bugün
- gece herkes uyurken otele gelen kapüşonlu adam2
- rafael leao24
- sarapci koala69
- günün sözü20
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar9
- telefon zil sesini ilahi yapan anadolu çomarı3
- karı kıza para yedirir misiniz6
- biraderine de sana da yeter artık7
- mehmet ali alabora7
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- gece tuvalette zıplayan fil görmek5
- erkeklerin istediği tek şey17
- ayağı şiir kokan kadın6
- türkiye15
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- biraderlerin vurduyor olması12
- biraderizm felsefesi6
- cin görmüş yazarlar4
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- bir dinciyle tartışmak5
- en son ne zaman namaz kıldın13
- sarapci diye nick alan akpli17
- gece şahin içinde lapsekili tayfur dinlemek4
- gece gece zall'ın akla gelmesi2
- pikap3
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması9
- fener balı15
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- deniz göktaş5
- gece ormanda bir seri katille köşe kapmaca oynamak3
- öldükten sonra 2865 te dirilmek4
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- fenerbahçe vs galatasaray26
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- manisa yaprağı vs tokat yaprağı2
- manifest11
- gece yolda geçmişte yapılan hataları görmek2
- ruhani bir varlığa aşık olmak ister miydin3
- miss usa 20262
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- üşümeyi özlemek4
- brad pitt mi ben mi diyen erkek2
- şarapçı koala ile viski içmek5
- ateistlerin yaşama amacı24
- gram altın5
- gece araba sürerken yerde yatan birisini görmek2
- teröriste sövmek artık yasak23
- sadece güzelliğe bakan erkek3
- 27 ağustos 2026 şampiyonlar ligi kura çekimi22
sevdiği entry'ler
ümmetçi arap yalakalarının şiddetle karşı çıktığı ibadet şeklidir.
peygamber sünneti olup, uygulanmışlıkları vardır.
--spoiler--
Kur'ân-ı Kerîm Kureyş lehçesi ile inmiştir. Bu lehçeyi okuyamayan Araplar, Hz. Peygamber'e başvurmuş ve kendi lehçeleri ile Kur'ân okunmasında dinsel sakınca bulunup bulunmadığını sormuşlar. Hz. Peygamber başvuranlara kendi lehçeleri ile Kur'ân okuyabileceklerini söylemiştir. Bundan sonra da birkaç lehçe ile Kur'ân okunmaya başlanmıştır.
--spoiler--
imam buhari bu durum hakkında şu yorumu yapmıştır;
"Arapların Kurân'ı değişik lehçelerle okuması câiz ise başka milletlerin de kendi dillerindeki çeviriyi okumaları câizdir."
yani düşünün ki araplar kendi anadillerinde inen kuranı kerim'i kendi lehçelerine tercüme edip, öyle ibadet ediyorlar. oysa biz?
anlamadığımız bir dilde, anlamadığımız kelimeleri okuyarak ve dinleyerek huzura ulaşacağımıza iman ediyoruz.
ilginç...
ha bu durumu aktardığım hemen hemen tüm ulemadan şu cevabı aldım;
"kuran arapça inmiştir, tam manasıyla tercüme edilemez, bunun için arapça okumak lazımdır"
yok ya?
--spoiler--
iranlılar Selman-ı Fârisî'den, Kur'ân'ın birinci sûresi olan Fâtiha'yı Acemce (Farsça) yazıp kendilerine göndermesini istemişler. Selman'da bu sûreyi Acemce yazıp kendilerine göndermiş ve bunlar dilleri Arapçaya yatıncaya kadar namazlarda Fâtiha'yı Farsça okumuşlardır.
--spoiler--
bakın selman'ı farisi...
hz peygamber'in cenneti müjdelediği üç kişiden biri;
--spoiler--
Cennet üç kişiye iştiyak (şiddetli arzu) duymaktadır: Alî, Ammâr ve Selman...
--spoiler--
ha ama sizler genelde muaviye yavşağına tapıp, onu sahabeden saydığınız için selman-ı farisi yerine bu it oğlu iti sahabe yerine koymanız gayet normal...
ayrıca yine hz muhammed, selman-ı farisi hazretlerini ehlibeytten olduğunu belirtmiş, hatta daha da ileri giderek onu "ev halkından" olduğunu bildirmiştir.
ev halkından ve ehlibeytten olan selman'ı farisi'nin kuran'ı hz muhammed'e sormadan, o'nun içtihatını almadan farsça'ya çevirmiş olması, başına buyruk davranması mümkün müdür?
--spoiler--
Sahabenin en seçkin Kur'ân ehli olanlarından Abdullah bin Mesud, Ubey bin Kab, Enes bin Mâlik Kur'ân sözlerinin eş anlamlıları ile okunmasına yani "başka kelimelerle tercüme edilerek okunmasına" cevaz vermişlerdir. Örneğin "Günahkârların yemeği" (Duhân Sûresi 44) âyetindeki "günahkâr" anlamına gelen "esîm" kelimesini telaffuz edemeyen kişiye ibni Mesud "Esîm" yerine "Fâcir" kelimesini kullanarak okumasını söylemiştir.
Aynı zat, Bakara 20 âyetteki "Meşer" (yürüdüler) yerine "Merrû" denmesine, Müzemmil 6 âyetteki "etkili – isabetli" anlamına gelen "akvem" yerine "asdak" kelimesinin kullanılmasına cevaz vermiştir.
--spoiler--
görüldüğü üzre hz muhammed'in kurduğu islam-site devleti islamiyet'in beşere ulaşması için herşeyi mümkün kılmış, gerçek demokrasiyi uygulamıştır.
peki ya imam-ı azam ebu hanife'nin anadilde ibadet hakkındaki içtihatları?
ebu hanife'ye göre kur'an söz değil, sözün açıkladığı anlamdır...
bundan dolayı kuran'ın herhangi bir dilde ihtisası olmayıp, anlamdan ibaret olan kuran'ın herhangi bir dilde açıklanması kafidir ve uygundur...
ebu hanife'ye göre;
--spoiler--
Pek açıktır ki Kur'ân (Hz. Peygamber'den) önce yaşayan peygamberlerin kitaplarında Arapça değildi. Oysa ki bu âyetlerle kesin surette Kur'ân'ın bu kitaplarda mevcut olduğu açıklanmakta olduğundan Kur'ân sözcüğünün önceki peygamberlerin kitaplarında olan ile Peygamberimize indirilmiş olan (yani Kur'ân-ı Kerîm) arasında iştirak noktasını ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bu iştirak noktası ise, yalnız Arapça değildir.
Belki Arapçanın ifade ettiği anlamı bildiren herhangi bir dil ile terkib-i hususîdir.
Bundan dolayı namazda okunması emredilmiş olan Kur'ân; bu iştirak noktasını oluşturan Kur'ân’dır. Bu ise yukarıda söylenildiği gibi Arapça'nın ifade ettiği anlamı bildiren herhangi bir dil ile olan terkib-i hususîdir. Kesilen bir hayvanın kesildiği sırada çekilen besmelenin herhangi bir dil ile çekilmesi icma ile caiz olduğu gibi, namazda dahi herhangi bir dil ile olursa olsun Kurân'ı okumak caiz olur
--spoiler--
görüldüğü gibi gayet açık.
insanlar kendi anadillerinde kuran okuyabilirler, kuran'ı anlamlandırabilirler.
kuran'ı kerim'e göre ise;
(a'la suresi 15. ayet)
"Rabbının adını anar anmaz namaza durdu"...
Bu âyetle sabit olduğu gibi namazın başlangıcında amaç olan, Tanrı'nın anılmasıdır. ebu hanife ise namazın başında allah'ın isminin herhangi bir dille zikredilmesinin gerekliliğinden bahsetmiştir.
yani allahuekber yerine "tanrı uludur" demek ve bu şekilde namaza başlamak son derece caizdir sevgili müminler.
tanrı uludur demişken.
ya türkçe ezan?
bakın imam azam ebu hanife'nin bu konudaki içtihatı şu şekildedir;
--spoiler--
imam Âzam'a göre Arapçadan başka herhangi bir dil ile namazın başlangıcında Tanrı'yı anmak, namazın içinde Kur'ân'ı kadelerde teşehhütleri okumak ve Cuma günleri hutbe okuma etmek uygun olur.
imam Âzam'a göre, "ezanda muteber olan örf" tür.
imam-ı Âzam'ın öğrencilerinden Hasan bin Ziyad!ın imam'dan rivayetine göre bu nokta şöyle açıklanıyor: Örneğin, Acemce ezan olduğunu anlayacak olursa bu ezan caizdir, anlamayacak olurlarsa caiz değildir.
Çünkü ezandan amaç vaktinin gelmiş olduğunu halka bildirmektir.
--spoiler--
şimdi elimizdekilere bakalım.
1-hz peygamber'in sahabesi ve ev halkından dediği ve ehlibeytten olma onuruna hüküm verdiği selman-ı farisi'nin kuran'ı farsça'ya çevirip, farsça ibadet etmesi ve islam dini'ni iran'da farsça anlatması
2-imam-ı azam ebu hanife ve sonra gelen din bilginlerinin anadilde ibadet caizdir fetvaları...
bu durumda;
Arap dilini bilen ve Kuran'ı güzel bir telaffuz ile okuyabilenler de dâhil, namazda Fatiha'yı tercümesinden okuyan herkesin namazı geçerlidir.
konu bu kadar açık ve net.
peki biz neden ibadetimizi arapça yapıyoruz?
bilmiyorum.
o'nu hz peygamber'in yerine muaviye iblisini koyan ve kendilerine "müslüman" diyen müşrüklere sormak gerek.
bunlar hem islam'ı amacından saptırıyorlar, hem de insanları doğru islama davet eden, misal atatürk gibi anadilde ibadet edilmesini isteyenleri suçluyorlar.
bu müşriklik, münafıklık değil de nedir?
peygamber sünneti olup, uygulanmışlıkları vardır.
--spoiler--
Kur'ân-ı Kerîm Kureyş lehçesi ile inmiştir. Bu lehçeyi okuyamayan Araplar, Hz. Peygamber'e başvurmuş ve kendi lehçeleri ile Kur'ân okunmasında dinsel sakınca bulunup bulunmadığını sormuşlar. Hz. Peygamber başvuranlara kendi lehçeleri ile Kur'ân okuyabileceklerini söylemiştir. Bundan sonra da birkaç lehçe ile Kur'ân okunmaya başlanmıştır.
--spoiler--
imam buhari bu durum hakkında şu yorumu yapmıştır;
"Arapların Kurân'ı değişik lehçelerle okuması câiz ise başka milletlerin de kendi dillerindeki çeviriyi okumaları câizdir."
yani düşünün ki araplar kendi anadillerinde inen kuranı kerim'i kendi lehçelerine tercüme edip, öyle ibadet ediyorlar. oysa biz?
anlamadığımız bir dilde, anlamadığımız kelimeleri okuyarak ve dinleyerek huzura ulaşacağımıza iman ediyoruz.
ilginç...
ha bu durumu aktardığım hemen hemen tüm ulemadan şu cevabı aldım;
"kuran arapça inmiştir, tam manasıyla tercüme edilemez, bunun için arapça okumak lazımdır"
yok ya?
--spoiler--
iranlılar Selman-ı Fârisî'den, Kur'ân'ın birinci sûresi olan Fâtiha'yı Acemce (Farsça) yazıp kendilerine göndermesini istemişler. Selman'da bu sûreyi Acemce yazıp kendilerine göndermiş ve bunlar dilleri Arapçaya yatıncaya kadar namazlarda Fâtiha'yı Farsça okumuşlardır.
--spoiler--
bakın selman'ı farisi...
hz peygamber'in cenneti müjdelediği üç kişiden biri;
--spoiler--
Cennet üç kişiye iştiyak (şiddetli arzu) duymaktadır: Alî, Ammâr ve Selman...
--spoiler--
ha ama sizler genelde muaviye yavşağına tapıp, onu sahabeden saydığınız için selman-ı farisi yerine bu it oğlu iti sahabe yerine koymanız gayet normal...
ayrıca yine hz muhammed, selman-ı farisi hazretlerini ehlibeytten olduğunu belirtmiş, hatta daha da ileri giderek onu "ev halkından" olduğunu bildirmiştir.
ev halkından ve ehlibeytten olan selman'ı farisi'nin kuran'ı hz muhammed'e sormadan, o'nun içtihatını almadan farsça'ya çevirmiş olması, başına buyruk davranması mümkün müdür?
--spoiler--
Sahabenin en seçkin Kur'ân ehli olanlarından Abdullah bin Mesud, Ubey bin Kab, Enes bin Mâlik Kur'ân sözlerinin eş anlamlıları ile okunmasına yani "başka kelimelerle tercüme edilerek okunmasına" cevaz vermişlerdir. Örneğin "Günahkârların yemeği" (Duhân Sûresi 44) âyetindeki "günahkâr" anlamına gelen "esîm" kelimesini telaffuz edemeyen kişiye ibni Mesud "Esîm" yerine "Fâcir" kelimesini kullanarak okumasını söylemiştir.
Aynı zat, Bakara 20 âyetteki "Meşer" (yürüdüler) yerine "Merrû" denmesine, Müzemmil 6 âyetteki "etkili – isabetli" anlamına gelen "akvem" yerine "asdak" kelimesinin kullanılmasına cevaz vermiştir.
--spoiler--
görüldüğü üzre hz muhammed'in kurduğu islam-site devleti islamiyet'in beşere ulaşması için herşeyi mümkün kılmış, gerçek demokrasiyi uygulamıştır.
peki ya imam-ı azam ebu hanife'nin anadilde ibadet hakkındaki içtihatları?
ebu hanife'ye göre kur'an söz değil, sözün açıkladığı anlamdır...
bundan dolayı kuran'ın herhangi bir dilde ihtisası olmayıp, anlamdan ibaret olan kuran'ın herhangi bir dilde açıklanması kafidir ve uygundur...
ebu hanife'ye göre;
--spoiler--
Pek açıktır ki Kur'ân (Hz. Peygamber'den) önce yaşayan peygamberlerin kitaplarında Arapça değildi. Oysa ki bu âyetlerle kesin surette Kur'ân'ın bu kitaplarda mevcut olduğu açıklanmakta olduğundan Kur'ân sözcüğünün önceki peygamberlerin kitaplarında olan ile Peygamberimize indirilmiş olan (yani Kur'ân-ı Kerîm) arasında iştirak noktasını ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bu iştirak noktası ise, yalnız Arapça değildir.
Belki Arapçanın ifade ettiği anlamı bildiren herhangi bir dil ile terkib-i hususîdir.
Bundan dolayı namazda okunması emredilmiş olan Kur'ân; bu iştirak noktasını oluşturan Kur'ân’dır. Bu ise yukarıda söylenildiği gibi Arapça'nın ifade ettiği anlamı bildiren herhangi bir dil ile olan terkib-i hususîdir. Kesilen bir hayvanın kesildiği sırada çekilen besmelenin herhangi bir dil ile çekilmesi icma ile caiz olduğu gibi, namazda dahi herhangi bir dil ile olursa olsun Kurân'ı okumak caiz olur
--spoiler--
görüldüğü gibi gayet açık.
insanlar kendi anadillerinde kuran okuyabilirler, kuran'ı anlamlandırabilirler.
kuran'ı kerim'e göre ise;
(a'la suresi 15. ayet)
"Rabbının adını anar anmaz namaza durdu"...
Bu âyetle sabit olduğu gibi namazın başlangıcında amaç olan, Tanrı'nın anılmasıdır. ebu hanife ise namazın başında allah'ın isminin herhangi bir dille zikredilmesinin gerekliliğinden bahsetmiştir.
yani allahuekber yerine "tanrı uludur" demek ve bu şekilde namaza başlamak son derece caizdir sevgili müminler.
tanrı uludur demişken.
ya türkçe ezan?
bakın imam azam ebu hanife'nin bu konudaki içtihatı şu şekildedir;
--spoiler--
imam Âzam'a göre Arapçadan başka herhangi bir dil ile namazın başlangıcında Tanrı'yı anmak, namazın içinde Kur'ân'ı kadelerde teşehhütleri okumak ve Cuma günleri hutbe okuma etmek uygun olur.
imam Âzam'a göre, "ezanda muteber olan örf" tür.
imam-ı Âzam'ın öğrencilerinden Hasan bin Ziyad!ın imam'dan rivayetine göre bu nokta şöyle açıklanıyor: Örneğin, Acemce ezan olduğunu anlayacak olursa bu ezan caizdir, anlamayacak olurlarsa caiz değildir.
Çünkü ezandan amaç vaktinin gelmiş olduğunu halka bildirmektir.
--spoiler--
şimdi elimizdekilere bakalım.
1-hz peygamber'in sahabesi ve ev halkından dediği ve ehlibeytten olma onuruna hüküm verdiği selman-ı farisi'nin kuran'ı farsça'ya çevirip, farsça ibadet etmesi ve islam dini'ni iran'da farsça anlatması
2-imam-ı azam ebu hanife ve sonra gelen din bilginlerinin anadilde ibadet caizdir fetvaları...
bu durumda;
Arap dilini bilen ve Kuran'ı güzel bir telaffuz ile okuyabilenler de dâhil, namazda Fatiha'yı tercümesinden okuyan herkesin namazı geçerlidir.
konu bu kadar açık ve net.
peki biz neden ibadetimizi arapça yapıyoruz?
bilmiyorum.
o'nu hz peygamber'in yerine muaviye iblisini koyan ve kendilerine "müslüman" diyen müşrüklere sormak gerek.
bunlar hem islam'ı amacından saptırıyorlar, hem de insanları doğru islama davet eden, misal atatürk gibi anadilde ibadet edilmesini isteyenleri suçluyorlar.
bu müşriklik, münafıklık değil de nedir?