bugün
- oğlunuza bedelli yaptırır mısınız4
- apo piçtir piç kalacak8
- özel mesajları ifşa edecek kadar ucuz olmak5
- pornonun zararları4
- skoda fabia alınır mı5
- filenin sultanları yarı finalde8
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- akrabalardan nefret etme sebepleri3
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu7
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var6
- motorine 8 24 tl zam gelmesi10
- hep kaybeden tarafı savunmak5
- süper yapay zeka üretildi ve aramızda dolaşıyor6
- devlet bahçeli8
- habire1221
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- niğde de restorana girip dayak yemek2
- gecenin nostaljik şarkısı2
- dededen beri aynı partiyi desteklemekle övünmek2
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar4
- sarapci koala'nın radikalkemalist'e aktroll demesi4
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- batının ahlaksızlığı safsatası3
- uçan adam sabri'ye ne oldu5
- bir bela geliyor8
- ağır hasarlı araç satmak2
- ellerim bos gonlum hos29
- sarapci koala64
- kız arkadaşı kerhaneye götürmek3
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- kolları façalı bir kıza aşık olmak4
- arif kocabıyık16
- bugün kaç para harcadınız2
- suşiyi sadece kadınların çok sevmesi5
- lahmacun9
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı6
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- ilker canikligil2
- bel fıtığı olmasına rağmen 5 posta atabilen erkek2
- samed agirbas4
- kedilerin ruh hastası olması4
- trakyalı yazarlar6
- seksin zevk vermediği an2
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- ay diyen erkek9
- kaan sezyum7
- kılıçdaroğlunun kılıcı nerede sorunsalı2
- torpille bir yerlere gelenler5
- silvermist9
- halkın umudu kılıçdaroğlu3
entry'ler (137)
Kürtçe bir tabir.
Çapkın ve serseri gibi manası var sanırım
http://tolaz.org/ sitesi de var. Kürdî zaytung formatlı. Son dakika ve manşet haberleri çok iyi.
Çapkın ve serseri gibi manası var sanırım
http://tolaz.org/ sitesi de var. Kürdî zaytung formatlı. Son dakika ve manşet haberleri çok iyi.
dtp-bdp'de de görev almış siyasetçi mahmut alınak'ın yeni girişimidir.
çağrı metni aşağıdadır:
herhangi bir makam isteğim ve derdim kesinlikle olmadan aşağıdaki çağrıyı yapmayı tarihi bir görev ve zorunluluk olarak görmekteyim. sözü uzatmadan bugün ve gelecekle ilgili tespitlerimi ve çağrımı kısa başlıklar halinde sıralayacağım:
1) türk azınlık devleti, tarihten edindiği sömürgeci devlet geleneğini sürdürerek kürdistan meselesini kan deryasında boğmaya, kardeş türkiye ve kürdistan halklarına ağır bedeller ödetmeye devam edecek. gençlerin ölmesi bugüne kadar devlet yönetiminin umurunda olmadı, bundan sonra da olmayacak. süper devletlerin siyasetlerinde de temel bir değişiklik yok, lozan anlaşmasına olan bağlılıkları devam ediyor. eşikler yalayan satılık kürt işbirlikçileri tarihteki lanetli rolünü oynamayı sürdürüyor.
2) on yılların tecrübesi ile görüldü ki, türkiye halkları ekonomik, demokratik ve siyasal gelişmesinin önünde bir engel haline gelen kürdistan prangasını kırmadıkça kendi demokratik devrimini gerçekleştiremeyecek, özgürlüğe ve esenliğe kavuşamayacak. başka bir değişle, kürdistan esareti sadece kürdistan halklarının değil, türkiye halklarının da esaretidir. gel gelelim ne acı bir gerçek-türk halkının büyük çoğunluğu (kendi geleceğini baltaladığını bilmeden) kürdistan meselesinde devletin yanında mevzilenmiştir. kürt mücadelesine dünya devletleri karşı... türk halkı karşı... dünya ezilen halkları ilgisiz... i̇şbirlikçiler içeriden vuruyor... bu böyle gitmez, kürt siyasetinin kendisini ve yöntemlerini acilen gözden geçirmesi şarttır.
3) ankara'yı çözüm yeri olarak gören kürt siyasi partilerinin kürdistan sorununu çözme kabiliyeti ve dirayeti yoktur. öyle ki, bazıları sayesinde siyaset yaptıkları abdullah öcalan'ın i̇mralı cezaevi'ndeki yasal haklarını bile savunmaktan acizdirler. kimyasal silahların da kullanıldığı tüm askeri operasyonlar her yönüyle (devletin kendi kanunları karşısında bile) birer yargısız infaz, suç ve cinayet iken; amerika'dan alınan predator adlı insansız savaş uçakları ile apaçık bir savaş yürütülüyor iken; bu amansız savaş "terörle mücadele" adı altında inkâr ediliyor iken, binlerce kürt siyasetçi hapishanelere tıkılmış iken, ankara'yı mesken tutan kürt sivil siyaseti ne yazık ki bu saldırıları göğüsleyecek herhangi bir proje ortaya koyamadı. mikrofonları kulağa hoş gelen sözlerle süslemekten başka bir şey yapmıyorlar. zaten kimse de artık demeçlerini ciddiye almıyor. hükümet, "toplanıyor, çay içip dağılıyorlar" diye alay ediyor, "tıpış tıpış meclis'e gelecekler" diyerek aşağılıyor, başbakan sıfatlı tayyip erdoğan, "meclis'ten gitseniz ne yazar, gitmeseniz ne yazar"diye hafife alıyor. bütün bunlara rağmen yarın abdullah gül çağırsa, "devlet diyalog başlatıyor" diye koşarak gidecekler. yirmi bir yıldır devletle diyalog hayali kuruyorlar. acınası mesajlarla kafaları karıştırıp halkın hayallerini ve inancını buduyorlar. deprem için gittikleri van'da sanki görevleriymiş gibi orduyu ve valileri öve öve göklere çıkardılar. göze girmek için, "partimiz olmasa ülkenin bir tarafında ortak değerimiz olan türk bayrağı bu kadar özgürce dalgalanamaz"diyerek, devlete yaranmaya çalıştılar. osmanlı'dan miras kalan bayrağın (kürtler ve azınlık milliyetler bir yana) türk halkını mı, yoksa devleti mi temsil ettiğini incelemeden, bilinçsizce ya da -ağır bir kasıtla- bilinçli olarak bu mesajları veriyorlar. hareketin yöneticileri tek bayrak, tek resmi dil, üniter devlet, kutsal sınırlar ve benzer konularda recep tayyip erdoğan'la aynı dili kullanıyor. erdoğan bugün başbakanlık koltuğunda kükreyerek oturuyorsa, bunu bu titrek muhalefete borçludur.
sözü fazla uzatmaya gerek yok, ankara'ya hapsolmuş kürt siyasi hareketi devlete ve hükümete adım attıracak ruhtan ve pratikten yoksundur. böyle bir niyetleri de yok. çünkü düzen içi hayaller ve beklentiler yönlendiriyor onları; devletin yedek bir parçası, vidası olma gayreti içindedirler. oysa tarihten biliyoruz ki, bu düşler -şayet kasıt yoksa- vahim bir yanılgı ve zaman kaybıdır, tuzağa düşürür, esaret ve kölelik getirir. mademki ankara'dan medet umuyor ve diyalog kapılarını aralayacağınızı düşünüyorsunuz, öyleyse neden orada sivil bir kıyamet koparmıyorsunuz? neden talepleriniz kabul edilinceye kadar meclis'e kilitlemiyorsunuz kendinizi? neden gidip başbakanlık binasına kendiniz kapatmıyorsunuz? bu kanı durduracak bir projeniz neden yok?
4) türkiye ve kürdistan'ın esenliğe çıkması için demokratik devrimlere ihtiyaç var. meclis'teki ağız dalaşları ve düzeni restore etmek için yapılmak istenen yeni anayasa hakkındaki "sözde" tartışmalar, göz boyama ve zaman kaybıdır. parlamentoyu bezeyerek ilgi odağı haline getirmeye ve güya demokrasi varmış gibi bir görüntü yaratmaya hizmet eder. yukarıda da belirtildiği gibi, türkiye devrimi günümüz şartlarında- kürdistan devrimine bağlıdır. yarınlar ne getirir bilinmez; ama bugün kürdistan'da sivil bir devrimin şartları oluşmuştur. devrim gerçekleşmiyorsa bunun nedeni devrimi inşa edecek ve yürütecek bir siyasi partinin eksikliğidir. mevcut partilerin bazı merkez yöneticileri -ne yazık ki- devrimin önünde engel haline gelerek mücadeleyi düzen içine hapsettiler. bilerek ya da bilmeyerek statükoya hizmet ediyorlar. kimse boşuna hayal kurmasın, içe büzülen bu partilerde demokrasi işlemediği için yeni fikirlerin filizlenmesi ve yayılması mümkün değildir. buna izin verilmiyor. herkes baştakilere göre davranmak zorundadır, yoksa vebalılar gibi dışlanır.
5) sonuç olarak, devrimi amaçlayan yeni bir partinin kurulması zorunlu bir hale gelmiştir. aksi halde bu kaos daha yıllar boyu sürüp gidecek ve çok ağır bedeller ödenecek. devrimci sivil siyaset akan kanı durduracak insani ve tarihi bir görevle karşı karşıyadır. ayrıntılara girmeyeceğim... kurulması gereken yeni parti tüm alanlarda alternatifler yaratmalı ve düzeni kendi mevzilerinde tüketip iflas ettirmelidir. yatay ve dikey güçlü bir kurumlaşma ve kapsamlı bir hazırlık aşamasından sonra kürdistan'da fiili bir referandumu örgütlemelidir. sonra da birleşmiş milletler' in kapısı çalınmalıdır. orada dünya ayağa kaldırılacak. zorbalar o zaman dünyanın kaç bucak olduğunu görecekler!
siz de yeni bir partinin kurulması gerektiğine inanıyorsanız lütfen ( [email protected]) adresine yazınız. kardeşçe dilekler ve sevgilerimle 16/11/2011
mahmut alinak
çağrı metni aşağıdadır:
herhangi bir makam isteğim ve derdim kesinlikle olmadan aşağıdaki çağrıyı yapmayı tarihi bir görev ve zorunluluk olarak görmekteyim. sözü uzatmadan bugün ve gelecekle ilgili tespitlerimi ve çağrımı kısa başlıklar halinde sıralayacağım:
1) türk azınlık devleti, tarihten edindiği sömürgeci devlet geleneğini sürdürerek kürdistan meselesini kan deryasında boğmaya, kardeş türkiye ve kürdistan halklarına ağır bedeller ödetmeye devam edecek. gençlerin ölmesi bugüne kadar devlet yönetiminin umurunda olmadı, bundan sonra da olmayacak. süper devletlerin siyasetlerinde de temel bir değişiklik yok, lozan anlaşmasına olan bağlılıkları devam ediyor. eşikler yalayan satılık kürt işbirlikçileri tarihteki lanetli rolünü oynamayı sürdürüyor.
2) on yılların tecrübesi ile görüldü ki, türkiye halkları ekonomik, demokratik ve siyasal gelişmesinin önünde bir engel haline gelen kürdistan prangasını kırmadıkça kendi demokratik devrimini gerçekleştiremeyecek, özgürlüğe ve esenliğe kavuşamayacak. başka bir değişle, kürdistan esareti sadece kürdistan halklarının değil, türkiye halklarının da esaretidir. gel gelelim ne acı bir gerçek-türk halkının büyük çoğunluğu (kendi geleceğini baltaladığını bilmeden) kürdistan meselesinde devletin yanında mevzilenmiştir. kürt mücadelesine dünya devletleri karşı... türk halkı karşı... dünya ezilen halkları ilgisiz... i̇şbirlikçiler içeriden vuruyor... bu böyle gitmez, kürt siyasetinin kendisini ve yöntemlerini acilen gözden geçirmesi şarttır.
3) ankara'yı çözüm yeri olarak gören kürt siyasi partilerinin kürdistan sorununu çözme kabiliyeti ve dirayeti yoktur. öyle ki, bazıları sayesinde siyaset yaptıkları abdullah öcalan'ın i̇mralı cezaevi'ndeki yasal haklarını bile savunmaktan acizdirler. kimyasal silahların da kullanıldığı tüm askeri operasyonlar her yönüyle (devletin kendi kanunları karşısında bile) birer yargısız infaz, suç ve cinayet iken; amerika'dan alınan predator adlı insansız savaş uçakları ile apaçık bir savaş yürütülüyor iken; bu amansız savaş "terörle mücadele" adı altında inkâr ediliyor iken, binlerce kürt siyasetçi hapishanelere tıkılmış iken, ankara'yı mesken tutan kürt sivil siyaseti ne yazık ki bu saldırıları göğüsleyecek herhangi bir proje ortaya koyamadı. mikrofonları kulağa hoş gelen sözlerle süslemekten başka bir şey yapmıyorlar. zaten kimse de artık demeçlerini ciddiye almıyor. hükümet, "toplanıyor, çay içip dağılıyorlar" diye alay ediyor, "tıpış tıpış meclis'e gelecekler" diyerek aşağılıyor, başbakan sıfatlı tayyip erdoğan, "meclis'ten gitseniz ne yazar, gitmeseniz ne yazar"diye hafife alıyor. bütün bunlara rağmen yarın abdullah gül çağırsa, "devlet diyalog başlatıyor" diye koşarak gidecekler. yirmi bir yıldır devletle diyalog hayali kuruyorlar. acınası mesajlarla kafaları karıştırıp halkın hayallerini ve inancını buduyorlar. deprem için gittikleri van'da sanki görevleriymiş gibi orduyu ve valileri öve öve göklere çıkardılar. göze girmek için, "partimiz olmasa ülkenin bir tarafında ortak değerimiz olan türk bayrağı bu kadar özgürce dalgalanamaz"diyerek, devlete yaranmaya çalıştılar. osmanlı'dan miras kalan bayrağın (kürtler ve azınlık milliyetler bir yana) türk halkını mı, yoksa devleti mi temsil ettiğini incelemeden, bilinçsizce ya da -ağır bir kasıtla- bilinçli olarak bu mesajları veriyorlar. hareketin yöneticileri tek bayrak, tek resmi dil, üniter devlet, kutsal sınırlar ve benzer konularda recep tayyip erdoğan'la aynı dili kullanıyor. erdoğan bugün başbakanlık koltuğunda kükreyerek oturuyorsa, bunu bu titrek muhalefete borçludur.
sözü fazla uzatmaya gerek yok, ankara'ya hapsolmuş kürt siyasi hareketi devlete ve hükümete adım attıracak ruhtan ve pratikten yoksundur. böyle bir niyetleri de yok. çünkü düzen içi hayaller ve beklentiler yönlendiriyor onları; devletin yedek bir parçası, vidası olma gayreti içindedirler. oysa tarihten biliyoruz ki, bu düşler -şayet kasıt yoksa- vahim bir yanılgı ve zaman kaybıdır, tuzağa düşürür, esaret ve kölelik getirir. mademki ankara'dan medet umuyor ve diyalog kapılarını aralayacağınızı düşünüyorsunuz, öyleyse neden orada sivil bir kıyamet koparmıyorsunuz? neden talepleriniz kabul edilinceye kadar meclis'e kilitlemiyorsunuz kendinizi? neden gidip başbakanlık binasına kendiniz kapatmıyorsunuz? bu kanı durduracak bir projeniz neden yok?
4) türkiye ve kürdistan'ın esenliğe çıkması için demokratik devrimlere ihtiyaç var. meclis'teki ağız dalaşları ve düzeni restore etmek için yapılmak istenen yeni anayasa hakkındaki "sözde" tartışmalar, göz boyama ve zaman kaybıdır. parlamentoyu bezeyerek ilgi odağı haline getirmeye ve güya demokrasi varmış gibi bir görüntü yaratmaya hizmet eder. yukarıda da belirtildiği gibi, türkiye devrimi günümüz şartlarında- kürdistan devrimine bağlıdır. yarınlar ne getirir bilinmez; ama bugün kürdistan'da sivil bir devrimin şartları oluşmuştur. devrim gerçekleşmiyorsa bunun nedeni devrimi inşa edecek ve yürütecek bir siyasi partinin eksikliğidir. mevcut partilerin bazı merkez yöneticileri -ne yazık ki- devrimin önünde engel haline gelerek mücadeleyi düzen içine hapsettiler. bilerek ya da bilmeyerek statükoya hizmet ediyorlar. kimse boşuna hayal kurmasın, içe büzülen bu partilerde demokrasi işlemediği için yeni fikirlerin filizlenmesi ve yayılması mümkün değildir. buna izin verilmiyor. herkes baştakilere göre davranmak zorundadır, yoksa vebalılar gibi dışlanır.
5) sonuç olarak, devrimi amaçlayan yeni bir partinin kurulması zorunlu bir hale gelmiştir. aksi halde bu kaos daha yıllar boyu sürüp gidecek ve çok ağır bedeller ödenecek. devrimci sivil siyaset akan kanı durduracak insani ve tarihi bir görevle karşı karşıyadır. ayrıntılara girmeyeceğim... kurulması gereken yeni parti tüm alanlarda alternatifler yaratmalı ve düzeni kendi mevzilerinde tüketip iflas ettirmelidir. yatay ve dikey güçlü bir kurumlaşma ve kapsamlı bir hazırlık aşamasından sonra kürdistan'da fiili bir referandumu örgütlemelidir. sonra da birleşmiş milletler' in kapısı çalınmalıdır. orada dünya ayağa kaldırılacak. zorbalar o zaman dünyanın kaç bucak olduğunu görecekler!
siz de yeni bir partinin kurulması gerektiğine inanıyorsanız lütfen ( [email protected]) adresine yazınız. kardeşçe dilekler ve sevgilerimle 16/11/2011
mahmut alinak
savaşı reddeden herhangi bir somalili, bulgaristanlı arkadaştan farksızdır.
Zaman gazetesinin haberine göre telsiz konuşmalarına da takılan zirvedir.
-Genşşler zirve yapacakmış Kürt adı ile reis Bahoz. *
-Bir mektup yazın, patates baskısı vurmayın amblemimizi bu sefer. Her entry için haraç kesin kanka. Zirve dediğin Andok'ta yapılır.
-Anlaşıldı bir iki.
-Bu arada, sözlükte akıllı olsun, ayaklarına sıkın.
-Genşşler zirve yapacakmış Kürt adı ile reis Bahoz. *
-Bir mektup yazın, patates baskısı vurmayın amblemimizi bu sefer. Her entry için haraç kesin kanka. Zirve dediğin Andok'ta yapılır.
-Anlaşıldı bir iki.
-Bu arada, sözlükte akıllı olsun, ayaklarına sıkın.
Ortalama anatomisi çıkartılmış bakandır. http://www.yuksekovahaber...idris-naim-sahin-2454.htm
-Bir taş atılırsa bu cezalandırılması gereken bir şeydir, bin taş birden atılırsa bu politik bir eylemdir
-Protesto bana neyin yanlış geldiğini söylememdir. Direniş ise benim için yanlış olanın tekrar vuku bulmamasını sağlamaktır
-Dresden..Hiroşima....Vietnam
diyen filmdir..
-Protesto bana neyin yanlış geldiğini söylememdir. Direniş ise benim için yanlış olanın tekrar vuku bulmamasını sağlamaktır
-Dresden..Hiroşima....Vietnam
diyen filmdir..
george orwell ile olan zamanın ötesinden savaşı kazanmış kişidir.
yeni cesur dunya adlı yapıtında da;öngördüğü toplum modeline doğru gittiğimiz bir gerçektir.
yeni cesur dunya adlı yapıtında da;öngördüğü toplum modeline doğru gittiğimiz bir gerçektir.
kasım ayı içerisinde piyasaya çıkması beklenen ilk kürt müzik dergisinin adı.
do-jin adı ve kürtlerin ulusal hafızası şiari ile çıkacak derginin genel yayın yönetmenliğini rodi baz üstleniyor.
başarılar diliyorum.
(adını ilk nota olan do ve kürtç'de yaşam anlamına gelen jin kelimelerinden alıyor)
do-jin adı ve kürtlerin ulusal hafızası şiari ile çıkacak derginin genel yayın yönetmenliğini rodi baz üstleniyor.
başarılar diliyorum.
(adını ilk nota olan do ve kürtç'de yaşam anlamına gelen jin kelimelerinden alıyor)
son iki gün itibariyle;gelenekse 12412421. kapatılma haftası yaşamaktadır.başta erdoğan olmak üzere tüm demokrat kalpli insanlara hayırlı olsun!
gerekli malzemelerin alınışından,hazır hale getirilişine,yapılışına ve sonrada yemesine dek geçen süre zarfında şöyle çayınıda yudumlarken olan biteni analiz ettiğin zaman gerçekten "mantığı olmayan bir yemektir" diyebileceğim tek şey.
lanet gelsin haftada bir yemekten de kendimi alamıyorum.çok yaşa çiğköfte
lanet gelsin haftada bir yemekten de kendimi alamıyorum.çok yaşa çiğköfte
yüzlerce onlarca olan kürt çeşididir.
bakın çeşit dedim.maksat sevinilsin diye.
köyünü yakıp,kurşuna dizersen,olmadık zamanlarda etten püften işlerle hayatını mahfedersen sana göre terorist başkasına göre özgürlük savaşçısı olup çıkar.
asit kuyularına atılan suçsuz insanlarda vardı.Onları atanda "baba" idi.Onlara ne tanım getirmek gerek? yada 17 bin faili meçhul..
bakın çeşit dedim.maksat sevinilsin diye.
köyünü yakıp,kurşuna dizersen,olmadık zamanlarda etten püften işlerle hayatını mahfedersen sana göre terorist başkasına göre özgürlük savaşçısı olup çıkar.
asit kuyularına atılan suçsuz insanlarda vardı.Onları atanda "baba" idi.Onlara ne tanım getirmek gerek? yada 17 bin faili meçhul..
artık pek olmayan karpuzdur.
son on yıl içinde Diyarbakır da pek güzel yetişirdi kan kırmızı karpuzlar.ama yetiştiği alanların bakımsızlığı olsun hormonal tecavüz olsun ve daha bilumum şeyler yüzünden artık haşin karpuzlar pek yok..
son on yıl içinde Diyarbakır da pek güzel yetişirdi kan kırmızı karpuzlar.ama yetiştiği alanların bakımsızlığı olsun hormonal tecavüz olsun ve daha bilumum şeyler yüzünden artık haşin karpuzlar pek yok..
ciwan haco'nun üzerine bir şarkı söylediği mardin ilçesi.
kürtçe ismi nîsêbin'dir. şarkı adı da nisebina rengin ..
nusaybin kültür mozaiği ve tarihinin derinliliği ile diğer ilçelerden farklılığını az da olsa sergiler.
kürtçe ismi nîsêbin'dir. şarkı adı da nisebina rengin ..
nusaybin kültür mozaiği ve tarihinin derinliliği ile diğer ilçelerden farklılığını az da olsa sergiler.
modernite hastalığının yol açtığı yara.
malum her yeni ulus,yada oluşum ilk etapta modernite peşinde koşar. bazıları yakalar bazıları yakalamaz..
işte modernizmi yakalayamayan kişilerin,kurumlararın,ulusların son çare olarak halkı aldatma için bünyelerindeki feodal mikrobu örtmek adına başvurdukları bir hile oluyor: yani modern olamadık,bari onun sonraki aşaması olan postmodern bir görüntü verelim de o evreyi aştğımız anlaşılsın.
türkiye bu anlamda bir makyaj cennetidir..
malum her yeni ulus,yada oluşum ilk etapta modernite peşinde koşar. bazıları yakalar bazıları yakalamaz..
işte modernizmi yakalayamayan kişilerin,kurumlararın,ulusların son çare olarak halkı aldatma için bünyelerindeki feodal mikrobu örtmek adına başvurdukları bir hile oluyor: yani modern olamadık,bari onun sonraki aşaması olan postmodern bir görüntü verelim de o evreyi aştğımız anlaşılsın.
türkiye bu anlamda bir makyaj cennetidir..
şehrazatın duyması halinde yeni bir dizinin başlangıcı olacak olan soru..
diğer adı ile trt kurdî..
merak ediyorum da; bir zamanlar anadoludan görünüm adlı programınıda kürtçeye çevirip vereceklermi !
merak ediyorum da; bir zamanlar anadoludan görünüm adlı programınıda kürtçeye çevirip vereceklermi !
en içten duyguların öğrencisidir.