bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin7
- gece yarısı çalan telefon7
- ilşkisini herkese anlatan kızlar7
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- başımın tatlı tatlı dönmesi4
- gammaz olmuşum13
- kel erkek3
- aquila bicipite8
- uysaljakoben20
- minyon kadın siniri5
- aşık olunca yapılan salaklıklar2
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir3
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- reha muhtar25
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- death2
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- ayı saldırınca yapılması gerekenler10
- pazarda su satmak2
- gecenin şarkısı4
- ses yakışıklılığı2
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- bizim delilere bakayım4
- gazlamak2
- gençler iş beğenmiyor3
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- kemal kılıçdaroğlu35
- sevgiliyle kavga etmek2
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- elit olmak için gerekenler13
- semum3
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
- 1 litrelik cam şişe kola3
- doğu perinçek vs kemal kılıçdaroğlu2
- düşkün2
- strese girdiğinde vücudun verdiği garip tepkiler2
- şato3
- 1 milyon tl verseler 1 milyon tl yi alır mısınız5
- yeni yıkanmış kezo kokusu6
- eski yazarların emekli yapılması5
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- müslümanlara kızıp islam dan soğumak4
- sözlük yazarlarına tavsiye4
entry'ler (20)
''başörtülü olunca kadını yok sayan laikler de, başörtülü olursa kadını var sayan "dinci"ler de özne olarak kadına kördür.''
bu cümleyle bir hastalığa daha net bir tanı koymuştur senai demirci. tedavi temennisiyle...
bu cümleyle bir hastalığa daha net bir tanı koymuştur senai demirci. tedavi temennisiyle...
ey gafil mudur! bil ki, galat-ı his nevinden(hislerinin yanılmasından), gayet muvakkat(geçici) dünyayı lâyemut(ölümsüz) ve daimî görüyorsun. etrafına ve dünyaya baktığın zaman bir derece sabit ve müstemir(devamlı) gördüğünden, fâni nefsini de o nazarla sabit telâkki ettiğinden(düşündüğünden), yalnız kıyametin kopacağından dehşet alıyorsun. güya kıyametin kopmasına kadar yaşayacaksın gibi, yalnız ondan korkuyorsun.
aklını başına al. sen ve hususî dünyan, daimî zeval(gelip geçici) ve fenâ darbesine mâruzsunuz. senin bu galat-ı hissin(his yanılgın) ve mağlâtan(aldatmacan) şu misale benzer ki: bir adam, elinde olan âyinesini(aynasını) bir hane veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misalî bir hane, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür. ednâ(basit) bir hareket ve küçük bir tagayyür(değişiklik) âyinenin başına gelse, o misalî hane ve şehir ve bahçede hercümerc ve karışıklık düşer. hariçteki hakikî hane, şehir ve bahçenin devam ve bekàsı sana fayda vermez. çünkü, senin elindeki âyinedeki hane ve sana ait şehir ve bahçe, yalnız âyinenin sana verdiği mikyas ve mizanladır(ölçüyledir).
senin hayatın ve ömrün âyinedir. senin dünyanın direği ve âyinesi ve merkezi, senin ömrün ve hayatındır. her dakikada o hane ve şehir ve bahçenin ölmesi mümkün ve harap olması muhtemel olduğundan, her dakika senin başına yıkılacak ve senin kıyametin kopacak bir vaziyettedir. madem öyledir, sen bu hayatına ve dünyana, çekemedikleri ve kaldıramadıkları yükleri yükletme.
lem'alar.
aklını başına al. sen ve hususî dünyan, daimî zeval(gelip geçici) ve fenâ darbesine mâruzsunuz. senin bu galat-ı hissin(his yanılgın) ve mağlâtan(aldatmacan) şu misale benzer ki: bir adam, elinde olan âyinesini(aynasını) bir hane veya bir şehre veya bir bahçeye karşı tutsa, misalî bir hane, bir şehir, bir bahçe, o âyinede görünür. ednâ(basit) bir hareket ve küçük bir tagayyür(değişiklik) âyinenin başına gelse, o misalî hane ve şehir ve bahçede hercümerc ve karışıklık düşer. hariçteki hakikî hane, şehir ve bahçenin devam ve bekàsı sana fayda vermez. çünkü, senin elindeki âyinedeki hane ve sana ait şehir ve bahçe, yalnız âyinenin sana verdiği mikyas ve mizanladır(ölçüyledir).
senin hayatın ve ömrün âyinedir. senin dünyanın direği ve âyinesi ve merkezi, senin ömrün ve hayatındır. her dakikada o hane ve şehir ve bahçenin ölmesi mümkün ve harap olması muhtemel olduğundan, her dakika senin başına yıkılacak ve senin kıyametin kopacak bir vaziyettedir. madem öyledir, sen bu hayatına ve dünyana, çekemedikleri ve kaldıramadıkları yükleri yükletme.
lem'alar.
iman hem nurdur, hem kuvvettir. evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikatından(hadiselerin baskısından) kurtulabilir. tevekkeltü alâllah(allah'a dayandım) der, sefine-i hayatta(hayat gemisinde) kemâl-i emniyetle, hâdisâtın dağlarvâri dalgaları içinde seyran eder. bütün ağırlıklarını kadîr-i mutlakın yed-i kudretine(kudret eline) emanet eder, rahatla dünyadan geçer, berzahta(kabir hayatında) istirahat eder. sonra, saadet-i ebediyeye girmek için cennete uçabilir. yoksa, tevekkül etmezse, dünyanın ağırlıkları, uçmasına değil, belki esfel-i sâfilîne(hayvandan daha aşağı) çeker. sözler
mülk umumen Allah'ındır. sen, hem o'nun mülküsün, hem memlûküsün, hem mülkünde çalışıyorsun.
ey insan! sen kendini, kendine mâlik sayma. çünkü sen kendini idare edemezsin. o yük ağırdır; kendi başına muhafaza edemezsin, belâlardan sakınıp levazımatını(ihtiyaçlarını) yerine getiremezsin.
öyle ise, beyhude ıztıraba düşüp azap çekme. mülk başkasınındır. o mâlik hem kadîrdir(herşeye kudreti yeten), hem rahîmdir(çokça merhametli). kudretine istinad et(dayan); rahmetini ittiham etme(suçlama). kederi bırak, keyfini çek. zahmeti at, safâyı bul.
mânen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun ve ıslah edemediğin(düzeltemediğin) şu kâinat, bir kadîr-i rahîmin mülküdür. mülkü sahibine teslim et. ona bırak; cefâsını değil, safâsını çek.
o hem hakîmdir(hikmetle iş yapan), hem rahîmdir. mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. dehşet aldığın zaman, ibrahim hakkı gibi mevlâ görelim neyler / neylerse güzel eyler de, pencerelerden seyret, içlerine girme. mektubat
ey insan! sen kendini, kendine mâlik sayma. çünkü sen kendini idare edemezsin. o yük ağırdır; kendi başına muhafaza edemezsin, belâlardan sakınıp levazımatını(ihtiyaçlarını) yerine getiremezsin.
öyle ise, beyhude ıztıraba düşüp azap çekme. mülk başkasınındır. o mâlik hem kadîrdir(herşeye kudreti yeten), hem rahîmdir(çokça merhametli). kudretine istinad et(dayan); rahmetini ittiham etme(suçlama). kederi bırak, keyfini çek. zahmeti at, safâyı bul.
mânen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun ve ıslah edemediğin(düzeltemediğin) şu kâinat, bir kadîr-i rahîmin mülküdür. mülkü sahibine teslim et. ona bırak; cefâsını değil, safâsını çek.
o hem hakîmdir(hikmetle iş yapan), hem rahîmdir. mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. dehşet aldığın zaman, ibrahim hakkı gibi mevlâ görelim neyler / neylerse güzel eyler de, pencerelerden seyret, içlerine girme. mektubat
(bkz: volfied)
yaratılan her mahluk Allah'ın mülkü dahilindedir. mülk sahibi mülkünde istediği gibi tasarruf eder.
ey eski çağların, cihangir asya ordularının kahraman askerlerinin torunları olan muhterem din kardeşlerim! beş yüz senedir yattığınız yeter! artık kuranın sabahında uyanınız! yoksa kuran-ı kerimin güneşinden gözlerinizi kapatarak gaflet sahrasında yatmakla, vahşet ve gaflet sizi yağma edip, perişan edecektir! hutbe-i şamiye
günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla(tevbe ile) çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor.
Meselâ, utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılaından(haberdar olmasından) çok hicap ettiği(utandığı) zaman, melâike ve ruhaniyâtın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emâre ile onları inkâr etmek arzu ediyor.
Hem meselâ, Cehennem azabını intaç eden(netice veren) büyük bir günahı işleyen bir adam, Cehennemin tehdidâtını işittikçe istiğfarla ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla Cehennemin ademini(yokluğunu) arzu ettiğinden, küçük bir emâre ve bir şüphe, Cehennemin inkârına cesaret veriyor.
O bedbaht bilmiyor ki, inkâr vasıtasıyla, gayet cüz î(küçük) bir sıkıntı vazife-i ubudiyetten(kuluk vazifesinden) gelmeye mukabil, inkârda milyonlarla o sıkıntıdan daha müthiş mânevî sıkıntılara kendini hedef eder. Sineğin ısırmasından kaçıp yılanın ısırmasını kabul eder.
Meselâ, utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılaından(haberdar olmasından) çok hicap ettiği(utandığı) zaman, melâike ve ruhaniyâtın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emâre ile onları inkâr etmek arzu ediyor.
Hem meselâ, Cehennem azabını intaç eden(netice veren) büyük bir günahı işleyen bir adam, Cehennemin tehdidâtını işittikçe istiğfarla ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla Cehennemin ademini(yokluğunu) arzu ettiğinden, küçük bir emâre ve bir şüphe, Cehennemin inkârına cesaret veriyor.
O bedbaht bilmiyor ki, inkâr vasıtasıyla, gayet cüz î(küçük) bir sıkıntı vazife-i ubudiyetten(kuluk vazifesinden) gelmeye mukabil, inkârda milyonlarla o sıkıntıdan daha müthiş mânevî sıkıntılara kendini hedef eder. Sineğin ısırmasından kaçıp yılanın ısırmasını kabul eder.
ey gaflete dalıp bu hayatı tatlı görüp ve ahireti unutup dünyaya talip bedbaht nefsim! Bilir misin neye benzersin? deve kuşuna... Avcıyı görür; uçamıyor, başını kuma sokuyor. ta avcı görmesin. Koca gövdesi dışarıda; avcı görür. yanlız o gözünü kum içinde kapamış; görmez.
ey nefsim! deme, ''zaman değişmiş, asır başkalaşmış;herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder, derd-i maişetle(geçim derdiyle)sarhoştur.'' Çünkü ölüm değişmiyor; firak(ayrılık) bekaya kalbolup(dönüşüp) başkalaşmıyor. Acz-i beşeri(insanlığın aciziyeti), fakr-ı insani değişmiyor; ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor sürat peyda ediyor.
hem deme, ''ben herkes gibiyim '' Çünkü herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder.'' Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır.
hem kendini başıboş zannetme. zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şeyi gayesiz, nizamsız göremezsin." Nasıl sen nizamsız, gayesiz kalabilirsin?
ey nefsim! deme, ''zaman değişmiş, asır başkalaşmış;herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder, derd-i maişetle(geçim derdiyle)sarhoştur.'' Çünkü ölüm değişmiyor; firak(ayrılık) bekaya kalbolup(dönüşüp) başkalaşmıyor. Acz-i beşeri(insanlığın aciziyeti), fakr-ı insani değişmiyor; ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor sürat peyda ediyor.
hem deme, ''ben herkes gibiyim '' Çünkü herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder.'' Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır.
hem kendini başıboş zannetme. zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şeyi gayesiz, nizamsız göremezsin." Nasıl sen nizamsız, gayesiz kalabilirsin?
- ne ofsaytı lan..??
+ ulan makinadan iyi mi bilcen..?
- kodumunun japonu ne anlar futboldan..
+ bas şu starta hadi
+ ulan makinadan iyi mi bilcen..?
- kodumunun japonu ne anlar futboldan..
+ bas şu starta hadi
yardırma gönül yardırma.
menkul kıymetlim.
AB rh (-) kan aranıyor.
bazılarının askeri ücret şeklinde telaffuz etmekte ısrar ettiği tamlama.
''la ilahe illallah'' akdinden doğan kula ait mükellefiyetin temerrüde düşmesidir.
neye baksam ötesinde hasret çektiğim diyar, kavuşmak nasıl olmaz, madem ayrılık var? deyip beni kitleyen şair.
ercan taner'in ağzından çıktığında ''gol'' sanılabilen futbol terimidir.
bağlamayı azdıran, kudurtan ve bu durum cereyanında osururmuşcasına rahat olan kişiliktir.
sözlüğün kullanıcı adı kaydında türkçe karakter kullandırmama azizliğine uğrayan, 4 noktasının eksikliği sebebiyle boynu bükük kalmış çilekeş nickimdir.
