bugün
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı11
- sözlük yazarlarının tatlıları7
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı7
- ilginç rüyalar3
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi23
- moderatörlere sesleniş5
- renault 9 broadway4
- gammaz çetesi çökertildi11
- aylık 440 bin lira iyi para mıdır sorunsalı4
- memduh bashgan14
- sevmediğiniz iki yazarın kavga etmesi3
- yastığa sarılarak uyumak2
- anderson talisca2
- kalburunuza bastırır mısınız2
- gram altındaki şiddetli yükseliş3
- fenerbahçe6
- nihoşun ölümü16
- g'i l d'e d l'i l y3
- havanın çok sıcak olması2
- arkadaşlar sizce ben ne kadar sapığım7
- tuba büyüküstün7
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız9
- emret komutanım ahmet başçavuş3
- insan2
- mohamed salah ghaly8
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- simko39
- rambo ariel ortega8
- asteğmen6
- benkimki7
- ismail kartal5
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- ev temizleyen erkek5
- trabzonspor6
- sturm graz3
- pop dinleyenlern başka müzik türlerini eleştirmesi3
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay2
- yılmaz güney'in sömürgecilerin kucağına oturması7
- sözlüğün ölmek üzere olduğunu gösteren işaretler3
- bi tavuğu kaç tokatla pişirebiliriz2
- cem küçük8
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek11
- tarhana içen kıroyla işim olmaz yürüü diyen kız2
- zadar2
- clemence baptista2
- çağatay ulusoy2
- umurumda değil2
- özgür özel'in tutuklanması9
- en iyi müzik türleri2
- sırrı süreyya önder5
entry'ler (14)
bi erkek için konaklamanın nasıl olacağını merak ettiğim üniversite. her yerde erkek kontenjanı az.
kahrolsun kadın diktası. yaşasın erkek hakları
not: yurt konusunda bilgilendirecek birisi olursa cidden çok makbule geçer.
kahrolsun kadın diktası. yaşasın erkek hakları
not: yurt konusunda bilgilendirecek birisi olursa cidden çok makbule geçer.
gözlemlediğim kadarıyla sözlüğün en çok muzdarip olduğu sorunsallardan biridir.
birçok üniversitelinin "tabiki de bizim kampüs efsane..." diye duruma müdahil olup objektif olarak bilinmesi zor olan kampüs.
(bkz: haydi başlasın sidik yarışı)
(bkz: haydi başlasın sidik yarışı)
kendisine yardımcı olabileceklere andaval diyebilecek kadar nazik insanların bulunduğu durumdur. sebebi bu durumdaki insanların aynı zamanda hormonal açıdan heyecanlı dönemlerinde olmasına bağlanabilir.
gülhane'de bulunan türkiye'deki 6 müze kütüphanesinden biridir.
yeni kelimeler üreten kişi anlamına gelen kelimedir.
adlaşmış sıfat'ın bir türevidir. onu farklı kılan fiil köklü bir sıfatla oluşturulmasıdır.
islami bir bilgisayar oyununda rastlanabilecek bir kalıptır.
emredilen kişinin hakkını kullanması ve görevini yerine getirilmesi istediği için sarf edilen sözdür. ayrıca şöyle bir kısa filmi vardır: http://www.59saniye.com/oy-kullan-temali-kisa-film/
homofobik insanlar açısından korkunç, homoseksueller açısından bayramlık bir durumdur.
oruç süresi tartışmasında birçok insanın aslında sözlerine inanmak istediği insandır. fakat gönlü rahat etmediği için insanların bir çoğu diyanete uyar.
flipped classroom denen bir öğrenme modelini kullanacak, bünyesinde erhan erkut ve muhammed şahin gibi akademisyenleri barındıran bir üniversite.
franz kafka'nın fransız olduğunu iddia eden yazarımız.
link: http://www.odatv.com/n.ph...aligi-dagittin-2906141200
link: http://www.odatv.com/n.ph...aligi-dagittin-2906141200
hikayesi mevcut deyimdir.
--turnayı gözünden vurmak deyiminin hikayesi--
eskiden avcıların toplanıp sohbet ettikleri bir mecliste her biri, güya başından geçmiş gibi bir sürü hayali av hikâyeleri anlatırmış. içlerinde en yaşlıları olan avcızâde sayyad bey hiç lâfa karışmaz, anlatılanları, sessizce dinlermiş. onun bu sessiz hâli, günlerden bir gün ötekilerin dikkatini çekmiş.
yahu üstad, demişler. bunca yıllık av hayatın var. senin başından hiç bir olay geçmedi mi? sen de bir hatıra anlat ki, dinleyelim. hep bizler konuşuyoruz.. şeklinde, ısrar etmişler.
avcızâde sayyad bey, şöyle bir içini çekmiş: ahhh demiş. ne olur beni konuşturmayın. o hazin hatıramın, yürek sızlatan acısını bana hatırlatıp derdimi tazelemeyin.
diğer avcılar kulak kesilmişler. büyük bir merak ve heyecana kapılmışlar. demek ki ortada çok acıklı bir av hikâyesinin hatırası var demişler. bu sefer ısrarlarını daha da artırarak kıdemli avcıya yüklenmişler.
beriki yutkunmuş, kendine şöyle bir çeki düzen verip, söze başlamış:
efendim, avcılığa henüz başladığım gençlik yıllarımdaydı. bir gün, tüfeğimi ve köpeğimi aldım, tek başıma sapanca gölünün kenarında av ararken, gökte bir turna gördüm. şunu zararsız yerinden, ayağından vurayım dedim. fakat ben tetiği çektikten sonra, zavallı hayvan, gagasıyla ayağını kaşımaya yeltenmez mi? işte o anda, olan oldu. saçmalardan birisi, hayvanın sol gözünden girip, sağ gözünden çıkmasın mı? kırk elli metre kadar ötemizde, bir yere düştü. köpeğim aldı getirdi. hayvancağızın her tarafı sağlamdı. yalnız gözlerinden kan akıyordu. ben büyük bir pişmanlık ve şaşkınlık içinde, donup kalmıştım.
hayvancağız çırpınıyor, ben de içim sızlayarak düşünüyordum. işte asıl hadise o zaman oldu. gökten beş altı tane turna, üstümüzde dönerek uçtular, ötüşe ötüşe ve hışımla aşağı doğru inip, kör turnanın yanına kondular. ben büsbütün şaşırıp kalakalmıştım. kendi dilleriyle ötüşüp anlaşarak, kör turnayı aralarına aldılar ve şimşek gibi havalandılar. onların bu bağlılık ve sadakatine aşağıdan hayretler içinde baka kalmıştım.
işte dostlarım, o günden sonradır ki, turnalar katar halinde uçmaya başladılar ve aralarına aldıkları kör turnayı, ses vermek suretiyle uçuş istikametine yönelttiler. bu haber, dünyadaki bütün turnalar arasında yayıldı. daima toplu ve katar hâlinde uçmalarına ilk defa ben sebebiyet verdim diye, palavrasını bitirince, dinleyip gülüşen avcılardan birisi:
ehhh!.. üstad, durdun durdun, amma, turnayı gözünden vurdun, pes doğrusu demiş.
--turnayı gözünden vurmak deyiminin hikayesi--
--turnayı gözünden vurmak deyiminin hikayesi--
eskiden avcıların toplanıp sohbet ettikleri bir mecliste her biri, güya başından geçmiş gibi bir sürü hayali av hikâyeleri anlatırmış. içlerinde en yaşlıları olan avcızâde sayyad bey hiç lâfa karışmaz, anlatılanları, sessizce dinlermiş. onun bu sessiz hâli, günlerden bir gün ötekilerin dikkatini çekmiş.
yahu üstad, demişler. bunca yıllık av hayatın var. senin başından hiç bir olay geçmedi mi? sen de bir hatıra anlat ki, dinleyelim. hep bizler konuşuyoruz.. şeklinde, ısrar etmişler.
avcızâde sayyad bey, şöyle bir içini çekmiş: ahhh demiş. ne olur beni konuşturmayın. o hazin hatıramın, yürek sızlatan acısını bana hatırlatıp derdimi tazelemeyin.
diğer avcılar kulak kesilmişler. büyük bir merak ve heyecana kapılmışlar. demek ki ortada çok acıklı bir av hikâyesinin hatırası var demişler. bu sefer ısrarlarını daha da artırarak kıdemli avcıya yüklenmişler.
beriki yutkunmuş, kendine şöyle bir çeki düzen verip, söze başlamış:
efendim, avcılığa henüz başladığım gençlik yıllarımdaydı. bir gün, tüfeğimi ve köpeğimi aldım, tek başıma sapanca gölünün kenarında av ararken, gökte bir turna gördüm. şunu zararsız yerinden, ayağından vurayım dedim. fakat ben tetiği çektikten sonra, zavallı hayvan, gagasıyla ayağını kaşımaya yeltenmez mi? işte o anda, olan oldu. saçmalardan birisi, hayvanın sol gözünden girip, sağ gözünden çıkmasın mı? kırk elli metre kadar ötemizde, bir yere düştü. köpeğim aldı getirdi. hayvancağızın her tarafı sağlamdı. yalnız gözlerinden kan akıyordu. ben büyük bir pişmanlık ve şaşkınlık içinde, donup kalmıştım.
hayvancağız çırpınıyor, ben de içim sızlayarak düşünüyordum. işte asıl hadise o zaman oldu. gökten beş altı tane turna, üstümüzde dönerek uçtular, ötüşe ötüşe ve hışımla aşağı doğru inip, kör turnanın yanına kondular. ben büsbütün şaşırıp kalakalmıştım. kendi dilleriyle ötüşüp anlaşarak, kör turnayı aralarına aldılar ve şimşek gibi havalandılar. onların bu bağlılık ve sadakatine aşağıdan hayretler içinde baka kalmıştım.
işte dostlarım, o günden sonradır ki, turnalar katar halinde uçmaya başladılar ve aralarına aldıkları kör turnayı, ses vermek suretiyle uçuş istikametine yönelttiler. bu haber, dünyadaki bütün turnalar arasında yayıldı. daima toplu ve katar hâlinde uçmalarına ilk defa ben sebebiyet verdim diye, palavrasını bitirince, dinleyip gülüşen avcılardan birisi:
ehhh!.. üstad, durdun durdun, amma, turnayı gözünden vurdun, pes doğrusu demiş.
--turnayı gözünden vurmak deyiminin hikayesi--