bugün
- yaşlandığının farkına varmak6
- sözlük kızları çirkin oldukları için buradalar4
- sözlük yazarlarının kekleri3
- arkadaşlar bi bakar mısınız4
- müzik dinlemek3
- sigara içmeyen erkek3
- hutiler suudlara saldırdı ne olacak4
- sözlüğün çok durgun olması6
- sıcak hava vs soğuk hava6
- çay içen kız2
- güldür güldür vs çok güzel hareketler 22
- eşitlik mi özgürlük mü2
- yeni partinin çerçeve yasa kararı13
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- geleceğe yolculuk vs geçmişe yolculuk4
- ekşi sözlük referans17
- 2000 doğumlu kızlar6
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek7
- yaşlı izlenimi veren isimler2
- arkadaşlar hesabımı sildim haberiniz olsun3
- ekonomi16
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- sakallı aşçı4
- türkiye11
- ulu parti5
- mekke anlaşması20
- evlenmeme nedenleri4
- corona adasında bira tadımı yapacak uzman ilanı4
- baliye balayına gitme ezikliği4
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- ingiliz ajanları5
- özgür özel6
- çerçeve yasaya hayır diyen yeni parti vekilleri2
- koko14
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- merfulu11
- ekonomi çok güzel2
- yazarların para ödediği yapay zekalar7
- burak kut4
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları7
- recep tayyip erdoğan6
- çocuğuna kendi ismini veren ebeveyn4
- kod yazarken müzik dinlemek6
- kürt sorunu4
- en gey özelliğiniz7
- yeni parti7
- yanlışlıkla gey olmak9
- terörsüz türkiye den rahat olan kesim2
- din ve ahlak5
entry'ler (14)
Akşam napıyosun, bize gelsene bişeyler yaparız.
Bir dere kenarında ulu bir ceviz ağacının gölgesinde.
Çeyrek altın takılır aq. Bunu bari sormayın. Salkım üzüm mü takılır. 50 tl mi takılır. Ampul mü takılır. Daşşağın varsa bilezik, yoksa çeyrek altın. Daha da yoksa zaten o dost asıl dosttur. Seni çulsuz halde dost edindiyse ona biley takmasan da olur, istemez, gerekmez
Mısır sapına oturasıca. Şıhların zikini öpen müritler varken böyle götten konuşanları dinleyen çok olur eksik olmaz
Ayak kokusu.
Bebek ağlaması.
Horlama sesi.
Ön veya arkadaki yolcunun üstündeki ışığı açık bırakması.
Kulağında kulaklık olan cahil gencin yüksek sesle konuşması.
Eşe dosta yarım saatte bir yol ve yer bildirimi için telefon konuşması.
ikram edilen Yarım bardak meyve suyu.
ille de yarım saatlik uğraşıyı göze alarak çay içmeye çalışan abuzerler.
Valiz yeri kapma yarışı.
Bebek ağlaması.
Horlama sesi.
Ön veya arkadaki yolcunun üstündeki ışığı açık bırakması.
Kulağında kulaklık olan cahil gencin yüksek sesle konuşması.
Eşe dosta yarım saatte bir yol ve yer bildirimi için telefon konuşması.
ikram edilen Yarım bardak meyve suyu.
ille de yarım saatlik uğraşıyı göze alarak çay içmeye çalışan abuzerler.
Valiz yeri kapma yarışı.
Doğada birçok canlı böyle değil midir. Yamuk yumuk bir meyve alır mısınız. Almazsınız. Neden. Ya olmamıştır ya da kurtludur. Tatsızdır. Yani içini dışı ele verir.
Müslüman iftira atmaz, bu adam atıyor. Denklem kolay o zaman bu adam...
Ağzından konuşmuyor, götünden konuşuyor zaten farkeden bişey yok.
Abi nasıl seveyim. Yurdunu bırakıp gelmişsin, savaş bitmiş hala doğduğun büyüdüğün yere gitmiyorsun. Sığındığın devlete yıllardır tek kuruş karın yok.
Vergi vermiyorsun ama ne hastanede ne nüfus müdürlüklerinde ne de başka devlet dairelerinde senin kalabalığın yüzünden işimizi gücümüzü yapamıyoruz. Gurbettesin ama hergün kader arkadaşınla kavga ediyorsun.
Savaşta olduğun dönemde çatır çatır çocuk yapıyorsun. Mülteci kamplarında içecek su yok çatır çatır çocuk yapıyosun. Tüm şehirlere yayıldınız iş güç yok çatır çatır çocuk yapıyosun. Şu nedenle beni sevin de de sevelim. Şunda faydalıyız, Şuna katkımız oldu de sevelim seni suriyeli.
Vergi vermiyorsun ama ne hastanede ne nüfus müdürlüklerinde ne de başka devlet dairelerinde senin kalabalığın yüzünden işimizi gücümüzü yapamıyoruz. Gurbettesin ama hergün kader arkadaşınla kavga ediyorsun.
Savaşta olduğun dönemde çatır çatır çocuk yapıyorsun. Mülteci kamplarında içecek su yok çatır çatır çocuk yapıyosun. Tüm şehirlere yayıldınız iş güç yok çatır çatır çocuk yapıyosun. Şu nedenle beni sevin de de sevelim. Şunda faydalıyız, Şuna katkımız oldu de sevelim seni suriyeli.
Adam olan adam sallamaz çeker. Büyüklerin yanında imamesi bile gösterilmez.
Sektöre giriş kolay, beyniniz olmasa da ağzınızın olması yeterli. işe girişten emekliliğe kadar hep bu organla iş yapacaksınız. Müşteriye sakso, yöneticiye sakso. Bunu yapabilirseniz işiniz Almanya'dan iyi. Tabi başarı da sadece bununla da olmuyor, gerçekten çalışıp da biryere gelebilenler de var ama binde bir. Onlar da saksoculara göre 2 3 kat daha yavaş terfi ve zam alıyor.
Yalanın biri bin para, yalakalık, kaypaklık işin devamlılığı için önemli etmen. Hem bunları yapıp hem de oç olursanız kısa zamanda tepelere çıkarsınız. Bundan sonra da hiç bi zikim yapmadan zik gibi otursanız ve ayda yılda bir boktan bir işe imza atsanız yeterli. Örneğin gmy oldunuz, altınızda yüzlerce çalışan ve hepsi daşşağınızı yalamaya can atıyor. Bir gün sıkıldınız ve ekibinizdeki salaklara "beyler biz neden bok satmıyoruz? Acayip satılır, haydi tüm şube pazarlama ekiplerine bok satma hedefi verin" dediniz. Ekibiniz size önce hayranlıkla bakacak ve gerçekten süper fikir dercesine kafasını sallayıp, süoer fikir efendim nidalarıyla sizi şaha kaldıracak. Bundan sonra tüm pazarlama ekibine bu hedefler verilecek ve haydi bok seferberliğine diye hergün şakşakçı mailleri atılacak. Bok işi müthiş bir fikir diye lanse edilecek.
Meslek değil bu bankacılık. Çaresizce başvurulan, işe başladıktan sonra sanki dünyada başka iş yokmuş gibi beyinlere yerleşen, insanı başka meziyeti yokmuş gibi şartlandıran, bereketsiz bir iş.
Hele yöneticiniz de ibnenin tekiyse ki 10 yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum yüzde 99'u öyle, vay halinize. Her sabah ananızı sorar.
Yazacak çoook şey var ama vaktim yok. Ara ara yazacağım.
Yalanın biri bin para, yalakalık, kaypaklık işin devamlılığı için önemli etmen. Hem bunları yapıp hem de oç olursanız kısa zamanda tepelere çıkarsınız. Bundan sonra da hiç bi zikim yapmadan zik gibi otursanız ve ayda yılda bir boktan bir işe imza atsanız yeterli. Örneğin gmy oldunuz, altınızda yüzlerce çalışan ve hepsi daşşağınızı yalamaya can atıyor. Bir gün sıkıldınız ve ekibinizdeki salaklara "beyler biz neden bok satmıyoruz? Acayip satılır, haydi tüm şube pazarlama ekiplerine bok satma hedefi verin" dediniz. Ekibiniz size önce hayranlıkla bakacak ve gerçekten süper fikir dercesine kafasını sallayıp, süoer fikir efendim nidalarıyla sizi şaha kaldıracak. Bundan sonra tüm pazarlama ekibine bu hedefler verilecek ve haydi bok seferberliğine diye hergün şakşakçı mailleri atılacak. Bok işi müthiş bir fikir diye lanse edilecek.
Meslek değil bu bankacılık. Çaresizce başvurulan, işe başladıktan sonra sanki dünyada başka iş yokmuş gibi beyinlere yerleşen, insanı başka meziyeti yokmuş gibi şartlandıran, bereketsiz bir iş.
Hele yöneticiniz de ibnenin tekiyse ki 10 yıllık tecrübeme dayanarak söylüyorum yüzde 99'u öyle, vay halinize. Her sabah ananızı sorar.
Yazacak çoook şey var ama vaktim yok. Ara ara yazacağım.
Bol elleşme, bol öpüşme, bol zikiş, bol duj.
Dünyalıların beynini incelemek için uzaylılar tarafından kaçırılan ancak somut bir delil bulunamadığı için geri bırakılan şahıs. O günden beri ufo uğramaz oldu dünya gezegenine.
6 sene önce 5 kur için yüksek bir meblağ ile anlaştık, kalitesizlikten 1 kuru zor tamamlayabildim. Bir de tablet hediye ettiler ancak bildiğiniz eski mısır uygarlığı tabletlerinden. Balyozla açıp, kazma ile tıklayabiliyorsunuz.
Ayrılmaya karar verdim, iptalini istedim; olmaz iptal edemeyiz, sözleşme ve senet var, zike zike kursa devam edip parayı ödemeniz lazım dediler. Sanki 3. köprü yapımının sözleşmesini imzaladık. Senetten dolayı tedirgin oldum ancak birkaç avukat ile müzakere edince taksite bağlanan mal ve hizmet alımlarının tek senet ile icraya konu olamayacağını öğrendim. Bunu koz olarak kullanarak ve birkaç da mazeret uydurarak 2 ayda ancak yırttık durumdan.
Bakırköy şubede çalışan ve satış bitene kadar adeta sokso çeken beyfendi, iptal mevzusunda ağzında cinsel organ bulunan fahişe gibi konuşamıyordu bile. Satış işi bitince zikilmiş fahişe gibi çekiliverdi kenara.
Aman efendiler, kapısından bile geçmeyin, geçerseniz balgam atın kapının önüne.
Ayrılmaya karar verdim, iptalini istedim; olmaz iptal edemeyiz, sözleşme ve senet var, zike zike kursa devam edip parayı ödemeniz lazım dediler. Sanki 3. köprü yapımının sözleşmesini imzaladık. Senetten dolayı tedirgin oldum ancak birkaç avukat ile müzakere edince taksite bağlanan mal ve hizmet alımlarının tek senet ile icraya konu olamayacağını öğrendim. Bunu koz olarak kullanarak ve birkaç da mazeret uydurarak 2 ayda ancak yırttık durumdan.
Bakırköy şubede çalışan ve satış bitene kadar adeta sokso çeken beyfendi, iptal mevzusunda ağzında cinsel organ bulunan fahişe gibi konuşamıyordu bile. Satış işi bitince zikilmiş fahişe gibi çekiliverdi kenara.
Aman efendiler, kapısından bile geçmeyin, geçerseniz balgam atın kapının önüne.