bugün
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek11
- ekonomi8
- eşitlik mi özgürlük mü8
- yeni partinin çerçeve yasa kararı15
- kainattaki değişim2
- yaşlandığının farkına varmak9
- sonradan olma2
- çerçeve yasa10
- emekliler2
- emeklilik2
- ekşi sözlük referans17
- sözlük yazarlarının hayatını değiştirecek şey4
- müzik dinlemek5
- tarım3
- kartoncu birader vs erecto bey3
- dağ evi olmayan erkek5
- apı uygulama programlama ara yüzü2
- mekke anlaşması20
- sözlük yazarlarının kekleri5
- allah'ın doğurmamış ve doğmamış olması2
- asosyal ve çirkin olmak4
- sözlüğün çok durgun olması6
- orospu çocuğu gördüm de böylesini hiç görmedim3
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- allah3
- yahudi olmak için anneniz yahudi olması gerekiyor3
- yahudilere sallayan kitaplar3
- sıcak hava vs soğuk hava6
- clean girl akımı4
- sigara içmeyen erkek4
- evlenmeme nedenleri5
- almanya11
- namaz5
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- sözlük kızları çirkin oldukları için buradalar4
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- merfulu11
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- kedi3
- hutiler suudlara saldırdı ne olacak4
- eva mendes2
- 11 ağustos 20262
- ulu parti5
- geleceğe yolculuk vs geçmişe yolculuk4
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- günlük tutan erkek19
- cansever19
- türkiye9
- baliye balayına gitme ezikliği4
entry'ler (462)
Geçmişimden bir en çok kendimi özlüyorum. Böyle yazınca çok narsist geliyor kulağa ama, tam tersi aslında.
Kediler olarak genelleyebilir miyiz bilemiyorum ama evcil hayvanlar zamanla sahiplerine benzer diye bir laf vardır ya, buna katılıyorum. Sevgili kızım lilith, aynı ben gibi pek insancıl olmamasının yanı sıra bir kere bir insanı sevmezse karşıdaki ne yapsa sevmiyor onu. Çoğu kedi gibi değişimden pek haz etmiyor. Gereksiz kafa tutmalara girebiliyor.. (at’a tıslamışlığı var..)
Velhasıl kelam, kadınlar ve kedilerin en büyük ortak noktaları onlara olan sevginizin ancak onların canı istediği zaman bir kıymeti olmasıdır sanırım.
Velhasıl kelam, kadınlar ve kedilerin en büyük ortak noktaları onlara olan sevginizin ancak onların canı istediği zaman bir kıymeti olmasıdır sanırım.
Şarkıdan çok parça diyelim.
https://www.youtube.com/watch?v=EFJ7kDva7JE
https://www.youtube.com/watch?v=EFJ7kDva7JE
zaman zaman gerçekten çok güldürmüştür, komik adamdır kabul. ama her şeyin mizahı olmaması gerektiğinin de canlı kanıtıdır. trollük seviyesine varan bir mizah anlayışı var, komik olacağım diye insanlıktan çıktığı oluyor.
Buradan çok uzakta, eskiden iyelik ekini fütursuzca kullanabildiğim bana ait sessiz yalnızlıklarımın olabildiği gibi, kahkahalarımın öfkelerimin şefkatimin olabildiği yerde. Zaman, iki taraflı bir casus. Kavgalı aşığı insanın. Özlüyorum.
Sadece dişçim ama senelerdir inatla wiona ryder’e benzetiyor. Bence benzemiyoruz ama.
eski klavyelerin kabartmalı bastıkça kimine göre rahatsız edici bana göre ise yazma sebeplerinden biri olan sesleri vardı. bazı klavyelerde hala var tabi eski olmaya özel bir şey değil. ama şuan yazdığım klavye beni mutlu etmiyor. evet, klavyeden bile mutluluk bekliyorum. şey gibi bu, mutluluğun dibini sıyırmaya çalışmak gibi, meyveli yoğurdun kapağını yalamak gibi veya işte böyle şeyler.
internette senelerdir kullandığım bir kullanıcı adım vardı. artık ismim kadar ayırt edici ismim adar ifşa yeteğini olan bir kullanıcı adı haline gelmişti. birden fazla yerde senelerce kullanmaktan ötürü olabilir tabi. naifliğine, yalınlığına takılı kaldığım kelimelerdendi. ilk görüşte aşka inanmıyor olabilirim ama ilk okuyuşta aşık olduğum kelimelerim vardı. o da onlardandı. "hakikatsever" duruluğu o kadar sevdirdi ki kendini bana, sahiplenmem içselleştirmem çok kısa sürdü. hakikatı seven. sessizliğin huzuruna yaklaştığım şefkatle yaklaşıyordum kelimeye. zaten kendimi bildim bileli varlığımda mihenk taşı olmuş gerçek "hakikat" tutkum bu sıfatı hemen çekip almıştı kendine.
geçenlerde bu kadar cüretkar olmamdan zaten en başından beri rahatsız olan yanım "yeter, sen hayırdır?" deyince ufak bir oynama yaptım üstümde. tamam dedim seviyorum demeyeyim de bir parçam diyeyim. hakikat'a olan takıntılı tutkumu koparamıyordum kendimce. ama insan biliyor. kendine veya başkalarına ne yalan söylerse söylesin, hangi etiketin altında yaşlanırsa yaşlansın ne yaparsa yapsın içinde bir yerlerde hakikat'ı biliyor. bende biliyordum. biliyordum, gerçeğe olan tutkumun yavaş yavaş eriyip yok olduğunu. biliyordum hakikatsever! kelimesini benimmiş gibi sahiplenicek dolaşamayacağımı. üstünde oynamam sağını solunu kurcalamam sadece biraz daha kandırmaktı kendini. hakikat'tense kandırılmış huzura koştuğumu, sessizliği veya kendimi duyamacağım gürültüyü hakikate tercih ediyor olalı o kadar çok uzun zaman olmuştu ki.
yatağımdan bunun için kalktım. hakikat'le ilişkim kalmamıştı bunu somutlaştırmam gerekiyordu. isim kombinasyonum bile olabilirdi yerini alacak olan kullanıcı ismim. neden olmasındı? başka ne yalanı koyucaktım? hangi kelimemi harcayacaktım? isim kombinasyonum. o olamadı malum. internet şartları. ne olmalı ama? ne önemi var ki? yazarak saçmalamayı özlemişim, belki birgün gerçekten bir şey anlatabilirim. iyi uykular.
internette senelerdir kullandığım bir kullanıcı adım vardı. artık ismim kadar ayırt edici ismim adar ifşa yeteğini olan bir kullanıcı adı haline gelmişti. birden fazla yerde senelerce kullanmaktan ötürü olabilir tabi. naifliğine, yalınlığına takılı kaldığım kelimelerdendi. ilk görüşte aşka inanmıyor olabilirim ama ilk okuyuşta aşık olduğum kelimelerim vardı. o da onlardandı. "hakikatsever" duruluğu o kadar sevdirdi ki kendini bana, sahiplenmem içselleştirmem çok kısa sürdü. hakikatı seven. sessizliğin huzuruna yaklaştığım şefkatle yaklaşıyordum kelimeye. zaten kendimi bildim bileli varlığımda mihenk taşı olmuş gerçek "hakikat" tutkum bu sıfatı hemen çekip almıştı kendine.
geçenlerde bu kadar cüretkar olmamdan zaten en başından beri rahatsız olan yanım "yeter, sen hayırdır?" deyince ufak bir oynama yaptım üstümde. tamam dedim seviyorum demeyeyim de bir parçam diyeyim. hakikat'a olan takıntılı tutkumu koparamıyordum kendimce. ama insan biliyor. kendine veya başkalarına ne yalan söylerse söylesin, hangi etiketin altında yaşlanırsa yaşlansın ne yaparsa yapsın içinde bir yerlerde hakikat'ı biliyor. bende biliyordum. biliyordum, gerçeğe olan tutkumun yavaş yavaş eriyip yok olduğunu. biliyordum hakikatsever! kelimesini benimmiş gibi sahiplenicek dolaşamayacağımı. üstünde oynamam sağını solunu kurcalamam sadece biraz daha kandırmaktı kendini. hakikat'tense kandırılmış huzura koştuğumu, sessizliği veya kendimi duyamacağım gürültüyü hakikate tercih ediyor olalı o kadar çok uzun zaman olmuştu ki.
yatağımdan bunun için kalktım. hakikat'le ilişkim kalmamıştı bunu somutlaştırmam gerekiyordu. isim kombinasyonum bile olabilirdi yerini alacak olan kullanıcı ismim. neden olmasındı? başka ne yalanı koyucaktım? hangi kelimemi harcayacaktım? isim kombinasyonum. o olamadı malum. internet şartları. ne olmalı ama? ne önemi var ki? yazarak saçmalamayı özlemişim, belki birgün gerçekten bir şey anlatabilirim. iyi uykular.
Carlsberg ve corona yoksa tercih ettiğimdir. Kötünün iyisi işte.
Amerika'ya gitme ihtimalim çıkınca, sevgilimin benden tek "ricası" orada LGBT'ci eylem ve bireylere bulaşmamam oldu. Güleyim mi sinir mi olayım bilemiyorum.
türkçe'ye "azöz" olarak geçmesini dilediğim akım. ve dekorasyon ayağında minimalizmi türk insanı artık lütfen çok rica ediyorum paçasından bir yerinden tutsun.
gerçek anlamda yeni mezun biri olarak * daha şimdiden bittiğine üzüldüğüm dönemlerdir. insan hayatında birçok dönemi geri sarıp baştan yaşamak ister, ama ben en çok bu dönemimi geri sarıp baştan yaşamak isterdim sanırım.
ortalama imkanlara sahip bir insansanız muhtelemen üniversite dönemi sizin için altın madeni olacaktır. lütfen benim yaptığımı yapmayın, işleyin. her anlamda.
ortalama imkanlara sahip bir insansanız muhtelemen üniversite dönemi sizin için altın madeni olacaktır. lütfen benim yaptığımı yapmayın, işleyin. her anlamda.
En büyük zararı eğitim kavramının içi boşaltılmış olmasıdır. Üniversite diplomasını bir paçavraya çevirmiş, piyasaya nitelikli eleman hazırlamaktan çok diplomalı işsizler hazırlamıştır.
Akademisyenlerin kalitesi ve standartı iyice düşmüş, eğitim hayatını öğrenimini tamamlayamadan bitiren gençler yetiştirmiştir.
Akademisyenlerin kalitesi ve standartı iyice düşmüş, eğitim hayatını öğrenimini tamamlayamadan bitiren gençler yetiştirmiştir.
ilk maddem başlığa uyuşmayacak ama ben yine söyleyeyim.
1- Bölüm seçme durumuna gelirseniz lütfen bölümün derslerine bakın.
2- istediğiniz üniversitenin akademik kadrolarını inceleyin.
3- üniversitenin öğrencilerinden ve hatta mümkünse mezunlarından bilgi edinin.
4- üniversitenin olduğu yer oldukça önemli. Kendinizi geliştirebileceğiniz bir şehir olmasına özen gösterin.
5- eğer bölüm&ünivetsite&şehir kombinasyonlarından en ikisi sizi mutlu etmiyorsa lütfen üniversite tercihi yapmayın. Özellikle bölüm mutlu etmiyorsa.
Daha birçok var ama şimdilik bunlar geldi aklıma.
Ayrıca lütfen hazırlık okuyun. Ben okumadım çok pişmanım.
1- Bölüm seçme durumuna gelirseniz lütfen bölümün derslerine bakın.
2- istediğiniz üniversitenin akademik kadrolarını inceleyin.
3- üniversitenin öğrencilerinden ve hatta mümkünse mezunlarından bilgi edinin.
4- üniversitenin olduğu yer oldukça önemli. Kendinizi geliştirebileceğiniz bir şehir olmasına özen gösterin.
5- eğer bölüm&ünivetsite&şehir kombinasyonlarından en ikisi sizi mutlu etmiyorsa lütfen üniversite tercihi yapmayın. Özellikle bölüm mutlu etmiyorsa.
Daha birçok var ama şimdilik bunlar geldi aklıma.
Ayrıca lütfen hazırlık okuyun. Ben okumadım çok pişmanım.
Savaşçı biri değilim fakat bu kadar baştan mağlup hissettiğim az zaman oldu.
Senelerdir (10 seneyi aştı) taktığım iyi günde kötü günde Beşiktaş bilekliğim koptu. Çok mutsuzum. Bu kaçıncı bilekliğim bilmiyorum azcık sağlam yapıverin şunu ya.
her şeyiyle "praskovya bir diziden ne ister?" sorusunun cevabı olan the mentalist'in başrol oyuncusu. patrick jane karakterinde gösterdiği müthiş oyunculuktan sonra onu niye bir yerlerde görmedim diye hayıflanırken daha sonra rol aldığı oğu filmin romantik komedi olduğunu görmemle anladım.
iç gıcıklatan o kendine has gülüşü, zekası -bundan ötürü haklı ukalılığı- ile büyüleyen patrick jane karakteriyle gönlüme taht kurmuş olmasıyla bana bile romantik komedi izlettirebilir.
iç gıcıklatan o kendine has gülüşü, zekası -bundan ötürü haklı ukalılığı- ile büyüleyen patrick jane karakteriyle gönlüme taht kurmuş olmasıyla bana bile romantik komedi izlettirebilir.
Neredeyse her açıdan beklentilerin çok altında olan bir film.
Özellikle son albümleri kaçıncı defa dinledim bilmiyorum. Albümden "dövme yaptırmalık şarkı sözü" bile çıkarttım kendimce. Dinlenilesi.