bugün
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak4
- merak etmemenin huzuru5
- uludağ sözlük diriltme operasyonu5
- sapık7
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri5
- haluk levent vs serdar ortaç5
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali5
- siyah carlsberg3
- sözelci5
- bakkala sigara almaya yollanacak yazarlar3
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- sevgilisini aldatan doktor2
- gocu nerede8
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- mandy muse'nin poposu2
- aldatan karıya nafaka ödemek zorunda kalan erkek2
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı12
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- allah varsa beni milli yapsın6
- gocu bak bi2
- iş beğenmiyolarsa neden fazla kurye var2
- serbest vuruş pro2
- karaburun4
- unutulmayan sadakat örnekleri2
- uludağ sözlük ü ayağa kaldıracak fikir3
- tadıldığına pişman eden şeyler7
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak4
- bir kadının en güzel bölgesi13
- erdoğan'ın fedaisi olmak2
- true hanın gazabı2
- kadınlar için yapılan filmler2
- gocu'nun heykeli4
- allah neden cinselliği yarattı3
- dünyanın en güzel tatlısı12
- fena gizli aşk yaşıyoruz kadınla2
- günün şiiri8
- sözlüğün kanayan yarası2
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi6
- dernekler kanununa muhalefet2
- nick içeren başlıklar direk engellensin2
- true'nun iyice zıvanadan çıkması7
- nickli başlık sözlüğe ihanettir2
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak4
- nickli başlık açanlar kucağa alınacak3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak5
- 6 eylül fenerbahçe beşiktaş maçı4
- türklerin ileri olduğu konular21
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları10
- iran'ın abd üslerine misilleme saldırıları2
sevdiği entry'ler
öncelikle bu yazımın uzun olacağını, ama kararsızlar ve ne olup bittiğini anlayamayan oy sahibi insanları aydınlatacağına inandığımı söyleyeyim ve başlayayım.
öncelikle başkanlık sistemi nedir ? buyrun sistem hakkında 1 sene önceki düşüncelerim.
(bkz: başkanlık sistemi/#29050283)
peki bu önümüze konulan sistem nedir ?
(bkz: 10 aralık 2016 yeni anayasa teklifi/#35010194)
ekleme: yaş içerisinde en güçlü üyeler, milli güvenlik kurulu'ndaki en güçlü üyeler hükümet bakanları. ve malum anayasa değişikliği olursa danıştay'ın ön incelemesi ortadan kalkacak, yani cumhurbaşkanını denetleyen yargı mekanizması ortadan kalkacak. e zaten yasamanın yarısını kendisi seçiyordu, kalan yarısından korktuğu için artık onların denetlemesinin önünü de kapattı.
eğer buraya kadar okuduysanız süper. şimdi gelelim diğer meselelere.
başta kendisini çok sevdiğimi saklayamayacağım bir adam var ki ismi ahmet davutoğlu. ahmet hoca eskiden beri neo-osmanlıcılık peşinde çok koştu. çok çabaladı ama olmadı. aslında bakarsanız bu akp tabanının, rte sevdalılarının, eskisi gibi tüp kuyruğu acısı çekenler değil, lisede gördüğü tarih dersinin gazıyla uçan tipler olduğunu görmeye başladık. yani evet ciddi ciddi bir osmanlı'ya dönmeye hevesli milyonlarcı kişilik bir kitle var.
hatırlar mısınız bir akp'li vekil ya da yönetici bayan zamanında '90 yıllık reklam bitti film devam edecek' demişti bir ara ? evet sözünü ettiğim şey buydu.
şimdi bir başka konu var ki o da şu:
rte ne diyor ? başkanlık sistemi ile hızlı karar alacağız, başkanlık sistemi ile daha hızlı gelişeceğiz, parlementer sistem ayaklarımıza bağ oluyor.
ben burada şu soruları sormak istiyorum.
-hızdan kastın tek başına karar al uygula ve sonuçlarını izle.. bu mu ?
-gelişmek derken kime göre gelişmek ? hani marmaray yaptınız daha gelişmedik mi ? kendi yerli arabamızı yapınca gelişme evresini bitirmiş olmuyor muyuz ? sorun istanbul'daki gökdelenlerin azlığı mı yoksa fakir insanlar mı ? bu gelişme nasıl oluyor sayın erdoğan ?
-başkanlık sistemi kötü olsa amerika kullanır mıydı diyorsunuz da sayın erdoğan, parlementer sistemin anavatanı ingiltere 1215'den beri kullanıyor bunu. hatta dünya ülkelerinin %40'ı diyebiliriz. iki tane dünya savaşı kaybeden yıkık almanya parlementer sistemle şuan dünyanın en güçlü 5. ekonomisi haline geldi farkındaysanız.
-bonus soru: acaba siz kendi şahsi ihtiraslarınız uğruna başkanlığı getirmek yerine, kendi yetkilerinizden feragat edip 2007 öncesine dönsek ve orijinal kitabına uygun bir parlementer sisteme geçsek olmaz mı ? bu geriye gitmek ise, o zaman ingiltere ve almanya abd den 500 yıl gerideler mi yani ? ha şimdi siz dersiniz ki ingiltere'de kraliyet var. anladım... sizin derdiniz demek oymuş....
bakın osmanlı hayranları her geçen gün artıyor. ve erdoğan, milliyetçileri de kendine çekmek için artık iyice bilmem kaçıncı kez aynı kozları oynuyor. ve insanların milli duygularını kaşıyor. osmanlı zamanında şöyleydik, cumhuriyetle böyle olduk, 90 yıllık reklam falan filan denilerek osmanlı döneminin o şaşaalı havaları insanların içine içine sokuluyor. köprülere yavuz sultan selim, osman gazi isimleri konularak yükselme devri'ne gönderme yapılıyor. ve verilmek istenen asıl mesaj şu :
-yahu kardeşim anlayın artık biz 16 devlet kurduk türkiye hariç hepsinde kraliyet ve soylu sınıfı vardı. hepsinde de devrinin başat ülkesi olduk. ama türkiye kurulduğundan beri demokrasi adı altında geride bırakıldı ? istemez misiniz tekrar belgrad'ı fethettiğimiz, cuma namazını kahire'de kıldığımız günleri ? osmanlı'yı özlemez misiniz ? peki osmanlı'da demokrasi mi vardı ? yoktu tabi krallık vardı. osmanlı kraliyet ile bunları başardı. eğer tarih kitaplarını okudukça özlem duyuyorsanız, gelin size osmanlı'yı vereyim. e biliyonuz osmanlı'da da demokrasi olmadığına göre, en azından göstermelik seçimler olmak kaydıyla beni kral seçin sizi uçurayım.
evet abiler bütün mesele bu. bütün karın ağrıları bu. parlementer sisteme pis kaka bok dediler, başkanlığı yere göğe sığdıramadılar, sonra başkanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan bir sistemi önümüze getirdiler, insanları bu sistem ile ülkemizi şahlandıracağız deyip 100 yıl önceye götürmek istiyorlar ve bundan sonraki adım umarım kanlı bir iç savaş daha güçlü bir gezi direnişi ve türk baharı olabilir. çünkü bunun adı kabul edin veya etmeyin krallık kardeşim krallık. ha ne farkı olur ? göstermelik seçimler olur babadan oğula geçmez de belki damada geçer.* ha yarı-başkanlık denen fransa'daki sistemde mesela söylemiştim daha önce, cumhurbaşkanının yetkileri öyle çoktur ki bizim bazı hocalarımız 'yarı-kral derlerdi fransa cumhurbaşkanına. fransa'da bu gece cumhurbaşkanı krallığını ilan edebilir ve ertesi gün belli çoğunlukta milletvekili 24 saat içinde karşı çıkmazsa anayasal olarak krallığı kazanır. ama bizdeki daha da ötesinde birşey. çünkü bu sistem aslında kendi alanında bir başyapıt. çünkü monarşi değil çünkü hanedanlık yok. demokrasi zaten değil. başkanlık da olamaz. parlementer sistem ya da konkardanz sistem de değil. diktatörlük dicem ama seçim var. tiranlık dicem ama henüz o boyutunu göremedik. buldum ! anayasal monarşi (hollanda örneği) ile diktatörlük (saddam hüseyin örneği) arasında sıkışmış kalmış birşey.
önemli not: suriye'de hafız esad öldüğünde iki oğlu vardır. büyük oğlu bir doktordur küçük oğlu esad ise 32 yaşındadır (yanlış hatırlamıyorsam). ancak suriye anayasasına göre devlet başkanı en az 40 yaşında olmalıdır. beşar esad başa geçmek için bir gecede anayasa maddesini kendi yaşına uyarlayıp ertesi gün devlet başkanı oldu. suriye'de iç savaştan önce de şuan da bir meclis var. suriye'de seçim de yapılıyor. suriye'de anayasa da var... ama diktatör 'katil esed' bu görevi babasından devraldı. göstermelik seçimler dibimizdeki suriye'de oluyor ya, birgün bizde de olabilir.
double bonus: bir komplo teorisi sunayım size. rte bugün cumhurbaşkanı sıfatıyla krallığını ilan etsin. tıpkı körfez savaşında, çöl tilkisi operasyonunda ve nihayetinde kitle imha silahları yalanlarında abd nasıl 'biz ırak halkı ile dostuz ama başlarındaki diktatör dünyayı tehdit ediyor' demişse bunu yakında türkiye'ye de söyler. biz dost ve müttefik türk halkının yanındayız ancak başlarındaki diktatör ile problemlerimiz var denip, 15 temmuzda cemaat eliyle bilindik bir darbe girişiminde bulunan bazı devletler, günü geldiğinde, dünyayı tehdit eden diktatör erdoğan'ı indirebilmek için harekete geçebilir ve bir gece ansızın fetö subayları değil amerikan askerleri belirir karşımızda. bakalım o zaman da tankın önüne yatar mıyız ?
belki kopuk bir yazı oldu belki karışık oldu belki uzun oldu.. ama inanın ki ülkesini seven, sandığa gidip oy mührünü eline aldığında 'allahım ülkemiz vatanımız için en hayırlısı ne ise o olsun' deyip mührü vuran insanlara bir çağrımdır bu. bizi şahlandırmak yalanıyla kandıranlara inanmayalım, 100 yıl önceye geri dönmeyelim. 3 kasım 2002'den beri akp'ye oy veren babam bile yerel seçimlerde 'akp li hırsız belediye başkanına karşı onun en güçlü rakibine', olası referandumda ülkemiz için 'hayır'a karar verdi. ben bir gün bu noktaya geleceğimizi beklemiyordum ama gerçekler acıdır. şuan şu saatte krallığı değil demokrasiyi seçin diye yırtınıyorum size evet.
öncelikle başkanlık sistemi nedir ? buyrun sistem hakkında 1 sene önceki düşüncelerim.
(bkz: başkanlık sistemi/#29050283)
peki bu önümüze konulan sistem nedir ?
(bkz: 10 aralık 2016 yeni anayasa teklifi/#35010194)
ekleme: yaş içerisinde en güçlü üyeler, milli güvenlik kurulu'ndaki en güçlü üyeler hükümet bakanları. ve malum anayasa değişikliği olursa danıştay'ın ön incelemesi ortadan kalkacak, yani cumhurbaşkanını denetleyen yargı mekanizması ortadan kalkacak. e zaten yasamanın yarısını kendisi seçiyordu, kalan yarısından korktuğu için artık onların denetlemesinin önünü de kapattı.
eğer buraya kadar okuduysanız süper. şimdi gelelim diğer meselelere.
başta kendisini çok sevdiğimi saklayamayacağım bir adam var ki ismi ahmet davutoğlu. ahmet hoca eskiden beri neo-osmanlıcılık peşinde çok koştu. çok çabaladı ama olmadı. aslında bakarsanız bu akp tabanının, rte sevdalılarının, eskisi gibi tüp kuyruğu acısı çekenler değil, lisede gördüğü tarih dersinin gazıyla uçan tipler olduğunu görmeye başladık. yani evet ciddi ciddi bir osmanlı'ya dönmeye hevesli milyonlarcı kişilik bir kitle var.
hatırlar mısınız bir akp'li vekil ya da yönetici bayan zamanında '90 yıllık reklam bitti film devam edecek' demişti bir ara ? evet sözünü ettiğim şey buydu.
şimdi bir başka konu var ki o da şu:
rte ne diyor ? başkanlık sistemi ile hızlı karar alacağız, başkanlık sistemi ile daha hızlı gelişeceğiz, parlementer sistem ayaklarımıza bağ oluyor.
ben burada şu soruları sormak istiyorum.
-hızdan kastın tek başına karar al uygula ve sonuçlarını izle.. bu mu ?
-gelişmek derken kime göre gelişmek ? hani marmaray yaptınız daha gelişmedik mi ? kendi yerli arabamızı yapınca gelişme evresini bitirmiş olmuyor muyuz ? sorun istanbul'daki gökdelenlerin azlığı mı yoksa fakir insanlar mı ? bu gelişme nasıl oluyor sayın erdoğan ?
-başkanlık sistemi kötü olsa amerika kullanır mıydı diyorsunuz da sayın erdoğan, parlementer sistemin anavatanı ingiltere 1215'den beri kullanıyor bunu. hatta dünya ülkelerinin %40'ı diyebiliriz. iki tane dünya savaşı kaybeden yıkık almanya parlementer sistemle şuan dünyanın en güçlü 5. ekonomisi haline geldi farkındaysanız.
-bonus soru: acaba siz kendi şahsi ihtiraslarınız uğruna başkanlığı getirmek yerine, kendi yetkilerinizden feragat edip 2007 öncesine dönsek ve orijinal kitabına uygun bir parlementer sisteme geçsek olmaz mı ? bu geriye gitmek ise, o zaman ingiltere ve almanya abd den 500 yıl gerideler mi yani ? ha şimdi siz dersiniz ki ingiltere'de kraliyet var. anladım... sizin derdiniz demek oymuş....
bakın osmanlı hayranları her geçen gün artıyor. ve erdoğan, milliyetçileri de kendine çekmek için artık iyice bilmem kaçıncı kez aynı kozları oynuyor. ve insanların milli duygularını kaşıyor. osmanlı zamanında şöyleydik, cumhuriyetle böyle olduk, 90 yıllık reklam falan filan denilerek osmanlı döneminin o şaşaalı havaları insanların içine içine sokuluyor. köprülere yavuz sultan selim, osman gazi isimleri konularak yükselme devri'ne gönderme yapılıyor. ve verilmek istenen asıl mesaj şu :
-yahu kardeşim anlayın artık biz 16 devlet kurduk türkiye hariç hepsinde kraliyet ve soylu sınıfı vardı. hepsinde de devrinin başat ülkesi olduk. ama türkiye kurulduğundan beri demokrasi adı altında geride bırakıldı ? istemez misiniz tekrar belgrad'ı fethettiğimiz, cuma namazını kahire'de kıldığımız günleri ? osmanlı'yı özlemez misiniz ? peki osmanlı'da demokrasi mi vardı ? yoktu tabi krallık vardı. osmanlı kraliyet ile bunları başardı. eğer tarih kitaplarını okudukça özlem duyuyorsanız, gelin size osmanlı'yı vereyim. e biliyonuz osmanlı'da da demokrasi olmadığına göre, en azından göstermelik seçimler olmak kaydıyla beni kral seçin sizi uçurayım.
evet abiler bütün mesele bu. bütün karın ağrıları bu. parlementer sisteme pis kaka bok dediler, başkanlığı yere göğe sığdıramadılar, sonra başkanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan bir sistemi önümüze getirdiler, insanları bu sistem ile ülkemizi şahlandıracağız deyip 100 yıl önceye götürmek istiyorlar ve bundan sonraki adım umarım kanlı bir iç savaş daha güçlü bir gezi direnişi ve türk baharı olabilir. çünkü bunun adı kabul edin veya etmeyin krallık kardeşim krallık. ha ne farkı olur ? göstermelik seçimler olur babadan oğula geçmez de belki damada geçer.* ha yarı-başkanlık denen fransa'daki sistemde mesela söylemiştim daha önce, cumhurbaşkanının yetkileri öyle çoktur ki bizim bazı hocalarımız 'yarı-kral derlerdi fransa cumhurbaşkanına. fransa'da bu gece cumhurbaşkanı krallığını ilan edebilir ve ertesi gün belli çoğunlukta milletvekili 24 saat içinde karşı çıkmazsa anayasal olarak krallığı kazanır. ama bizdeki daha da ötesinde birşey. çünkü bu sistem aslında kendi alanında bir başyapıt. çünkü monarşi değil çünkü hanedanlık yok. demokrasi zaten değil. başkanlık da olamaz. parlementer sistem ya da konkardanz sistem de değil. diktatörlük dicem ama seçim var. tiranlık dicem ama henüz o boyutunu göremedik. buldum ! anayasal monarşi (hollanda örneği) ile diktatörlük (saddam hüseyin örneği) arasında sıkışmış kalmış birşey.
önemli not: suriye'de hafız esad öldüğünde iki oğlu vardır. büyük oğlu bir doktordur küçük oğlu esad ise 32 yaşındadır (yanlış hatırlamıyorsam). ancak suriye anayasasına göre devlet başkanı en az 40 yaşında olmalıdır. beşar esad başa geçmek için bir gecede anayasa maddesini kendi yaşına uyarlayıp ertesi gün devlet başkanı oldu. suriye'de iç savaştan önce de şuan da bir meclis var. suriye'de seçim de yapılıyor. suriye'de anayasa da var... ama diktatör 'katil esed' bu görevi babasından devraldı. göstermelik seçimler dibimizdeki suriye'de oluyor ya, birgün bizde de olabilir.
double bonus: bir komplo teorisi sunayım size. rte bugün cumhurbaşkanı sıfatıyla krallığını ilan etsin. tıpkı körfez savaşında, çöl tilkisi operasyonunda ve nihayetinde kitle imha silahları yalanlarında abd nasıl 'biz ırak halkı ile dostuz ama başlarındaki diktatör dünyayı tehdit ediyor' demişse bunu yakında türkiye'ye de söyler. biz dost ve müttefik türk halkının yanındayız ancak başlarındaki diktatör ile problemlerimiz var denip, 15 temmuzda cemaat eliyle bilindik bir darbe girişiminde bulunan bazı devletler, günü geldiğinde, dünyayı tehdit eden diktatör erdoğan'ı indirebilmek için harekete geçebilir ve bir gece ansızın fetö subayları değil amerikan askerleri belirir karşımızda. bakalım o zaman da tankın önüne yatar mıyız ?
belki kopuk bir yazı oldu belki karışık oldu belki uzun oldu.. ama inanın ki ülkesini seven, sandığa gidip oy mührünü eline aldığında 'allahım ülkemiz vatanımız için en hayırlısı ne ise o olsun' deyip mührü vuran insanlara bir çağrımdır bu. bizi şahlandırmak yalanıyla kandıranlara inanmayalım, 100 yıl önceye geri dönmeyelim. 3 kasım 2002'den beri akp'ye oy veren babam bile yerel seçimlerde 'akp li hırsız belediye başkanına karşı onun en güçlü rakibine', olası referandumda ülkemiz için 'hayır'a karar verdi. ben bir gün bu noktaya geleceğimizi beklemiyordum ama gerçekler acıdır. şuan şu saatte krallığı değil demokrasiyi seçin diye yırtınıyorum size evet.
Para o kadar pis birşey ki sürekli belirli bölgelere dil atar.
Bankada 1 milyonunuz varsa onu kullanırsınız. Tabi 65 yaş üstü değilseniz. Örneğin 200.000 liralık bir araba beğenirsiniz biraz düşünürsünüz "alsam mı almasam mı"... Sonunda alırsınız nasıl olsa 800.000 liranız daha vardır o da yeter size. Tatillere gezmelere yol masraflarına eğlenmelere erkekseniz beybilere 5-6 ay içinde 40-50 bin saçarsınız nede olsa bankada 750.000 liranız daha vardır.
Para kebaptan hatta pastadan hatta neyi çok seviyorsan ondan daha hızlı yenir.
Bankada 1 milyonunuz varsa onu kullanırsınız. Tabi 65 yaş üstü değilseniz. Örneğin 200.000 liralık bir araba beğenirsiniz biraz düşünürsünüz "alsam mı almasam mı"... Sonunda alırsınız nasıl olsa 800.000 liranız daha vardır o da yeter size. Tatillere gezmelere yol masraflarına eğlenmelere erkekseniz beybilere 5-6 ay içinde 40-50 bin saçarsınız nede olsa bankada 750.000 liranız daha vardır.
Para kebaptan hatta pastadan hatta neyi çok seviyorsan ondan daha hızlı yenir.
onu öldüreceğim. mutlaka öldüreceğim
nefes alışıyla, yürüyüşüyle, gülüşüyle, uyumasıyla, konuşmasıyla...varlığıyla işe yaramaz bir hata sadece. bütün insanlar birer hatadır, bazıları felaketlere yol açan hatalardır. değil var olmak, dünyaya ölü bir bebek olarak gelmek bile fazla bazılarımıza. ama hiçbir hata çözümsüz değildir bence. evet evet hiçbir hata sonsuzluğu içinde barındıracak kadar güçlü değildir
onu öldüreceğim. hiç acımadan, yalvarmasına bile fırsat vermeden. yalvarmakta bir haktır sonuçta. bazı yaratıkların yalvarmaya bile hakkı yoktur. gözyaşı dökmek, pişman olduğunu söylemek ve belkide son defa af dilemek. hayır buna asla fırsat tanımayacağım. 9 ayda dünyaya gelmiştir sanırım, ben ona 9 saniye bile vermeyeceğim.
onu sevmiyorum, ondan nefret etmiyorum, onu özlemiyorum...
bütün duygularım kendime karşı. bütün duygularım tek bir noktada birikiyor: öfke.
nefret etmeye ve öfke duymaya değer miyim bilmiyorum. umrumda değil açıkçası. sadece bu kadar zaman sonra bir insana kendimi anlatacak, ruhumun ve aklımın kapılarını açacak ne vardı anlamıyorum. bu kadar aptalca bir hata, benim gibi bir aptal için bile fazla. anlatırken neyi bekledim? anlaşılmak mı? hayır değil. insan anlaşılmayı beklediği anda kaybeder. kimse kimseyi anlamak için dinlemez. sadece bunu yapması gerektiği ve bir işe yaradığını hissetmek için katlanır bir süre.
bana katlanmamalıydı. bu bana bile fazla.
evet bu gece yapacağım bunu. önce kendimi sonra onu öldüreceğim.
bir delinin saçmaları/syf:13
nefes alışıyla, yürüyüşüyle, gülüşüyle, uyumasıyla, konuşmasıyla...varlığıyla işe yaramaz bir hata sadece. bütün insanlar birer hatadır, bazıları felaketlere yol açan hatalardır. değil var olmak, dünyaya ölü bir bebek olarak gelmek bile fazla bazılarımıza. ama hiçbir hata çözümsüz değildir bence. evet evet hiçbir hata sonsuzluğu içinde barındıracak kadar güçlü değildir
onu öldüreceğim. hiç acımadan, yalvarmasına bile fırsat vermeden. yalvarmakta bir haktır sonuçta. bazı yaratıkların yalvarmaya bile hakkı yoktur. gözyaşı dökmek, pişman olduğunu söylemek ve belkide son defa af dilemek. hayır buna asla fırsat tanımayacağım. 9 ayda dünyaya gelmiştir sanırım, ben ona 9 saniye bile vermeyeceğim.
onu sevmiyorum, ondan nefret etmiyorum, onu özlemiyorum...
bütün duygularım kendime karşı. bütün duygularım tek bir noktada birikiyor: öfke.
nefret etmeye ve öfke duymaya değer miyim bilmiyorum. umrumda değil açıkçası. sadece bu kadar zaman sonra bir insana kendimi anlatacak, ruhumun ve aklımın kapılarını açacak ne vardı anlamıyorum. bu kadar aptalca bir hata, benim gibi bir aptal için bile fazla. anlatırken neyi bekledim? anlaşılmak mı? hayır değil. insan anlaşılmayı beklediği anda kaybeder. kimse kimseyi anlamak için dinlemez. sadece bunu yapması gerektiği ve bir işe yaradığını hissetmek için katlanır bir süre.
bana katlanmamalıydı. bu bana bile fazla.
evet bu gece yapacağım bunu. önce kendimi sonra onu öldüreceğim.
bir delinin saçmaları/syf:13