bugün
- bir şeyler söyle4
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- taşaklardan birinin kayıp olması4
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- çay içen kız9
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- anın fotoğrafı14
- duyulan en ilginç isim5
- uludağ sözlük çeteleri9
- oralet içen erkek5
- mutsuz olmak3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- çaya şeker atan erkek5
- galatasaray6
- galatasaray 3 rennes 33
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- kalem4
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- en tehlikeli insan tipleri2
- en boktan on yıl7
- yıkık yazarlar4
- latte içen erkek4
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- patates kızartması4
- yerinde dur3
- rennes2
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
- yelpaze3
- erdal beşikçioğlu8
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum2
- smallville'deki konuk oyuncular3
- dolma kalem3
- ona bir şey söyle13
- gocu bak bi5
- doa otomatı3
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- red flag erkek listesi9
- ayrılık8
- menemen9
- telefona cevap vermeyen kız3
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- borç ve kira olupta iyi olan para7
entry'ler (13)
bir nevi ergen toplaşkası. en azından trollük kavramını bitirmişler. bu da birşey tabi.
online olan 'yazar', "ben geldim lan ibneler" diye başlık açmakta ve akabinde sohbet gelişmekte. enteresan tabi. internette bu kadar küfürü bir arada görmek mümkün değildir ayrıca.
memleketteki bilcümle sözlük ergenlerini kendisine çekmesi de ayrıca bir güzellik. boşalabilecekleri bir 'mekan' var artık en azından.
online olan 'yazar', "ben geldim lan ibneler" diye başlık açmakta ve akabinde sohbet gelişmekte. enteresan tabi. internette bu kadar küfürü bir arada görmek mümkün değildir ayrıca.
memleketteki bilcümle sözlük ergenlerini kendisine çekmesi de ayrıca bir güzellik. boşalabilecekleri bir 'mekan' var artık en azından.
vali muammer güler'in, yaptığı açıklamalarla kırıp geçirdiği 1 mayıs'tır.
"belirlenen kurallar dahilinde, isteyen herkes katılabilir" minvalinde açıklamalar yapmış.
burjuva legalitesinin size ördüğü sınırların dışında protesto yapmayın efendim.
250 gram mantık sarfetmek yetecek mevzuyu kavramaya aslında. adam açıkça diyor ki; tamam bizi protesto edeceksiniz, hakkımızı isteriz falan diyeceksiniz. ama bunları bizim belirlediğimiz kurallarla yapacaksınız. bunun dışına çıkan herkes anarşiktir, marjinaldir, sonuçlarına katlanır. sonra vay efendim ben niye gaz yedim falan diye feveran etmeyin. bizi, sadece ve sadece yine bizim belirlediğimiz sınırlar içinde protesto edin. akıllı olun.
valinin daha seksi açıklamaları için, gazetelere şöyle bir göz atınız efendim. emin olun çok güleceksiniz siz de.
"belirlenen kurallar dahilinde, isteyen herkes katılabilir" minvalinde açıklamalar yapmış.
burjuva legalitesinin size ördüğü sınırların dışında protesto yapmayın efendim.
250 gram mantık sarfetmek yetecek mevzuyu kavramaya aslında. adam açıkça diyor ki; tamam bizi protesto edeceksiniz, hakkımızı isteriz falan diyeceksiniz. ama bunları bizim belirlediğimiz kurallarla yapacaksınız. bunun dışına çıkan herkes anarşiktir, marjinaldir, sonuçlarına katlanır. sonra vay efendim ben niye gaz yedim falan diye feveran etmeyin. bizi, sadece ve sadece yine bizim belirlediğimiz sınırlar içinde protesto edin. akıllı olun.
valinin daha seksi açıklamaları için, gazetelere şöyle bir göz atınız efendim. emin olun çok güleceksiniz siz de.
uluslar arası bir sempozyumda, birçok dilden belirlenen yaklaşık 2500 kelime arasından 'en güzel' seçilen kelimedir.
estetikliğini, fonetikliği ile taçlandırmış kelimedir. her ne kadar tdk'dan hak ettiği alakayı göremese de gönüllerdeki yeri sarsılmazdır. candır. (orospuluğa övgü)
dünyanın en garantili işini üstlenen gazetecidir. yalnız bilmesi gerekir ki, en yavşak yönetim bile bu yavşaklığa prim vermez. garip sanrıları vardır. ömrünün sonuna kadar kendi yarı sahasında top çevirmeye mahkumdur.
o kadar teknik direktör görüp, hiçbirinin as kadroda yer vermediği, hızlı ve kaliteli golcüdür. yazık lan adama. herkes mi yedek kulübesine oturtur arkadaş. yaş kemale erdi, adam hala yedek.
'gereken' ilgiyi ve geri dön sayıklamalarını göremediğinde mutlak surette geri dönecek olandır. onlar ki; her türden mallığa kadirdir.
sadece türkiye'de görülen bir tür meslek hastalığı. tekstil işkolunun tamamında yaşanan çalışma koşullarına benzer biçimde, kot atölyelerinde işçiler günde ortalama 12 saat çalıştırılıyor. bu işte kullanılan özel kum değerli olduğu için, patronlar kum zayi olmasın diye işçileri havalandırmanın olmadığı, hatta pencerelerin sıkı sıkıya kapatıldığı ortamlarda çalıştırıyor. oysa, bu işyerinde havalandırmanın çok iyi sağlanması ve işçilerin kum tozunun karıştığı havayı solumamasını sağlayacak özel giysiler giymesi gerekiyor.
silikozis solunan kum tozunun sebep olduğu önlenebilir bir hastalıktır. mevcut ağız maskeleri koruma sağlamaz! ya tamamen kapalı alanlarda, kolların dışarıdan robot-yapay kol gibi bir mekanizma içinden kullanıldığı sistemlerde yapılmalı ya da astronot kıyafetlerine benzer dışarıdan havalandırılan ya da hava tüpleri kullanılan tüm vücudu örten özel giysiler giyilmeli, aynı zamanda kumlama yapılan alandan toz yayılması engellenmelidir. ama değil özel kıyafetler, en basit ağız maskeleri bile tedarik edilmemiş kot taşlama işçileri yoğun toza uzun saatler boyu maruz kaldıkları için şimdi hastalığın tehdidi altında.
çalışma bakanlığı nın "tahminlerine" ((bak bak, tahmin ediyor)) göre, şimdiye kadar 5-10 bin tekstil işçisi bu işte çalıştırılmış (bu imalathanelerin neredeyse tamamı merdivenaltı imalat yapıyor. yani çoğu kaçak. yani çoğu bu verilere dahil değil. yani çok daha fazlası var). 2-3 ay gibi çok kısa sürelerde de olsa bu işi yapan binlerce işçi soludukları tozun yoğunluğu nedeniyle hastalık tehdidi altında yaşıyor. sadece bingöl ün karlıova ilçesinin, 300 haneli taşlıcay köyü nde neredeyse her evde bir silikozis hastası var.
bunlar, sadece istanbul daki kayıtlı rakamlar, ancak durum istanbul la sınırlı değil. sinop, tokat, bingöl, siirt, erzurum, yozgat, zonguldak ve çorum da da kot taşlama sonucu akciğerleri iflas edip memleketlerine dönen çok sayıda işçi var.
silikozis solunan kum tozunun sebep olduğu önlenebilir bir hastalıktır. mevcut ağız maskeleri koruma sağlamaz! ya tamamen kapalı alanlarda, kolların dışarıdan robot-yapay kol gibi bir mekanizma içinden kullanıldığı sistemlerde yapılmalı ya da astronot kıyafetlerine benzer dışarıdan havalandırılan ya da hava tüpleri kullanılan tüm vücudu örten özel giysiler giyilmeli, aynı zamanda kumlama yapılan alandan toz yayılması engellenmelidir. ama değil özel kıyafetler, en basit ağız maskeleri bile tedarik edilmemiş kot taşlama işçileri yoğun toza uzun saatler boyu maruz kaldıkları için şimdi hastalığın tehdidi altında.
çalışma bakanlığı nın "tahminlerine" ((bak bak, tahmin ediyor)) göre, şimdiye kadar 5-10 bin tekstil işçisi bu işte çalıştırılmış (bu imalathanelerin neredeyse tamamı merdivenaltı imalat yapıyor. yani çoğu kaçak. yani çoğu bu verilere dahil değil. yani çok daha fazlası var). 2-3 ay gibi çok kısa sürelerde de olsa bu işi yapan binlerce işçi soludukları tozun yoğunluğu nedeniyle hastalık tehdidi altında yaşıyor. sadece bingöl ün karlıova ilçesinin, 300 haneli taşlıcay köyü nde neredeyse her evde bir silikozis hastası var.
bunlar, sadece istanbul daki kayıtlı rakamlar, ancak durum istanbul la sınırlı değil. sinop, tokat, bingöl, siirt, erzurum, yozgat, zonguldak ve çorum da da kot taşlama sonucu akciğerleri iflas edip memleketlerine dönen çok sayıda işçi var.
bünyeye aptallık ve mallık zerketmekten gayrı bi numarası olmayan haptır kendileri. herhangi bir psiko etkisi şu ana kadar vaki değildir.
uyutması bile bişeydir ama o da yok. niye ürettiniz lan bunu? diye sordurur.
uyutması bile bişeydir ama o da yok. niye ürettiniz lan bunu? diye sordurur.
evrimini başarıyla sürdüren şahıs. uçurumun dibi yok tabi. daha ne kadar düşer belli değil henüz. nasıl bişeye evrileceğine, bu devinimin son noktasının neresi olacağına dair net bir fikir vermiyor. zira her geçen gün kendini geliştiriyor. saplandığı popülizm batağında, ulusalcılıktan faşizanlığa doğru derin dalışlar yapıp nefes tutma denemeleri ifa ediyor hazret. çok köşeli çıkışlardan -henüz- kaçınmakla birlikte, ince ince zeminini haykırıyor. hele bir de, akp karşıtlığını solculuğun belkemiği olarak anlatmıyor mu. işte o zamanlarda yanaklarını sıkasın geliyor.
ekseriyetle hüzün ve bela barındırır. zira kimse o saatte sizi çay içmeye çağırmaz.
temelsiz muhalefetinden netice alamazsa (ki mümkün değil), köprü civarından arsa alıp karşı değil komşu olmasıyla neticelenecek mevzudur. tamam akp de çok matah değil ama siz hepten mide bulandırıyosunuz lan.
solun olmadığı ülkemde, yıllar yılı sol muamelesi görmüş parti. aksi gibi hala bunu savunan var. 6 ilkesinden birinin milliyetçilik olması, insanın içine ılık ılık bir şeyler akıtıyor.