle bir süratle inmek tehlikelidir. videoyu çeken kişi aracın korna sesini çok önceden fark ederek bunu kayda aldığına göre sürücü bunu çok önceden fark etmiş. sağı solu araç dolu olduğu için muhtemelen bariyerlere girmeyi göze alamamış. duvara veya direğe vurmak bir seçenek olabilirdi ancak panik anında insan sağlıklı karar veremeyebilir.
bana göre bakımsız bir araç ve panik sonucu meydana gelmiş korkunç bir kaza. allah ölenlere rahmet eylesin.
kamyon frenleri de öyle bomba gibi patlamaz. genelde aşırı kullanım veya fazla yüke bağlı olarak ısınan fren diskleri kaliperlerin arasında sıkışamaz bir hale gelir.
videodaki tır oldukça hızlı ve etrafındaki bariyerler onu durduracak veya hızını kesecek güçte değiller. duvara falan çarpsın diyenlere de şöyle diyeyim, o tır duvarı da yıkıp geçer. yani binanın içinden geçecek bir güçle hareket ediyor.
yüklü bir dorse ile sağa veya sola sertçe manevra yapmak tehlikelidir ve tır yan yatsa bile muhtemelen kaymaya devam eder ve yine araçlara çarpar.
retarder ise bir fren değildir. bu sistem yalnızca şaftı belli bir miktar yağ ile boğarak yavaşlamayı sağlayan hidrolik sistemdir. ayrıca virajlarda veya yüksek hızlarda (araç gaz yemeye devam ederken) açınca aracın kontrolünü kaybettirebilir.
özetle böyle bir rampadan böyle bir süratle inmek tehlikelidir. videoyu çeken kişi aracın korna sesini çok önceden fark ederek bunu kayda aldığına göre sürücü bunu çok önceden fark etmiş. sağı solu araç dolu olduğu için muhtemelen bariyerlere girmeyi göze alamamış. duvara veya direğe vurmak bir seçenek olabilirdi ancak panik anında insan sağlıklı karar veremeyebilir.
bana göre bakımsız bir araç ve panik sonucu meydana gelmiş korkunç bir kaza. allah ölenlere rahmet eylesin.
"papazlar tanrı ile, tanrı ise şamanlarla konuşur."
(amerika'daki bir mağarada anonim bir ressamın bir zamanlar almış olduğu kayıtlardan)
özünde gök tanrı dininin uygulamasıdır. şamanlık kendi başına bir din değildir, o daha çok tabiatla cemiyetin birbirinden ayrılmamasıdır. şamanların toplumda pek çok görevi vardır. cenaze törenleri, savaşlar, hastalık tedavisi, kötü ruhları kovma, hayvanlara musallat olan kötü ruhları ve hastalıkları kovma, yaşayanlar ile ölüler arasındaki işleri yürütme, yaşayanlar ile yaşayanlar arasındaki işleri yürütme gibi.
bu noktada en çok düşülen hatayı düzelterek başlayalım. şamanlar büyücü değildir. şamanlar ruhlarla iş görürken, yani ruhların yardımı ile işlerini hallederken büyücüler ise dualar ve kötü üflemeleri kullanırlar. hem şaman hem de büyücü olan şamanlar da kayıtlara geçmiştir lakin.
şamanlar genel olarak "kara şaman" ve "ak şaman" olarak ikiye ayrılırlar. kara şamanların ruhları yer altında terbiye edilirken ak şamanların ruhları gökyüzünde, kartal yuvasında terbiye edilirler.
şamanlık bir nevi hastalık ile kişiye gelir. bu süreci sıralamamız gerekirse;
1) şamanlığa çağrı
2) şamanlığın kabul edilmesi
3) şaman olan kişinin yeniden doğması
4) yeni şamanın eski şamandan yardım alması
5) şamanın kamlık yapmaya başlaması
şimdi bu yazdıklarımıza bir bakalım. ilk olarak kişiye şaman hastalığı gelir. bu hastalık yüzünden bayılmalar, garip sesler duymalar, ilginç rüyalar görmeler meydana gelir. şaman hastalığı bir başka şaman tarafından teşhis edildikten sonra bu hastalığı kabul etmesi için şaman ruhları tarafından zorlanmaya başlar.
şaman adayı bu hastalığı reddedip şaman olmak istemezse ne olur?
bu sorunun cevabı basit arkadaşlar. şaman adayı ya ölür ya da sakat kalır, delirir.
şamanın adayının bu çağrıyı kabul etmesinden başka bir yol yoktur.
şaman bu hastalığı kabul ettikten sonra bir süre yalnız kalır. yalnızca temiz olan insanların şaman adayına hizmet etmesine izin verilir. bu sırada şaman bazı rahatsızlıkları devam eder. bazen kaskatı kesilip günlerce bir şey yemeden ve içmeden öylece bir köşede dururlar. yeniden doğuş şamanlıkta esastır. bu doğuş bazen çok güçlü şamanlarda üç defa gerçekleşebilir.
şaman olmanın üç yolu vardır.
1) aileden gelen şamanlık
2) aileden gelmeyen ancak ruhlar tarafından seçilen
3) kendi çabası ile şaman olan şaman
bunları sırası ile güçlüden zayıfa doğru sıralarsak şayet 3-2-1 şeklinde bir sıralama olur.
(amerika'daki bir mağarada anonim bir ressamın bir zamanlar almış olduğu kayıtlardan)
özünde gök tanrı dininin uygulamasıdır. şamanlık kendi başına bir din değildir, o daha çok tabiatla cemiyetin birbirinden ayrılmamasıdır. şamanların toplumda pek çok görevi vardır. cenaze törenleri, savaşlar, hastalık tedavisi, kötü ruhları kovma, hayvanlara musallat olan kötü ruhları ve hastalıkları kovma, yaşayanlar ile ölüler arasındaki işleri yürütme, yaşayanlar ile yaşayanlar arasındaki işleri yürütme gibi.
bu noktada en çok düşülen hatayı düzelterek başlayalım. şamanlar büyücü değildir. şamanlar ruhlarla iş görürken, yani ruhların yardımı ile işlerini hallederken büyücüler ise dualar ve kötü üflemeleri kullanırlar. hem şaman hem de büyücü olan şamanlar da kayıtlara geçmiştir lakin.
şamanlar genel olarak "kara şaman" ve "ak şaman" olarak ikiye ayrılırlar. kara şamanların ruhları yer altında terbiye edilirken ak şamanların ruhları gökyüzünde, kartal yuvasında terbiye edilirler.
şamanlık bir nevi hastalık ile kişiye gelir. bu süreci sıralamamız gerekirse;
1) şamanlığa çağrı
2) şamanlığın kabul edilmesi
3) şaman olan kişinin yeniden doğması
4) yeni şamanın eski şamandan yardım alması
5) şamanın kamlık yapmaya başlaması
şimdi bu yazdıklarımıza bir bakalım. ilk olarak kişiye şaman hastalığı gelir. bu hastalık yüzünden bayılmalar, garip sesler duymalar, ilginç rüyalar görmeler meydana gelir. şaman hastalığı bir başka şaman tarafından teşhis edildikten sonra bu hastalığı kabul etmesi için şaman ruhları tarafından zorlanmaya başlar.
şaman adayı bu hastalığı reddedip şaman olmak istemezse ne olur?
bu sorunun cevabı basit arkadaşlar. şaman adayı ya ölür ya da sakat kalır, delirir.
şamanın adayının bu çağrıyı kabul etmesinden başka bir yol yoktur.
şaman bu hastalığı kabul ettikten sonra bir süre yalnız kalır. yalnızca temiz olan insanların şaman adayına hizmet etmesine izin verilir. bu sırada şaman bazı rahatsızlıkları devam eder. bazen kaskatı kesilip günlerce bir şey yemeden ve içmeden öylece bir köşede dururlar. yeniden doğuş şamanlıkta esastır. bu doğuş bazen çok güçlü şamanlarda üç defa gerçekleşebilir.
şaman olmanın üç yolu vardır.
1) aileden gelen şamanlık
2) aileden gelmeyen ancak ruhlar tarafından seçilen
3) kendi çabası ile şaman olan şaman
bunları sırası ile güçlüden zayıfa doğru sıralarsak şayet 3-2-1 şeklinde bir sıralama olur.
bu topraklar üzerinde şamanizm üzerine bir şeyler yazmak isteyenin mutlaka kitaplarını açıp okuduğu ve alıntılar yaptığı kıymetli bir hocamızdır. esasen ben sözlükte adına yalnızca bir entry girilmesine şaşırdım. meraklısı olur diye şuraya eserlerini bırakalım.
fuzuli hoca'nın rusça, türkçe ve ingilizce bilmesi onu doğu ile batı arasında bir köprü konumuna taşır. avrasya şamanları hakkında yazılmış olan rusça eserleri bugün okuyabilen veya okumaya tenezzül eden insanların sayısı hayli azalmıştır. fuzuli hoca ise bu kaynakları ve kendi araştırmalarını kullanarak şaman mirasının ölmemesini ve bugünlere kadar ulaşmasını sağlamıştır. türk mitolojisi, şamanlık, türk destanları üzerine çalışmalar yapmaktadır. günümüzde hızla azalan ve ikiden fazla dil bilen türkolog neslinin büyük temsilcilerindendir, umarım son da olmaz.
kitaplarından bahsedecek olursak eğer;
1) mitolojiye giriş
2) türk mitoloji sistemi 1-2
3) ana hatlarıyla türk şamanlığı
4)kadın şaman
5)kaşgarlı mahmut
6) türk kültüründe deli ve delilik
7) dede korkut oğuznameleri
8)köroğlu destanı
9)oğuz kağan dünyası
10)türk şaman metinleri
11)kadim türklerin mitolojik hikayeleri
aynı zamanda kendisi bana halk edebiyatını sevdiren ve bu konuda okumalar yapmaya yönlendiren hocadır. türk dili ve edebiyatı veya halk bilim bölümlerini okuyan herkesin bilmesi, okuması ve anlatması gereken bir hocadır.
fuzuli hoca'nın rusça, türkçe ve ingilizce bilmesi onu doğu ile batı arasında bir köprü konumuna taşır. avrasya şamanları hakkında yazılmış olan rusça eserleri bugün okuyabilen veya okumaya tenezzül eden insanların sayısı hayli azalmıştır. fuzuli hoca ise bu kaynakları ve kendi araştırmalarını kullanarak şaman mirasının ölmemesini ve bugünlere kadar ulaşmasını sağlamıştır. türk mitolojisi, şamanlık, türk destanları üzerine çalışmalar yapmaktadır. günümüzde hızla azalan ve ikiden fazla dil bilen türkolog neslinin büyük temsilcilerindendir, umarım son da olmaz.
kitaplarından bahsedecek olursak eğer;
1) mitolojiye giriş
2) türk mitoloji sistemi 1-2
3) ana hatlarıyla türk şamanlığı
4)kadın şaman
5)kaşgarlı mahmut
6) türk kültüründe deli ve delilik
7) dede korkut oğuznameleri
8)köroğlu destanı
9)oğuz kağan dünyası
10)türk şaman metinleri
11)kadim türklerin mitolojik hikayeleri
aynı zamanda kendisi bana halk edebiyatını sevdiren ve bu konuda okumalar yapmaya yönlendiren hocadır. türk dili ve edebiyatı veya halk bilim bölümlerini okuyan herkesin bilmesi, okuması ve anlatması gereken bir hocadır.