bugün
- fiziği güzel sözlük kızları41
- memeleri kafam kadar kız22
- küçük memeli sözlük erkekleri12
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak7
- uyumadan önce yapılan keyifli işler6
- nervio5
- baklavası olmayan erkek5
- eve escort çağırmak6
- geleneksel sözlüğün en iyi memesi yarışması6
- afyon civarı pasif var mı7
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- ayakları güzel sözlük kızları5
- 46 yaş3
- sözlük kızları'nın meme muhabbeti yapması6
- hande ataizi ile günah dolu bir gece geçirmek7
- motorsiklet sürmek3
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması21
- sözlüğün meme üstadı5
- eve gelen escorta ütü yaptırmak4
- sözlük yazarlarının benzediği ünlü sayısı8
- silikonlu memelerini sıktırmayan bayan4
- ibne3
- bütün gece meme konuşulup meme atılmaması3
- arkadaşlar çok sıkıcısınız4
- başlığa gelin meme var4
- bir günlüğüne erkek olsam3
- başlık altında laf sokmaya çalışan tipler2
- karın kaslarıyla soda kapağı açamayan erkek2
- kriteri mriteri olmayan insan tipi2
- fakir siniri6
- fatma betül sayan kaya57
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- sevgilisinden yeni ayrılanlara tavsiyeler4
- kız silkmek2
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil9
- hiçbir kanuna uymayan akp'li zenginler6
- sözlükte kavga edecek birini bulamamak9
- 21 ocak 2025 bolu kartalkaya otel yangını4
- cumartesi gecesi sokağa çıkan ezik ve ahmak insan3
- gece acıkması3
- file çorap2
- arkadaşlar beni hanginiz takipten çıktı4
- şampuan önerisi8
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- afyonlu katolik gay tasfirin ustaları2
- ups boobss nickli yazar5
- sözlüğün azması3
- başlarım böyle işe diyerek istifa edip köye gitmek2
- ormanda çıplak ayakla yürümek2
entry'ler (273)
arkadaşlar enes kanter bu adamlar sayesinde nba'e gitmiş bir adam, babası da düne kadar paraları iyi götürüyodu, istanbulda havalar atıyodu falan. Ailesi de ikiyüzlü.
gavatların efendisi yine gavattır. Gavatların arasında rütbeler olsa da gavat her zaman gavattır ve hep gavat kalacaktır.
"kürt alevi mi var?" diye düşündüren sorudur.
kardeş bu hangi mit, mit mi yoksa myth mi?
3 milyon insanın karşısında konuşmaya alışık değil olm, tsk toplasan 1 milyon anca vardır yedeklerle falan, kolay değil. Yanda yediği simidi susamlarıyla bağırarak fışkırtan dayılar, ya allah bismillah diye bağıran ülkücüler, yaşa mustafa kemal paşa yaşa diye marş okuyan chpliler, milli iradeğ erdoğaaan diye bağıran akplileri düşün, hepsinin aynı anda bağırdığını düşün.
ekşiye eşki diyendir.
ne yazacağımı bulamadım, allah affetsin..
2 haftadır içimde duygular biriktirmeme sebep olan kızdır.
2 Hafta önce saat akşam 8 sularında bostancıdan evime dönmek üzere dudullu dolmuşuna bindim. Bindiğim anda diğer
bayanlardan çok daha farklı olan bir hanımefendiyle anında gözgöze geldik. Kendisi saçlarını 5 numaraya vurmuş, elinde dağcı çantası olan, şirin bir hanımefendiydi. Aslında hanımefendi olup olmadığını anlamam 20 dakikamı aldı, çünkü oturduğum yerle aramızda mesafe vardı ve onu çok iyi göremiyordum. Fakat vücut hatları onun bir hanımefendi olduğunu doğruluyordu, ayrıca yüzü ve gözleri çok güzeldi. Fakat içimden "bu kızın bir derdi var!" diye düşünüyordum. Çünkü ne zaman derdim olsa ve dolmuşa binsem, duygusal bir ifadeyle dışarı ve insanlara bakarım.
O da aynısını yapıyordu. Ben de öylece onu izliyordum, aslında ben de o gün çok dertliydim fakat dertli olduğumu sayesinde unuttum. Kendisinin yüz ifadesi o kadar kalbime, ruhuma işledi ki, gidip orada sarılmak istedim ona, fakat yapamazdım. Sadece öyle bakmakla yetiniyordum, işin kötüsü 3 sıra önümde oturuyordu, ve yüzünü zar zor görebiliyordum. Derken beni hissetmiş gibi arkasına baktı. Ona baktığımı gördü, fakat başını çekmedi, ben de gözlerimi ondan alamadım. Karşılıklı bakıştık. insanlara anlam vermese de gözlerindeki manayı çok iyi hissettim. Gözlerinin hafif iriliği ve maviliği beni resmen hipnotize etmişti. Ne gözlerimi, ne de düşüncelerimi ayırabiliyordum ondan. Bir insanı bedeni için değil, gözlerinin derinliklerinden görülebilinen ruhu için sevebilmeyi anladım. O gün çok göz göze geldik o dolmuşta, çok baktık birbirimize. Fakat onda hep bir bitkinlik, bir yorgunluk hissediyordum. Çünkü kollarında kucağındaki dağcı çantasını kavrayabilecek kadar bile güç kalmadığı belliydi. Gözleri bir an önce dinlenmek istiyordu ve teni bitkindi. Çok korktum, kanser veya ona benzer bir hastalığı olabileceğinden çok korktum. içimden tanımadığım bu insana dua ediyor, onun için tanrıdan yardım istiyordum.
Sonunda dolmuş varış noktasına geldi, aynı yerde indik. indiğimiz yerde durdum, arkasından seslenip "hanımefendi..." ile başlayan ve ona derdini sorup, sarılmak ve destek olmak istediğimi belirten bir cümle dökmek istedim dilimden, ama yapamadım. Halsiz, bitkin ve o kırılgan bedeni ve hisleriyle oradan gitmesini ve yeni dolmuşuna binmesini izlemek için karar kıldım. Bir yere oturdum. Bir kaç adım yürüdü, sonra bir yere oturdu, çantasını kucakladı, bir damla göz yaşı akıttı, sonra o gözyaşını diğerleri takip etti. Gücünü toparladı ve dolmuşuna binip gitti. O gittikten sonra onun oturduğu yere oturdum, ben de onun gibi bir gözyaşı akıttım, benim gözyaşlarımı da diğer gözyaşlarını takip etti, gücümü topladım ve ben de yoluma gittim.
2 Hafta önce saat akşam 8 sularında bostancıdan evime dönmek üzere dudullu dolmuşuna bindim. Bindiğim anda diğer
bayanlardan çok daha farklı olan bir hanımefendiyle anında gözgöze geldik. Kendisi saçlarını 5 numaraya vurmuş, elinde dağcı çantası olan, şirin bir hanımefendiydi. Aslında hanımefendi olup olmadığını anlamam 20 dakikamı aldı, çünkü oturduğum yerle aramızda mesafe vardı ve onu çok iyi göremiyordum. Fakat vücut hatları onun bir hanımefendi olduğunu doğruluyordu, ayrıca yüzü ve gözleri çok güzeldi. Fakat içimden "bu kızın bir derdi var!" diye düşünüyordum. Çünkü ne zaman derdim olsa ve dolmuşa binsem, duygusal bir ifadeyle dışarı ve insanlara bakarım.
O da aynısını yapıyordu. Ben de öylece onu izliyordum, aslında ben de o gün çok dertliydim fakat dertli olduğumu sayesinde unuttum. Kendisinin yüz ifadesi o kadar kalbime, ruhuma işledi ki, gidip orada sarılmak istedim ona, fakat yapamazdım. Sadece öyle bakmakla yetiniyordum, işin kötüsü 3 sıra önümde oturuyordu, ve yüzünü zar zor görebiliyordum. Derken beni hissetmiş gibi arkasına baktı. Ona baktığımı gördü, fakat başını çekmedi, ben de gözlerimi ondan alamadım. Karşılıklı bakıştık. insanlara anlam vermese de gözlerindeki manayı çok iyi hissettim. Gözlerinin hafif iriliği ve maviliği beni resmen hipnotize etmişti. Ne gözlerimi, ne de düşüncelerimi ayırabiliyordum ondan. Bir insanı bedeni için değil, gözlerinin derinliklerinden görülebilinen ruhu için sevebilmeyi anladım. O gün çok göz göze geldik o dolmuşta, çok baktık birbirimize. Fakat onda hep bir bitkinlik, bir yorgunluk hissediyordum. Çünkü kollarında kucağındaki dağcı çantasını kavrayabilecek kadar bile güç kalmadığı belliydi. Gözleri bir an önce dinlenmek istiyordu ve teni bitkindi. Çok korktum, kanser veya ona benzer bir hastalığı olabileceğinden çok korktum. içimden tanımadığım bu insana dua ediyor, onun için tanrıdan yardım istiyordum.
Sonunda dolmuş varış noktasına geldi, aynı yerde indik. indiğimiz yerde durdum, arkasından seslenip "hanımefendi..." ile başlayan ve ona derdini sorup, sarılmak ve destek olmak istediğimi belirten bir cümle dökmek istedim dilimden, ama yapamadım. Halsiz, bitkin ve o kırılgan bedeni ve hisleriyle oradan gitmesini ve yeni dolmuşuna binmesini izlemek için karar kıldım. Bir yere oturdum. Bir kaç adım yürüdü, sonra bir yere oturdu, çantasını kucakladı, bir damla göz yaşı akıttı, sonra o gözyaşını diğerleri takip etti. Gücünü toparladı ve dolmuşuna binip gitti. O gittikten sonra onun oturduğu yere oturdum, ben de onun gibi bir gözyaşı akıttım, benim gözyaşlarımı da diğer gözyaşlarını takip etti, gücümü topladım ve ben de yoluma gittim.
yarattığı kitleye baksın ve ağlasın ilk önce.
Başlığı yazan arkadaşın kafasını yaşamak istiyorum. Ağabeyim kıbrısta kolordu komutanı şoförüydü ve ankarada bir yemekte bordo berelilerin A ve B takımı olmak üzere diğer özel harekat timlerini de görmüştür. Şehir efsanesi diyen arkadaşlara başka bir hikayem daha var. Sivasta 5 yaşındayken gece evimizin arkasındaki bahçede bir ses duydum,camı açtığımda bordo bereli biri vardı,hayatımda unutmadığım tek anımdır ve gerçektir. Sabah bahçeye gittiğimde 20-30 kişilik bot izleri vardı,tabi babam söyledibu kadar adamın olduğunu. O bordo bereliyle yüzyüze geldim,gözlerimizin içine baktık aynı anda. Bu arada bordo berelilerin asıl görevi üstün rütbelilerin güvenliğni sağlama,büyük çatışmalara girme ve olası bir savaş anında halkı tahliye etmektedir. Aynı zamanda bordo berelilerin kurucu ve komutanı kaşif közinoğlunu araştırın,kendisini yakından tanırım. Bordo bereli denen timin aldığı eğitimler dudak uçuklatır. 6-7 santimlik çevileri vücutlarına geçiri komutanları olası bir sorgu için,elektrik işkencesi ve dahası.
Değiştirmeyi numaralıyorum ben. Ailecek tedavi görüyoruz efenm.
advanced. Ama kime göre neye göre advanced?
1 milyon yapın da rahatlasınlar.
+9 sevgili itemi.
peki ya sana blowjob yapan türbanlıdan bahsetsem başlık sahibi? nasıl olur?
Delmisiniz arkideşler siz. Bu ülke adı üstünde Türkiye. ilk önce göktürkçe. Bize ne olum sizin kıytırık dillerinizden?
12.000 tl nin bursa öğrenci vermesi daha şaşırtıcı değilmi aşgusu?
prima ve molfix çok iyi.
Hakkı bulut,beynime format atıp yollardı saolsun.
belki köpeklere memleket sevdasıı eklenip üstümüze salmışlardır. Başımızdaki saraylı misal.