bugün
- from gold from dust12
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması12
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi17
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği13
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler7
- adalet ve kalkınma partisi4
- seni terkedeceğim4
- truesuz sözlük8
- çin'e demokrasi gelsin10
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- hastalık havası8
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- geceleri yapmaktan zevk alınan şeyler5
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis18
- anında dolan göz neyin belirtisidir6
- uykuya dalmak istememek neyin belirtisidir5
- gecenin ilerleyen saatlerinde soğuk kahve içmek2
- ekrem imamoğlu6
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- burna tuzlu su çekmek6
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak5
- kopya çekmenin etiği5
- vajinanın iç sıcaklığı10
- radiohead seven kız3
- recep tayyip erdoğan27
- seni çok özledim3
- silikon memenin patlaması10
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- cinler size musallat olsa2
- love me again2
- fiziği güzel sözlük kızları48
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- gocu19
- sümük fetişi3
- nervio23
- karton toplarken şarampole yuvarlanmak5
- çok düşünmek neyin belirtisidir3
- yaran twitter iletileri3
- bastırılmış üzüntü4
- iyi dostlar biriktirdim7
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- geçmeyen mide bulantısı neyin belirtisidir3
- duvardaki kafam kadar örümcek4
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- açmanın üzerinde açma yazması4
- kasiyerin nakit mi kredi kartı mı diye sorması5
- fusya semsiyeli yabanci4
- sözlüğün namusunu kim temizleyecek sorunsalı5
entry'ler (12)
ev ziyaretlerinde genellikle ayakkabıyla eve giren, halkı temsil ettiğini söyleyen ancak bir o kadar halktan kopuk chp milletvekili adayı..
inancım doğrultusunda tadını denemediğim için bilemeyeceğim ettir. ancak domuz etinin bizim alışık olmadığımız kadar ağır bir kokusu vardır. gördüğüm ülkelerde de diğer etlerden biraz daha ucuz olduğu da bir gerçek. ülkemizde de kaçak olmayan domuz etin kilosunun 200-250 liradan satılması da, ayrı bir olay. belki ucuz olsa denemek isteyenler nasıl bir şey olduğunu görebilirlerdi.
elimden geleni yapıyorum aslında onunla daha fazla zaman geçirmek için. ama bu evde, onun evinde, kendimi evimde gibi hissetmiyorum. hep eve gitmek istiyorum. kendi evime. kendi odama. kendi salonuma. kendi banyoma. kendi kedime. insan severken, sevilirken yalnızlığını özler mi? özlüyorum bazen. bazen çok sıkıyorsun diyorum. sıkmazsam beni umursamıyorsun diyor. kedin bile daha önemli bende diyor. gerçekten öyle mi acaba? umursuyorum da aslında. çok seviyorum da aslında. ama bu kadar severken insan kendini de özler mi?
niyeyse hep aklımda yer edinmiş bir seneydi 1996. sanat güneşimiz zeki müren, hamiyet yüceses ve türkiye'nin en zengin iş adamı vehbi koç yaşama veda etmişlerdi. bir de ülkeyi karanlığa gömmeye çalışacak olan erbakan başbakanlığındaki refahyol hükümeti kurulmuştu. tansu çiller, mesut yılmaz, bülent ecevit, deniz baykal, alparslan türkeş siyaset arenasındaydı. yavru vatanımızın cumhurbaşkanı rauf denktaş sık sık haberlerdeydi.
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
insan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
insan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
çavdar tarlasında çocuklar. beğeneceğinizi umuyorum. çok keyifli bir kitap.
ayrımcılığın en büyüğüdür. gereksiz ve sakıncalıdır.
küçükken beni çok mutlu etmiş çizgi filmdir. hala severek izlerim.
geldim, gördüm, arttırdım. hoşbulduk ahali.
henüz genç olmak ve bir zevcenin olmaması.
vatanım, devletim, herşeyim. var olma sebebim.
uludağ sözlük'te ilk nefesimi alıyorum an itibariyle.