bugün
- yasak cinsel ilişkiler11
- gocu'nun 2 günde unutulması11
- hala mehdiye deccale inanan insanların olması4
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi23
- gurbuz bin ismetinovic bin mehdiyiç inç vinç boliç3
- abberline ın yeni hesabı12
- kadınların bilerek kavga çıkarması3
- hepinizi yazdım bir kenara8
- nihayet bitti çaylaklık5
- yasaları çiğneyip içeri tıkanınca ağlayan zevat5
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis16
- yağmurlu gece3
- judas'ın ölmesi6
- ismet adının kuranda geçmemesi2
- sözlük yazarı sevgilinin yatağa sıçması7
- fiat egea cross2
- mutluluğun yan ürün olması hali2
- true'nun çaylak olması2
- allah'ın yeryüzündeki halifesi imam mehdi4
- ortada bir yolsuzluk olmaması26
- s'i l v'e r m'i s t17
- yilan hikayesindeki kursat7
- gusl abdestinin kokeni tanah tır4
- queen taverna4
- bir erkeğe saklama kabında sarma götürmek2
- 2003 model seymbol alınır mı9
- kemal kılıçdaroğlu5
- ilber ortaylı'dan istanbul gezi rotası tavsiyesi2
- ipkis'in güzel entryler girmesi4
- kelebek saç kesimi2
- nasıl faydalı olunur4
- sözlükte kavga edecek birini bulamamak3
- ismet dur allasen zaten ortalık karışık5
- israilli futbolcu salomon'un skandal açıklaması2
- deniz göktaş5
- türkiye chp ile şahlanacak2
- bana onu sormayin6
- silvermistin nefes kesen fotoğrafı4
- 28 eylül dünya kuduz günü5
- melih gökçek soruşturması ne oldu22
- yasin suresi2
- süper el nino uyarısı şiddetli yağış kritik kış2
- kendini mesih ve mehdi olarak görmek3
- yarın türkiye italya maçı saat 21 45 te trt 1 de2
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı8
- kış kıyafetlerinin yazınkilerden güzel olması2
- from gold from dust5
- futbola aykırı bir fikrini yaz8
- bugün türkiye italya maçını izleyecek misiniz3
- yağmur adına yapılmış şarkılar5
entry'ler (196)
firavunlaşmak dediğimiz hadise esas itibariyle toplumda yanlış algılanmaktadır özellikle de kendisini inançlı biriyim diye niteleyen kesim bu konuda büyük yanılgı içerisindedir,maddi durumu elverişli yani büyük ya da küçük para akışını elinde bulunduran,patron diye hitap ettiğimiz inançlı bireylerin bu yanlış algısı aynı şekilde toplum üzerinde de hoş olmayan durumlar ortaya çıkarır.konuyu daha iyi kavramak için firavunlardan ve inançlarından kısaca bahsetmek gerek.
firavunların kendilerini tanrı olarak gördüğü ve bundan dolayı şirk içerisinde olduğu söylenir hep.hatta kuranda da bi kaç yerde firavuna(hz musa zamanındaki)hitaben insanlara "ben sizin rabbinizim diye böbürleniyordu" şeklinde bahsedilir. ama rab kelimesinin arapçada sahip olan,yola getiren ve terbiye eden anlamlar taşıdığını düşünmeden firavunların yaratıcı rolünü üstlenmeye çalıştığını düşünürüz halbuki bu yanlıştır.çünkü o tarihlerde mısırın çok tanrılı bir inanç sistemi olduğunu görüyoruz yani firavunlarda başta amon olmak üzere bütün tanrılara inanıyorlardı.örnek olması açısından söylüyorum; tauret adında kadın doğum tanrıçası bile var işte firavunlar bu bütün tanrıların üstünlüğünü kabul ederek onlara dua bile ederler.(ilgilenirseniz christian jacq ın ramses serisini okuyun baya güzeldir) yani burda anlaşılması gereken firavunlar ben yarattımcı bir düşünceyi benimsemiyorlar. onlar "insanların kaderi benim elimdedir,yöneten benim irademdir" düşüncesini benimsiyorlar dikkat edin yaratan değil yönetenim diyor.en önemlisi de bu böbürlenmeyi yaparken neye güveniyordu,olmayan mucizelerine mi. ona bu güveni verip böbürlenmesini sağlayan şey o zamanki en büyük,en gelişmiş uygarlık olan mısırın hazinesi ve krallık makamı. yani basite indirgemek gerekirse parası ve mevkisi.
esas itibariyle firavunların bu durumu çok makro verilerle gerçekleşmişti.neydi o veriler;büyük bir krallık,maddi imkan ve binlerce belki de milyonlarca insan yani köle. şimdiki zamana dönecek olursak aynı hadisenin mikro halini görmekteyiz;küçük bir işletme,iyi denilebilecek geliri olan bir patron yani küçük firavun ve sayıları işletmenin büyüklüğü ile orantılı olarak değişen çalışanlar(patronun gözüyle köleler).bunların da firavunluk taslamalarına imkan veren güçte aynı şekilde para ve mevkiden başka bir şeyden ibaret değildir yani bildiğimiz firavun işte.bugün de insanların maaşlarını sağladığı için iş saatlerinde o çalışanların rabbi gibi davranan,saygı denen kavramın makama göre değiştiğini düşünen nice firavunlar var. ve o firavunlar çok iyi biliyorlar; en aşağı ev kirasının üç yüz-dört yüz tl olduğu şartlarda çalışanların onların verecekleri üç kuruşluk maaşa muhtaç olduğunu hatta emirlerine karşı gelip kapı dışarı edildiklerinde o üç kuruşun belki yarısını bile mumla arayacaklarını.işte bizim böyle kendi çapında firavunlarımız var bugün...
herşey insan yetiştirmekten geçer elbette.ama suç kimde onu bilmiyoruz işte, patronun ebeveynlerinde mi yoksa onların ebeveynlerinde mi yoksa... ama benim çok iyi bildiğim acı gerçek ise;o patronun ebeveyni çocuğunun parası ve mevkisini görünce işte biz böyle evlat yetiştiririz moduna girerler,çünkü o ebeveynin de ne firavunlaşma felsefesinden ne de realitesinden haberi vardır,hele firavun oğulları onlara bir de aynen kendisi gibi yetişecek olan bir torun verdiğinde mutlulukları katlanır,işte en içime sinmeyen gerçek ise toplumun huzurunu bozan kötü tohumları insanlık toprağına eken ve onları üzerlerine titreyerek büyütüp yaptıklarıyla övünen bu ebeveynlerin bile mutluluk içinde ölebilmesi.
çıkıp birisi bu insanlara firavunlaşmayın diye telkinde bulunacak olsa "haşa mülkün sahibi allahtır" diyecekler eminim.mülkün sahibi allahta insanların sahibi siz misiniz?
firavunların kendilerini tanrı olarak gördüğü ve bundan dolayı şirk içerisinde olduğu söylenir hep.hatta kuranda da bi kaç yerde firavuna(hz musa zamanındaki)hitaben insanlara "ben sizin rabbinizim diye böbürleniyordu" şeklinde bahsedilir. ama rab kelimesinin arapçada sahip olan,yola getiren ve terbiye eden anlamlar taşıdığını düşünmeden firavunların yaratıcı rolünü üstlenmeye çalıştığını düşünürüz halbuki bu yanlıştır.çünkü o tarihlerde mısırın çok tanrılı bir inanç sistemi olduğunu görüyoruz yani firavunlarda başta amon olmak üzere bütün tanrılara inanıyorlardı.örnek olması açısından söylüyorum; tauret adında kadın doğum tanrıçası bile var işte firavunlar bu bütün tanrıların üstünlüğünü kabul ederek onlara dua bile ederler.(ilgilenirseniz christian jacq ın ramses serisini okuyun baya güzeldir) yani burda anlaşılması gereken firavunlar ben yarattımcı bir düşünceyi benimsemiyorlar. onlar "insanların kaderi benim elimdedir,yöneten benim irademdir" düşüncesini benimsiyorlar dikkat edin yaratan değil yönetenim diyor.en önemlisi de bu böbürlenmeyi yaparken neye güveniyordu,olmayan mucizelerine mi. ona bu güveni verip böbürlenmesini sağlayan şey o zamanki en büyük,en gelişmiş uygarlık olan mısırın hazinesi ve krallık makamı. yani basite indirgemek gerekirse parası ve mevkisi.
esas itibariyle firavunların bu durumu çok makro verilerle gerçekleşmişti.neydi o veriler;büyük bir krallık,maddi imkan ve binlerce belki de milyonlarca insan yani köle. şimdiki zamana dönecek olursak aynı hadisenin mikro halini görmekteyiz;küçük bir işletme,iyi denilebilecek geliri olan bir patron yani küçük firavun ve sayıları işletmenin büyüklüğü ile orantılı olarak değişen çalışanlar(patronun gözüyle köleler).bunların da firavunluk taslamalarına imkan veren güçte aynı şekilde para ve mevkiden başka bir şeyden ibaret değildir yani bildiğimiz firavun işte.bugün de insanların maaşlarını sağladığı için iş saatlerinde o çalışanların rabbi gibi davranan,saygı denen kavramın makama göre değiştiğini düşünen nice firavunlar var. ve o firavunlar çok iyi biliyorlar; en aşağı ev kirasının üç yüz-dört yüz tl olduğu şartlarda çalışanların onların verecekleri üç kuruşluk maaşa muhtaç olduğunu hatta emirlerine karşı gelip kapı dışarı edildiklerinde o üç kuruşun belki yarısını bile mumla arayacaklarını.işte bizim böyle kendi çapında firavunlarımız var bugün...
herşey insan yetiştirmekten geçer elbette.ama suç kimde onu bilmiyoruz işte, patronun ebeveynlerinde mi yoksa onların ebeveynlerinde mi yoksa... ama benim çok iyi bildiğim acı gerçek ise;o patronun ebeveyni çocuğunun parası ve mevkisini görünce işte biz böyle evlat yetiştiririz moduna girerler,çünkü o ebeveynin de ne firavunlaşma felsefesinden ne de realitesinden haberi vardır,hele firavun oğulları onlara bir de aynen kendisi gibi yetişecek olan bir torun verdiğinde mutlulukları katlanır,işte en içime sinmeyen gerçek ise toplumun huzurunu bozan kötü tohumları insanlık toprağına eken ve onları üzerlerine titreyerek büyütüp yaptıklarıyla övünen bu ebeveynlerin bile mutluluk içinde ölebilmesi.
çıkıp birisi bu insanlara firavunlaşmayın diye telkinde bulunacak olsa "haşa mülkün sahibi allahtır" diyecekler eminim.mülkün sahibi allahta insanların sahibi siz misiniz?
sahip olduğun herşeyin hiç bir anlam ifade etmemesidir.
Darren Aronofsky den yine başyapıt sayılabilecek derinlikli bir film daha.yalnız filmin çok fazla ilgi çekmemiş olması üzücü.
--spoiler--
insanoğlunun ölümsüzlük tutkusunu güzel bir aşk hikayesi ve paralel evrenler yardımıyla anlatan film, yoğun duygularla izlenmesi gerekir. ayrıca evin içindeki kısacık bir tablo sahnesi gerçekten insanı çarpıyor.
--spoiler--
--spoiler--
insanoğlunun ölümsüzlük tutkusunu güzel bir aşk hikayesi ve paralel evrenler yardımıyla anlatan film, yoğun duygularla izlenmesi gerekir. ayrıca evin içindeki kısacık bir tablo sahnesi gerçekten insanı çarpıyor.
--spoiler--
bazen öyle derinden hissettirirki sanki okyanusun ortasında güneşin alnında küreksiz bir sandalın içinde sıcaktan dudakların kurumuş şekilde uzaklara bakar gibi...
doğruyu buldu diye dönek bu adam eleştirilerine maruz kalan pek değerli yazar. bundan böyle yanlış yaptıktan sonra bulduğun doğruya dönme değerli ulu sözlük yazarı çünkü sen artık yanlışı yaptın bile bile! aman sen de dönek falan olursun allah korusun.
nicki supernatural izliyo izlenimi uyandırdı bende.
-zamanında yaptığı hataları samimi şekilde itiraf edebilen
-70 leri 80 leri iyi bildiğini zannedenler tarafından kulaktan dolma bilgilerle eleştirilmeye çalısılan
-haklı oldugu her durumda karşısındakilerin "biz senin geçmişini de biliriz" ezikliğiyle davranılan
-özel hayatıyla ilgilide bilgisizce ve fütursuzca konusmalara maruz kalan
kendi halinde bir prof.
ayrıca liboşlukla yaftalayanlar için:
(bkz: #78781)
-70 leri 80 leri iyi bildiğini zannedenler tarafından kulaktan dolma bilgilerle eleştirilmeye çalısılan
-haklı oldugu her durumda karşısındakilerin "biz senin geçmişini de biliriz" ezikliğiyle davranılan
-özel hayatıyla ilgilide bilgisizce ve fütursuzca konusmalara maruz kalan
kendi halinde bir prof.
ayrıca liboşlukla yaftalayanlar için:
(bkz: #78781)
ne dediğini bilen adamdır. fatih altaylının sazanlığına gayet iyi cevap vermiştir,aynı sazanlığı yapan sözlük yazarları da bu cevaptan nasiplenmişlerdir bence. çünkü onlar da II. mahmut III. selim diyalogunu sadece haber sitelerindeki video kaydından izlemişler ve konusmanın öncesini görememişlerdir. sonuçta buna göre saçma sapan yorum yapmaktadırlar,tabi sözlüğümüzün nadide yazarları en az fatih altaylı kadar tarihi bilgiye sahipler kendilerine göre haklılar tabi.türkönenin yazısını okumadan yorum yapmayın bari sazancıklar:
(bkz: http://www.zaman.com.tr/y...&title=cahil-cesareti)
(bkz: http://www.zaman.com.tr/y...&title=cahil-cesareti)
(bkz: #6514345)
"türkiye böyle bir ülke olunca biz mizahçılara çok malzeme çıkıyor yahu."
(bkz: kendi bokunda bogulmak)
"türkiye böyle bir ülke olunca biz mizahçılara çok malzeme çıkıyor yahu."
(bkz: kendi bokunda bogulmak)
-benimle çıkmaya varmısın yokmusun
-ne diyosun be gerizekalı!!!
-yokum diyooooor
-??!?!!?
(bkz: tipsiz olmanın verdiği dayanılmaz hafiflik)
-ne diyosun be gerizekalı!!!
-yokum diyooooor
-??!?!!?
(bkz: tipsiz olmanın verdiği dayanılmaz hafiflik)
kesinlikle tutmayan saçma sapan komplo teorileri üretip, düşüncelerini tam olarak anlatmadan "bu bir felaket,bu işin sonu hayır değil" gibi iç karartıcı nitelemerde bulunmaya devam ettikçe 2. değil 3. sınıf gazetelerde yazmaya devam edecek köşe yazarıdır.
şiirden anlamadıgını gösteren yazardır. hatta gözümüze sokmaya çalısan yazardır.ayrıca sayfayı fazlaca aşağıya kaydırma ihtiyacı hissettirip elimi yormuştur.
(bkz: damar siirler)
bu kadar ali erez ancak damar tıkar birader.
(bkz: damar siirler)
bu kadar ali erez ancak damar tıkar birader.
...
Tevhid-i vücuda çünki hemrah oldum
Ahkam-ı meratibinde gümrah oldum
Çün zevk-i şühuda erdim âgah oldum
Her mertebesinde hoş maa'llah oldum
(meali: tevhid-i vücuda yoldaş oldum. Mertebelerinin hükümlerinde yolumu şaşırdım. Müşahede zevkini erdim âgah oldum. Her mertebesinde Allah'la beraber oldum.)
ibrahim hakkı
Tevhid-i vücuda çünki hemrah oldum
Ahkam-ı meratibinde gümrah oldum
Çün zevk-i şühuda erdim âgah oldum
Her mertebesinde hoş maa'llah oldum
(meali: tevhid-i vücuda yoldaş oldum. Mertebelerinin hükümlerinde yolumu şaşırdım. Müşahede zevkini erdim âgah oldum. Her mertebesinde Allah'la beraber oldum.)
ibrahim hakkı
Koyverdun gittun beni Allah'undan bulasun
Kimse almasun seni yine bana kalasun
Sevduğum senun aşkın ciğerlerumi dağlar
Hiç mi duşunmedun sen sevduğun boyle ağlar
Kimse almasun seni yine bana kalasun
Sevduğum senun aşkın ciğerlerumi dağlar
Hiç mi duşunmedun sen sevduğun boyle ağlar
Mecnundan habersiz bin Leyla! Leylâ diye diye başından yetmiş nikâh geçmiş bin Mecnun!
aklıma cahiliye dönemi gel yav; hani şu helvadan put yapıp tapıyolar ya sonra acıkınca da yiyolar bu da ona benziyo atatürke ve söylemlerine taparlar ama işlerine gelmeyince onu bile yalancı yaparlar