bugün

entry'ler (2)

muslum gurses

müslüm baba, şehirli elitin karşısında kısık seslerin sözcüsüydü. sosyal hayat muktedirlerine inat kıyıda kalmış mazlumların başkaldırısıydı baba'nın şarkıları. bazen dolmuşta, bazen sokakta içi memleket hasretiyle tutuşan, ailesinden baskı gören, aşkına karşılık bulamayacak dertli, gariban gençlerin hayata meydan okumasıydı. toplumda değişen sosyoekonomik dinamiklerin gündelik hayattaki yansımasıydı bir nevi. bu yüzden onun kaybını sanatsal açının yanında topumsal açıdan da irdelemek gerek.

galatasaray

kızıyoruz, kızmak en kolayı. üzülüyoruz, hatta delirmeye kadar taşıyabilenimiz var. haklılık değil burada sorgulanacak olan.

evet haklısın. kızmaya hakkın var çünkü galatasaray'ı seviyorsun.
o zaman senden daha fazla seven biri aynı haklılıkla kızmaktan öteye de geçebilir kolayca. dövebilir mesela? ya da başka şeyler...

hak meselesi değil bu, eylem meselesi.

tünelin sonundaki ışık denir ya, hani görüyorsan yırttın demektir. biz daha tünele giremedik. hatta treni satmak gibi çözüm arayışlarımız var. biz kim? yönetim. niye biz oluyormuş onlar? çünkü tüm başarısız hamleleri bize galatasaray'a ve bize mal oluyor.

ne yapabiliriz? yönetime protesto, takıma destek, yönetime protesto, takıma destek, protesto, destek, protesto, destek...

nereye kadar? yeni yönetime kadar.
sonra ne olacak? destek, destek, destek, destek... protesto ile ilgili kısım mümkünse kendini imha etmiş olacak.

tüm bunların yanında, mevcut zamanda takım oyunumuz düzelecek mi? tabii ki hayır. bunun hocayla bir yere kadar alakası var. takım oyunu takımla oynanır, bizde malesef çok fazla bunalmış bir grup var. takım değil evet, grup.

o kadar para alıyor olmaları ya da formaya olan aşkları falan ile işi döndüremeyecek kadar bunalmışlar.
yönetimden bunalmışlar, bunalan taraftardan, basının tek dalga geçme ve gözardı etme merkezi olmaktan, atamayan forvetten, kesemeyen defanstan, veremeyen orta sahadan bunalmışlar.

bunu biz çözmeyeveğiz tabii ki ama bunu kendi kendilerine futbolcular da çözemez. çözselerdi teknik direktörlük mesleği olmazdı. hoca tek başına da çözemez. çözseydi futbolda transfer olmazdı.

bunu yönetim çözer ama böyle bir zamanda, böyle elementlerle değil.
bu yönetim, şu yönetim demiyorum. 2000 ruhunu koyan kadroyu al gel bak bakalım aynı ruhu koyabilecek miydi? hayır bu iş önceki 3 sezonda planlanacaktı. olmadı.

şimdi bşz bu takımın iyiye gitmesini falan istemiyoruz. biz galatasaray gibi oynayan takımımızı istiyoruz. o da malesef o ruhu içinde taşımayan bir oluşum ile geri gelmez. önce o ruhu bilip içlerinde taşıyan birilerini bulmalı ve belki de 2-3 sezon sürecek inşaya başlamalıyız.

ama hayal geliyor ne yazık ki. çünkü o vizyonu oturtmak başka bir yapı. ülke genelinde, basından hükumet topyekün bir tavır koymakla başlanmalı.

olmaz mı, bal gibi olur. ama bilek gücünden önce beyin gücü lazım.

savaşmadan savaşmak sanatını bilen, kazanamıyorsan kaybetme andını içmiş, en iyi savunma hücumdur diyerek sahaya çıkan ve 11 kişi ise asla eksik değildiri rakiplerine kazımış o galatasaray'ı yeniden kuramazsın. ama inşa edebilirsin.!
© copyright 2005 - 2026