bugün
- lahmacunu elle yiyen kız16
- ne biçim 31 çektim4
- babalar günü4
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- milli takımımızın balonu patladı4
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- 42 bin entry girmek5
- öküz gibi içen boylu poslu kız3
- 2026 dünya kupası15
- balkonu camla kaplatmak3
- güne bir şarkı bırak16
- apo asılsın mı asılmasın mı4
- az bilinen muhteşem şarkılar2
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- yazarların en sevdiği meyve9
- asosyal olmanın sebepleri7
- öfke anında yapılmaması gereken şeyler3
- duygularla hareket etmek vs mantıkla hareket etmek2
- sedat bey pekmez birader3
- yaşlılığınız için insan biriktirin6
- avrupa birliği3
- merkür2
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci8
- pornoyu bırakmak3
- seksten sonra bira içmek3
- futbol12
- kılıçdaroğlu'na 13 yıl boyunca oy vermiş insan3
- japonya4
- tunus6
- en havalı ingilizce kelimeler3
- başına belayı satın almak5
- filenin sultanları vs bizim çocuklar3
- 21 haziran 2026 tunus japonya maçı2
- seni anan benim için doğurmuş2
- 26 haziran 2026 türkiye'nin abd'ye döşeyeceği boru6
- gülümse2
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- kuran-ı kerim4
- seni hayata bağlayan şey12
- fazla açıklama yapan insan4
- insanlara güvenin azalması5
- iş yerinde yapması zevkli şeyler2
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı50
- soğuk duş almak5
- mercedes 3023
- erkek parfüm önerileri2
- eskorta oral yapmak3
- türk kızlarına yürüyen turistin dayak yemesi7
- cuckold erkek2
- nolcak bu ulkenin hali4
entry'ler (462)
Geçmişimden bir en çok kendimi özlüyorum. Böyle yazınca çok narsist geliyor kulağa ama, tam tersi aslında.
Kediler olarak genelleyebilir miyiz bilemiyorum ama evcil hayvanlar zamanla sahiplerine benzer diye bir laf vardır ya, buna katılıyorum. Sevgili kızım lilith, aynı ben gibi pek insancıl olmamasının yanı sıra bir kere bir insanı sevmezse karşıdaki ne yapsa sevmiyor onu. Çoğu kedi gibi değişimden pek haz etmiyor. Gereksiz kafa tutmalara girebiliyor.. (at’a tıslamışlığı var..)
Velhasıl kelam, kadınlar ve kedilerin en büyük ortak noktaları onlara olan sevginizin ancak onların canı istediği zaman bir kıymeti olmasıdır sanırım.
Velhasıl kelam, kadınlar ve kedilerin en büyük ortak noktaları onlara olan sevginizin ancak onların canı istediği zaman bir kıymeti olmasıdır sanırım.
Şarkıdan çok parça diyelim.
https://www.youtube.com/watch?v=EFJ7kDva7JE
https://www.youtube.com/watch?v=EFJ7kDva7JE
zaman zaman gerçekten çok güldürmüştür, komik adamdır kabul. ama her şeyin mizahı olmaması gerektiğinin de canlı kanıtıdır. trollük seviyesine varan bir mizah anlayışı var, komik olacağım diye insanlıktan çıktığı oluyor.
Buradan çok uzakta, eskiden iyelik ekini fütursuzca kullanabildiğim bana ait sessiz yalnızlıklarımın olabildiği gibi, kahkahalarımın öfkelerimin şefkatimin olabildiği yerde. Zaman, iki taraflı bir casus. Kavgalı aşığı insanın. Özlüyorum.
Sadece dişçim ama senelerdir inatla wiona ryder’e benzetiyor. Bence benzemiyoruz ama.
eski klavyelerin kabartmalı bastıkça kimine göre rahatsız edici bana göre ise yazma sebeplerinden biri olan sesleri vardı. bazı klavyelerde hala var tabi eski olmaya özel bir şey değil. ama şuan yazdığım klavye beni mutlu etmiyor. evet, klavyeden bile mutluluk bekliyorum. şey gibi bu, mutluluğun dibini sıyırmaya çalışmak gibi, meyveli yoğurdun kapağını yalamak gibi veya işte böyle şeyler.
internette senelerdir kullandığım bir kullanıcı adım vardı. artık ismim kadar ayırt edici ismim adar ifşa yeteğini olan bir kullanıcı adı haline gelmişti. birden fazla yerde senelerce kullanmaktan ötürü olabilir tabi. naifliğine, yalınlığına takılı kaldığım kelimelerdendi. ilk görüşte aşka inanmıyor olabilirim ama ilk okuyuşta aşık olduğum kelimelerim vardı. o da onlardandı. "hakikatsever" duruluğu o kadar sevdirdi ki kendini bana, sahiplenmem içselleştirmem çok kısa sürdü. hakikatı seven. sessizliğin huzuruna yaklaştığım şefkatle yaklaşıyordum kelimeye. zaten kendimi bildim bileli varlığımda mihenk taşı olmuş gerçek "hakikat" tutkum bu sıfatı hemen çekip almıştı kendine.
geçenlerde bu kadar cüretkar olmamdan zaten en başından beri rahatsız olan yanım "yeter, sen hayırdır?" deyince ufak bir oynama yaptım üstümde. tamam dedim seviyorum demeyeyim de bir parçam diyeyim. hakikat'a olan takıntılı tutkumu koparamıyordum kendimce. ama insan biliyor. kendine veya başkalarına ne yalan söylerse söylesin, hangi etiketin altında yaşlanırsa yaşlansın ne yaparsa yapsın içinde bir yerlerde hakikat'ı biliyor. bende biliyordum. biliyordum, gerçeğe olan tutkumun yavaş yavaş eriyip yok olduğunu. biliyordum hakikatsever! kelimesini benimmiş gibi sahiplenicek dolaşamayacağımı. üstünde oynamam sağını solunu kurcalamam sadece biraz daha kandırmaktı kendini. hakikat'tense kandırılmış huzura koştuğumu, sessizliği veya kendimi duyamacağım gürültüyü hakikate tercih ediyor olalı o kadar çok uzun zaman olmuştu ki.
yatağımdan bunun için kalktım. hakikat'le ilişkim kalmamıştı bunu somutlaştırmam gerekiyordu. isim kombinasyonum bile olabilirdi yerini alacak olan kullanıcı ismim. neden olmasındı? başka ne yalanı koyucaktım? hangi kelimemi harcayacaktım? isim kombinasyonum. o olamadı malum. internet şartları. ne olmalı ama? ne önemi var ki? yazarak saçmalamayı özlemişim, belki birgün gerçekten bir şey anlatabilirim. iyi uykular.
internette senelerdir kullandığım bir kullanıcı adım vardı. artık ismim kadar ayırt edici ismim adar ifşa yeteğini olan bir kullanıcı adı haline gelmişti. birden fazla yerde senelerce kullanmaktan ötürü olabilir tabi. naifliğine, yalınlığına takılı kaldığım kelimelerdendi. ilk görüşte aşka inanmıyor olabilirim ama ilk okuyuşta aşık olduğum kelimelerim vardı. o da onlardandı. "hakikatsever" duruluğu o kadar sevdirdi ki kendini bana, sahiplenmem içselleştirmem çok kısa sürdü. hakikatı seven. sessizliğin huzuruna yaklaştığım şefkatle yaklaşıyordum kelimeye. zaten kendimi bildim bileli varlığımda mihenk taşı olmuş gerçek "hakikat" tutkum bu sıfatı hemen çekip almıştı kendine.
geçenlerde bu kadar cüretkar olmamdan zaten en başından beri rahatsız olan yanım "yeter, sen hayırdır?" deyince ufak bir oynama yaptım üstümde. tamam dedim seviyorum demeyeyim de bir parçam diyeyim. hakikat'a olan takıntılı tutkumu koparamıyordum kendimce. ama insan biliyor. kendine veya başkalarına ne yalan söylerse söylesin, hangi etiketin altında yaşlanırsa yaşlansın ne yaparsa yapsın içinde bir yerlerde hakikat'ı biliyor. bende biliyordum. biliyordum, gerçeğe olan tutkumun yavaş yavaş eriyip yok olduğunu. biliyordum hakikatsever! kelimesini benimmiş gibi sahiplenicek dolaşamayacağımı. üstünde oynamam sağını solunu kurcalamam sadece biraz daha kandırmaktı kendini. hakikat'tense kandırılmış huzura koştuğumu, sessizliği veya kendimi duyamacağım gürültüyü hakikate tercih ediyor olalı o kadar çok uzun zaman olmuştu ki.
yatağımdan bunun için kalktım. hakikat'le ilişkim kalmamıştı bunu somutlaştırmam gerekiyordu. isim kombinasyonum bile olabilirdi yerini alacak olan kullanıcı ismim. neden olmasındı? başka ne yalanı koyucaktım? hangi kelimemi harcayacaktım? isim kombinasyonum. o olamadı malum. internet şartları. ne olmalı ama? ne önemi var ki? yazarak saçmalamayı özlemişim, belki birgün gerçekten bir şey anlatabilirim. iyi uykular.
Carlsberg ve corona yoksa tercih ettiğimdir. Kötünün iyisi işte.
Amerika'ya gitme ihtimalim çıkınca, sevgilimin benden tek "ricası" orada LGBT'ci eylem ve bireylere bulaşmamam oldu. Güleyim mi sinir mi olayım bilemiyorum.
türkçe'ye "azöz" olarak geçmesini dilediğim akım. ve dekorasyon ayağında minimalizmi türk insanı artık lütfen çok rica ediyorum paçasından bir yerinden tutsun.
gerçek anlamda yeni mezun biri olarak * daha şimdiden bittiğine üzüldüğüm dönemlerdir. insan hayatında birçok dönemi geri sarıp baştan yaşamak ister, ama ben en çok bu dönemimi geri sarıp baştan yaşamak isterdim sanırım.
ortalama imkanlara sahip bir insansanız muhtelemen üniversite dönemi sizin için altın madeni olacaktır. lütfen benim yaptığımı yapmayın, işleyin. her anlamda.
ortalama imkanlara sahip bir insansanız muhtelemen üniversite dönemi sizin için altın madeni olacaktır. lütfen benim yaptığımı yapmayın, işleyin. her anlamda.
En büyük zararı eğitim kavramının içi boşaltılmış olmasıdır. Üniversite diplomasını bir paçavraya çevirmiş, piyasaya nitelikli eleman hazırlamaktan çok diplomalı işsizler hazırlamıştır.
Akademisyenlerin kalitesi ve standartı iyice düşmüş, eğitim hayatını öğrenimini tamamlayamadan bitiren gençler yetiştirmiştir.
Akademisyenlerin kalitesi ve standartı iyice düşmüş, eğitim hayatını öğrenimini tamamlayamadan bitiren gençler yetiştirmiştir.
ilk maddem başlığa uyuşmayacak ama ben yine söyleyeyim.
1- Bölüm seçme durumuna gelirseniz lütfen bölümün derslerine bakın.
2- istediğiniz üniversitenin akademik kadrolarını inceleyin.
3- üniversitenin öğrencilerinden ve hatta mümkünse mezunlarından bilgi edinin.
4- üniversitenin olduğu yer oldukça önemli. Kendinizi geliştirebileceğiniz bir şehir olmasına özen gösterin.
5- eğer bölüm&ünivetsite&şehir kombinasyonlarından en ikisi sizi mutlu etmiyorsa lütfen üniversite tercihi yapmayın. Özellikle bölüm mutlu etmiyorsa.
Daha birçok var ama şimdilik bunlar geldi aklıma.
Ayrıca lütfen hazırlık okuyun. Ben okumadım çok pişmanım.
1- Bölüm seçme durumuna gelirseniz lütfen bölümün derslerine bakın.
2- istediğiniz üniversitenin akademik kadrolarını inceleyin.
3- üniversitenin öğrencilerinden ve hatta mümkünse mezunlarından bilgi edinin.
4- üniversitenin olduğu yer oldukça önemli. Kendinizi geliştirebileceğiniz bir şehir olmasına özen gösterin.
5- eğer bölüm&ünivetsite&şehir kombinasyonlarından en ikisi sizi mutlu etmiyorsa lütfen üniversite tercihi yapmayın. Özellikle bölüm mutlu etmiyorsa.
Daha birçok var ama şimdilik bunlar geldi aklıma.
Ayrıca lütfen hazırlık okuyun. Ben okumadım çok pişmanım.
Savaşçı biri değilim fakat bu kadar baştan mağlup hissettiğim az zaman oldu.
Senelerdir (10 seneyi aştı) taktığım iyi günde kötü günde Beşiktaş bilekliğim koptu. Çok mutsuzum. Bu kaçıncı bilekliğim bilmiyorum azcık sağlam yapıverin şunu ya.
her şeyiyle "praskovya bir diziden ne ister?" sorusunun cevabı olan the mentalist'in başrol oyuncusu. patrick jane karakterinde gösterdiği müthiş oyunculuktan sonra onu niye bir yerlerde görmedim diye hayıflanırken daha sonra rol aldığı oğu filmin romantik komedi olduğunu görmemle anladım.
iç gıcıklatan o kendine has gülüşü, zekası -bundan ötürü haklı ukalılığı- ile büyüleyen patrick jane karakteriyle gönlüme taht kurmuş olmasıyla bana bile romantik komedi izlettirebilir.
iç gıcıklatan o kendine has gülüşü, zekası -bundan ötürü haklı ukalılığı- ile büyüleyen patrick jane karakteriyle gönlüme taht kurmuş olmasıyla bana bile romantik komedi izlettirebilir.
Neredeyse her açıdan beklentilerin çok altında olan bir film.
Özellikle son albümleri kaçıncı defa dinledim bilmiyorum. Albümden "dövme yaptırmalık şarkı sözü" bile çıkarttım kendimce. Dinlenilesi.