bugün
- çayı kaç şekerli içiyorsunuz12
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba11
- ktç'nin hala hayatta olması6
- iyi niyetli olan insana enayi denilmesi7
- osmanlı tarihçileri3
- recep tayyip erdoğan7
- market poşetlerini tekte taşımak4
- sessiz insanların gizemli sanılması6
- kadınların cahil olduğu gerçeği2
- normal sözlük denen site4
- tekirdağ altın serisi2
- ekrem imamoğlu9
- herkesin dışarıdan iyi görünmesi2
- yazarların ayak numarası2
- samsun'da elektrik akımına kapılan 3 işçinin ölümü12
- gittiği her yerde sıçan insan2
- ekonomi çok iyi10
- gençler iş beğenmiyor6
- bebeksi bir hatunla sevgili olmak3
- sevdiğiniz yazarı başkasının favlaması3
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum27
- yumuşatıcı kokan erkek3
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması12
- cumhuriyet halk partisi10
- otobüste yanına oturan tip4
- süresiz nafakanın artık bitmesi2
- almancıları aşağılayan lanet millet6
- bu dünyanın minnoş kalplere uygun olmaması4
- türkiye11
- şiddetli akan ırmağa giren akılsızlar4
- adana sıcağı2
- özgür özel2
- parmak kulağa girince parmak mı zevk alır kulak mı2
- 10 yıldır sözlüğü ve yazarları inceliyorum17
- sıcak hava2
- sabahları gazete okumak4
- zeynep atılgan4
- eline erkek eli değmemiş erkek4
- iremga3
- kötü bir şey olacak hissi2
- bir şeyler söyle8
- elif'ten be'ye geçememek4
- dişlerini söküp eline vericem lan gavat2
- daha önce erkeklerle aynı ortamda oturmuş kız6
- maddenin içindeki evrenler4
- 3 haziran 2026 türkiye dominik voleybol maçı3
- chp seçmeni8
- 1 haziran 2026 istanbul borsası2
- çıplak ayakla misafir karşısına çıkmaya utanmak5
- reha muhtar25
entry'ler (253)
görsel
17 haziranda gerçekleşmiş, basının ise dün ortaya çıkardığı fotoğraftır.
17 haziranda gerçekleşmiş, basının ise dün ortaya çıkardığı fotoğraftır.
Yakında balkanlara katarlar *
hazırlayanın kim olduğu öğrenilesi durumdur.
trt tarafından ya da ana yayıncı kuruluş her kim ise yapmış oldukları, ya da çizdikleri yeni harita sanırım. yakında trakya bölgesi de türkiye den kopmak isterse (haklı nedenleri var) şaşırmayın.
görsel
görsel
bugün gittiğim ve %100 organik kahvesine bayıldığım mekandır. Çalışanları ve mekan sahibi deseniz işinin başında ve sürekli müşteriyle ilgilenen kişilerdir. müşteri memnuniyeti odaklı çalıştıkları ve bunu da başardıkları çok da bariz belliydi. * bundan sonra müdavimi olmaya ve güzel insanları oraya götürmeye kararlıyım.
biraz önce twitter üzerinden rastladığım gruptur. sanırım yeni açılan bir dernek.
trakyalı arkadaşlar takip edebilirler diye düşünüyorum. *
https://twitter.com/genctrakya
trakyalı arkadaşlar takip edebilirler diye düşünüyorum. *
https://twitter.com/genctrakya
aşık olunası kitaptır. arap olmasına rağmen arapların ne kadar bedevi olduğundan da ayrıca bahseder.
- ibni Haldun, bir devlet ve egemenliğin yaşaması için "erdemli olmayı" da kaçınılmaz bir koşul sayar. Özellikle devletin başındakilerin ve devlet politikasıyla uğraşan yetkililerin "kesinlikle erdemli olmaları gerektiği"ni savunur. "Erdem"-lerin başında da "adalet"e yer verilir. Halka zulmetmekten titizce sakınılmasını, halka altından kalkamayacağı yükler, vergiler yüklememeyi öğütler. Tersine davrananların egemenliklerinin ömürlü olmayacağını söyler. Hatta devlet ve egemenliği kurma girişiminde bulunurken bile bu tür erdemlerin gerekli olduğunu, bu erdemleri taşımayanlara halkın değer vermeyeceğini yazar. Sonra devletin halkın "yarar"ı için, yani bu savla kurulduğunu, böyleyken, "zulüm", haksızlık gibi halkın zararına olan şeyler geçerli kılınırsa, kuruluş amacına ve savına ters bir durum ortaya çıkacağını, bunun da egemenlerin varlıklarını sürdürmelerine engel olacağını açıklar. ibni Haldun, devlet ve hükümet biçiminden çok, bu "erdem"lere , hepsinin başında da "adalet"e ve özellikle "vergi adaleti"ne önem verir. Bunlardan uzaklaşmayı, "çöküş" nedenlerinin önemlileri arasında sayar.
- ibni Haldun, bir devlet ve egemenliğin yaşaması için "erdemli olmayı" da kaçınılmaz bir koşul sayar. Özellikle devletin başındakilerin ve devlet politikasıyla uğraşan yetkililerin "kesinlikle erdemli olmaları gerektiği"ni savunur. "Erdem"-lerin başında da "adalet"e yer verilir. Halka zulmetmekten titizce sakınılmasını, halka altından kalkamayacağı yükler, vergiler yüklememeyi öğütler. Tersine davrananların egemenliklerinin ömürlü olmayacağını söyler. Hatta devlet ve egemenliği kurma girişiminde bulunurken bile bu tür erdemlerin gerekli olduğunu, bu erdemleri taşımayanlara halkın değer vermeyeceğini yazar. Sonra devletin halkın "yarar"ı için, yani bu savla kurulduğunu, böyleyken, "zulüm", haksızlık gibi halkın zararına olan şeyler geçerli kılınırsa, kuruluş amacına ve savına ters bir durum ortaya çıkacağını, bunun da egemenlerin varlıklarını sürdürmelerine engel olacağını açıklar. ibni Haldun, devlet ve hükümet biçiminden çok, bu "erdem"lere , hepsinin başında da "adalet"e ve özellikle "vergi adaleti"ne önem verir. Bunlardan uzaklaşmayı, "çöküş" nedenlerinin önemlileri arasında sayar.
beşşar esadı elbette destekleyen biri değilim. ancak şöyle bir durum var. esad ın üçüncü bir ülkeye sürgün edilmesi kime düşmüş ? ırakta afganistanda uyguladığı ve demokrasinin anasını siktiği abd mi? yoksa azerbaycana karşı ermenistanı kışkırtan, asırlık düşmanı abd ile bir avuç petrol için kendini peşkeş çekip anlaşan rusyamı ? önce dönüp yaptıkları katliamlar ile yüzleşsinler. kimsenin içişlerine karışmak da kimseye düşmedi !
malesef kendini uygar, bilimde orda burda ilerlemiş sanan batı yasaları gereği uyuşturucu olarak nitelendirilmektedir.
ayahuasca çayı bilinçaltını açarak 3.gözü ortaya çıkartmaktadır ve psikolojik tedavilerde uygulanan bir çaydır. bunun yanı sıra geçmişine dönerek kendinle yüzleşebileceğin, hatalarınla yüzleşebileceğin belki de tek kanal yoludur bu çay. ve psikolojik rahatsızlıkları da günden güne iyileştirdiği kesinliği de ayrıca vardır.
ayahuasca çayı bilinçaltını açarak 3.gözü ortaya çıkartmaktadır ve psikolojik tedavilerde uygulanan bir çaydır. bunun yanı sıra geçmişine dönerek kendinle yüzleşebileceğin, hatalarınla yüzleşebileceğin belki de tek kanal yoludur bu çay. ve psikolojik rahatsızlıkları da günden güne iyileştirdiği kesinliği de ayrıca vardır.
bilen var mıdır sorunsalı ? yoksa söyleyeceğim çünkü *
unutulmaması gereken hadisedir. ve ayrıca unutturulmamalıdır da.
acı nın en büyüğü mecliste akp tarafından reddedilmesidir.
ve bunun 3 yıl boyunca sürmesi de ayrı bir mesele.
Karaman'a gidip 45 çocuğa tecavüz olayını araştıran heyetten milletvekili Lale Karabıyık KAN DONDURUCU GERÇEKLERi AÇIKLADI...
izlerken kanım dondu resmen !!!
https://www.facebook.com/...t/videos/478949192306286/
izlerken kanım dondu resmen !!!
https://www.facebook.com/...t/videos/478949192306286/
bugün aradığımda olayın sonuçlandığını söylediler. doktor haklıymış biz haksız mışız.
merhaba arkadaşlar,
saat 22:30 civarı önce babamı ani mide ağrısından dolayı bağcılar eğitim ve araştırma hastanesi acil bölümüne götürdük. ancak babam ayakta duracak gibi değildi ve güvenliğin "kayıt yaptırmanıza gerek yok" demesinden sonra doktorun yanına gittiğimizde illa kayıt olacaksınız demeye başladı(acil). biraz önce de ilettiğim üzere durumu aşırı kötüydü.
en sonunda babamın "gelin birlikte gidelim o halde beyefendi" demesinden sonra doktorun "bakmıyorum ulan o zaman" demesinden sonra araya ben girdim ve "siz ne biçim konuşuyorsunuz, sen bakmak zorundasın, sen maaşı nerden alıyorsun dedikten ve seni şikayet ederim dedikten sonra" "kağıt üzerine kaşe vurarak al lan nereye şikayet edersen et, sanane kim veriyorsa maaşı veriyor" diyerek üzerime yürüdü ve bildiğiniz saldırmaya başladı.
bunları hakikaten insanları galeyana getirmek için yazmıyorum arkadaşlar. sürekli hastane hastane gezen insan değilizdir. doktor efendi üzerime yürüdükten sonra bende onun üzerine yürüdüm. isteyen kamera kayıtlarını açar izler. araya insanlar girince bizi ayırdı. ayıranlardan biri olan personel ise kulağıma eğilerek "senin kemiklerini kırarız burada" dedi. sonrasında araya annemde girince annemin saçını çekmeye başladı ve kolunu tırmaladı resmen. görüntü de ekte yer almaktadır.
bunların bu denli halkla ırkı,dini,dili ne olursa olsun ne şekilde konuşmaya hakkı var yahu ? ya da bir kadına nasıl el kaldırılabilir ? bu olayı yayarsak toplum olarak daha dikkatli olacağımızı düşünüyorum değerli arkadaşlar
doktorun ismi ise
uzm.dr.abdulkadir
saat 22:30 civarı önce babamı ani mide ağrısından dolayı bağcılar eğitim ve araştırma hastanesi acil bölümüne götürdük. ancak babam ayakta duracak gibi değildi ve güvenliğin "kayıt yaptırmanıza gerek yok" demesinden sonra doktorun yanına gittiğimizde illa kayıt olacaksınız demeye başladı(acil). biraz önce de ilettiğim üzere durumu aşırı kötüydü.
en sonunda babamın "gelin birlikte gidelim o halde beyefendi" demesinden sonra doktorun "bakmıyorum ulan o zaman" demesinden sonra araya ben girdim ve "siz ne biçim konuşuyorsunuz, sen bakmak zorundasın, sen maaşı nerden alıyorsun dedikten ve seni şikayet ederim dedikten sonra" "kağıt üzerine kaşe vurarak al lan nereye şikayet edersen et, sanane kim veriyorsa maaşı veriyor" diyerek üzerime yürüdü ve bildiğiniz saldırmaya başladı.
bunları hakikaten insanları galeyana getirmek için yazmıyorum arkadaşlar. sürekli hastane hastane gezen insan değilizdir. doktor efendi üzerime yürüdükten sonra bende onun üzerine yürüdüm. isteyen kamera kayıtlarını açar izler. araya insanlar girince bizi ayırdı. ayıranlardan biri olan personel ise kulağıma eğilerek "senin kemiklerini kırarız burada" dedi. sonrasında araya annemde girince annemin saçını çekmeye başladı ve kolunu tırmaladı resmen. görüntü de ekte yer almaktadır.
bunların bu denli halkla ırkı,dini,dili ne olursa olsun ne şekilde konuşmaya hakkı var yahu ? ya da bir kadına nasıl el kaldırılabilir ? bu olayı yayarsak toplum olarak daha dikkatli olacağımızı düşünüyorum değerli arkadaşlar
doktorun ismi ise
uzm.dr.abdulkadir
taksim patlaması için;
Ali Ağaoğlu: “Gittim ortanca hanımla, çocukla olayın olduğu yere, millet fakir karanfil bırakıyor, ben gül bıraktım.”
http://www.mynet.com/habe...birakti-ben-gul-2371772-1
Ali Ağaoğlu: “Gittim ortanca hanımla, çocukla olayın olduğu yere, millet fakir karanfil bırakıyor, ben gül bıraktım.”
http://www.mynet.com/habe...birakti-ben-gul-2371772-1
ayrıca bunun dışında birde goethe institut'dür.
2002 yılında suikaste kurban giden yazar necip hablemitoğlu kitabından alıntıdır;
"Böll Vakfı gibi ilgi ve sorumluluk yelpazesi hayli geniş olan Alman vakıflarından bir diğeri, SPD'ye bağlı, merkezi Bonn'da bulunan Friedrich Ebert Vakfı 'dır. Ebert Vakfı, Türkiye'deki siyasal partiler içinde en çok Cumhuriyet Halk Partisi ile ilişki içindedir. "
"Türkiye’de yaşayan -çoğu emekli- yaklaşık 100.000 Alman değildir: Türkiye’de her türlü etnik, dinsel-mezhepsel ajitasyonu gerçekleştiren; toplumsal-siyasal-ekonomik ve hatta genetik alanlarda hazırlattığı projelerle her türlü espiyonaj faaliyetini sürdüren; yerel basında, yerel yönetimlerde, üniversitelerde, sendikalarda, kamu kurum ve kuruluşlarında, kısaca stratejik öneme sahip birimlerde “etki ajanı” ve “Alman sempatizanı” yetiştiren; şeriatçı yapılanmalardan çevreci örgütlere, bölücü yapılanmalardan terör örgütlerine, legal derneklerden siyasal partilere kadar uzanan çizgide, Türkiye’ye, Atatürk ilke ve devrimleri ile Cumhuriyetin tüm değerlerine karşı olan, ulusdevletin parçalanmasını isteyen tüm rejim karşıtlarına lojistik destek vererek bu ülkeyi alttan oyan -deyim uygunsa- bir avuç Alman istihbaratçısıdır. Türkiye’deki Alman “Derin Devleti”nin temsilcileri, gerçekte Alman Dış istihbarat Servisi olan “Bundesnachrichtendienst” (BND) mensubu olup, bir kısmı diplomatik dokunulmazlık kapsamında, bir kısmı gazeteci, akademisyen (arkeolog, dilbilimci, Türkolog, siyasetbilimci, çevrebilimci, ekonomist, sosyolog, etnolog ve ilahiyatçı ağırlıklı), serbest araştırmacı, sendikacı kimliğinde ve diğerleri de vakıf temsilcisi olarak kesintisiz faaliyet göstermektedirler. "
"Böll Vakfı gibi ilgi ve sorumluluk yelpazesi hayli geniş olan Alman vakıflarından bir diğeri, SPD'ye bağlı, merkezi Bonn'da bulunan Friedrich Ebert Vakfı 'dır. Ebert Vakfı, Türkiye'deki siyasal partiler içinde en çok Cumhuriyet Halk Partisi ile ilişki içindedir. "
"Türkiye’de yaşayan -çoğu emekli- yaklaşık 100.000 Alman değildir: Türkiye’de her türlü etnik, dinsel-mezhepsel ajitasyonu gerçekleştiren; toplumsal-siyasal-ekonomik ve hatta genetik alanlarda hazırlattığı projelerle her türlü espiyonaj faaliyetini sürdüren; yerel basında, yerel yönetimlerde, üniversitelerde, sendikalarda, kamu kurum ve kuruluşlarında, kısaca stratejik öneme sahip birimlerde “etki ajanı” ve “Alman sempatizanı” yetiştiren; şeriatçı yapılanmalardan çevreci örgütlere, bölücü yapılanmalardan terör örgütlerine, legal derneklerden siyasal partilere kadar uzanan çizgide, Türkiye’ye, Atatürk ilke ve devrimleri ile Cumhuriyetin tüm değerlerine karşı olan, ulusdevletin parçalanmasını isteyen tüm rejim karşıtlarına lojistik destek vererek bu ülkeyi alttan oyan -deyim uygunsa- bir avuç Alman istihbaratçısıdır. Türkiye’deki Alman “Derin Devleti”nin temsilcileri, gerçekte Alman Dış istihbarat Servisi olan “Bundesnachrichtendienst” (BND) mensubu olup, bir kısmı diplomatik dokunulmazlık kapsamında, bir kısmı gazeteci, akademisyen (arkeolog, dilbilimci, Türkolog, siyasetbilimci, çevrebilimci, ekonomist, sosyolog, etnolog ve ilahiyatçı ağırlıklı), serbest araştırmacı, sendikacı kimliğinde ve diğerleri de vakıf temsilcisi olarak kesintisiz faaliyet göstermektedirler. "
