bugün
- queen ravenna ifşası14
- sözlük kızlarının bicepsleri11
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği9
- sözlük yazarlarının en sevdiği tv kanalı8
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı13
- saat12
- kol saati8
- sözlük erkeklerini topluca veterinere götürmek10
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak4
- ayaklara fısıldayan adam5
- bir erkek adam kadınlara yükselmez8
- denenecek çok şey var4
- true'nun çaylak olması5
- tavuklu pilav7
- erkeği karizmatik gösteren şeyler13
- ümit akdağ3
- fırın sütlaç8
- sözlük kızlarının venüs gamzeleri5
- 2 kaslı sözlük erkeği arasında tost olmak4
- crystal palace7
- ömür boyu yalnız kalmak istemek8
- 25 yaşında hala evlenmeyi başaramamış kadın5
- 1 80 boyunda kadın olmak10
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir11
- özlemek3
- güney afrika4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı2
- beşiktaş21
- 40'a doğru yaklaşmak4
- yeşil3
- meksika açmazı macerası3
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı10
- 40 yaş üstü erkeklerin doğal yaşam alanları5
- futbol19
- izmirde murtakeye nezih yer diyen tip3
- sözlük gey saati vs din saati vs akp saati3
- hay day3
- izmirin en güzel semtleri10
- avrupa10
- akepe dönemi15
- kaslı erkekler varken cılız kadınlardan hoşlanmak2
- kadınların araba kullanmasına izin vermek3
- hayatın son gününde yapılabilecekler4
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- nike2
- gocu reyizimizin sözlüğe dönmesi3
- yaptıklarından pişman olup af dileyememek3
- cep telefonu25
- türkiye24
- sütlü sütlü iri memeler2
entry'ler (114)
yahu şu adamı savunan fenerbahçeliyi zerre anlamıyorum. ustalar, ben fenerbahçe'nin kalesinde engin'i izlerken, ödüm kopardı adama bir şey olacak diye, onun gibi kaleci gelmez diye... sonra ondan sonra rüştü çıktı, aynı duyguları, korkuları yine besledim, ama yeni gelen adam daha bir efsaneydi... sonra onun da vazgeçilmez olmadığını anladık... ne volkan'mış abi... futboldan tiksindirdi adam... hele ondan önce saydığım 2 adama bakın fenerbahçeli nasıl olur anlarsınız... sizin fenerbahçeliliğiniz bitmiş.
1940 yapımı şeker gibi bir film. bizde, başrollerini türkan şoray ve bülent kayabaş'ın paylaştığı 'acele koca aranıyor' filmi bundan bildiğin araktır...
galerideki fotosuna hasta olduğum imamdır. jet imam dedikleri bu mu yoksa?
boş beleş, anlamsız bir sürü bunlar. ölü de bile seçicilik yapar, sorsan hümanist. ateş düşmemiş ki ocağına. ama entelektüel görünecek ya, yazamaz 'o askerlerimizin günahı neydi' diye. yazıklar olsun onlara.
'mr. deeds goes to town' filminden araktır konusu.
copy paste marifetiyle filmin konusunu aktarayım:
'küçük bir kasabada yaşayan longfellow deeds'in (gary cooper) hayatı, tanımadığı bir dayısından 20 milyon dolarlık bir servet kalmasıyla birdenbire değişir. mirası almak için gittiği new york'un onun gibi naif bir genç için oldukça acımasız olan koşullarına uyum sağlamakta zorlanır; zira bankacılardan gazetecilere, miras için hak iddia edenlerden sanatçılara kadar herkesin bir anda ilgi odağı oluverir.
herkesin merak ettiği bu taşralı gencin hikâyesinin peşinde olan bir gazete, deeds'in peşine en becerikli gazetecilerinden biri olan babe' i (jean arthur)'i takar.bu toy delikanlıyi kolayca etkileyen babe, onunla vakit geçiriken bir yandan da bulduğu ilginç her şeyi gazetesine rapor etmektedir.
jean arthur "babe" rolünde
babe bu yolla deed'e "cidrella man" lakabını takar ve yaptığı haberlerle deeds'i görgüsüz bi mirasyedi olarak gösterip onun ülke çapında alay konusu olmasına yol açar.
deeds ise durumdan habersiz bir şekilde bu genç kıza âşık olur.
babe zaman içinde dürüstlüğüne ve iyi kalpliliğine hayran olduğu deeds'e oynadığı oyundan pişman olur ve gazeteden istifa eder. ancak o her şeyi itiraf etmeye niyetlenmişken deed gerçeği bir başkasından öğrenir. güvendiği son kişinin de onu aldattığını anayınca an bir kararla tüm parasını topraksız köylü ve işçilere dağıtmaya karar verir. ancak mirasın peşinde olan bir grp tarafında akıl sağlığının yerinde olmadığı bahanesiyle tutuklattırılır.
mahkemede düştüğü hayal kırıklığı nedeniyle kendini savunmayı reddetse de sonunda gerçeekleri açıklar ve mahkemeyi kazanır ve kendisini gerçekten sevdiğini anladığı babe'i affeder.'
tanıdık geldi mi konu?
copy paste marifetiyle filmin konusunu aktarayım:
'küçük bir kasabada yaşayan longfellow deeds'in (gary cooper) hayatı, tanımadığı bir dayısından 20 milyon dolarlık bir servet kalmasıyla birdenbire değişir. mirası almak için gittiği new york'un onun gibi naif bir genç için oldukça acımasız olan koşullarına uyum sağlamakta zorlanır; zira bankacılardan gazetecilere, miras için hak iddia edenlerden sanatçılara kadar herkesin bir anda ilgi odağı oluverir.
herkesin merak ettiği bu taşralı gencin hikâyesinin peşinde olan bir gazete, deeds'in peşine en becerikli gazetecilerinden biri olan babe' i (jean arthur)'i takar.bu toy delikanlıyi kolayca etkileyen babe, onunla vakit geçiriken bir yandan da bulduğu ilginç her şeyi gazetesine rapor etmektedir.
jean arthur "babe" rolünde
babe bu yolla deed'e "cidrella man" lakabını takar ve yaptığı haberlerle deeds'i görgüsüz bi mirasyedi olarak gösterip onun ülke çapında alay konusu olmasına yol açar.
deeds ise durumdan habersiz bir şekilde bu genç kıza âşık olur.
babe zaman içinde dürüstlüğüne ve iyi kalpliliğine hayran olduğu deeds'e oynadığı oyundan pişman olur ve gazeteden istifa eder. ancak o her şeyi itiraf etmeye niyetlenmişken deed gerçeği bir başkasından öğrenir. güvendiği son kişinin de onu aldattığını anayınca an bir kararla tüm parasını topraksız köylü ve işçilere dağıtmaya karar verir. ancak mirasın peşinde olan bir grp tarafında akıl sağlığının yerinde olmadığı bahanesiyle tutuklattırılır.
mahkemede düştüğü hayal kırıklığı nedeniyle kendini savunmayı reddetse de sonunda gerçeekleri açıklar ve mahkemeyi kazanır ve kendisini gerçekten sevdiğini anladığı babe'i affeder.'
tanıdık geldi mi konu?
cenazesine katılıp, 'son şakası da güldürmedi' demek istediğimdir.
neredeyse her sahnesi, yabancı bir komedi filminin adaptasyonu olan film.
boklamak gibi algılanmasın diye örnekleyeyim.
will ferrell'in oynadığı the campaign filminde, zirvedeki bir siyasetçi dibi görsün diye ona türlü tuzaklar kurulur. will ferrell bir bebeğe yumruk bile atacak olur yanlışlıkla. bu sahne hatta bu durum tanıdık geldi mi? çağlar çorumlu'nun çevirdiği kariyer bitirme sahnelerini düşünün. her sahnede böyle tonla şey var.
çok sıcak film öyle mi, çok zeki adam falan, tabii tabii.. üzücü bunca şey kendisi adına. keşke yapmasa
not: ben hayatta böyle şuursuz fanlar görmedim. körü körüne boklama değil diyorsun, örnek veriyorsun, sonra da eksi yağmuru. ne güzel kafalar yahu, pırıl pırıl.
boklamak gibi algılanmasın diye örnekleyeyim.
will ferrell'in oynadığı the campaign filminde, zirvedeki bir siyasetçi dibi görsün diye ona türlü tuzaklar kurulur. will ferrell bir bebeğe yumruk bile atacak olur yanlışlıkla. bu sahne hatta bu durum tanıdık geldi mi? çağlar çorumlu'nun çevirdiği kariyer bitirme sahnelerini düşünün. her sahnede böyle tonla şey var.
çok sıcak film öyle mi, çok zeki adam falan, tabii tabii.. üzücü bunca şey kendisi adına. keşke yapmasa
not: ben hayatta böyle şuursuz fanlar görmedim. körü körüne boklama değil diyorsun, örnek veriyorsun, sonra da eksi yağmuru. ne güzel kafalar yahu, pırıl pırıl.
karadeniz filmi. fragmanı çıkmış. bir ahmet kural gördüm sanki.
sanırım 320.000 nüfuslu bir ülkeyle oynadığımızı bir ben bilmiyordum. kabul, herhangi bir twitter fenomeninin takipçi sayısı izlanda nüfusundan çoktur, eyvallah bilgi küpüsünüz. bir de şu istatistiğe bakın isterim: http://jakubmarian.com/av...in-europe-by-country-map/ türkiye'de ortalama iq:89, izlanda'da 99.
doksan dakika ezik oynamak. örneğin: izlanda karşısındaki türiye a milli futbol takımı.
artık şaşırtmayacak olandır.
bilirkişi.
ardında asla iz bırakmaz.
-niye devlet kuramıyorsunuz?
-çünkü dövlit bize yardım etmiir!
-çünkü dövlit bize yardım etmiir!
bayram zamanı istihbaratı.
recep tayyip erdoğan'ın, abdullah gül'ün cumhurbaşkanlık yaptığı dönemde, ona bakınca gördüğü şey budur: 'şezlonga bıraktığım havlu'
rüzgarla birlikte yuvarlanan topak, kaktüs.
ayaklı solaryum reklamı. güzel iş.
yağdı yağmur çaktı şimşek;
içer miyiz birer milkşeyk?
- ismini vermek istemeyen şair -
içer miyiz birer milkşeyk?
- ismini vermek istemeyen şair -
nasıl, yılmaz özdil'e 'enter kullanma kotası' getirmek gerekiyorsa, bu kadına da 'sevişmek'sözcüğünü kullanma kotası' getirmek lazım. orantısız kullanıyor.