bugün
- erkekler neden evlenmekten kaçıyor13
- filistin in ermeni soykırımını tanıması31
- haysenin124
- hastanedeyim ful kadınlar hasta10
- ziya gökalp5
- türklerin soykırımdaki ustalığı4
- sözlüğün aptal kaynaması16
- hangi sözlük yazarının tipini merak ediyorsunuz21
- türklerin medeniyet kuramama nedeni15
- bulgar göçmeni kız vs türk kızı3
- herkes beklerken doktorun odaya giren tip2
- 29 haziran 2026 brezilya japonya maçı7
- gram altın3
- araba kovalamayan köpek6
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- bugün brezilya japonya maçı saat 20 de trt 1 de3
- arkadaşlar bakar mısınız7
- 2026 dünya kupası37
- pandela'nın medeniyete katkıları2
- sadat2
- sözlükteki en güzel kadın yazar olmak5
- filmlerdeki sorgu sahneleri6
- ustalara kek yapmak6
- sosyoloji okunur mu sorunsalı7
- bik bik'in mutfağına konuk olmak14
- türk dizi ve filmlerindeki klişeler5
- evde makarna yapmanın maliyeti7
- eski nickimi özlüyor olmam7
- türkiye14
- bir şey söyle2
- can sıkıntısı3
- cumhuriyetin intikamı8
- turnike de 7 numaralı topu tutan kız2
- turnike de 5 numaralı topu tutan kız2
- turnike de 4 numaralı topu tutan kız2
- turnike de 2 numaralı topu tutan kız2
- turnike de 3 numaralı topu tutan kız2
- sabahın köründe siyaseti düşünen insan7
- her evde bulunan efes pilsen bardağı10
- şeyhperestlerin ibne olması3
- velvet45
- fransız arabaları4
- anın görüntüsü22
- sözlüğün kalitesinin artık düşmemesi5
- israil'in 1915 olaylarını soykırım tanıması8
- durup dururken kapıya tırmanan erkek çocuk4
- aşk5
- başlığı açıklamak yerine açanı cevaplamak3
- ssilvermist'in kızıl kızlardan daha güzel olması5
- tai lung5
entry'ler (24)
azıcık olsun canlı olun.
oduncu gömleğinden vazgeçin.
gülmeyi güldürmeyi bilin,
aşırı ciddi ve utangaç durmayın.
insanlara duruşunuzla da güven verin.
oduncu gömleğinden vazgeçin.
gülmeyi güldürmeyi bilin,
aşırı ciddi ve utangaç durmayın.
insanlara duruşunuzla da güven verin.
(bkz: uzunluğu değil işlevi önemli) deyimini pratiğe dökmektir.
yazıhaneciliğin kült deyimidir.
bir de buna "kızım" nidası eklenir.
(bkz: çalıştım oradan biliyorum)
bir de buna "kızım" nidası eklenir.
(bkz: çalıştım oradan biliyorum)
her bir şeye faiş fiyat ödemek zorunda kalmaktır.
maaşı yol parasına harcamak zorunda kalmaktır.
maaşı yol parasına harcamak zorunda kalmaktır.
"aşırı" mecbur kalınmadığı sürece,
hiç teşebbüs edilmemesi gereken,
ömür törpüleyici, sarsıcı, yıpratıcı, eskitici, tiksindirici, bıktırıcı iştir.
Daha kapıdan gimeden önce firmanın kurumsallığı ve herbir şeyin kurallara uygun olarak yapıldığı hissettirilir. Herşey güzelce ve son derece kurumsal bir dille anlatılır. işe kabulünüzün ardından katıldığınız ön seminerlerde işin bütün incelikleri ve müştei ilişkileri ayrıntılı olarak aktarılır. Tüm bunlar, türlü kariyer hikayeleri ile zenginleştirilierek, defacto'da yükselmenin ne kadar kolay olduğundan dem vurularak yapılır. Seminerden çıktığınızda herkesin yüzünde bir gülümseme ve o gülümsemenin altında "ulan olmadı okulu bile bırakır burada kariyer yaparım haa" diye avaz avaz bağıran bir ruh hali görürsünüz. Gelin görün ki bu düşünce bir yerden sonra "şu okul bir bitse de kpss mi olur özel sektör mü olur kendi işime baksam" fikrine dönüşür. Daha sonra ise ağlarsınız. hemen her gün mağazada ağlayanlar olur.
--
Söz gelimi mağazanızda, işe girdiğiniz sıralarda 30 çalışan vardır. Zamanla bu insanlar çeşitli kişisel sebeplerle işten çıkmaya başlarlar..
bir kişi çıkar.. yerine kimse alınmaz..
iki kişi çıkar.. yerine kimse alınmaz..
üç kişi beş kişi çıkar.. yerine kimse alınmaz..
abartmıyorum 8-9 kişi çıkar.. yerine kimse alınmaz..
sonra eleman alınacak derler.. epey bir zaman geçer..
1 belki 2 kişi alınır.
peki o yok olan 8 kişinin işi?
işte o iş çalışanlara bölüştürülüverilir.
işten her çıkan elemanın yükü bizzat alnınıza ter damlası olarak eklenir.
Yöneticiler genelde anlayışlı ve iyi niyetli insanlardır. iş arkadaşlarınız da öyledir. ancak bölge müdürlerinde, denetime gelenlerde, asli şirket yöneticilerinde iş yoktur. Genelde hiç bir şey iyiye gitmez.
--
Mağaza hedefleri çok çok çok nadiren tutar. bu yüzden düşük pirim alırsınız ve tutmayan hedeflerden mağaza yönetimi ve personel sorumlu tutulur. Tutabilitesi olmayan, son derece ütopik hedefler koyan makamların sahiplerinde hiç suç yoktur.
kasada çalışmak en berbat iştir. kasa açıkları personelden tahsil edilmez, kasa işlemleri de zor değildir ancak genelde tek başınıza ya da en beteri iki kişi (o da en en kalabalık anlarda) çalışacağınız için biriken müşteriler ananızı ağlatırlar. bin bir türlü laf yersiniz. Sonra birde yöneticinizden "yavaş kaldığınıza dair" azar işitirsiniz. Kasalar ancak hafta sonlarında kalabalık bir ekiple çalışır. o zamanlarda rahat olursunuz.
hiç kimsenin çalışma esnasında, depoda da dahil olmak üzere, oturma hakkı yoktur. yasaktır. Reyoncular durmaksızın bir şeyleri kontrol etmek, bitenleri temin etmek, sık sık depoya gidip gelmek, kabinleri toplamak, gerektiğinde kasaya işlem almaya gitmek (tabi o esnada reyon dağılır, kabinler patlar) gerektiğinde depoya gidip ürün açmak (tabi o esnada reyon dağılır, kabinler patlar) gerektiğinde başka katlara ya da birimlere desteğe gitmek zorundadır. sonra bir de gelir eşek gibi koşturarak kendi bölgenizin işleriyle ilgilenirsiniz.
--
fazladan çalıştığınız her saat hakkınızdaki rapora işlenir ve parasını alırsınız, tatil günlerinde fazla mesainizi de alırsınız. yemek paranız ve maaşınız da tam ve zamanında yatar. sigorta da sıkıntı olmaz. Her hangi bir sorununuzda anında her mevkiden muhatap bulabilirsiniz ama %90 çözüm bulamazsınız. genelde prosedürler bahane edilir.
cadde mağazalarındaysanız soğuktan donarsınız çünkü bir politika olarak cadde mağazalarında kapı yoktur. kapısız mağazalarda hele bir de kasada çalışıyorsanız emdiğiniz süt burnunuzdan gelir. Abartmıyorum, bereyle eldivenle çalışan personeller vardı koskoca defacto'da.. Kapı yapılması için yalvarırsınız, yakarırsınız, her merciye başvurursunuz ama soğuktan donarak ölmesi için beddua ettiğiniz şirket yönetimi hep çeşitli baheneler sunar.
--
yeni bir reklam kampanyası yapılır da çok para harcanırsa (mesela arda turan-paris hilton reklamı 6 milyon dolar tutmuştur) bu parayı size ödettirirler. o aylarda mağaza hedefleri hiç tutmaz ve primleri ultra düşük alırsınız. böyle böyle derken sizden tırtıklayarak reklam parasını çıkarırlar.
--
sizi durmaksızın şirket için yönetici alımı yapılacak diye kandırırlar. umutlanıp, onca prosedüre çalışırsınız ama bir de bakarsınız ki ne sınav var ne program, adamlar dışarıdan hiç deneyimi olmayan adamları toplayıp gelmişler..
--
sözün özü sakın defacto'da çalışmayın.
defacto da personel olmak berbat bir şeydir.
defacto da çalışmak acı bir tecrübedir.
kandırılmaktır.
aldatılmaktır.
hakkınızın profesyonel olarak gasp edilmesidir.
-
ha şimdi diyececksiniz ki, başka yerler çok mu iyi?
hiçbi yeri karşılaştırmıyorum, acı tecrübelerimi aktarıyorum sadece.
ayrıca başka yerlerin onca şey vaadettiklerini hiç sanmıyorum.
sonuçta burada vaadedip kandırmak var.
hiç teşebbüs edilmemesi gereken,
ömür törpüleyici, sarsıcı, yıpratıcı, eskitici, tiksindirici, bıktırıcı iştir.
Daha kapıdan gimeden önce firmanın kurumsallığı ve herbir şeyin kurallara uygun olarak yapıldığı hissettirilir. Herşey güzelce ve son derece kurumsal bir dille anlatılır. işe kabulünüzün ardından katıldığınız ön seminerlerde işin bütün incelikleri ve müştei ilişkileri ayrıntılı olarak aktarılır. Tüm bunlar, türlü kariyer hikayeleri ile zenginleştirilierek, defacto'da yükselmenin ne kadar kolay olduğundan dem vurularak yapılır. Seminerden çıktığınızda herkesin yüzünde bir gülümseme ve o gülümsemenin altında "ulan olmadı okulu bile bırakır burada kariyer yaparım haa" diye avaz avaz bağıran bir ruh hali görürsünüz. Gelin görün ki bu düşünce bir yerden sonra "şu okul bir bitse de kpss mi olur özel sektör mü olur kendi işime baksam" fikrine dönüşür. Daha sonra ise ağlarsınız. hemen her gün mağazada ağlayanlar olur.
--
Söz gelimi mağazanızda, işe girdiğiniz sıralarda 30 çalışan vardır. Zamanla bu insanlar çeşitli kişisel sebeplerle işten çıkmaya başlarlar..
bir kişi çıkar.. yerine kimse alınmaz..
iki kişi çıkar.. yerine kimse alınmaz..
üç kişi beş kişi çıkar.. yerine kimse alınmaz..
abartmıyorum 8-9 kişi çıkar.. yerine kimse alınmaz..
sonra eleman alınacak derler.. epey bir zaman geçer..
1 belki 2 kişi alınır.
peki o yok olan 8 kişinin işi?
işte o iş çalışanlara bölüştürülüverilir.
işten her çıkan elemanın yükü bizzat alnınıza ter damlası olarak eklenir.
Yöneticiler genelde anlayışlı ve iyi niyetli insanlardır. iş arkadaşlarınız da öyledir. ancak bölge müdürlerinde, denetime gelenlerde, asli şirket yöneticilerinde iş yoktur. Genelde hiç bir şey iyiye gitmez.
--
Mağaza hedefleri çok çok çok nadiren tutar. bu yüzden düşük pirim alırsınız ve tutmayan hedeflerden mağaza yönetimi ve personel sorumlu tutulur. Tutabilitesi olmayan, son derece ütopik hedefler koyan makamların sahiplerinde hiç suç yoktur.
kasada çalışmak en berbat iştir. kasa açıkları personelden tahsil edilmez, kasa işlemleri de zor değildir ancak genelde tek başınıza ya da en beteri iki kişi (o da en en kalabalık anlarda) çalışacağınız için biriken müşteriler ananızı ağlatırlar. bin bir türlü laf yersiniz. Sonra birde yöneticinizden "yavaş kaldığınıza dair" azar işitirsiniz. Kasalar ancak hafta sonlarında kalabalık bir ekiple çalışır. o zamanlarda rahat olursunuz.
hiç kimsenin çalışma esnasında, depoda da dahil olmak üzere, oturma hakkı yoktur. yasaktır. Reyoncular durmaksızın bir şeyleri kontrol etmek, bitenleri temin etmek, sık sık depoya gidip gelmek, kabinleri toplamak, gerektiğinde kasaya işlem almaya gitmek (tabi o esnada reyon dağılır, kabinler patlar) gerektiğinde depoya gidip ürün açmak (tabi o esnada reyon dağılır, kabinler patlar) gerektiğinde başka katlara ya da birimlere desteğe gitmek zorundadır. sonra bir de gelir eşek gibi koşturarak kendi bölgenizin işleriyle ilgilenirsiniz.
--
fazladan çalıştığınız her saat hakkınızdaki rapora işlenir ve parasını alırsınız, tatil günlerinde fazla mesainizi de alırsınız. yemek paranız ve maaşınız da tam ve zamanında yatar. sigorta da sıkıntı olmaz. Her hangi bir sorununuzda anında her mevkiden muhatap bulabilirsiniz ama %90 çözüm bulamazsınız. genelde prosedürler bahane edilir.
cadde mağazalarındaysanız soğuktan donarsınız çünkü bir politika olarak cadde mağazalarında kapı yoktur. kapısız mağazalarda hele bir de kasada çalışıyorsanız emdiğiniz süt burnunuzdan gelir. Abartmıyorum, bereyle eldivenle çalışan personeller vardı koskoca defacto'da.. Kapı yapılması için yalvarırsınız, yakarırsınız, her merciye başvurursunuz ama soğuktan donarak ölmesi için beddua ettiğiniz şirket yönetimi hep çeşitli baheneler sunar.
--
yeni bir reklam kampanyası yapılır da çok para harcanırsa (mesela arda turan-paris hilton reklamı 6 milyon dolar tutmuştur) bu parayı size ödettirirler. o aylarda mağaza hedefleri hiç tutmaz ve primleri ultra düşük alırsınız. böyle böyle derken sizden tırtıklayarak reklam parasını çıkarırlar.
--
sizi durmaksızın şirket için yönetici alımı yapılacak diye kandırırlar. umutlanıp, onca prosedüre çalışırsınız ama bir de bakarsınız ki ne sınav var ne program, adamlar dışarıdan hiç deneyimi olmayan adamları toplayıp gelmişler..
--
sözün özü sakın defacto'da çalışmayın.
defacto da personel olmak berbat bir şeydir.
defacto da çalışmak acı bir tecrübedir.
kandırılmaktır.
aldatılmaktır.
hakkınızın profesyonel olarak gasp edilmesidir.
-
ha şimdi diyececksiniz ki, başka yerler çok mu iyi?
hiçbi yeri karşılaştırmıyorum, acı tecrübelerimi aktarıyorum sadece.
ayrıca başka yerlerin onca şey vaadettiklerini hiç sanmıyorum.
sonuçta burada vaadedip kandırmak var.
soğuk bir iklimin,
kaba ve robotlaşmış insanlarına
donuk bir şehirde şahitlik etmektir.
kaba ve robotlaşmış insanlarına
donuk bir şehirde şahitlik etmektir.
televizyonların ineklere hitap etmediğini göz önüne alırsak,
acınacak olan kitlenin
"bunu talep eden/ses çıkarmayan izleyici kitlesi" olduğu gerçeği kabak gibi meydana çıkacaktır.
acınacak olan kitlenin
"bunu talep eden/ses çıkarmayan izleyici kitlesi" olduğu gerçeği kabak gibi meydana çıkacaktır.
bu şartlar altında yapılabilecek oldukça makul bir harekettir.
geleli çok olmamış olmama rağmen uğrayıp gitme isteği uyandırmıştır zira.
geleli çok olmamış olmama rağmen uğrayıp gitme isteği uyandırmıştır zira.
korkunç olandır.
1939 yılında,
"ulan öyle bir çocuk müzikali yapalım ki, izleyen çocuklar torbayı doldursun, yalnız başına dışarı çıkamaz hale gelsin" diyerek kahkahalar eşliğinde yapımına başlanmış olan, belki de dünyadaki tek korkunç çocuk müzikalidir.
1939 yılında,
"ulan öyle bir çocuk müzikali yapalım ki, izleyen çocuklar torbayı doldursun, yalnız başına dışarı çıkamaz hale gelsin" diyerek kahkahalar eşliğinde yapımına başlanmış olan, belki de dünyadaki tek korkunç çocuk müzikalidir.
gözlüklü şişman karakteri.
kitap.
hanımeli.
hanımeli.
elbetteki, rakiplerini doğru bir şekilde tanıyarak.
çocukluğumdan bu yana korkunç gelen iple üstten oynatmalı oyuncaklardır.
gece kulübü,
ev partileri,
cafe köşeleri nedir çok iyi bilen;
ama artık akşamlarını evinde geçirmeyi yeğleyen,
ve bununla birlikte, gece 23:00 sularında da yatmayan insandır.
ev partileri,
cafe köşeleri nedir çok iyi bilen;
ama artık akşamlarını evinde geçirmeyi yeğleyen,
ve bununla birlikte, gece 23:00 sularında da yatmayan insandır.
dostluk zaman ve mekan şartlarına göre form değiştirmez.
değiştiren, "zamanla" eskiyen, yıpranan zaten dostluk kapsamında değildir.
değiştiren, "zamanla" eskiyen, yıpranan zaten dostluk kapsamında değildir.
Bütün Afrika'ya sahip çıkan,
elin isyancı, özgürlükten ziyade emperyalizm yanlısı yabani libyalılarına uçakla, bavul bavul para gönderen,
suriye'de benzersiz katliamlar yapan vahşi ötesi, amerikan yanlısı muhaliflere silah gönderen hükümetin görmezden bilmezden gelmekte büyük başarılar gösterdiği türklerdir.
elin isyancı, özgürlükten ziyade emperyalizm yanlısı yabani libyalılarına uçakla, bavul bavul para gönderen,
suriye'de benzersiz katliamlar yapan vahşi ötesi, amerikan yanlısı muhaliflere silah gönderen hükümetin görmezden bilmezden gelmekte büyük başarılar gösterdiği türklerdir.
Türk topluluklarının ve devletlerinin, tarihin başlangıcından günümüze kadar ortaya koydukları, bütün dil edebiyat ve tarih ürünlerini inceleyen, bunları birbirleriyle karşılaştırıp analizler yapan; aynı zamanda da yine bu konulardaki güncel meseleler üzerinde çalışan kişidir.
kendisi maldan da mal olursa, öküzden de öküz bir adamla mutlu olabilecek kişidir.
"ateşin var mı" sorusu uygun olabilir.