bugün
- kabataş olayı görüntüleri5
- süleyman soylu14
- erdoğan için ölmeye hazırım3
- mason greenwood59
- bir insana akpliliği üzerinden saldırmak29
- insan olmaya ceyrek kala23
- ellerim bos gonlum hos4
- bu boktan hayatı neden yaşıyoruz4
- tank egzozuna tişört tıkamak4
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler3
- anayasa değişmeli mi4
- kelli goss3
- uludağ sözlük bitti mi3
- mason greenwood ile ilgili yapılabilecek espriler2
- kangal sucuk 1000 lira12
- kezo erkeklerin ortak özellikleri15
- doktora yapmak2
- çomartokrasi2
- saç boyama perileri2
- atletle tank durdurmak4
- sözlük kızlarının gelinlikleri4
- kız olup erkek rolü oynayan yazarlar2
- karımı sevmiyorum2
- pakistan2
- erdoğan dan sonra gelecek başkan2
- 14 temmuz 2026 fransa ispanya maçı27
- erdoğan'ı babadan daha çok sevmek3
- aşk hayatı2
- fetö nün siyasi ayağı8
- nurculuk5
- 15 temmuzda çalışan yazarlar10
- yufkacimuammer3
- spor yapan sözlük erkeği7
- kadınlar neden bu kadar şirin ve bıcırık sorusu7
- 15 temmuz 2016 darbe girişimi9
- yaşanılmış garip olaylar3
- bir sözlük kızıyla saatlerce sevişmek5
- sözlük yazarları sorunlarıyla nasıl başa çıkıyor6
- birtakım fotoğraflar17
- 4 yıldır emekli hayatı yaşamak5
- isa'nın buyrukları2
- sevdiği kadının ayaklarını kasığında ısıtan adam7
- benim aslında kim olmam5
- aylık 359 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- istanbul'un suç haritası3
- sözlükteki azılı ruh hastalarının aynı kişi olması7
- tahliye olan pkklılara tepki göstermeyen akpli3
- velvet korumam altındadır22
- kentsel dönüşümün asıl amacı4
- sözlükte kavga olacak hissi5
entry'ler (2)
müslüm baba, şehirli elitin karşısında kısık seslerin sözcüsüydü. sosyal hayat muktedirlerine inat kıyıda kalmış mazlumların başkaldırısıydı baba'nın şarkıları. bazen dolmuşta, bazen sokakta içi memleket hasretiyle tutuşan, ailesinden baskı gören, aşkına karşılık bulamayacak dertli, gariban gençlerin hayata meydan okumasıydı. toplumda değişen sosyoekonomik dinamiklerin gündelik hayattaki yansımasıydı bir nevi. bu yüzden onun kaybını sanatsal açının yanında topumsal açıdan da irdelemek gerek.
kızıyoruz, kızmak en kolayı. üzülüyoruz, hatta delirmeye kadar taşıyabilenimiz var. haklılık değil burada sorgulanacak olan.
evet haklısın. kızmaya hakkın var çünkü galatasaray'ı seviyorsun.
o zaman senden daha fazla seven biri aynı haklılıkla kızmaktan öteye de geçebilir kolayca. dövebilir mesela? ya da başka şeyler...
hak meselesi değil bu, eylem meselesi.
tünelin sonundaki ışık denir ya, hani görüyorsan yırttın demektir. biz daha tünele giremedik. hatta treni satmak gibi çözüm arayışlarımız var. biz kim? yönetim. niye biz oluyormuş onlar? çünkü tüm başarısız hamleleri bize galatasaray'a ve bize mal oluyor.
ne yapabiliriz? yönetime protesto, takıma destek, yönetime protesto, takıma destek, protesto, destek, protesto, destek...
nereye kadar? yeni yönetime kadar.
sonra ne olacak? destek, destek, destek, destek... protesto ile ilgili kısım mümkünse kendini imha etmiş olacak.
tüm bunların yanında, mevcut zamanda takım oyunumuz düzelecek mi? tabii ki hayır. bunun hocayla bir yere kadar alakası var. takım oyunu takımla oynanır, bizde malesef çok fazla bunalmış bir grup var. takım değil evet, grup.
o kadar para alıyor olmaları ya da formaya olan aşkları falan ile işi döndüremeyecek kadar bunalmışlar.
yönetimden bunalmışlar, bunalan taraftardan, basının tek dalga geçme ve gözardı etme merkezi olmaktan, atamayan forvetten, kesemeyen defanstan, veremeyen orta sahadan bunalmışlar.
bunu biz çözmeyeveğiz tabii ki ama bunu kendi kendilerine futbolcular da çözemez. çözselerdi teknik direktörlük mesleği olmazdı. hoca tek başına da çözemez. çözseydi futbolda transfer olmazdı.
bunu yönetim çözer ama böyle bir zamanda, böyle elementlerle değil.
bu yönetim, şu yönetim demiyorum. 2000 ruhunu koyan kadroyu al gel bak bakalım aynı ruhu koyabilecek miydi? hayır bu iş önceki 3 sezonda planlanacaktı. olmadı.
şimdi bşz bu takımın iyiye gitmesini falan istemiyoruz. biz galatasaray gibi oynayan takımımızı istiyoruz. o da malesef o ruhu içinde taşımayan bir oluşum ile geri gelmez. önce o ruhu bilip içlerinde taşıyan birilerini bulmalı ve belki de 2-3 sezon sürecek inşaya başlamalıyız.
ama hayal geliyor ne yazık ki. çünkü o vizyonu oturtmak başka bir yapı. ülke genelinde, basından hükumet topyekün bir tavır koymakla başlanmalı.
olmaz mı, bal gibi olur. ama bilek gücünden önce beyin gücü lazım.
savaşmadan savaşmak sanatını bilen, kazanamıyorsan kaybetme andını içmiş, en iyi savunma hücumdur diyerek sahaya çıkan ve 11 kişi ise asla eksik değildiri rakiplerine kazımış o galatasaray'ı yeniden kuramazsın. ama inşa edebilirsin.!
evet haklısın. kızmaya hakkın var çünkü galatasaray'ı seviyorsun.
o zaman senden daha fazla seven biri aynı haklılıkla kızmaktan öteye de geçebilir kolayca. dövebilir mesela? ya da başka şeyler...
hak meselesi değil bu, eylem meselesi.
tünelin sonundaki ışık denir ya, hani görüyorsan yırttın demektir. biz daha tünele giremedik. hatta treni satmak gibi çözüm arayışlarımız var. biz kim? yönetim. niye biz oluyormuş onlar? çünkü tüm başarısız hamleleri bize galatasaray'a ve bize mal oluyor.
ne yapabiliriz? yönetime protesto, takıma destek, yönetime protesto, takıma destek, protesto, destek, protesto, destek...
nereye kadar? yeni yönetime kadar.
sonra ne olacak? destek, destek, destek, destek... protesto ile ilgili kısım mümkünse kendini imha etmiş olacak.
tüm bunların yanında, mevcut zamanda takım oyunumuz düzelecek mi? tabii ki hayır. bunun hocayla bir yere kadar alakası var. takım oyunu takımla oynanır, bizde malesef çok fazla bunalmış bir grup var. takım değil evet, grup.
o kadar para alıyor olmaları ya da formaya olan aşkları falan ile işi döndüremeyecek kadar bunalmışlar.
yönetimden bunalmışlar, bunalan taraftardan, basının tek dalga geçme ve gözardı etme merkezi olmaktan, atamayan forvetten, kesemeyen defanstan, veremeyen orta sahadan bunalmışlar.
bunu biz çözmeyeveğiz tabii ki ama bunu kendi kendilerine futbolcular da çözemez. çözselerdi teknik direktörlük mesleği olmazdı. hoca tek başına da çözemez. çözseydi futbolda transfer olmazdı.
bunu yönetim çözer ama böyle bir zamanda, böyle elementlerle değil.
bu yönetim, şu yönetim demiyorum. 2000 ruhunu koyan kadroyu al gel bak bakalım aynı ruhu koyabilecek miydi? hayır bu iş önceki 3 sezonda planlanacaktı. olmadı.
şimdi bşz bu takımın iyiye gitmesini falan istemiyoruz. biz galatasaray gibi oynayan takımımızı istiyoruz. o da malesef o ruhu içinde taşımayan bir oluşum ile geri gelmez. önce o ruhu bilip içlerinde taşıyan birilerini bulmalı ve belki de 2-3 sezon sürecek inşaya başlamalıyız.
ama hayal geliyor ne yazık ki. çünkü o vizyonu oturtmak başka bir yapı. ülke genelinde, basından hükumet topyekün bir tavır koymakla başlanmalı.
olmaz mı, bal gibi olur. ama bilek gücünden önce beyin gücü lazım.
savaşmadan savaşmak sanatını bilen, kazanamıyorsan kaybetme andını içmiş, en iyi savunma hücumdur diyerek sahaya çıkan ve 11 kişi ise asla eksik değildiri rakiplerine kazımış o galatasaray'ı yeniden kuramazsın. ama inşa edebilirsin.!