bugün
- buddy dudeye övgü entrysi giren tipler15
- uysaljakoben17
- sözlüğün eski tadının olmaması6
- enayimiknatisii12
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı13
- 35 yaş üstü erkeklerin genç erkek gibi giyinmesi6
- chp bölünürse olacaklar6
- memeleri füze gibi kadın7
- buddy dude17
- san fransisco niggasi5
- mor semsiyeli yabanci2
- şövalye modu3
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- sigara içen kızla öpüşülür mü9
- cilgincapkin213
- aşk acısı çekenlere tavsiyeler11
- zeki olmadığı halde sinsilik peşinde koşan insan4
- 11 haziran 2026 ünlülere uyuşturucu operasyonu7
- gammazlar çetesi18
- aylık 274 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- antalyalıların kabak tatlısına tahin dökmeleri11
- atatürk'ün boyunun 164cm olması16
- chp'nin hali ne olacak46
- masklavi'nin düşünceleri18
- sarapci koala2
- true'nun aslında iyi biri olması4
- yeşil gözlü kız11
- yaran twitter iletileri2
- kabuksuz kaplumbaga2
- chp kapatılsın kampanyası10
- kemal kılıçdaroğlu'nun amacı'ne sorunsalı3
- cemevinde arada lokma yemek vs dağıtılması8
- bu sen misin7
- sözlükteki seferoğulları ile tellioğulları3
- gözyaşı ile boğulan gözler3
- mesai bitince işten çıkanlara kurulan patron2
- çizgili pijamalı çocuk5
- sözlük yapay zekası2
- true nickli namussuz kadın düşkünü4
- parke taşı arasına yuva yapan arı benzeri hayvan3
- normal sözlük moderasyonu5
- dam ittifakı7
- yeğen3
- gençler isyan ediyor6
- kabak tatlısı kapatılsın6
- başkalarının mutluluklarını izlemekten bıkmak7
- gavurlar niye müslüman olmuyor10
- ahmet mahmut ünlü2
- sevgili yapınca ortadan kaybolan arkadaş4
- çok ayıp ettiniz3
entry'ler (12)
ev ziyaretlerinde genellikle ayakkabıyla eve giren, halkı temsil ettiğini söyleyen ancak bir o kadar halktan kopuk chp milletvekili adayı..
inancım doğrultusunda tadını denemediğim için bilemeyeceğim ettir. ancak domuz etinin bizim alışık olmadığımız kadar ağır bir kokusu vardır. gördüğüm ülkelerde de diğer etlerden biraz daha ucuz olduğu da bir gerçek. ülkemizde de kaçak olmayan domuz etin kilosunun 200-250 liradan satılması da, ayrı bir olay. belki ucuz olsa denemek isteyenler nasıl bir şey olduğunu görebilirlerdi.
elimden geleni yapıyorum aslında onunla daha fazla zaman geçirmek için. ama bu evde, onun evinde, kendimi evimde gibi hissetmiyorum. hep eve gitmek istiyorum. kendi evime. kendi odama. kendi salonuma. kendi banyoma. kendi kedime. insan severken, sevilirken yalnızlığını özler mi? özlüyorum bazen. bazen çok sıkıyorsun diyorum. sıkmazsam beni umursamıyorsun diyor. kedin bile daha önemli bende diyor. gerçekten öyle mi acaba? umursuyorum da aslında. çok seviyorum da aslında. ama bu kadar severken insan kendini de özler mi?
niyeyse hep aklımda yer edinmiş bir seneydi 1996. sanat güneşimiz zeki müren, hamiyet yüceses ve türkiye'nin en zengin iş adamı vehbi koç yaşama veda etmişlerdi. bir de ülkeyi karanlığa gömmeye çalışacak olan erbakan başbakanlığındaki refahyol hükümeti kurulmuştu. tansu çiller, mesut yılmaz, bülent ecevit, deniz baykal, alparslan türkeş siyaset arenasındaydı. yavru vatanımızın cumhurbaşkanı rauf denktaş sık sık haberlerdeydi.
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
insan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
insan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
çavdar tarlasında çocuklar. beğeneceğinizi umuyorum. çok keyifli bir kitap.
ayrımcılığın en büyüğüdür. gereksiz ve sakıncalıdır.
küçükken beni çok mutlu etmiş çizgi filmdir. hala severek izlerim.
geldim, gördüm, arttırdım. hoşbulduk ahali.
henüz genç olmak ve bir zevcenin olmaması.
vatanım, devletim, herşeyim. var olma sebebim.
uludağ sözlük'te ilk nefesimi alıyorum an itibariyle.
