bugün
- otobüste açamadığı camı kıran erkek12
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı23
- sözlüğün en masum yazarları24
- 08 eylül 2026 üsküdar da başkan vekili seçimi7
- telefonu bırakmak isteyip asla bırakamamak3
- 9 eylül izmir in kurtuluşu5
- sözlüğün en kültürlü yazarı6
- adana dürüm vs adana porsiyon9
- gebze yi gebze yapan şeyler6
- arkadaşlar ben çalışmak istemiyorum5
- niye uyandık sözlük5
- adnan selçuk mızraklı3
- chp'nin 103 yılı reklamı5
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan2
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i24
- bir kız amının reklamını yapmadan ne kadar dayanır2
- mao zedong'un serçe katliamı2
- namazın amacı8
- komünistlerin tatar sürgünü4
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır6
- istiklal mahkemeleri kurup fetöcüleri asmak5
- meftune2
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- serhat kılıç25
- zeynep sude oktay2
- ismail kartal13
- kobra murat2
- ey insan7
- şönt baca3
- tulumba tatlısı6
- seksenler4
- uyudun mu11
- at eti yemek5
- paris saint germain7
- manifestten hangi kızla sevişirdin16
- queen ravenna ve cinleri14
- kafasında konuşan sesi uzaylı zannetmek8
- spora başladım5
- şeffaf ayakkabı9
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular12
- filenin sultanları8
- hayattan beklentiler7
- 81 ilde sığınak yapılması7
- tavuğun neden kanatları var11
- özgüven5
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- beni affettiğini söylesin gideyim10
- bir zihinden diğer zihne geçen memler8
- s'i l v'e r m'i s t35
entry'ler (10)
Belediyenin koca semtte sadece 2-3 yere çöp konteyneri koyması. Gerekçe olarak içlerine bomba konabileceğini, yakılabilecek olmalarını göstermeleri. Çöp atmak için evimden çıkıp 500 metre yürümek zorunda olmam. Bu durumun gerçekleştiği yerin tam olarak "Uzun Adam"ın doğduğu yer olması da ayrıca bir ironi tabi.
Bugün olduğumu öğrendiğim derece.
türkiye şartlarında 18 yaşında olmak kadar zor bir şey yoktur emin olun. soyutsal düşünce ufak ufak geliştiği için ülkenin siyasal konularda ne kadar boktan yerlerde olduğunu fark ediyorum. ilk oyumu kullanıyorum. postmodern faşizmi görüyorum ve tadıyorum.
geleceğimin, ülkenin politik durumuna bağlı olduğunu anlıyorum. ülkede her şeyin spontane bir şekilde geliştiğini görüyorum. bir bakmışım üniversite sınavına gireceğim sene cemaat ve hükûmetin arası açılmış. korkuyorum. çünkü biliyorum üniversite sınavı zamanı geldiğinde bu işin ucu bana her türlü değecek. öyle de oluyor zaten. zorluklarla gittiğim dershanede saç baş yoluyorum. daha 18 yaşındayken saçım beyazlayıp dökülmeye başlıyor. iyi bir üniversiteyi sırf ilerde tomarla para kaldırmak için değil iyi bir eğitim alıp kültürel ve kişisel gelişimimi tamamlamak adına istiyorum. ama olmuyor sözlük. iyi bir üniversiteyi hak edip etmediğim 5 tane şık arasından doğruyu işaretlemiş olmamla belirleniyor. sonra "günde 1000 soru yeter" diyen tipleri görüp akıl sağlıklarından şüphe ediyorum.
bir yandan bunlar kafamı meşgul ederken diğer zorluklarla da mücadele ediyorum. ticaret meslek liseli olduğum için bir sigorta şirketinde stajyer olarak haftanın üç günü sabahtan akşama kadar çalışıyorum. daha 17-18 yaşındayken beyaz yakalı bir eleman oluyorum. kafamda bu kadar dert olmasına rağmen çalışmanın ne demek olduğunu öğrenmek istiyorum. bu yüzden ağır sorumluluklar altına giriyorum.(zevk vermiyor da değil) anadolu liseli arkadaşlarım hafta içi evinde yatarken, dershane ek derslerine rahatça girebiliyorken ben o sırada başımda genel müdür yardımcısı, elimdeki projeyi bitirmek için ter döküyorum. çalıştığım yerde hemen herkes tarafından yaşıma rağmen başarılarımdan dolayı takdir görüyorum. eğer iyi bir eğitim alırsam çok başarılı biri olacağım söyleniyor. bunu duyunca daha fazla istiyorum üniversiteyi.
sadece haftanın iki günü okula gidiyorum. okulum beni 2. sınıf insan olarak görüyor zaten. "2 senelik okursun amına koyım" diye gezen öğretmenler görüyorum. bizi niteliksiz ara eleman olarak görüyorlar. haftanın 7 günü hem dershane hem iş hem de okulu bir arada götürüyorum. bir günü bile kendime ayıramıyorum. spor yapamıyorum. bir enstrüman çalamıyorum. bu zorluklara rağmen pes etmiyorum. çünkü ailemin uğraşlarını boşa çıkarmak istemiyorum. her şeye rağmen istanbul'un en iyi liselerinden gelen öğrencilerden daha başarılı oluyorum. ancak matematik korkulu belam oluyor. çünkü siktiğiminin eğitim sisteminde matematik sadece teorik olarak anlatılıyor. sonra senden pratik olarak isteniliyor. zaten meslek liseli olduğum için lisenin ilk sınıfında yarım yamalak matematik görüyorum ondan sonra hiç görmüyorum. anadolu liseli arkadaşlarım benden daha avantajlı oluyor. en azından bir bok anlamasalar bile 4 sene boyunca matematik görmüş oluyor. stajdan gelen 3 kuruş parayı biriktirip matematikten özel ders alayım diyorum -malum aileye daha fazla yüklenmek olmaz- ama sonra hayal kırıklığına uğramaktan korkuyorum sözlük.
bazen yurt dışı hayalleri kuruyorum. macaristan veya avusturya'da eğitim görmeyi hayal ediyorum. bazen sabahlara kadar "yurt dışında kaç paraya okuyabilirim" diye düşünüyorum. uyuyamıyorum sözlük. başım ağrıyor. daha 18 yaşında olmama rağmen doktor antidepresan yazıyor. (kullananı siksinler.) piyangoyla, çekilişlerle kafayı bozuyorum. para için değil. paranın amına koyım. ben sadece iyi bir eğitim almak için bunu istiyorum.
geleceğimin, ülkenin politik durumuna bağlı olduğunu anlıyorum. ülkede her şeyin spontane bir şekilde geliştiğini görüyorum. bir bakmışım üniversite sınavına gireceğim sene cemaat ve hükûmetin arası açılmış. korkuyorum. çünkü biliyorum üniversite sınavı zamanı geldiğinde bu işin ucu bana her türlü değecek. öyle de oluyor zaten. zorluklarla gittiğim dershanede saç baş yoluyorum. daha 18 yaşındayken saçım beyazlayıp dökülmeye başlıyor. iyi bir üniversiteyi sırf ilerde tomarla para kaldırmak için değil iyi bir eğitim alıp kültürel ve kişisel gelişimimi tamamlamak adına istiyorum. ama olmuyor sözlük. iyi bir üniversiteyi hak edip etmediğim 5 tane şık arasından doğruyu işaretlemiş olmamla belirleniyor. sonra "günde 1000 soru yeter" diyen tipleri görüp akıl sağlıklarından şüphe ediyorum.
bir yandan bunlar kafamı meşgul ederken diğer zorluklarla da mücadele ediyorum. ticaret meslek liseli olduğum için bir sigorta şirketinde stajyer olarak haftanın üç günü sabahtan akşama kadar çalışıyorum. daha 17-18 yaşındayken beyaz yakalı bir eleman oluyorum. kafamda bu kadar dert olmasına rağmen çalışmanın ne demek olduğunu öğrenmek istiyorum. bu yüzden ağır sorumluluklar altına giriyorum.(zevk vermiyor da değil) anadolu liseli arkadaşlarım hafta içi evinde yatarken, dershane ek derslerine rahatça girebiliyorken ben o sırada başımda genel müdür yardımcısı, elimdeki projeyi bitirmek için ter döküyorum. çalıştığım yerde hemen herkes tarafından yaşıma rağmen başarılarımdan dolayı takdir görüyorum. eğer iyi bir eğitim alırsam çok başarılı biri olacağım söyleniyor. bunu duyunca daha fazla istiyorum üniversiteyi.
sadece haftanın iki günü okula gidiyorum. okulum beni 2. sınıf insan olarak görüyor zaten. "2 senelik okursun amına koyım" diye gezen öğretmenler görüyorum. bizi niteliksiz ara eleman olarak görüyorlar. haftanın 7 günü hem dershane hem iş hem de okulu bir arada götürüyorum. bir günü bile kendime ayıramıyorum. spor yapamıyorum. bir enstrüman çalamıyorum. bu zorluklara rağmen pes etmiyorum. çünkü ailemin uğraşlarını boşa çıkarmak istemiyorum. her şeye rağmen istanbul'un en iyi liselerinden gelen öğrencilerden daha başarılı oluyorum. ancak matematik korkulu belam oluyor. çünkü siktiğiminin eğitim sisteminde matematik sadece teorik olarak anlatılıyor. sonra senden pratik olarak isteniliyor. zaten meslek liseli olduğum için lisenin ilk sınıfında yarım yamalak matematik görüyorum ondan sonra hiç görmüyorum. anadolu liseli arkadaşlarım benden daha avantajlı oluyor. en azından bir bok anlamasalar bile 4 sene boyunca matematik görmüş oluyor. stajdan gelen 3 kuruş parayı biriktirip matematikten özel ders alayım diyorum -malum aileye daha fazla yüklenmek olmaz- ama sonra hayal kırıklığına uğramaktan korkuyorum sözlük.
bazen yurt dışı hayalleri kuruyorum. macaristan veya avusturya'da eğitim görmeyi hayal ediyorum. bazen sabahlara kadar "yurt dışında kaç paraya okuyabilirim" diye düşünüyorum. uyuyamıyorum sözlük. başım ağrıyor. daha 18 yaşında olmama rağmen doktor antidepresan yazıyor. (kullananı siksinler.) piyangoyla, çekilişlerle kafayı bozuyorum. para için değil. paranın amına koyım. ben sadece iyi bir eğitim almak için bunu istiyorum.
Sık sık başıma gelen durumdur. Güzel bir haber almışımdır veya sevdiğim bir parça çalıyordur. Ayağa kalkıp çılgınca kendime has dans figürlerini sergilerken odaya annem girer ve sessizlik oluşur. Kısacası anne ve babandan bile utanmana sebep olacak durumdur.
Türk edebiyatında en büyük temsilcisi Nazım Hikmet olan akımdır. Bu akıma göre dünyada savaş, ırkçılık, kötülük varsa bunun en büyük sebebi geçmişimizdir, tarihtir. insanların dünyada rahatça, özgürce, kardeşçe yaşayabilmesi için önce geçmişi tamamen unutması gerektiğini savunur.
insanı hayal dünyasına götüren bir Daft Punk şaheseridir. Elektronik müziğin, duyguları diğer tarzlardan daha iyi aktarabildiğinin göstergesidir. Ayrıca soğuk kış aylarında yaşanan yalnızlığın tasviridir bu şarkı. Şarkıyı dinlerken geleceği düşünürsün. Nerdeyim, ne yapıyorum ve ne yapacağım sorusunu sorarsın kendine. Tekrar, tekrar ve tekrar dinlemek istersin...
Grup 1980 yılında ingiltere'de kurulmuştur. Grubun ilk ismi Composition Of Sound olarak belirlenmiş ancak daha sonra "Depeche Mode" adında bir moda dergisi grubun şu anki isminin fikir kaynağı olmuştur. Tarzları New Wave ve Synthpop'tur. Grubun her şarkılarında farklı bir Depeche Mode görülür. Neredeyse hiçbir şarkı birbirine benzemez. Ayrıca dünyanın en iyi bariton sesli frontman'ine sahip gruptur. (Dave Gahan) Her ne kadar grubun asıl beyni Dave Gahan gibi görünse de grubun asıl beyni Martin Gore'dur. Ayrıca 2 defa üst üste, Türkiye'deki konseri iptal olmuş gruptur. (17 mayıs 2013 depeche mode istanbul konseri)(14 mayis 2009 depeche mode istanbul konseri) Enjoy the Silence, Personal Jesus, Wrong, People are People, Precious, Useless en iyi parçalarından bazılarıdır.
500T sayesinde Türkiye'den her tip insanı bir arada görebilmek mümkündür. Otobüse bindiğiniz anda ruh tahlilleri yapmaya başlarsınız. Ayrıca oturacak yer bulduysanız ve kendinizi dünyanın en şanslı insanı hissediyorsanız 10 dakika sonra teyzelerimizin psikolojik baskısına dayanamayıp, ayakta gitmeye başlayınca, pekte şanslı olmadığınızı anlarsınız.
Bir tez konusu olarak, 500T.
Bir tez konusu olarak, 500T.
Yönetim Bilişim Sistemlerinden hiçbir farkı olmayan bölümdür. Ayrıca bölüm en büyük hedeflerimden biridir. Ancak her kafadan ses çıkmaktadır. Kimisi Almanca eğitiminin iyi olmadığından, kimisi kampüs ve kampüs yaşamından, kimisi de ağır ders programından dem vurur. Ancak bunun tam tersini düşünenler de bulunmaktadır. Herkesin tek bir ortak yargısı var o da bölümün geleceğinin çok parlak olması.
"Starfucker"ın 2013 yılında çıkarmış olduğu albümdür. Grubun en iyi parçaları (isabella of castile, golden light) bu albümde bulunur.