bugün
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok30
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı30
- soğuk havalarda sevişmenin eziyete dönüşmesi7
- ofsaytımsı vol 220
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- simko332
- en sevilen game of thrones karakteri4
- ilk buluşmada tandır lavaşla tulum peyniri yemek4
- bik bik'in ayaklarıyla ezdiği üzümden içmek4
- almancı yuzır4
- uludağ sözlüğün muhafazakarlaşması3
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası41
- hamburg toplu taşıma sistemi8
- sözlükteki ilişki skandalı39
- sözlük kızlarının ravenna hariç iyi olması3
- bende kara patlıcan oturtması severim diyen kız8
- sözlük müminlerine sorulan sorular2
- türk lirasının israil şekelinden değersiz olması2
- dem terör partisi8
- mersin merkezli 4 ilde ışid operasyonu 10 gözaltı2
- seminerlerde nefret ettiğiniz davranışlar5
- yavuz sultan selim12
- nietzsche freud dostoyevski okumuş erkek3
- 1000 tl'nin 34 manat etmesi2
- nürnberg havalimanı6
- çok film izleyen insandan zarar gelmez26
- ilham aliyev26
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitap4
- fransa da akılalmaz siber saldırı3
- barça bu galatasaray'a kaç atar6
- seküler sanılan muhafazakarlar5
- durduk yere arabistan husi savaşına dahil olmak10
- sıcak çıtır lahmacun ezme salata buz gibi kola7
- kara para nasıl aklanır sorunsalı6
- lavaş2
- heyt bea'nın mutfağına konuk olmak4
- çivisi çıkmış boklu dünyanın azgın pompacıları3
- yağmurlu bir gecede uzun yolda araba sürmek3
- nervio16
- donunu ve yarağını satmak5
- beyoğlu2
- cilt kanseri6
- itfaiyecilik kursu2
- uludağ sözlüğe kayyum atanması5
- çıkarıldığında rahatlatan şey3
- allah4
- yulaf lapası5
- istanbul da sağanak ve fırtına uyarısı3
- tarhana5
- ikinci dünya savaşına girseydik neler olurdu8
go out with kalıbının türkçedeki yansımasıdır. kusura bakmayın. biz türkler böyle şeyler yapmadığımızdan bizde kelimesi bile yok. bizde evermek var, mürüvvet var, allah ın emri peygamberin kavli var.
Batak dilinde batmamayı garantilemek.
çıkar bir iş. sevmek, yanmak, kara sevdaya tutulmak nedir, çıkmak nedir?
''çıkmak, çıkmak dediğin nedir ki gülüm; ben senin için kara sevdaya tutulmuşum''
''çıkmak, çıkmak dediğin nedir ki gülüm; ben senin için kara sevdaya tutulmuşum''
tDK sözlüğüne göre 56 ayrı anlamıyla Türkçe`de en fazla farklı anlama sahip olan kelime.
Cehenneme girince anlam kazanan fiil.
Türkçede en fazla anlamı bulunan kelimedir.
56 farklı anlamı vardır.
56 farklı anlamı vardır.
tdk'ya göre 56 farklı anlama gelen sözcüktür.
tüm anlamları aynen şu şekilde tdk'da bulunur:
1. -den içeriden dışarıya varmak, gitmek:
"Ortalık ağarırken bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık." - Falih Rıfkı Atay
2. nesnesiz Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek:
"Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı." - Atatürk
3. nesnesiz Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak:
"Çiçeği burnunda subay çıkar çıkmaz, ben size bir emir eri bulurum." - Haldun Taner
4. -den Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek:
"Yeni evimizden çıkıp eski evimize taşındık." - Yusuf Ziya Ortaç
5. -den Süresi dolduğunda ayrılmak:
Daireden çıkmak. Hastaneden çıkmak. Cezaevinden çıkmak.
6. nesnesiz Yapılmak, yürümek:
Bu dairede işler kolay çıkmaz.
7. -den Yetişecek ölçüde olmak:
Bu kumaştan bir palto çıkar mı?
8. -den Eksilmek:
Dörtten iki çıkarsa iki kalır.
9. -den Meydana gelmek:
"Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır." - Reşat Nuri Güntekin
10. nesnesiz Sıyrılmak, ayrılmak:
Bebeğin patiği çıktı.
11. nesnesiz Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak:
Borçlu çıkmak. Kârlı çıkmak. Alacaklı çıkmak.
12. -den Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek:
"Çok sonra öğrenecek bunu. Çok sonra, çocukluktan çıkıp kocaman adam olduktan sonra." - Tarık Dursun K.
13. -i Bir şeyin yukarısına doğru yürümek:
"Uzun, dik merdivenli bir yokuşu çıktık." - Refik Halit Karay
14. nesnesiz, -de Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak:
Sularda bakteri çıktı.
15. -e Yetkili birinin makamına iş için gitmek:
Başkana çıkmak.
16. -e Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak:
Arkadaşa piyango çıkmış. Bize yine gezi çıktı. Bu işten size de bir şey çıkar.
17. nesnesiz Bir konu yetkililerce karara bağlanmak.
18. -e Mal olmak:
Bu ev dört milyara çıktı.
19. -e Oyunda herhangi bir rolü oynamak:
"Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı." - Bedri Rahmi Eyüboğlu
20. -e Bir yere ulaşmak, varmak:
"Karşı kaldırıma geçtiler, sağa sola saptılar, demir yoluna çıktılar." - Memduh Şevket Esendal
21. -e Karaya ayak basmak:
"1919 senesi Mayıs'ının on dokuzuncu günü Samsun'a çıktım." - Atatürk
22. nesnesiz Yayılmak, duyulmak:
"Başından beri gazetelerde enstitü hakkında havadisler çıkıyordu." - Ahmet Hamdi Tanpınar
23. nesnesiz Olmak, bulunmak, var olmak:
"Bayramın son günü her iki kadının da işleri çıkmıştı." - Osman Cemal Kaygılı
24. -e Bir iddia ile ortalıkta görünmek:
"Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın." - Peyami Safa
25. nesnesiz, -den Yayılmak:
Lağımdan pis kokular çıkıyor.
26. -e Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek:
Güreşte ona çıkacak kimse yok.
27. -e Bulaşmak:
Kravatın boyası gömleğe çıktı.
28. -i Binaya kat eklemek:
Evin ikinci katını çıkmadan havalar bozuldu.
29. -e Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak:
"Bu kahveden sıkıldın, ötekine çıkarsın, anladın mı?" - Memduh Şevket Esendal
30. nesnesiz Niteliği sonradan anlaşılmak:
"Eyvah, bu da ötekiler gibi soysuz çıktı." - Reşat Nuri Güntekin
31. nesnesiz Belirmek, tanınmak:
"Bir ilçe belediye başkanı hepsinden açıkgöz çıktı." - Muzaffer izgü
32. nesnesiz Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak:
Akıllı çıktı da arkadaşına uymadı.
33. nesnesiz Yerinden oynamak:
"Fukaranın hem sağ bileği çıkmış hem davulu patlamıştı." - Reşat Nuri Güntekin
34. nesnesiz Görünür veya belli bir durumda bulunmak:
Tencerenin bakırı çıktı. Zayıflıktan kemikleri çıkmış.
35. nesnesiz Oluşmak, olmak:
Fırtına çıkmak. Soğuk çıkmak.
36. nesnesiz Piyasaya sürülmek.
37. nesnesiz Bitmek, büyümek, sürmek:
Ekinler çıkmaya başladı. Bıyığı çıktı.
38. nesnesiz Verilmek:
Maaş çıkmak. Emir çıkmak.
39. nesnesiz Ay veya mevsim geçmek:
Mart çıktı. Kış çıktı.
40. nesnesiz Yeni yetişip satışa sunulmak:
Erik çıkmış. Çilek daha çıkmadı.
41. nesnesiz Yükselmek, artmak:
Fiyatlar çıktı.
42. nesnesiz Artırmak, fiyatı yükseltmek.
43. nesnesiz Sesini yükseltmek.
44. nesnesiz Büyük abdest bozmak.
45. nesnesiz, -den Giderilmek, yok olmak:
Leke çıktı.
46. -den Unutmak:
O söz benim hatırımdan çıkmadı.
47. nesnesiz Ay, Güneş görünmek:
"Hava açılmış, ay çıkmıştı." - Refik Halit Karay
"Güneş seni ısıtmak için çıkıyordu." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
48. nesnesiz Yayımlanmak:
"Yeni çıkmış Fransızca bir iki kitap bulunurdu." - Yusuf Ziya Ortaç
49. nesnesiz Gelmek:
"Çok geçmeden haber çıkacağını kadınlık insiyakıyla derhâl sezmişti." - Refik Halit Karay
50. nesnesiz Gerçekleşmek:
"insanın her gördüğü rüya çıkmaz ya!" - Memduh Şevket Esendal
51. nesnesiz Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak:
Arabanın direksiyonu çıkmak.
52. -den Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek:
Ev, ev olmaktan çıktı.
53. -le Flört etmek:
"Sevim, senden başka bir kızla çıkmadım." - Attila ilhan
54. -e Erişmek, görmek:
"Aklı başında ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım." - Sait Faik Abasıyanık
55. -den, mecaz Harcamak zorunda kalmak:
Paradan çıkmak. Bin liradan çıktım.
56. -i, argo Vermeye katlanmak:
Çık bakalım paraları!
tüm anlamları aynen şu şekilde tdk'da bulunur:
1. -den içeriden dışarıya varmak, gitmek:
"Ortalık ağarırken bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık." - Falih Rıfkı Atay
2. nesnesiz Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek:
"Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı." - Atatürk
3. nesnesiz Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak:
"Çiçeği burnunda subay çıkar çıkmaz, ben size bir emir eri bulurum." - Haldun Taner
4. -den Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek:
"Yeni evimizden çıkıp eski evimize taşındık." - Yusuf Ziya Ortaç
5. -den Süresi dolduğunda ayrılmak:
Daireden çıkmak. Hastaneden çıkmak. Cezaevinden çıkmak.
6. nesnesiz Yapılmak, yürümek:
Bu dairede işler kolay çıkmaz.
7. -den Yetişecek ölçüde olmak:
Bu kumaştan bir palto çıkar mı?
8. -den Eksilmek:
Dörtten iki çıkarsa iki kalır.
9. -den Meydana gelmek:
"Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır." - Reşat Nuri Güntekin
10. nesnesiz Sıyrılmak, ayrılmak:
Bebeğin patiği çıktı.
11. nesnesiz Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak:
Borçlu çıkmak. Kârlı çıkmak. Alacaklı çıkmak.
12. -den Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek:
"Çok sonra öğrenecek bunu. Çok sonra, çocukluktan çıkıp kocaman adam olduktan sonra." - Tarık Dursun K.
13. -i Bir şeyin yukarısına doğru yürümek:
"Uzun, dik merdivenli bir yokuşu çıktık." - Refik Halit Karay
14. nesnesiz, -de Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak:
Sularda bakteri çıktı.
15. -e Yetkili birinin makamına iş için gitmek:
Başkana çıkmak.
16. -e Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak:
Arkadaşa piyango çıkmış. Bize yine gezi çıktı. Bu işten size de bir şey çıkar.
17. nesnesiz Bir konu yetkililerce karara bağlanmak.
18. -e Mal olmak:
Bu ev dört milyara çıktı.
19. -e Oyunda herhangi bir rolü oynamak:
"Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı." - Bedri Rahmi Eyüboğlu
20. -e Bir yere ulaşmak, varmak:
"Karşı kaldırıma geçtiler, sağa sola saptılar, demir yoluna çıktılar." - Memduh Şevket Esendal
21. -e Karaya ayak basmak:
"1919 senesi Mayıs'ının on dokuzuncu günü Samsun'a çıktım." - Atatürk
22. nesnesiz Yayılmak, duyulmak:
"Başından beri gazetelerde enstitü hakkında havadisler çıkıyordu." - Ahmet Hamdi Tanpınar
23. nesnesiz Olmak, bulunmak, var olmak:
"Bayramın son günü her iki kadının da işleri çıkmıştı." - Osman Cemal Kaygılı
24. -e Bir iddia ile ortalıkta görünmek:
"Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın." - Peyami Safa
25. nesnesiz, -den Yayılmak:
Lağımdan pis kokular çıkıyor.
26. -e Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek:
Güreşte ona çıkacak kimse yok.
27. -e Bulaşmak:
Kravatın boyası gömleğe çıktı.
28. -i Binaya kat eklemek:
Evin ikinci katını çıkmadan havalar bozuldu.
29. -e Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak:
"Bu kahveden sıkıldın, ötekine çıkarsın, anladın mı?" - Memduh Şevket Esendal
30. nesnesiz Niteliği sonradan anlaşılmak:
"Eyvah, bu da ötekiler gibi soysuz çıktı." - Reşat Nuri Güntekin
31. nesnesiz Belirmek, tanınmak:
"Bir ilçe belediye başkanı hepsinden açıkgöz çıktı." - Muzaffer izgü
32. nesnesiz Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak:
Akıllı çıktı da arkadaşına uymadı.
33. nesnesiz Yerinden oynamak:
"Fukaranın hem sağ bileği çıkmış hem davulu patlamıştı." - Reşat Nuri Güntekin
34. nesnesiz Görünür veya belli bir durumda bulunmak:
Tencerenin bakırı çıktı. Zayıflıktan kemikleri çıkmış.
35. nesnesiz Oluşmak, olmak:
Fırtına çıkmak. Soğuk çıkmak.
36. nesnesiz Piyasaya sürülmek.
37. nesnesiz Bitmek, büyümek, sürmek:
Ekinler çıkmaya başladı. Bıyığı çıktı.
38. nesnesiz Verilmek:
Maaş çıkmak. Emir çıkmak.
39. nesnesiz Ay veya mevsim geçmek:
Mart çıktı. Kış çıktı.
40. nesnesiz Yeni yetişip satışa sunulmak:
Erik çıkmış. Çilek daha çıkmadı.
41. nesnesiz Yükselmek, artmak:
Fiyatlar çıktı.
42. nesnesiz Artırmak, fiyatı yükseltmek.
43. nesnesiz Sesini yükseltmek.
44. nesnesiz Büyük abdest bozmak.
45. nesnesiz, -den Giderilmek, yok olmak:
Leke çıktı.
46. -den Unutmak:
O söz benim hatırımdan çıkmadı.
47. nesnesiz Ay, Güneş görünmek:
"Hava açılmış, ay çıkmıştı." - Refik Halit Karay
"Güneş seni ısıtmak için çıkıyordu." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
48. nesnesiz Yayımlanmak:
"Yeni çıkmış Fransızca bir iki kitap bulunurdu." - Yusuf Ziya Ortaç
49. nesnesiz Gelmek:
"Çok geçmeden haber çıkacağını kadınlık insiyakıyla derhâl sezmişti." - Refik Halit Karay
50. nesnesiz Gerçekleşmek:
"insanın her gördüğü rüya çıkmaz ya!" - Memduh Şevket Esendal
51. nesnesiz Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak:
Arabanın direksiyonu çıkmak.
52. -den Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek:
Ev, ev olmaktan çıktı.
53. -le Flört etmek:
"Sevim, senden başka bir kızla çıkmadım." - Attila ilhan
54. -e Erişmek, görmek:
"Aklı başında ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım." - Sait Faik Abasıyanık
55. -den, mecaz Harcamak zorunda kalmak:
Paradan çıkmak. Bin liradan çıktım.
56. -i, argo Vermeye katlanmak:
Çık bakalım paraları!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar