bugün
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- erkeklerin akılsızlıkları9
- nuh tufanı olayı gerçek midir11
- 13 seçim kaybetmedim7
- aslan burcunun karakteristik özellikleri4
- uzun süreli ilişkinin sırrı4
- köyde gece tuvalete gitmek4
- ankara mı istanbul mu4
- çokomel2
- ezginin günlüğü denilince akla gelen şey2
- kayahan'ın en güzel şarkısı12
- ormanda yürüyüş yapana iaaaahh diye sesler çıkarma3
- berberlere zam gelmesi3
- hiç götü öpülmemiş kız siniri2
- topuklu ayakkabı5
- arda güler7
- çok sıcaaaoooooooouuuuuu� �ğğğğğğğğğğ� �ğğğkk2
- montella'nın mağlubiyet açıklaması4
- sabah 6 30 alarmının felsefesi2
- napolyon'un bir sözü var2
- bizim çocuklar başardı6
- anlasana2
- lahmacun yiyenlerin kıro olması2
- depresyona girmeye karar vermek4
- iki insan arasındaki en uzun mesafe5
- kadınların ilgisiz yaşayamaması13
- mony tontana birader3
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri5
- türkiye a milli futbol takımı13
- 12 günlük bebeğimiz için dua talebi2
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi9
- maden suyu şişesinin 200 ml olması sorunsalı3
- 2026 dünya kupası'na gruplarda veda ettik7
- tansiyon ölçme aleti2
- biraderler kulübü4
- deniz undav türkiye'yi seçseydi4
- 26 haziran 2026 abd türkiye maçı2
- erecto bay beylerin birader bey olmaları2
- şu memelere bak6
- iyi bir insan olmanın sadece kaybettirmesi8
- bik bik bugün ne yemek yaptı acaba2
- vincenzo montella14
- risale-i nur8
- nasipten öte köy yok2
- montella salağı3
- asal sayıların hiçbir işe yaramaması3
- sana tüm travmalarını unutturacağım diyen erkek2
- hurdacı geldi4
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı18
- göbeksiz kadın kalmaması7
sevdiği entry'ler
'Hayat nedir?' sorusuna böyle cevap vermişler.
Dostoyevski "Cehennem”
Sokrates "ızdırap"
Nietzsche "Güç"
Picasso "Sanat"
Gandhi "Savaş"
Size göre ‘Hayat nedir?’
Dostoyevski "Cehennem”
Sokrates "ızdırap"
Nietzsche "Güç"
Picasso "Sanat"
Gandhi "Savaş"
Size göre ‘Hayat nedir?’
"kafka’nın değişim eserinde hayvanlaşan hayat anlayışımızı kaç kişi anlayabildi ki, intihar etmek için çabalarını kaçımız düşündü ki, yoksa hasta bir kişiliği mi okuyoruz?
kaç kişi sanat adı altında mozart’ın sarayda kızların peşinde koşarken krala yakalanmasını biliyor ki? kız çığlıklar içinde kaçarken mozart onun peşinde koşuyordu. üstü başı dağınık, kendinden geçmiş bir halde kralı karşısında görünce susmak yerine krala şunu demişti: “ben bayağı biriyim ama yazdıklarım bayağı değildir.”
zweig’in, tanrı’nın bileklerinden tuttum derken, “kaderime ben hakimim” demek istediğini. hugo’nun kadın düşkünü olduğunu, dostoyevski’nin kumar tutkunluğunu, balzac’ın dolandırıcılığını, poe’nin ayyaş olana kadar içtiğini, “sen sarhoş mu yazıyorsun?” dedikleri zaman, kaç kişi yüzünde beliren sanat anlayışı ile yaşamının arasındaki uçuruma kendini koydu?
tarih deliliklerle dolu, kaç kişi bu deliliklerin arasında yolculuk yapmak ister?
“gecenin mahremiyetini yırttım” derken rimbaud’u kaçımız anladı, verlain korkularının kendini uyutmadığını, nietzsche otel odasında kusmukları içinde ölürken yanında hiç kimsenin olmamasını, miller’in karısını sattığını bile bilmiyoruz belki de…
gorki gibi yazabilmek için on yılımı harcarım diyebilecek kaç deli var aramızda, descartes’in alın kuralları eserini yazdıktan sonra tebessüm içinde övünerek kahvesini yudumladığını, kendi romanında kurguladığı kişiliğe herkesten önce kendisinin inandığı gogol gibi, kaç kişi var kurgusuna güvenen?
tarih deliliklerle dolu…
cipolla’nın iktisat tarihine meydan okuduğunu bile unutmuşuzdur.
ibni sina’nın “tıbbı üç kelime içine alıyorum” dediğinde kibirli halini , batuta her gördüğü yüze inancını sorduğunu, farabi mutluluk teorisini kalem alırken mutsuz olduğunu kaçımız düşündü ki?
düşüncelerin sakıncalı olabileceğini bile kralların savaşları kaybettiklerinde anladıklarını, kardeş kavgalarının gölgesinde suskunlukları, saray odalarında musiki yerine fransız müziğinin seslendirildiğini, kaç kişi gerçeklerin bizim düşündüğümüz gibi olmadığını biliyor ki?
tarih deliliklerle dolu….
sanat anlayışını hayatları ile kıyasladığınızda kaç sanatkar, kaç yazar, kaç şair, aklımızda hayal etmiş olduğumuz şekilde yaşadı ki?
sanat delilik ister demiyorum, ama sanatkar deli olabilir…"
---Deliliğin Tarihi, Michel foucault---
kaç kişi sanat adı altında mozart’ın sarayda kızların peşinde koşarken krala yakalanmasını biliyor ki? kız çığlıklar içinde kaçarken mozart onun peşinde koşuyordu. üstü başı dağınık, kendinden geçmiş bir halde kralı karşısında görünce susmak yerine krala şunu demişti: “ben bayağı biriyim ama yazdıklarım bayağı değildir.”
zweig’in, tanrı’nın bileklerinden tuttum derken, “kaderime ben hakimim” demek istediğini. hugo’nun kadın düşkünü olduğunu, dostoyevski’nin kumar tutkunluğunu, balzac’ın dolandırıcılığını, poe’nin ayyaş olana kadar içtiğini, “sen sarhoş mu yazıyorsun?” dedikleri zaman, kaç kişi yüzünde beliren sanat anlayışı ile yaşamının arasındaki uçuruma kendini koydu?
tarih deliliklerle dolu, kaç kişi bu deliliklerin arasında yolculuk yapmak ister?
“gecenin mahremiyetini yırttım” derken rimbaud’u kaçımız anladı, verlain korkularının kendini uyutmadığını, nietzsche otel odasında kusmukları içinde ölürken yanında hiç kimsenin olmamasını, miller’in karısını sattığını bile bilmiyoruz belki de…
gorki gibi yazabilmek için on yılımı harcarım diyebilecek kaç deli var aramızda, descartes’in alın kuralları eserini yazdıktan sonra tebessüm içinde övünerek kahvesini yudumladığını, kendi romanında kurguladığı kişiliğe herkesten önce kendisinin inandığı gogol gibi, kaç kişi var kurgusuna güvenen?
tarih deliliklerle dolu…
cipolla’nın iktisat tarihine meydan okuduğunu bile unutmuşuzdur.
ibni sina’nın “tıbbı üç kelime içine alıyorum” dediğinde kibirli halini , batuta her gördüğü yüze inancını sorduğunu, farabi mutluluk teorisini kalem alırken mutsuz olduğunu kaçımız düşündü ki?
düşüncelerin sakıncalı olabileceğini bile kralların savaşları kaybettiklerinde anladıklarını, kardeş kavgalarının gölgesinde suskunlukları, saray odalarında musiki yerine fransız müziğinin seslendirildiğini, kaç kişi gerçeklerin bizim düşündüğümüz gibi olmadığını biliyor ki?
tarih deliliklerle dolu….
sanat anlayışını hayatları ile kıyasladığınızda kaç sanatkar, kaç yazar, kaç şair, aklımızda hayal etmiş olduğumuz şekilde yaşadı ki?
sanat delilik ister demiyorum, ama sanatkar deli olabilir…"
---Deliliğin Tarihi, Michel foucault---
Bu kızın sonunda suratındaki beni çalmışlar.
Kaşıkçı elması gibi dünyanın yekpare en büyük beni tabiki de hırsızları cezbedecekti.
Kaşıkçı elması gibi dünyanın yekpare en büyük beni tabiki de hırsızları cezbedecekti.