1. 1.
    meseleyi zar gibi ince, küçük bir mesele haline getirmek ve ayrıca klişe söylemlerle konuyu zardan daha küçük bir çerçevede tartışılmasından farkı yoktur.

    kimse namusu zarda aramaz aslında. *

    evlenecek bir eş arayan erkek birey yatakta iyi bir partner, kolunda yakışan bir sevgili ve meyhanede yanında makas aldığı güzel bir hatundan ziyade çocuklarına annelik yapacak, kendisine sadık bir eş, bir zor gün dostu, *
    sadık bir eş arar. 6 ay hastanede hasta yatarken karısının yanında olmasını ister, başka kollarda - yada ne kolu kucaklarda 69 larda misyoner pozisyonlarında- duymak istemez, aklından geçsin de istemez. tek tezahür etmek istediği pozisyon o hasta yatağında gözü ve gönlü dolu elini tutan eşdir.

    zar meselesi ve güven arasındaki bağlantıya gelinecek olursa eğer ; toplumumuz bir erkekden beklentilerini nelere göre sıralar.

    - beyefendi oğlumuz ne iş yapar.
    - orta çaplı bir işletme idari işlerden sorumlu müdür.
    - maaşı filan iyi mi beyefendi evladım memnunmusun? ( iş sağlam mı diye bakılır )
    - evet 4 bin iira civarı.

    bu erkek bilmem ne taşşaklı diplomaya sahip bilmem ne şirketinde bilmem ne önemli görevinde bulunuyor ise evlenme isteği var ise hanım kızımızın babası oğlan çocuğunda geleceği görür ve olumlu yaklaşır.

    aklının ucundan amerika da master yaparken düdüklediği karılar gelmez. çünkü düzgün bir tip düzgün bir iş ve düzgün bir niyet var ise tamamdır bu kayınbaba için. bulunmaz damat adayıdır.

    hanım kızlarda ise annemiz kızın bir geçmişini neler yaptığını araştırmaya girişir.
    bilir ki oğlunu mutlu edecek kişinin ne kadar az kötü hatırası varsa oğlu o kadar mutlu olacaktır.
    kendisinden bilir en başta. eline kocasının elinden başka el değmemiş anne de bilir bunu.

    bu mükemmeli arama sorunudur. bir bedenin bir ömür boyunca bir bedeni bekleme hadisesi kezbanlıkla abazanlıkla açıklanamaz.
    güzel yürekli anne bunu ister oğlu için en iyisini.

    toplum erkekte geleceğe, kadında geçmişe bakar. yargı vermek için. belki doğrudur belki yanlıştır yargı. istisnaları kesinlikle mevcuttur. lakin doğru bir genellemedir.

    bu girift ve anlatması sosyolojik ve psikolojik açıdan bir çok etken tarafından incelenmesi ve ona göre konuşulması en azından bu incelemerin okunması yada yapamadın bi etrafına bakılması yaşadığın topluma toplumun kökenine anadoluya bakıp nereden geldiğine insanların aslında nasıl yaşadığına bakması gerekir bireyin.

    zarı sağlam olsun ama götten vermiştir kesin demesi bir bireyin hastalıklı bir bakış açısının yansımasıdır.
    çünkü bu birey bedenine özgürlük vererek ruhunu elde tutamayacak duzeye gelmiştir. ha bu demek değil bedeni özgürleştirdin diye ruhunu kaybedeceksin. maalesef ki güzel ülkemde geldiği kasabayı dahi unutan üniversiteli kardeşim buradaki yaşam düzeyini o dengesiz, sorumsuz ve özgür yaşantısı bir ömür devam edecek zanneder. aslında mezunların ilk iki yıl iş bulmadan takılma sebeplerinden biride budur. nerden geldik bu lakırdıya

    bu bakış açısı bir özlemdir aslında. yıllarca o kucak senin bu kucak benim gördüğü kadınlardan kendi kucağında oturma eylemi yapan kadınların çokluğundan -yada azlığından yada çokluğundan çokluğundan kimse az demez yahu- inanmaz bir bedenin bir bedene saklı olmasına. kadınlara inanmaz. haklıdır da. sen sik ben sikeyim kim bakir kalmış hayatın tecavüzü altında diye düşünebilir. ama temeli şudur ki etrafında yoktur. temiz bir hayat görmemiştir ailesinden. temiz aile dostları olmamıştır. temiz arkadaşlıkları da olmamıştır.

    olabilecek olanları da bilir belki için için.

    çekemez aslında kabul etmek istemez.kucaktan kucağa gezmiş hanımına sarılıp uyuyamaz. bunu yapabilecek olanlara nefret de besler. kabul etmez. bu düştüğü yangına madem ben yandım herkes yansın içgüdüsüdür. doğasında vardır insan evladının.

    herşeye rağmen bu kısır tartışma bu şekilde ahlaksız bir şekilde yürütülmemilidir artık. yada artık
    esnek zar
    zarı sağlam arka kaporta çökmüş bakınızları ile bakılmamalıdır konuya.

    biraz insan olunmalıdır.
    1 -1 ... mucbir sebep