bugün
- eşitlik mi özgürlük mü5
- yaşlandığının farkına varmak8
- sözlük yazarlarının kekleri5
- clean girl akımı4
- anüse sürtmek haram mi diye soran kadin2
- dağ evi olmayan erkek4
- hem sosyal hem sözlük yazarı olunmaz2
- hacel obasını engin sanan sözlük yazarları2
- sözlük kızları çirkin oldukları için buradalar4
- meis2
- pkk silah bırakıyor diye rahatsız olan tipler2
- asosyal ve çirkin olmak2
- bok kokan bali'ye balayına giden münasip çiftler3
- sözlük yazarı olunmaz2
- sözlüğün çok durgun olması6
- yeni partinin çerçeve yasa kararı13
- kirov reporting2
- ekşi sözlük referans17
- özkürt özel2
- yaşlı izlenimi veren isimler3
- sıcak hava vs soğuk hava6
- hutiler suudlara saldırdı ne olacak4
- sigara içmeyen erkek3
- müzik dinlemek3
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler5
- one by one2
- arabayla almanya'dan türkiye'ye gitmek7
- baliye balayına gitme ezikliği4
- geleceğe yolculuk vs geçmişe yolculuk4
- arkadaşlar bi bakar mısınız3
- 2000 doğumlu kızlar6
- ekonomi16
- anın görüntüsü12
- her şeyi dramatize eden insan2
- ev almak isteyenlere tavsiye7
- mekke anlaşması20
- apo piçtir piç kalacak2
- çay içen kız2
- güldür güldür vs çok güzel hareketler 22
- ulu parti5
- türkiye11
- arkadaşlar hesabımı sildim haberiniz olsun3
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- cansever19
- corona adasında bira tadımı yapacak uzman ilanı4
- evlenmeme nedenleri4
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- sakallı aşçı4
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- merfulu11
"kafka’nın değişim eserinde hayvanlaşan hayat anlayışımızı kaç kişi anlayabildi ki, intihar etmek için çabalarını kaçımız düşündü ki, yoksa hasta bir kişiliği mi okuyoruz?
kaç kişi sanat adı altında mozart’ın sarayda kızların peşinde koşarken krala yakalanmasını biliyor ki? kız çığlıklar içinde kaçarken mozart onun peşinde koşuyordu. üstü başı dağınık, kendinden geçmiş bir halde kralı karşısında görünce susmak yerine krala şunu demişti: “ben bayağı biriyim ama yazdıklarım bayağı değildir.”
zweig’in, tanrı’nın bileklerinden tuttum derken, “kaderime ben hakimim” demek istediğini. hugo’nun kadın düşkünü olduğunu, dostoyevski’nin kumar tutkunluğunu, balzac’ın dolandırıcılığını, poe’nin ayyaş olana kadar içtiğini, “sen sarhoş mu yazıyorsun?” dedikleri zaman, kaç kişi yüzünde beliren sanat anlayışı ile yaşamının arasındaki uçuruma kendini koydu?
tarih deliliklerle dolu, kaç kişi bu deliliklerin arasında yolculuk yapmak ister?
“gecenin mahremiyetini yırttım” derken rimbaud’u kaçımız anladı, verlain korkularının kendini uyutmadığını, nietzsche otel odasında kusmukları içinde ölürken yanında hiç kimsenin olmamasını, miller’in karısını sattığını bile bilmiyoruz belki de…
gorki gibi yazabilmek için on yılımı harcarım diyebilecek kaç deli var aramızda, descartes’in alın kuralları eserini yazdıktan sonra tebessüm içinde övünerek kahvesini yudumladığını, kendi romanında kurguladığı kişiliğe herkesten önce kendisinin inandığı gogol gibi, kaç kişi var kurgusuna güvenen?
tarih deliliklerle dolu…
cipolla’nın iktisat tarihine meydan okuduğunu bile unutmuşuzdur.
ibni sina’nın “tıbbı üç kelime içine alıyorum” dediğinde kibirli halini , batuta her gördüğü yüze inancını sorduğunu, farabi mutluluk teorisini kalem alırken mutsuz olduğunu kaçımız düşündü ki?
düşüncelerin sakıncalı olabileceğini bile kralların savaşları kaybettiklerinde anladıklarını, kardeş kavgalarının gölgesinde suskunlukları, saray odalarında musiki yerine fransız müziğinin seslendirildiğini, kaç kişi gerçeklerin bizim düşündüğümüz gibi olmadığını biliyor ki?
tarih deliliklerle dolu….
sanat anlayışını hayatları ile kıyasladığınızda kaç sanatkar, kaç yazar, kaç şair, aklımızda hayal etmiş olduğumuz şekilde yaşadı ki?
sanat delilik ister demiyorum, ama sanatkar deli olabilir…"
---Deliliğin Tarihi, Michel foucault---
kaç kişi sanat adı altında mozart’ın sarayda kızların peşinde koşarken krala yakalanmasını biliyor ki? kız çığlıklar içinde kaçarken mozart onun peşinde koşuyordu. üstü başı dağınık, kendinden geçmiş bir halde kralı karşısında görünce susmak yerine krala şunu demişti: “ben bayağı biriyim ama yazdıklarım bayağı değildir.”
zweig’in, tanrı’nın bileklerinden tuttum derken, “kaderime ben hakimim” demek istediğini. hugo’nun kadın düşkünü olduğunu, dostoyevski’nin kumar tutkunluğunu, balzac’ın dolandırıcılığını, poe’nin ayyaş olana kadar içtiğini, “sen sarhoş mu yazıyorsun?” dedikleri zaman, kaç kişi yüzünde beliren sanat anlayışı ile yaşamının arasındaki uçuruma kendini koydu?
tarih deliliklerle dolu, kaç kişi bu deliliklerin arasında yolculuk yapmak ister?
“gecenin mahremiyetini yırttım” derken rimbaud’u kaçımız anladı, verlain korkularının kendini uyutmadığını, nietzsche otel odasında kusmukları içinde ölürken yanında hiç kimsenin olmamasını, miller’in karısını sattığını bile bilmiyoruz belki de…
gorki gibi yazabilmek için on yılımı harcarım diyebilecek kaç deli var aramızda, descartes’in alın kuralları eserini yazdıktan sonra tebessüm içinde övünerek kahvesini yudumladığını, kendi romanında kurguladığı kişiliğe herkesten önce kendisinin inandığı gogol gibi, kaç kişi var kurgusuna güvenen?
tarih deliliklerle dolu…
cipolla’nın iktisat tarihine meydan okuduğunu bile unutmuşuzdur.
ibni sina’nın “tıbbı üç kelime içine alıyorum” dediğinde kibirli halini , batuta her gördüğü yüze inancını sorduğunu, farabi mutluluk teorisini kalem alırken mutsuz olduğunu kaçımız düşündü ki?
düşüncelerin sakıncalı olabileceğini bile kralların savaşları kaybettiklerinde anladıklarını, kardeş kavgalarının gölgesinde suskunlukları, saray odalarında musiki yerine fransız müziğinin seslendirildiğini, kaç kişi gerçeklerin bizim düşündüğümüz gibi olmadığını biliyor ki?
tarih deliliklerle dolu….
sanat anlayışını hayatları ile kıyasladığınızda kaç sanatkar, kaç yazar, kaç şair, aklımızda hayal etmiş olduğumuz şekilde yaşadı ki?
sanat delilik ister demiyorum, ama sanatkar deli olabilir…"
---Deliliğin Tarihi, Michel foucault---
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar