bugün
- kurtar bizi müsavat13
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi15
- nervio12
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi9
- devran dönecek6
- garip başlıklar5
- ülke gündemini umursamamak6
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız5
- idam cezasının geri gelmesi6
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı26
- shell2
- aralıksız 14 dakika boyunca osurmak3
- yeni parti7
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı15
- meme gerdirme operasyonu8
- sabah yürüyüşü8
- lan ın ingilizcesi4
- cumartesi pazarı4
- bakırköy4
- ayakkabıları ters giymek4
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken5
- baharın uzayıp yazın gelmemesi2
- sözlükteki galatasaraylılar7
- okan buruk11
- kemal kılıçdaroğlu4
- dem seçmeni erdoğan'a oy verir mi2
- victor osimhen16
- ahmet baran yazgan8
- meczubun peşinden gitmek4
- rahatın hiç uğramadığı kalp4
- karpuzcu libos panda2
- patates sulusu2
- hayat seks yemek kültür ve sanattır2
- yahudi cesaret madalyalı lider mi olur sorunsalı2
- süt ısıtıp içine kahve ve şeker katmak5
- jinekomasti olmuş erkeğin göğüsleriyle oynamak3
- biranın üstüne rakı içmek6
- ona bir şey söyle4
- kuşbaşılı pide3
- jinekomasti yaptıran sözlük erkekleri3
- 13 ağustos 2026 süleymancılara operasyon yapılması2
- trabzonspor2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı25
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi21
- z kuşağı5
- dursun özbek4
- 1 euro 55 33 tl2
- anın görüntüsü31
- kıyma çeken kasaba nasıl kıydın diye sitem etmek2
- toprağı öpen gözyaşları3
entry'ler (273)
arkadaşlar enes kanter bu adamlar sayesinde nba'e gitmiş bir adam, babası da düne kadar paraları iyi götürüyodu, istanbulda havalar atıyodu falan. Ailesi de ikiyüzlü.
gavatların efendisi yine gavattır. Gavatların arasında rütbeler olsa da gavat her zaman gavattır ve hep gavat kalacaktır.
"kürt alevi mi var?" diye düşündüren sorudur.
kardeş bu hangi mit, mit mi yoksa myth mi?
3 milyon insanın karşısında konuşmaya alışık değil olm, tsk toplasan 1 milyon anca vardır yedeklerle falan, kolay değil. Yanda yediği simidi susamlarıyla bağırarak fışkırtan dayılar, ya allah bismillah diye bağıran ülkücüler, yaşa mustafa kemal paşa yaşa diye marş okuyan chpliler, milli iradeğ erdoğaaan diye bağıran akplileri düşün, hepsinin aynı anda bağırdığını düşün.
ekşiye eşki diyendir.
ne yazacağımı bulamadım, allah affetsin..
2 haftadır içimde duygular biriktirmeme sebep olan kızdır.
2 Hafta önce saat akşam 8 sularında bostancıdan evime dönmek üzere dudullu dolmuşuna bindim. Bindiğim anda diğer
bayanlardan çok daha farklı olan bir hanımefendiyle anında gözgöze geldik. Kendisi saçlarını 5 numaraya vurmuş, elinde dağcı çantası olan, şirin bir hanımefendiydi. Aslında hanımefendi olup olmadığını anlamam 20 dakikamı aldı, çünkü oturduğum yerle aramızda mesafe vardı ve onu çok iyi göremiyordum. Fakat vücut hatları onun bir hanımefendi olduğunu doğruluyordu, ayrıca yüzü ve gözleri çok güzeldi. Fakat içimden "bu kızın bir derdi var!" diye düşünüyordum. Çünkü ne zaman derdim olsa ve dolmuşa binsem, duygusal bir ifadeyle dışarı ve insanlara bakarım.
O da aynısını yapıyordu. Ben de öylece onu izliyordum, aslında ben de o gün çok dertliydim fakat dertli olduğumu sayesinde unuttum. Kendisinin yüz ifadesi o kadar kalbime, ruhuma işledi ki, gidip orada sarılmak istedim ona, fakat yapamazdım. Sadece öyle bakmakla yetiniyordum, işin kötüsü 3 sıra önümde oturuyordu, ve yüzünü zar zor görebiliyordum. Derken beni hissetmiş gibi arkasına baktı. Ona baktığımı gördü, fakat başını çekmedi, ben de gözlerimi ondan alamadım. Karşılıklı bakıştık. insanlara anlam vermese de gözlerindeki manayı çok iyi hissettim. Gözlerinin hafif iriliği ve maviliği beni resmen hipnotize etmişti. Ne gözlerimi, ne de düşüncelerimi ayırabiliyordum ondan. Bir insanı bedeni için değil, gözlerinin derinliklerinden görülebilinen ruhu için sevebilmeyi anladım. O gün çok göz göze geldik o dolmuşta, çok baktık birbirimize. Fakat onda hep bir bitkinlik, bir yorgunluk hissediyordum. Çünkü kollarında kucağındaki dağcı çantasını kavrayabilecek kadar bile güç kalmadığı belliydi. Gözleri bir an önce dinlenmek istiyordu ve teni bitkindi. Çok korktum, kanser veya ona benzer bir hastalığı olabileceğinden çok korktum. içimden tanımadığım bu insana dua ediyor, onun için tanrıdan yardım istiyordum.
Sonunda dolmuş varış noktasına geldi, aynı yerde indik. indiğimiz yerde durdum, arkasından seslenip "hanımefendi..." ile başlayan ve ona derdini sorup, sarılmak ve destek olmak istediğimi belirten bir cümle dökmek istedim dilimden, ama yapamadım. Halsiz, bitkin ve o kırılgan bedeni ve hisleriyle oradan gitmesini ve yeni dolmuşuna binmesini izlemek için karar kıldım. Bir yere oturdum. Bir kaç adım yürüdü, sonra bir yere oturdu, çantasını kucakladı, bir damla göz yaşı akıttı, sonra o gözyaşını diğerleri takip etti. Gücünü toparladı ve dolmuşuna binip gitti. O gittikten sonra onun oturduğu yere oturdum, ben de onun gibi bir gözyaşı akıttım, benim gözyaşlarımı da diğer gözyaşlarını takip etti, gücümü topladım ve ben de yoluma gittim.
2 Hafta önce saat akşam 8 sularında bostancıdan evime dönmek üzere dudullu dolmuşuna bindim. Bindiğim anda diğer
bayanlardan çok daha farklı olan bir hanımefendiyle anında gözgöze geldik. Kendisi saçlarını 5 numaraya vurmuş, elinde dağcı çantası olan, şirin bir hanımefendiydi. Aslında hanımefendi olup olmadığını anlamam 20 dakikamı aldı, çünkü oturduğum yerle aramızda mesafe vardı ve onu çok iyi göremiyordum. Fakat vücut hatları onun bir hanımefendi olduğunu doğruluyordu, ayrıca yüzü ve gözleri çok güzeldi. Fakat içimden "bu kızın bir derdi var!" diye düşünüyordum. Çünkü ne zaman derdim olsa ve dolmuşa binsem, duygusal bir ifadeyle dışarı ve insanlara bakarım.
O da aynısını yapıyordu. Ben de öylece onu izliyordum, aslında ben de o gün çok dertliydim fakat dertli olduğumu sayesinde unuttum. Kendisinin yüz ifadesi o kadar kalbime, ruhuma işledi ki, gidip orada sarılmak istedim ona, fakat yapamazdım. Sadece öyle bakmakla yetiniyordum, işin kötüsü 3 sıra önümde oturuyordu, ve yüzünü zar zor görebiliyordum. Derken beni hissetmiş gibi arkasına baktı. Ona baktığımı gördü, fakat başını çekmedi, ben de gözlerimi ondan alamadım. Karşılıklı bakıştık. insanlara anlam vermese de gözlerindeki manayı çok iyi hissettim. Gözlerinin hafif iriliği ve maviliği beni resmen hipnotize etmişti. Ne gözlerimi, ne de düşüncelerimi ayırabiliyordum ondan. Bir insanı bedeni için değil, gözlerinin derinliklerinden görülebilinen ruhu için sevebilmeyi anladım. O gün çok göz göze geldik o dolmuşta, çok baktık birbirimize. Fakat onda hep bir bitkinlik, bir yorgunluk hissediyordum. Çünkü kollarında kucağındaki dağcı çantasını kavrayabilecek kadar bile güç kalmadığı belliydi. Gözleri bir an önce dinlenmek istiyordu ve teni bitkindi. Çok korktum, kanser veya ona benzer bir hastalığı olabileceğinden çok korktum. içimden tanımadığım bu insana dua ediyor, onun için tanrıdan yardım istiyordum.
Sonunda dolmuş varış noktasına geldi, aynı yerde indik. indiğimiz yerde durdum, arkasından seslenip "hanımefendi..." ile başlayan ve ona derdini sorup, sarılmak ve destek olmak istediğimi belirten bir cümle dökmek istedim dilimden, ama yapamadım. Halsiz, bitkin ve o kırılgan bedeni ve hisleriyle oradan gitmesini ve yeni dolmuşuna binmesini izlemek için karar kıldım. Bir yere oturdum. Bir kaç adım yürüdü, sonra bir yere oturdu, çantasını kucakladı, bir damla göz yaşı akıttı, sonra o gözyaşını diğerleri takip etti. Gücünü toparladı ve dolmuşuna binip gitti. O gittikten sonra onun oturduğu yere oturdum, ben de onun gibi bir gözyaşı akıttım, benim gözyaşlarımı da diğer gözyaşlarını takip etti, gücümü topladım ve ben de yoluma gittim.
yarattığı kitleye baksın ve ağlasın ilk önce.
Başlığı yazan arkadaşın kafasını yaşamak istiyorum. Ağabeyim kıbrısta kolordu komutanı şoförüydü ve ankarada bir yemekte bordo berelilerin A ve B takımı olmak üzere diğer özel harekat timlerini de görmüştür. Şehir efsanesi diyen arkadaşlara başka bir hikayem daha var. Sivasta 5 yaşındayken gece evimizin arkasındaki bahçede bir ses duydum,camı açtığımda bordo bereli biri vardı,hayatımda unutmadığım tek anımdır ve gerçektir. Sabah bahçeye gittiğimde 20-30 kişilik bot izleri vardı,tabi babam söyledibu kadar adamın olduğunu. O bordo bereliyle yüzyüze geldim,gözlerimizin içine baktık aynı anda. Bu arada bordo berelilerin asıl görevi üstün rütbelilerin güvenliğni sağlama,büyük çatışmalara girme ve olası bir savaş anında halkı tahliye etmektedir. Aynı zamanda bordo berelilerin kurucu ve komutanı kaşif közinoğlunu araştırın,kendisini yakından tanırım. Bordo bereli denen timin aldığı eğitimler dudak uçuklatır. 6-7 santimlik çevileri vücutlarına geçiri komutanları olası bir sorgu için,elektrik işkencesi ve dahası.
Değiştirmeyi numaralıyorum ben. Ailecek tedavi görüyoruz efenm.
advanced. Ama kime göre neye göre advanced?
1 milyon yapın da rahatlasınlar.
+9 sevgili itemi.
peki ya sana blowjob yapan türbanlıdan bahsetsem başlık sahibi? nasıl olur?
Delmisiniz arkideşler siz. Bu ülke adı üstünde Türkiye. ilk önce göktürkçe. Bize ne olum sizin kıytırık dillerinizden?
12.000 tl nin bursa öğrenci vermesi daha şaşırtıcı değilmi aşgusu?
prima ve molfix çok iyi.
Hakkı bulut,beynime format atıp yollardı saolsun.
belki köpeklere memleket sevdasıı eklenip üstümüze salmışlardır. Başımızdaki saraylı misal.