bugün
- gece gece akla düşen o yiyecek15
- odanın içine baykuş girmesi8
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite8
- sözlük kezoları7
- meyveli soda içen erkek7
- gece mutfakta pasta yapan yorgun mermi görmek5
- arkadaşlar ben uyumaya gidiyorum5
- gece mutfaktan gelen kahkaha sesleri6
- yorgun mermi9
- erkeklerin biraz şey olması7
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz9
- hiç ufak tefek mükremin olmaması3
- sözlükteki mendebur suratlılar6
- hogwarts cadılık büyücülük okuluna davet mektubu4
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor8
- gece yatağın altından uzanan el5
- sen debenim hat alarım'dan bir isiiiin6
- cinleri olan sözlük kızı5
- parmak patates vs elma dilim patates7
- havanın buz gibi olması4
- gece yatağın altından sözlük yazarı çıkması4
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- gece duyulan kahkaha sesleri fobisi3
- gece mezarda erkekle sevişen travesti görmek4
- mutlu olunca her şeyin komik gelmesi5
- korku romanı yazmak3
- şaka maka yakışıklıyım lan sahiden2
- soğan salatası6
- cin mısır kabilesi5
- bir sözlük kızı için 400 km yol gitmek4
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- mercimek çorbası4
- yeni parti39
- korkmuş bir sözlük kızını teselli etmek3
- iştahın kapanması7
- nervio'nun aşkıma yanıt vermemesi5
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- bacağım ağrıyor yağmur yağacak5
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- türkler barbar ve köpektir7
- sözlük kızının sözlük erkeğine yemek ısmarlaması3
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- sarapci koalanın bahçeye işemesi2
- aramızda gezen tok yazarlar3
- gece yatağın altına uzanan ayak2
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
entry'ler (99)
çoğu kez gün doğumuna şahit oluyorum. seher vakti, güneş daha görünür değilken aydınlanmaya başlıyor dünya ve üzerindeki tüm canlılarla hep birlikte uykudan uyanıyor. hatta en geç insan uyanıyor. kuşlardan 2 saat sonra alarmlar çalmaya başlıyor. özellikle yaz günler açık camlardan bir sürü kendini tekrar eden, ertelenen alarm sesleri.
peki sen kaç yatağında dikildiğin o ana kadar, kaç kere erteliyorsun alarmı?
peki sen kaç yatağında dikildiğin o ana kadar, kaç kere erteliyorsun alarmı?
peygamberler erildir,
ama vahiy zuhur eder.
kadın, peygamberin kalbine inen vahiydir sembolik olarak.
aklın üzerine işlenmiş hakikat hissi.
ama vahiy zuhur eder.
kadın, peygamberin kalbine inen vahiydir sembolik olarak.
aklın üzerine işlenmiş hakikat hissi.
kedi hayat kurtarır. bir öğretiye ihtiyaç yok. hali hazırda kendine has bir karakteri olacağından birbirinize uyum sağlayacaksınız.
o çoğu zaman senin istediklerini yapmayacak ama, sen onun tüm isteklerini karşılayacaksın.
bunu deneyimleyeceksin, bu kaçınılmaz.
o çoğu zaman senin istediklerini yapmayacak ama, sen onun tüm isteklerini karşılayacaksın.
bunu deneyimleyeceksin, bu kaçınılmaz.
uzun süredir cevabını veremediğim nadide soru.
uyanalım.
Mağara alegorisi Yunan filozof Platon tarafından ortaya atılan antik çağ felsefesinin en önemli alegorilerinden biridir.
Alegoriye göre bazı insanlar karanlık bir mağaraya zincirlenmişlerdir ve bu insanlar başlarını sağa ve sola çeviremezler sadece karşılarındakini görebilmektelerdir. Doğuştan beri bu mağarada bulunan insanlar mağaranın girişinden yansıyan nesnelerin gölgelerini görür ve bunları gerçeklikleri olarak algılarlar. Nihayet bir gün bu insanlardan bir tanesi zincirlerinden kurtulur ve mağarayı terk eder. Mağarayı terk eden bu insan mağaranın dışında yeni bir gerçeklik ile tanışır ve duvarda gölgelerini gördüğü nesnelerin gerçek olmadığının farkına varır. Bunu mağaradaki arkadaşları ile paylaşmak üzere mağaraya geri döner. Mağaradaki arkadaşları ise mağaranın dışında farklı bir gerçeklik olduğuna inanmazlar. Ve bu insanlara mağaranın dışındaki gerçekliği aktarabilmek de imkansızdır.
Mağara alegorisi Yunan filozof Platon tarafından ortaya atılan antik çağ felsefesinin en önemli alegorilerinden biridir.
Alegoriye göre bazı insanlar karanlık bir mağaraya zincirlenmişlerdir ve bu insanlar başlarını sağa ve sola çeviremezler sadece karşılarındakini görebilmektelerdir. Doğuştan beri bu mağarada bulunan insanlar mağaranın girişinden yansıyan nesnelerin gölgelerini görür ve bunları gerçeklikleri olarak algılarlar. Nihayet bir gün bu insanlardan bir tanesi zincirlerinden kurtulur ve mağarayı terk eder. Mağarayı terk eden bu insan mağaranın dışında yeni bir gerçeklik ile tanışır ve duvarda gölgelerini gördüğü nesnelerin gerçek olmadığının farkına varır. Bunu mağaradaki arkadaşları ile paylaşmak üzere mağaraya geri döner. Mağaradaki arkadaşları ise mağaranın dışında farklı bir gerçeklik olduğuna inanmazlar. Ve bu insanlara mağaranın dışındaki gerçekliği aktarabilmek de imkansızdır.
Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir,
Mübtelâ-yı gama sor kim, geceler kaç saat.
uzun ve karanlık gecelerin yerini yavaş yavaş uzun günlere, gündüzlere bıraktığı bu günlerde umarım hayatımızdaki gamdan, kederden payımıza düşen dersi alır, huzur ve sevgiyle dolu saf duygulara ve düşüncelere doğru ilerleriz dostlarım.
evrende dönmeyen, kendince bir döngüde olmayan hiçbir şey yok anladığım kadarıyla.
ne maddede, ne manada.
dışarı da olup bitenlerin iç dünyamızdaki yansımalarını gözlemlemeye başladığımızda, aydınlanmış bir şuurla gündüz düşlerine veda edeceğiz inanıyorum, eminim.
karanlıktan aydınlığa devinen bu döngüde, kalbinizin ve vicdanınızın hoş sedası hiç susmasın.
gözlerinizden öpüyorum.
muckk.
Mübtelâ-yı gama sor kim, geceler kaç saat.
uzun ve karanlık gecelerin yerini yavaş yavaş uzun günlere, gündüzlere bıraktığı bu günlerde umarım hayatımızdaki gamdan, kederden payımıza düşen dersi alır, huzur ve sevgiyle dolu saf duygulara ve düşüncelere doğru ilerleriz dostlarım.
evrende dönmeyen, kendince bir döngüde olmayan hiçbir şey yok anladığım kadarıyla.
ne maddede, ne manada.
dışarı da olup bitenlerin iç dünyamızdaki yansımalarını gözlemlemeye başladığımızda, aydınlanmış bir şuurla gündüz düşlerine veda edeceğiz inanıyorum, eminim.
karanlıktan aydınlığa devinen bu döngüde, kalbinizin ve vicdanınızın hoş sedası hiç susmasın.
gözlerinizden öpüyorum.
muckk.
genelde enneagram mizaç tiplerinden 6 numaranın maruz kaldığı hastalıktır.
6 numaranın mizacının genel tanımı sadık sorgulayıcı.
6 numaranın mizacının genel tanımı sadık sorgulayıcı.
Tanim: sonu -be ile biten isimlerdir.
Mesela habibe, tilbe gibi.
Dogmamis cocuguma isim ariyorum dostlar. Anket gibi oldu ama bi dusunun bakalim.
Mesela habibe, tilbe gibi.
Dogmamis cocuguma isim ariyorum dostlar. Anket gibi oldu ama bi dusunun bakalim.
An'i yakalamak derler, benim gordugum ise bir ani yakalamak durtusuyle bir sure zarfindaki tum anlari kacirmaktir.
Herkesin kendini yonettigi online bi oyun bu hayat. Ama cok da bot var amk.
mutlağa doğmak.
Bilakis tanrı en çok fakirlerle ve fakirlerdedir. çünkü hatırlanan da, hatırlayan da o'dur.
eskiden bu başlığa içini döken kişiler okunduğuna ve ciddiye alındığına emin olurdu. Şimdi bu iki madde sadece burada değil, hayatımızın genelinden kalktı. dinlemiyoruz ve ciddiye almıyoruz. narsistlikle eziklik arasında gidip geliyoruz. neyse hepinizin beynini sikiyim. öpüyorum gözlerinizden.
boş zamanı vardır. Boş zamanını entelektüel bilgisini artırarak dolduruyorsa ve öğrendikleri üzerine düşünüyorsa iyi bir insan, iyi bir arkadaş, iyi bir eş, iyi bir anne olabilir.
instagram kullanmayan erkek için de anne kısmı hariç diğer kısımlar geçerli.
itiraf edelim ki instagram çok vakit alan hastalıklı bir uygulamadır.
instagram kullanmayan erkek için de anne kısmı hariç diğer kısımlar geçerli.
itiraf edelim ki instagram çok vakit alan hastalıklı bir uygulamadır.
Şair
Şair şiirin kalemidir ancak,
sahibi değil.
Felek şiire malzemedir ancak,
anlatılan değil,
anlatmaya yarayan.
-anlatamamaya-
Şair feleğe yazgılı, istese de,
istemese de.
-Sanırlar ki bu seçiştir.
Acı çeker, ama ne acı.
Acılarını yazdığını zanneder şair,
hepten kopmasın diye madde ile bağı.
Oysa yazdıklarını anlayamaz şair,
işte acı olan da budur, budur işte öz acı.
-kendini kandırmak zorundalığı,
mutlak çaresizlik hali, işte
açıkça söylüyorum,
olanı-
Oysa -yalnız- bir kelime olarak,
karşılamaz şairin yalnızlığını.
Severler şairi, öperler, iyi şeylerle överler.
Elinden tutarlar, dizlerinde uyuturlar,
takdir ederler.
Gösterirler de açıkça
güzel yere konumlandırdıklarını.
Derin addeder, önemser şairi toplum,
yani,
kalabalık eder.
işte bu yüzden -yalnız- bir kelime olarak ,hiç bir zamanda,
karşılayamaz şairin yalnızlığını.
-yalnız-
Umarsız kelimedir. Anlaşılmaya hasret, ki
bile bile bu imkansızdır.
Şairin yalnızlığı ve,
yalnızın şairliği
bundandır.
Bir seçim değildir şairin şairliği,
-sanılır ki seçiştir-
Bir buhranlı gece yerine geçse,
herhangi kişi,
-anlar-
-anlatılamazı-
korkudan kalbi çatlar,
ömrü kabusa evrilir,
uykular ağır,
rüyaları kaskatı.
Şair talimlidir oysa korkuya, kalbi çatlamış, çoktandır.
Yarılmış.
Parçalanmış.
Milyarlarca parçadır şiircinin kalbi,
bu yüzden,
milyarlarca parçayla birlikte korkar şair,
işte tam da bu yüzden,
-acı- bir kelime olarak karşılamaz
şairin acıdığını.
Söylemeye,
milyarlarca -acılar- ı toplamak gerekti.
Şair de, kopmasın diye hepten madde ile bağı,
-sandı ki bu bir seçişti.
Eskilere bakar, karıştırır da,
bütününü,
kıtasını,
satırını,
cümlesini,
kelimesini,
hecesini,
harfini,
virgülünü ve
noktasını.
Sonum kötü der durur şair,
lanetlen miyim? diye sorar sorar,
durur şair.
Arandı,
günah günah,
nerede, ne zaman diye
tarandı geçmiş.
-sandığından ki bu bir seçiş.
Ya sabır,
ya sabır,
başı imame,
adımları boncuk,
gitmek için değil,
çekmek için,
ya sabır,
ya sabır.
Şair tespih.
Baktı virgüle,
gördü noktası.
Şair değil, kalem olması.
Seçiş değil, alın yazısı.
Selam.
Dervişim.
Selam dervişin,
meczup hırkası.
Şair şiirin kalemidir ancak,
sahibi değil.
Felek şiire malzemedir ancak,
anlatılan değil,
anlatmaya yarayan.
-anlatamamaya-
Şair feleğe yazgılı, istese de,
istemese de.
-Sanırlar ki bu seçiştir.
Acı çeker, ama ne acı.
Acılarını yazdığını zanneder şair,
hepten kopmasın diye madde ile bağı.
Oysa yazdıklarını anlayamaz şair,
işte acı olan da budur, budur işte öz acı.
-kendini kandırmak zorundalığı,
mutlak çaresizlik hali, işte
açıkça söylüyorum,
olanı-
Oysa -yalnız- bir kelime olarak,
karşılamaz şairin yalnızlığını.
Severler şairi, öperler, iyi şeylerle överler.
Elinden tutarlar, dizlerinde uyuturlar,
takdir ederler.
Gösterirler de açıkça
güzel yere konumlandırdıklarını.
Derin addeder, önemser şairi toplum,
yani,
kalabalık eder.
işte bu yüzden -yalnız- bir kelime olarak ,hiç bir zamanda,
karşılayamaz şairin yalnızlığını.
-yalnız-
Umarsız kelimedir. Anlaşılmaya hasret, ki
bile bile bu imkansızdır.
Şairin yalnızlığı ve,
yalnızın şairliği
bundandır.
Bir seçim değildir şairin şairliği,
-sanılır ki seçiştir-
Bir buhranlı gece yerine geçse,
herhangi kişi,
-anlar-
-anlatılamazı-
korkudan kalbi çatlar,
ömrü kabusa evrilir,
uykular ağır,
rüyaları kaskatı.
Şair talimlidir oysa korkuya, kalbi çatlamış, çoktandır.
Yarılmış.
Parçalanmış.
Milyarlarca parçadır şiircinin kalbi,
bu yüzden,
milyarlarca parçayla birlikte korkar şair,
işte tam da bu yüzden,
-acı- bir kelime olarak karşılamaz
şairin acıdığını.
Söylemeye,
milyarlarca -acılar- ı toplamak gerekti.
Şair de, kopmasın diye hepten madde ile bağı,
-sandı ki bu bir seçişti.
Eskilere bakar, karıştırır da,
bütününü,
kıtasını,
satırını,
cümlesini,
kelimesini,
hecesini,
harfini,
virgülünü ve
noktasını.
Sonum kötü der durur şair,
lanetlen miyim? diye sorar sorar,
durur şair.
Arandı,
günah günah,
nerede, ne zaman diye
tarandı geçmiş.
-sandığından ki bu bir seçiş.
Ya sabır,
ya sabır,
başı imame,
adımları boncuk,
gitmek için değil,
çekmek için,
ya sabır,
ya sabır.
Şair tespih.
Baktı virgüle,
gördü noktası.
Şair değil, kalem olması.
Seçiş değil, alın yazısı.
Selam.
Dervişim.
Selam dervişin,
meczup hırkası.
velev ki bir süre sabreder ve içinde bulunduğun sıkıntılı durumun geçmesini beklersen, önceki hayatından çok daha aydınlık bir algı seviyesinde olacaksın. yine de sen bilirsin.
eşiği geçersen de toprağın bol olsun dostum.
eşiği geçersen de toprağın bol olsun dostum.
ya kendi görüşümüz sandığımız bile başkalarının görüşlerinin birleşimiyse.
uludağ sözlük mecrasında yıllar önce bilmediği şeyleri biliyorum gibi göstermek gayesinde olmayan bir çok sözlük yazarı dostumuz vardı.
biz onlardan feyz aldık. biz onlardan empati kurmayı, bir olayı iki tarafıyla düşünmeyi ve fenomenolojiyi öğrendik. yargılamadan eleştirmeyi, sağduyulu yaklaşımı. yaptığı yanlışı kişinin yüzüne vurmaktansa nasıl beraberce düzeltebileceğimizi öğrenmiştik.
şimdi bunu pek göremesem de, bence, diğer sözlüklerden daha özverili bir kitle uyanmaya hazır ve burada.
siz siz olun. bi başkası olmayın. sağ olun gençler.
biz onlardan feyz aldık. biz onlardan empati kurmayı, bir olayı iki tarafıyla düşünmeyi ve fenomenolojiyi öğrendik. yargılamadan eleştirmeyi, sağduyulu yaklaşımı. yaptığı yanlışı kişinin yüzüne vurmaktansa nasıl beraberce düzeltebileceğimizi öğrenmiştik.
şimdi bunu pek göremesem de, bence, diğer sözlüklerden daha özverili bir kitle uyanmaya hazır ve burada.
siz siz olun. bi başkası olmayın. sağ olun gençler.
eleştiri yaparken küfür illetinden kurtulabilecek ve kendini ait hissettiği topluluğu övmek için karşı tarafa küfür etmeyecek gençlerin hepsinin bu mecra da toplanmış olması.
bu sözlükte ki gençlerin kendini entelektüel olarak görmemesi, zira kendini entelektüel olarak gören diğer sözlük yazarı arkadaşların entelektüel olmamasından ötürü, bu sözlüğün daha gerçekçi olması.