bugün
- moraliniz bozukken ne yapıyorsunuz11
- çağla idi20
- doymuyorum diye bağıran komşu5
- yediğiniz en ağır dayak5
- şiir yazan erkek16
- aklıma takılıyor4
- yavaş araba kullanmanın daha tehlikeli olması8
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz14
- ne oldu bana6
- kadınları susturmanın en iyi yolu11
- kız yeğen sahibi olmak5
- aynı anda iki kişiye aşık olmak13
- özelden alet fotosu atan erkek yazar8
- sevişmek istenen ünlüler10
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı10
- sözlük kızlarının siteye fotoğraf atması17
- çok bekar olan sözlük kızı9
- sözlükteki flört listem9
- sözlüğe mesaj yazar gibi entry giren tipler10
- beni linç ettiler abi8
- beni kimsenin gözünde canlandıramaması5
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri24
- arkadaşlar özür dilerim11
- melisa döngelin 43 torbacısı3
- sarapci koala hatayi28
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak9
- uyurken bir anda basan sıcak2
- 0 0 727
- true neden sevilmiyor sorunsalı28
- köylülere hakaret eden yazarlar5
- sözlükte cilveleşen yazarlara eksi oy vermek6
- traveler vs iock6
- bilinç açık şekilde uyumak3
- uyumak isteyip de uyuyamak3
- neden bu kadar kişi online5
- ay takvimine göre konserve yapmak10
- friedrich hegel la bi cay icek10
- kafaya sıkmak4
- karşı cinse sorulan sorular8
- babaların sorduğu ilginç sorular10
- fusya semsiyeli yabanci7
- 8 milyar insan aynı anda osurursa ne olur6
- sözlük yazarlarının normal kombinleri12
- beybi leydi seksiliği6
- sözlükteki linç kültürü5
- viski kola15
- sevgi yeter mi4
- sözlükten biriyle kavga etmek2
- gocu abi7
- uzun saçlı erkek3
entry'ler (10)
internet aleminde herkesin blogu varken neden bu kadar eleştirildiğini anlamadığım sitedir.neticede bu kadar birbirinden farklı yazarı bir araya getiren başka bir edebiyat ortamı yoktur.genelde edebiyat çevreleri ülkemizde ideolojik çevrelerdir de aynı zamanda.örneğin hakan albayrak ile şenol erdoğan gibi adamların aynı çatı altında yazması enteresan ve güzel değil midir?
son devrimcilik hadisesinde aslında bence sayfaya hareket gelmiş hoş da olmuştur.murat zelan'ın adnan menderes'i alakasız bir sıfatla nitelemesi
üzerine çıkan olaylar silsilesi, hem o sıfat üzerine tekrar düşünmemize hem de genç edebiyatçıların gayet bereketli tartışmalar yürütmesini izlememize vesile olmuş,güzel olmuştur.
son devrimcilik hadisesinde aslında bence sayfaya hareket gelmiş hoş da olmuştur.murat zelan'ın adnan menderes'i alakasız bir sıfatla nitelemesi
üzerine çıkan olaylar silsilesi, hem o sıfat üzerine tekrar düşünmemize hem de genç edebiyatçıların gayet bereketli tartışmalar yürütmesini izlememize vesile olmuş,güzel olmuştur.
son dönemlerin en deli grubu olduğunu düşündüğüm şahane müzik oluşumu.hem modern rock hem alaturka,hem yerel hem beynelmilel,hem devrimci hem vatansever gibi tanımlayabiliriz onları.aslında daha önce defalarca denenmiş bildik bir anadolu ve rock sentezi temel hatlarını oluşturuyor bu grubun.mesela replikas grubunu da böyle tanımlayabiliriz.ama dinar bandosu'nun çok farklı bir kafası ve enerjisi var.replikas'ın çok eğlenceli versiyonu gibi geliyor ki replikas çok harika ama biraz da kasvetli bir gruptur.ali ece'nin zekası ve sevecenliği gruba feci şekilde yansımış görünüyor.özetle seviyoruz,çok seviyoruz.
yıllar önce bir röportajını okumuştum.televizyonda yaptığı işleri hiç beğenmediğini anlatıyordu.televizyonun zaten saçma bir alet olduğundan,yaptığı programı önemsemediğinden,o programı sadece sinema filmlerinde rol kapabilmek için yaptığından falan bahsediyordu.yıllar geçti, programlarının ismi değişse de kendisi baki oldu.bir iki salak filmde oynamak dışında sinemayla da ilgili bir şeyler yaptığını göremedik.okan bey daha sonra haftada üç gece program yapmaya başladı.bu arada yıllar içinde kazandığı marjinal,aykırı,muhalif gibi sıfatlarını da korudu.programlarında beş on dakika kadar medya eleştirisi yapmaya,fog dı sistım,money for nothing falan gibi muhalif sloganlar edinmeye devam etti.muhalif okan bey, daha çok program yapan daha çok para kazanan birisi oldu.
şimdi bu okan bey yıllar içinde reklamcıların gecelerinde sunuculuk yaparak beri yandan anlamsız solcu muhalif mesajlar vermeye çalıştı.okan bey,medya köşesinde eleştirdiği isimleri bir sonraki hafta çağırıp programında övdü.okan bey yeteri kadar ün kazandı ama sinemayla pek bir ilişki kurmadı bundan da yakınmadı.okan bey çuvalla para kazandı,programında gençlere muhaliflik,sosyal sorumluluk zart zurt nasihatleri verdi.ama o gençler için hiç bir şey yapmadı.okan bey kazandığı paranın zararsız bir miktarıyla yapımcılık şirketi kurabilir,sinema veya müzik, şu bu kaliteli şeyler yapmak isteyen gençlere bir takım olanaklar yaratabilir söylemleriyle tutarlı olabilirdi.velhasıl okan bey eleştirdiği televizyon sisteminin biraz asi gibi görünen bununla ekmek yiyen adamı olarak yıllarca hayatımızda kaldı ve semirdi.
peki bu ona atfettiğimiz asi,zeki,marjinal gibi özellikler nerden geliyordu?onun için de fazla düşünmeye gerek yok.bu göz yanılgısı okan beyin, seda sayan'ın ,gülben ergen'in yanında marjinal durmasından geliyordu.telefonla arayan 17 yaşındaki aptal ve heyecanlı bir kızla konuşurken okan bey çok cool,zeki,marjinal geliyordu bize.hepsi buydu, televizyondaki bütün programlar aptal ötesi olduğu için okan bey çok farklı duruyordu.nice sahte kahramanlar arasında okan beyi de koyduk.ben tüm gençliğim boyunca cumartesi akşamları evde oturduğum için bu sıkıcı duruma şahit oldum.keşke daha çok dışarı çıkan,sokağa çıkan,sosyalleşen bir toplum olsaydık okan bey ve nicelerine gerek olmazdı.hayat sokakta, diyordu programında slogan olarak, dalga geçer gibiydi bizim evde oturan malak halimizle.
şimdi bu ne kadar,kendi hayatta bir bok olamadı,hiç bir şey üretemedi yapanlara bok atıyor,yazısı olsa da haklıyım gibi geliyor.o televizyon karşısında geçen yıllarımız hayatımızdan gitti.ve daha iyisi olabilirdi,diyorum.hayat gerçekten sokaktaydı biz onu kaçırdık.
şimdi bu okan bey yıllar içinde reklamcıların gecelerinde sunuculuk yaparak beri yandan anlamsız solcu muhalif mesajlar vermeye çalıştı.okan bey,medya köşesinde eleştirdiği isimleri bir sonraki hafta çağırıp programında övdü.okan bey yeteri kadar ün kazandı ama sinemayla pek bir ilişki kurmadı bundan da yakınmadı.okan bey çuvalla para kazandı,programında gençlere muhaliflik,sosyal sorumluluk zart zurt nasihatleri verdi.ama o gençler için hiç bir şey yapmadı.okan bey kazandığı paranın zararsız bir miktarıyla yapımcılık şirketi kurabilir,sinema veya müzik, şu bu kaliteli şeyler yapmak isteyen gençlere bir takım olanaklar yaratabilir söylemleriyle tutarlı olabilirdi.velhasıl okan bey eleştirdiği televizyon sisteminin biraz asi gibi görünen bununla ekmek yiyen adamı olarak yıllarca hayatımızda kaldı ve semirdi.
peki bu ona atfettiğimiz asi,zeki,marjinal gibi özellikler nerden geliyordu?onun için de fazla düşünmeye gerek yok.bu göz yanılgısı okan beyin, seda sayan'ın ,gülben ergen'in yanında marjinal durmasından geliyordu.telefonla arayan 17 yaşındaki aptal ve heyecanlı bir kızla konuşurken okan bey çok cool,zeki,marjinal geliyordu bize.hepsi buydu, televizyondaki bütün programlar aptal ötesi olduğu için okan bey çok farklı duruyordu.nice sahte kahramanlar arasında okan beyi de koyduk.ben tüm gençliğim boyunca cumartesi akşamları evde oturduğum için bu sıkıcı duruma şahit oldum.keşke daha çok dışarı çıkan,sokağa çıkan,sosyalleşen bir toplum olsaydık okan bey ve nicelerine gerek olmazdı.hayat sokakta, diyordu programında slogan olarak, dalga geçer gibiydi bizim evde oturan malak halimizle.
şimdi bu ne kadar,kendi hayatta bir bok olamadı,hiç bir şey üretemedi yapanlara bok atıyor,yazısı olsa da haklıyım gibi geliyor.o televizyon karşısında geçen yıllarımız hayatımızdan gitti.ve daha iyisi olabilirdi,diyorum.hayat gerçekten sokaktaydı biz onu kaçırdık.
en kötüsü futbol severmiş gibi yapan kızlardır.sevgililerine nefes alıcak zaman bırakmamak için maça dahi gidip, bunu bak beraber her türlü vakit geçirebiliyoruz şeklinde sunmaya çalışırlar.arada bir gol olması dışında sahada olan bitenden pek bir şey anlamasalarda amaçlarına ulaşmışlardır.
ancak gerçekten futbol seven,anlayan,analiz dahi yapabilenler de vardır ki bunlar candır.bu kız türünden biriyle tanıştıysan hiç bekleme,gidip hemen
oturma odası falan bakmaya başla.güzellik geçicidir.bunun yaşlılığı da
var.seninle bir ömür boyu maç izlecek bir dişi ömer üründül olması çok büyük lükstür.
ancak gerçekten futbol seven,anlayan,analiz dahi yapabilenler de vardır ki bunlar candır.bu kız türünden biriyle tanıştıysan hiç bekleme,gidip hemen
oturma odası falan bakmaya başla.güzellik geçicidir.bunun yaşlılığı da
var.seninle bir ömür boyu maç izlecek bir dişi ömer üründül olması çok büyük lükstür.
her bölümünde finali ağır dramla yapıcaz diye insanı soğutan dizi.bu akşam final sahnesinde dramın dozu harlanmış;izleyicinin, ağlasınlar diye ümüğü iyice sıkılmıştır.bu gidiş yaprak dökümü gidişidir uyaralım burdan.son sahnedeki cümbür cemaat oturmalı misafirlik, orda cemile ile karşılaşma sahnesi saçmadır.ayrıca bu zengin ailenin oğlu neden metegilin liseye gitmektedir.yok mudur bunun koleji moleji?yoksa o dönemlerde eğitimde fırsat eşitliği mi vardı?
son bölüm diğerlerine göre zayıf olsa da dizinin sonlarına doğru ceset çıkarma sahnesiyle koparmıştır.ayrıca bu bölümdeki tüm yan rollerde berbat ötesi oynanmış.tiyatro bölümlerinden öğrencileri toplasan bundan kat kat iyi olurdu yan roller.ama yine de seviyoruz takipçisiyiz.ertesi günün pazartesi olduğunu unutturuyor hiç olmazsa.
çok enteresan ve çok tatlı bir film.senaryosunu engin günaydın yazmış.uykusuz dergisinin ilk sayılarında günaydın'ın absürd mizah yazılarını hatırlatan bir film olmuş.ama dozunda aşırıya kaçılmamış.oyuncuların hepsinin sempatisinin doruklarda gezmesi filmin artısı olmuş.settar tanrıöğen'in neşat ertaş'a sazıyla eşlik ettiği sahne çok hoştu.bir de engin günaydın'ı burhan bey terk etmemiş galiba.
jack london'ın okuduğum en iyi romanıdır.ancak yine de demir ökçe ile kıyaslamak pek doğru değil.martin eden daha birey odaklı bir kitaptır.ayrıca martin,öyle zannediyorum jack london'dan fazlasıyla izler taşıyor.martin 'in yazar olma çabasında iken çektiği sıkıntılar,çalışma hayatı ile yazma dönemleri arasında gelgitler,bir tarafta ucuz işçilik bir tarafta yayınevleri tarafından onay görmemiş bir yazma süreci feci güzel anlatılmış.london'ın da hayatında buna benzer sıkıntıları çektiğini okumuştum.sanırım
london kendi bireyci duygularıyla savaşırken bunu martin eden'de yazıya dökmüş.
london kendi bireyci duygularıyla savaşırken bunu martin eden'de yazıya dökmüş.
modern bilimsel milliyetçiliğin doruk noktası olarak görebiliriz.yıllarca sosyal bilimler solun kalesi olmuşken bahçeliyle mhp de,reyizin engin matematik bilgisiyle bilim dünyasına katıldı.ardından yine matematiksel bir formülle iktidar hesapları geldi. bakalım sonu nereye varacak?
lisede başladığım daha sonra dershane ,üniversite,kurs gibi mekanlarda da hızımı alamayıp devam ettiğim hastalık biçimidir.bu hastalığa popüler kültürde "mete sendromu"
adı verilmektedir.hastalığı ilerlemiş kimselerde, diplomalar tozlansa bile hastalık rüya görme biçiminde devam eder.
adı verilmektedir.hastalığı ilerlemiş kimselerde, diplomalar tozlansa bile hastalık rüya görme biçiminde devam eder.