bugün
- mazotun litresi 90 lira5
- yalancı su böreği6
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz14
- sevmediğiniz yazarı eksiler misiniz4
- ata demirer dinin mizahı olmaz3
- abd de trump portreli 1 dolar2
- kontrol kalemiyle tornavidayı karıştırmak2
- s'i l v'e r m'i s t22
- arabanın camına sıkıştırılmış tornavida2
- başarısız insan2
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- götten bacaklı erkek4
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- imf den borç almayı zenginlik sanan malum zihniyet7
- geç boşalan erkek2
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci9
- motorine 8 24 tl zam gelmesi13
- sarapci koala65
- bir ateşe attın beni3
- bu saatte uyanan insanın amacı4
- mantı13
- habire1221
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı8
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu9
- kısa ve vurucu yazmak6
- apo piçtir piç kalacak8
- ellerim bos gonlum hos29
- sporcu motorcu müzisyen ve uzun boylu olmak5
- gün tabağı6
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- sözlükte fosilleşmek6
- türklerin en sevdiğiniz yönü6
- filenin sultanları yarı finalde8
- supangle ve puding in farkları3
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- silver ile evlenecek erkek52
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var7
- özel mesajları ifşa edecek kadar ucuz olmak6
- arif kocabıyık16
- bir bela geliyor8
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı8
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- çocuğunuzun olduğunu hayal edebiliyor musunuz5
- lahmacun9
- insan olmaya ceyrek kala15
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- güne bir şiir bırak2
- devlet bahçeli8
- niğde de restorana girip dayak yemek5
entry'ler (2)
müslüm baba, şehirli elitin karşısında kısık seslerin sözcüsüydü. sosyal hayat muktedirlerine inat kıyıda kalmış mazlumların başkaldırısıydı baba'nın şarkıları. bazen dolmuşta, bazen sokakta içi memleket hasretiyle tutuşan, ailesinden baskı gören, aşkına karşılık bulamayacak dertli, gariban gençlerin hayata meydan okumasıydı. toplumda değişen sosyoekonomik dinamiklerin gündelik hayattaki yansımasıydı bir nevi. bu yüzden onun kaybını sanatsal açının yanında topumsal açıdan da irdelemek gerek.
kızıyoruz, kızmak en kolayı. üzülüyoruz, hatta delirmeye kadar taşıyabilenimiz var. haklılık değil burada sorgulanacak olan.
evet haklısın. kızmaya hakkın var çünkü galatasaray'ı seviyorsun.
o zaman senden daha fazla seven biri aynı haklılıkla kızmaktan öteye de geçebilir kolayca. dövebilir mesela? ya da başka şeyler...
hak meselesi değil bu, eylem meselesi.
tünelin sonundaki ışık denir ya, hani görüyorsan yırttın demektir. biz daha tünele giremedik. hatta treni satmak gibi çözüm arayışlarımız var. biz kim? yönetim. niye biz oluyormuş onlar? çünkü tüm başarısız hamleleri bize galatasaray'a ve bize mal oluyor.
ne yapabiliriz? yönetime protesto, takıma destek, yönetime protesto, takıma destek, protesto, destek, protesto, destek...
nereye kadar? yeni yönetime kadar.
sonra ne olacak? destek, destek, destek, destek... protesto ile ilgili kısım mümkünse kendini imha etmiş olacak.
tüm bunların yanında, mevcut zamanda takım oyunumuz düzelecek mi? tabii ki hayır. bunun hocayla bir yere kadar alakası var. takım oyunu takımla oynanır, bizde malesef çok fazla bunalmış bir grup var. takım değil evet, grup.
o kadar para alıyor olmaları ya da formaya olan aşkları falan ile işi döndüremeyecek kadar bunalmışlar.
yönetimden bunalmışlar, bunalan taraftardan, basının tek dalga geçme ve gözardı etme merkezi olmaktan, atamayan forvetten, kesemeyen defanstan, veremeyen orta sahadan bunalmışlar.
bunu biz çözmeyeveğiz tabii ki ama bunu kendi kendilerine futbolcular da çözemez. çözselerdi teknik direktörlük mesleği olmazdı. hoca tek başına da çözemez. çözseydi futbolda transfer olmazdı.
bunu yönetim çözer ama böyle bir zamanda, böyle elementlerle değil.
bu yönetim, şu yönetim demiyorum. 2000 ruhunu koyan kadroyu al gel bak bakalım aynı ruhu koyabilecek miydi? hayır bu iş önceki 3 sezonda planlanacaktı. olmadı.
şimdi bşz bu takımın iyiye gitmesini falan istemiyoruz. biz galatasaray gibi oynayan takımımızı istiyoruz. o da malesef o ruhu içinde taşımayan bir oluşum ile geri gelmez. önce o ruhu bilip içlerinde taşıyan birilerini bulmalı ve belki de 2-3 sezon sürecek inşaya başlamalıyız.
ama hayal geliyor ne yazık ki. çünkü o vizyonu oturtmak başka bir yapı. ülke genelinde, basından hükumet topyekün bir tavır koymakla başlanmalı.
olmaz mı, bal gibi olur. ama bilek gücünden önce beyin gücü lazım.
savaşmadan savaşmak sanatını bilen, kazanamıyorsan kaybetme andını içmiş, en iyi savunma hücumdur diyerek sahaya çıkan ve 11 kişi ise asla eksik değildiri rakiplerine kazımış o galatasaray'ı yeniden kuramazsın. ama inşa edebilirsin.!
evet haklısın. kızmaya hakkın var çünkü galatasaray'ı seviyorsun.
o zaman senden daha fazla seven biri aynı haklılıkla kızmaktan öteye de geçebilir kolayca. dövebilir mesela? ya da başka şeyler...
hak meselesi değil bu, eylem meselesi.
tünelin sonundaki ışık denir ya, hani görüyorsan yırttın demektir. biz daha tünele giremedik. hatta treni satmak gibi çözüm arayışlarımız var. biz kim? yönetim. niye biz oluyormuş onlar? çünkü tüm başarısız hamleleri bize galatasaray'a ve bize mal oluyor.
ne yapabiliriz? yönetime protesto, takıma destek, yönetime protesto, takıma destek, protesto, destek, protesto, destek...
nereye kadar? yeni yönetime kadar.
sonra ne olacak? destek, destek, destek, destek... protesto ile ilgili kısım mümkünse kendini imha etmiş olacak.
tüm bunların yanında, mevcut zamanda takım oyunumuz düzelecek mi? tabii ki hayır. bunun hocayla bir yere kadar alakası var. takım oyunu takımla oynanır, bizde malesef çok fazla bunalmış bir grup var. takım değil evet, grup.
o kadar para alıyor olmaları ya da formaya olan aşkları falan ile işi döndüremeyecek kadar bunalmışlar.
yönetimden bunalmışlar, bunalan taraftardan, basının tek dalga geçme ve gözardı etme merkezi olmaktan, atamayan forvetten, kesemeyen defanstan, veremeyen orta sahadan bunalmışlar.
bunu biz çözmeyeveğiz tabii ki ama bunu kendi kendilerine futbolcular da çözemez. çözselerdi teknik direktörlük mesleği olmazdı. hoca tek başına da çözemez. çözseydi futbolda transfer olmazdı.
bunu yönetim çözer ama böyle bir zamanda, böyle elementlerle değil.
bu yönetim, şu yönetim demiyorum. 2000 ruhunu koyan kadroyu al gel bak bakalım aynı ruhu koyabilecek miydi? hayır bu iş önceki 3 sezonda planlanacaktı. olmadı.
şimdi bşz bu takımın iyiye gitmesini falan istemiyoruz. biz galatasaray gibi oynayan takımımızı istiyoruz. o da malesef o ruhu içinde taşımayan bir oluşum ile geri gelmez. önce o ruhu bilip içlerinde taşıyan birilerini bulmalı ve belki de 2-3 sezon sürecek inşaya başlamalıyız.
ama hayal geliyor ne yazık ki. çünkü o vizyonu oturtmak başka bir yapı. ülke genelinde, basından hükumet topyekün bir tavır koymakla başlanmalı.
olmaz mı, bal gibi olur. ama bilek gücünden önce beyin gücü lazım.
savaşmadan savaşmak sanatını bilen, kazanamıyorsan kaybetme andını içmiş, en iyi savunma hücumdur diyerek sahaya çıkan ve 11 kişi ise asla eksik değildiri rakiplerine kazımış o galatasaray'ı yeniden kuramazsın. ama inşa edebilirsin.!