bugün
- şu anda ne yapıyorsun13
- 30 lu yaşlar11
- üstteki yazarın nicki ile akrostiş yaz8
- erkeklerin kadınsılaşması9
- sözlükte altın günü yapmak11
- ben aşık yorguni sorularınızı cevaplıyorum15
- yeni insanlarla tanışmak istememek6
- yaşlanınca bana kim bakacak sorunsalı6
- insanların gözlem yapmaması7
- 24 yaşında erkek 18 yaşında kız ilişkisi4
- kız olarak doğmanın muazzam avantajı4
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan7
- eşek sucuğu16
- trumpın savaşı eline yüzüne bulaştırması4
- kamp yapmayı seven kadın2
- sigara içen erkek karizması3
- insanın bu hayattaki amacı17
- arda güler egosu2
- üşenirken yapılan saçmalıklar7
- bir kezonun elinden zehir olsa yemek5
- kimseyi memnun edememek12
- aşık yorguni10
- ayağına kaldırım taşı bağlanan caretta caretta2
- karılara kösnül bakışlar atmak3
- insanların gözleme yapmaması4
- tuborg kırmızı seven kız4
- maldivler6
- şirinevler8
- yarın iş olması4
- sosyalleşmekten kaçan insan4
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması12
- dünyanın en güzel omleti5
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi11
- kızartma yağından sabun yapmak8
- yirmili yaşlar2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle9
- flört edinmek7
- ankastre bozukluğu4
- iran'a saldiri var ameri kan pornosuna hayir2
- dengesiz biri olmak2
- biraderleri üst üste koymak7
- allah6
- uludağ sözlüğün cenaze namazı6
- üstteki yazar ne yapıyor5
- eşe mi pahalı hediye alınır metrese mi sorunsalı6
- şeytan5
- hakan taşıyan2
- sedat pekmez bey reyizin dönmüş olması6
- 20 li yaşların çabuk geçmesi12
- kendini feda etmek2
entry'ler (18)
duygularıma esir oluyorum seni görünce/Insan bin kere mi yanıyor bir kere sevince.
yalnızca bir kadını kendini aşık edebilir zira o bakış yalnızca bir kadına özeldir. *
ortaokuldayken bir tanesi sınıfın zeki ve ukala kızı tarafından darmadağın edilmişti.ahan da şöyle:
-Hocam zaten egonuzu tatmin etmek için öğretmenlik mesleğini seçmişsiniz,bize bağırıp dersin diğer yarısını bizi cezalandırmakla geçirmek yerine, derse hazırlanarak gelip hayranlığımızı kazansanız daha çok tatmin olmaz mısınız?
** *
-Hocam zaten egonuzu tatmin etmek için öğretmenlik mesleğini seçmişsiniz,bize bağırıp dersin diğer yarısını bizi cezalandırmakla geçirmek yerine, derse hazırlanarak gelip hayranlığımızı kazansanız daha çok tatmin olmaz mısınız?
** *
hesabi gold cardiyla oderken yutkunmadigi an.
Cimilli Ibo'dan gelir:
Birgün çıktım armuta yarim geldi altına
Seçtim sarılarını attım peştemalına
Armudu budakladım dallarını sakladım
anasının yanına kızını kucakladım
Armut budaklanır mı dalları saklanır mı
Anasının yanına kızı kucaklanır mı
Armudun dalı kara dökülür ara ara
yokki paralı dayım sülalemiz fukara
Çıktım armuda çıktım budaıdım dallarını
Gece sabaha kadar bekledim yollarını
Aha ben gidiyorum sar bana kollarını
Gel seveyim Seveeyim cilveli boylarını
Çıkıyordum armuta keserdim dallarını
O kendini zanneder severdim kardeşini
Birgün çıktım armuta yarim geldi altına
Seçtim sarılarını attım peştemalına
Armudu budakladım dallarını sakladım
anasının yanına kızını kucakladım
Armut budaklanır mı dalları saklanır mı
Anasının yanına kızı kucaklanır mı
Armudun dalı kara dökülür ara ara
yokki paralı dayım sülalemiz fukara
Çıktım armuda çıktım budaıdım dallarını
Gece sabaha kadar bekledim yollarını
Aha ben gidiyorum sar bana kollarını
Gel seveyim Seveeyim cilveli boylarını
Çıkıyordum armuta keserdim dallarını
O kendini zanneder severdim kardeşini
kabz hali.
(bkz: kabz-u bast)
(bkz: kabz-u bast)
Üniversiteye başladığım ilk sene henüz lavabo anlamına gelen "restroom" kelimesinden bihaberken görev aldığım konferansa konuşmacı olarak katılan amerikalı bir amcayla aramda geçen diyalog:
-Pardon "restroom" ne tarafta?
turkcede dinlenmek anlamina gelen "rest" kelimesi oda anlamina gelen "room" ile birlesince, adamin oturup dinlenebilecegi bir bekleme salonu aradigini, ve okulda bekleme salonu olmadigindan,bolum olarak kendi ellerimizle hazirladigimiz ve "parallel studies room" adini verdigimiz etud odasina goturmeyi planlayarak:
-Tabi ben sizi gotureyim deyip asansore yonelttim.
Bir universitenin her katinda "restroom" olmasi gerektigini dusunen amca:
-Bu katta yok mu?
-Hayir malesef, okul zaten cok kucuk oldugu icin yapamamislar galiba, ama seneye ek bina yapilacak oranin projesini gordum, yapilacak bir tane.
-Turkiye'ye gelmeden once ilkel bir yer olabilecegini dusunmustum ama bu kadarini beklemiyordum dogrusu.
-(icimden)ne abartti yahu, oturma odasina dogmus sanki mubarek, biz sizin nerelerden nerelere geldiginizi bilmiyoruz sanki!
-(disimdan)Aslinda ilkellik degil de, sartlar..Bizim kattaki "restroom"u da hocalarimizla birlikte kendi imkanlarimizla yaptik zaten.
Amcam sok!
-Inanamiyorum!Peki diger ogrenciler ne yapiyorlar, ihtiyac duyduklarinda?
Bir gariplik oldugunu sezdim ama klasik turist saskinligina verip, ara sira parallel studies rooma ing sozluk v.s odunc almak icin gelen diger bolum ogrencilerini dusunerek:
-Gerektigi zaman diledikleri gibi geliyorlar,imza karsılığında istedikleri gibi kullanabiliyorlar.
Konusacak gucu bi sure sonra kendinde bulan amca:
-Anladim, cok garip...ha bu arada Senden once "restroom"u bir kac kisiye daha sordum ama anlamadilar,siz ne dioyosunuz bu "restroom"a?
-Bizimki Parallel Studies Room.
-Nasil yani parallel? Ne alaka?
-Butun bolum ogrencilerine acik calisma odasi ya hani kem kum..
-Hic bu kadar absurd bir diyalogun bir parcasi olmamistim! Ne yani siz tuvalette cisinizi yaparken mi ders calisiyorsunuz??
-Dank!!!Pardon ya siz "rest" diince yorgunsunuz sanmistim..
Hep beraber kopuş.
-Pardon "restroom" ne tarafta?
turkcede dinlenmek anlamina gelen "rest" kelimesi oda anlamina gelen "room" ile birlesince, adamin oturup dinlenebilecegi bir bekleme salonu aradigini, ve okulda bekleme salonu olmadigindan,bolum olarak kendi ellerimizle hazirladigimiz ve "parallel studies room" adini verdigimiz etud odasina goturmeyi planlayarak:
-Tabi ben sizi gotureyim deyip asansore yonelttim.
Bir universitenin her katinda "restroom" olmasi gerektigini dusunen amca:
-Bu katta yok mu?
-Hayir malesef, okul zaten cok kucuk oldugu icin yapamamislar galiba, ama seneye ek bina yapilacak oranin projesini gordum, yapilacak bir tane.
-Turkiye'ye gelmeden once ilkel bir yer olabilecegini dusunmustum ama bu kadarini beklemiyordum dogrusu.
-(icimden)ne abartti yahu, oturma odasina dogmus sanki mubarek, biz sizin nerelerden nerelere geldiginizi bilmiyoruz sanki!
-(disimdan)Aslinda ilkellik degil de, sartlar..Bizim kattaki "restroom"u da hocalarimizla birlikte kendi imkanlarimizla yaptik zaten.
Amcam sok!
-Inanamiyorum!Peki diger ogrenciler ne yapiyorlar, ihtiyac duyduklarinda?
Bir gariplik oldugunu sezdim ama klasik turist saskinligina verip, ara sira parallel studies rooma ing sozluk v.s odunc almak icin gelen diger bolum ogrencilerini dusunerek:
-Gerektigi zaman diledikleri gibi geliyorlar,imza karsılığında istedikleri gibi kullanabiliyorlar.
Konusacak gucu bi sure sonra kendinde bulan amca:
-Anladim, cok garip...ha bu arada Senden once "restroom"u bir kac kisiye daha sordum ama anlamadilar,siz ne dioyosunuz bu "restroom"a?
-Bizimki Parallel Studies Room.
-Nasil yani parallel? Ne alaka?
-Butun bolum ogrencilerine acik calisma odasi ya hani kem kum..
-Hic bu kadar absurd bir diyalogun bir parcasi olmamistim! Ne yani siz tuvalette cisinizi yaparken mi ders calisiyorsunuz??
-Dank!!!Pardon ya siz "rest" diince yorgunsunuz sanmistim..
Hep beraber kopuş.
19. yy'da melville tarafından kaleme alınmış hala dünyanın pek çok yerinde edebiyat lisans öğrencilerine okutulup okutulmaması konusunda profesorlerin muallakta kaldığı ağır ağır okunması gereken muhteşem roman.
toplamda 120 bolumden oluşur ve her bir bölümün başlığı açılsa yeridir.
melville in denizcilik deneyiminin eserdeki gerçekçi dile ve anlatıma yansıdığını görürüz.
bacağını yıllar önce moby dick'e kaptıran kaptan ahab'ın, tüm hayatını alacağı intikama adayarak kendini ve emrindeki bir gemi dolusu tayfayı ölüme sürükler ve öfke ile kinin yıkıcı etkilerini dev dalgalarla zihnimize işlemis olur.
toplamda 120 bolumden oluşur ve her bir bölümün başlığı açılsa yeridir.
melville in denizcilik deneyiminin eserdeki gerçekçi dile ve anlatıma yansıdığını görürüz.
bacağını yıllar önce moby dick'e kaptıran kaptan ahab'ın, tüm hayatını alacağı intikama adayarak kendini ve emrindeki bir gemi dolusu tayfayı ölüme sürükler ve öfke ile kinin yıkıcı etkilerini dev dalgalarla zihnimize işlemis olur.
ders calisirken acikan karin, dile yapisan nakarat,zirt pirt akla dusen sigara ya da kontrol edilmeyi bekleyen e-mailler gibidir.
karincayi bile incitmez ayni zamanda. humanist, animalist ve otumalisttir.
Nathaniel Hawthorne'un en basarili eserlerinden biri kabul edilir. O kadar cok simge kullanilmis ve gondermeler o kadar açıktır ki elinizdeki kitabın sadeleştirilmiş olduğunu düşünürsünüz. 17. yy Amerika'sında kurgulanan hikayede evlilik dışı çocuk sahibi olan Hester Prynne puritanlar tarafından sonsuza dek gogsunde"A" (Ingilizce zina yapan kadin anlamına gelen adulteress) harfi taşımakla cezalandırılır. Cezasını sukunetle kabul eden iyi yürekli,yardımsever Hester novellanın sonunda Adulteress'ın A'sını Angel(melek)'ın A'sına dönüştürmeyi başararak kavramların has niyetle değişebileceğini kanıtlamış olur.
kitap bittiğinde "eee ameller niyetlere göredir" deyiverirsiniz.
kitap bittiğinde "eee ameller niyetlere göredir" deyiverirsiniz.
24000 beyitten oluşup Hindistan'ın en önemli iki destanından biri kabul edilir. Hindu tanrısı Vishnu'nun reankarnasyonu olan Rama, Kralın kızı Sitayla evlenmesi için şart koşulduğu üzere Tanrı Şivanın yayını bir hamlede kırar. Lakin Sitanın çirkef anasi kralı kandırarak Rama'yı ormanda sürgüne gönderir. Aslında tüm Hindistan'ı tarumar edecek kadar güçlü olan Rama, kraliyete ve büyüklerine olan saygısından cezasını kabul edip 14 yıllık zorlu bir sürgün hayatına boyun eğer. -Tum genclere ornek olur-Ramanın itaati ve iyimserliği içinizi bayar. Hemen her bölümde "karanlığın peşi aydılıktır be" mesajı "bi kavusamazlarsa bu Hint fakirleri yakarım bu destanı" tarzı efelenmelere yol açar. Ama korkulan gerçekleşmez Sita ve Ramanın aşkı herşeyin üstesinden gelir.
antik yunan şairi sappho'ya göre aşkın tanımı.
Aristokrat bir aileden gelip, geçmişi ile bugün ve hayal dunyasi ile gerçeklik arasinda sıkışıp kalan Blanche'in çöküşünün muhteşem bir boğuculuk ve akıcılıkla işlendiği eserdir. Tennessee Williams ile Zeki Demirkubuz'un akrabalik bagi olup olmadigini düşündürür.
Hristiyanlarca öte dünyada Hz. Isa'dan ölen kişiler ile vaftiz edilmeden ölen çocukların yaşadığına inanılan yer. Cennet ile cehennem arasında bir yerde bulunduğuna inanılır. Sakinleri ne cehennemde yanacaktır,ne cennette keyif çatacaktır.
Kadir Has Universitesi Reklamcılık Bolumu öğrencilerinin Can Sarcan'in onderliginde el birliği ile hazirlayip Hayrettin Karaoguz'un sebekliginde "sanat dunyasi"na kazandirdigi kisa film. Grubun 200'u askin benzer projeleri vardir, populeritelerini goruntu yonetmenlerine borcludurlar. Sinan Cetin'in kanatlari altinda onumuzdeki yillarda palazlanacaklardir