bugün
- sözlükteki kızların bilgisiz olması15
- uyudunuz mu arkadaşlar8
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı23
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- kuantum fiziğine sahip kadın6
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- midye dolma5
- domdom biraderin münih te yaşaması4
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar6
- otobüste uludağ sözlükte takılan birini görmek7
- bundesliga3
- kadıköy5
- futbol14
- simge sağın'ın sahnede giydiği tayt4
- 2026 ekim ayı nasıl geçti3
- psikologların psikolojilerinin bozuk olması5
- erkek komedyenlerin komik olmaması gerçeği3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- ismet gürbüz beyin tırnakları4
- rüya3
- gocu2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- tayta duyulan yoğun ilginin kaynağı3
- heidegger benimle ol3
- deli divane dizisi4
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemenin ahlakı4
- türk usulü ödeyelim diyen alman3
- israil'in kızlarından daha ucuzu7
- milan skriniar7
- osuruğun maddenin hangi hali olduğu sorusu4
- fon olaylarında adı geçen şahıslar2
- en son ne aldınız16
- gece gece aniden gelen kelle paça içme hissi3
- efendi erkek5
- atatürk düşmanı facebook dayısı5
- iyi geceler arkadaşlar ben uyuyorum6
- kahverengi keşiş örümceği2
- evde makyaj malzemesi yapmak4
- çorapsız uyumak2
- kızın haberi yokken fotoğrafıyla şarkı yapmak3
- senin gibisi yok4
- anın görüntüsü22
- avakado kestim al'ye diyen anne3
- göztepe neymiş böyle be3
- fidan'dan rusya ukrayna açıklaması3
- düşün ki o bunu okuyor3
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba11
- gülriz sururi'nin gözleri3
Şalımı ıslatıp çatı katımı mahveden ama bir o kadar da sevdiğim doğa olayı.
Yağsa da ıslansak...
Yağsa da ıslansak...
millete huzur, bana huzun veren doga olayi..
Bazen benim bile sinirimi bizan doğa olayı. Yeterince yorgunum vakit eve dönüş vakti. Yağmur usul usul okşuyor saçlarımı ve ben hasret giderme hevesiyle başımı kaldırıyorum göğe. Yağmur hızlanacak belli, yol uzun... Arabaya binmek bu kez alttan alınabilir. Arabayla eve kadar geldim. Evin az ilerisinde inşaat var onun önünde indim. Yağmur sevgilisini öpercesine mahçup. iki adım attım, atmaz olaydım. Hızlandı. iki dakika sürmeyecek yolda öyle bir ıslattı ki beni başımı çeşmenin altına uzatsam anca bu kadar ıslanırdım. Koşar adım geldim eve. Ceplerime baktım, anahtar yok. Yağmurda ıslanmanın en kötü ve belki tek kötü yanı bu olsa gerek.
Tam şu anda şakır şakır, göğü çatlata çatlata yağsa da açıp lord Byron okusam dediğim, en muhteşem doğa olayı. Haydi sonbahar çık gel artık.
en sevdiğim hava olayı.çoğu kişiye güneşli ve açık hava huzur verirken bana yağmur huzur veriyor...
Gözümden akan iki damla yaşı silmek için kim bilir hangi diyardan gelmiş sevdiceğim. Küçük bir çocuk edasıyla, hafif dokunuşlarıyla okşadı yanaklarımı. Hissettirmeden öptü, sevdi... Kapat dedi gözlerini kapat. Kapadım gözlerimi. Nefes al dedi uzun uzun... Kokusunu doldurdum ciğerlerime. Ağlama artık dedi yanındayım... iyi ki varsın dedim sarhoş gibiydim. Kokusu başımı döndürdü. Korkma dedi bana korkma hayattan, seni asla bırakmam. Bir tek ona güvendim bu dünyada. Beni yalnız bıraktığı zamanlar olsa da hep tuttu sözünü, hep geldi bana. Geri döneceğim dedi giderken. Ben de inandım elbet. Ondan başka kimim vardı ki zaten? Şimdi bekliyorum hiç kaybetmeden umudumu. Çünkü biliyorum er geç gelir yağmurum.
kız ismidir erkeklere yakışmıyor vesselam.
Fırat Tanış'ın mor rüyalar albümünde, favorim olan şarkılardan biri. "yalnızlık, yağmur olmuş, akıyor damlarına kentin ve sen böyle bir ölüm düşünmedin"
Cem adrian'in yagmur'u vardir bir de o da guzeldir.dinleyin.
izmirde şuan olandır, güzeldir.
Çok güzeldir yağmurda ağır ağır yürümek.
teoman'ın teoman olduğu zamanlardan sağlam bir şarkı.
Halen daha devam eden doğa olayı. Yaz gelecek mi?
yaşamın kaynağıdır.
bu tanım kısmıydı.
gelelim hatırasına:
ilkokul üçüncü sınıftayım kanka. sınıfta sessiz ve kendi haline bembeyaz tenli kıvırcık saçlı, yeşil gözlü bir kız, adı sevim.
- sevim nasılsın?
- sevim silgini alabilir miyim?
- sevim kalemtraşın var mı?
- sevim ne güzel yakalığın var falan.
ergenler bilmez o zamanlar siyah önlük ve beyaz yakalık var.
kızlarınki dantelli olur.
dantel kıza yakışıyor be. (yakalıktan bahsediyorum.)*
sevim şöyle, sevim böyle ve birinci sınıftan beri
ben sevim 'e tutkun.
sevim ders dinliyor, not alıyor, tahtadakileri defterine yazıyor.
ben sevim'e bakıyorum.
ben de başarılıyım. ama ne yaparsam yapayım kızın ilgisini çekemiyorum.
sevim cam kenarı tarafındaki sırada oturuyor. yine bir gün o na bakarken, gözüm camdan dışarıya kaydı. yağmur başlıyor. ona bakmaya biraz ara verip yağmuru izliyorum. derken zil çalmasıyla kendime geldim. baktım sevim yok. aman yarabbim! farkettim ki şemsiyesini sıranın altında unutmuş. işte dedim oğlum fırsat bu fırsat. kaptım şemsiyeyi arkasından koşup ona yetiştireceğim ve ıslanmadan evine gideceği için bana teşekkür edecek.
okul merdivenlerini koşarak indim ama sevim yok. gitmiş. bir teşekkür alacağım ve o bile bana yetecek derken şemsiye elimde kaldı. evini de bilmiyorum ki götürsem, kapıda versem belki küçük bir öpücük alacağım yanağıma. adaletini sikeyim dünya. daha o yaşta bir çocuğa bu kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşatırlır mı? üstelik o panikle ben de çantamı sırada unutmuşum. hem çantamı alırım hem de kızın şemsiyesini sırasına koyarım ve başka bir fırsat beklerim diye düşünerek merdivenleri yukarı çıkmaya başladım.
merdivenlerin bitmesine üç beş basamak kala kafamı kaldırdım ki karşımda sevim.
hem de elinde benim çantam.
onun elinde benim çantam benim elimde onun şemsiyesi.
+ birnumara çantanı unutmuşsun.
dedi.
- sende şemsiyeni unutmuşsun dedim.
bana attığı o güzel gülümsemeyi hayatım boyunca unutamadım.
neyse efendim, aynı anda teşekkür edecektik ki o benim ben onun sözünü kesmemek için yine aynı anda sustuk.
15 20 saniye duraklamadan sonra toparladım kendimi.
al şemsiyeni ver çantamı dedim.
ulan geri zekalı ben! ne biçim cümle o? küsen çocukların aptalca kurduğu cümleye benziyor.
tamam diyerek aldı ve sonra dedi ki;
bugün gonca babasıyla eve gidecek ve ben yalnız gitmek istemiyorum eve. gonca bunun en yakın arkadaşı. ama ''uff ağlıyo kız şu an geri zekalı'' tarzında değil tabi ki.
yok artık dedim. tabi ki içimden dedim.*
ulan bir teşekkür almak bile bana yetecekken onunla eve kadar yürüyeceğim.
işte o anki heyecanı sanırım bir daha, trabzonspor şampiyon olursa hissederim.
hemen toparladım kendimi çantamı aldım ve dedim ki;
ben seni eve götürürüm.
o anki gurur da anlatılmaz. zaten anlatmaya kalksam, bu entry bitmez.
yağmur yağıyor, şemsiyesini elinden aldım ve açtım. başladık yürümeye...
yol boyu aklımda üç kelimelik bir cümle '' sevim senden hoşlanıyorum''
ama diyemiyorum.
okul, hoca, gonca, dersler derken eve yaklaşmışız. bu sokak bizim sokak dedi.
tahminen 600 metrelik bir yol okul ile onun evi arasındaki. ama bana 5 adımdan uzun gelmedi. sevim dedim;
sen akıllı ve zeki bir kızsın. nasıl olur da şemsiyeni unutursun bu yağmurda diye sordum.
'' ben şemsiyemi unutmadım ki , askıdan paltomu aldım ve arkamı döndüm bir baktım sen benim şemsiyemi aldın koşarak çıktın. ben de baktım senin çantan sıranın üstünde ben de onu aldım.''
işte o an ki rezil oluşumu da kelimelerle anlatamam.
ulan aynı anda kaç tane anlatılamaz duygu yaşadığımı bilmiyorum.*
neyse efendim, evine bıraktım, teşekkürü aldım ve koyuldum evimin yoluna.
sonuçta istediğimi başardım.
ertesi gün akşama kadar utancımdan bakamadım. son ders öncesi gonca yanıma geldi ve dedi ki,
sevim senden hoşlanıyor ve dün için şana tekrar çok teşekkür ediyor.
ah sevim ah! bunu kendin söylesene. ben de dünyanın en mutlu çocuğu olayım.
okul bitene kadar sevim ile ben tek kelime konuşmadık.
gonca benden ona, ondan bana taşıdı cümlelerimizi.
sonuçta birbirimizden hoşlanıyorduk.
o yağmur, hayatımın belki de ilk fırsatını sunmuştu bana. yağmur sayesinde farklı bir sürü duygular yaşamıştım ve o dönemde hayatım değişmişti.
sonra biz ailece başka bir ile taşınınca, sevim orada ama hep aklımda kaldı.
ve o günden beri ne zaman yağmur yağsa, sanki hayatımda bir şeyler değişecek gibi hissediyorum.
her yağmurda aklıma gelirsin sevim.
inşallah dünyanın en mutlu insanlarından biri sensin.
bu olayın üzerinden yıllar geçti ama halen daha her yağmur yağdığında aynı hisse kapılıyorum.
yıllardır bir şey değişmemiş olsa bile.
bu tanım kısmıydı.
gelelim hatırasına:
ilkokul üçüncü sınıftayım kanka. sınıfta sessiz ve kendi haline bembeyaz tenli kıvırcık saçlı, yeşil gözlü bir kız, adı sevim.
- sevim nasılsın?
- sevim silgini alabilir miyim?
- sevim kalemtraşın var mı?
- sevim ne güzel yakalığın var falan.
ergenler bilmez o zamanlar siyah önlük ve beyaz yakalık var.
kızlarınki dantelli olur.
dantel kıza yakışıyor be. (yakalıktan bahsediyorum.)*
sevim şöyle, sevim böyle ve birinci sınıftan beri
ben sevim 'e tutkun.
sevim ders dinliyor, not alıyor, tahtadakileri defterine yazıyor.
ben sevim'e bakıyorum.
ben de başarılıyım. ama ne yaparsam yapayım kızın ilgisini çekemiyorum.
sevim cam kenarı tarafındaki sırada oturuyor. yine bir gün o na bakarken, gözüm camdan dışarıya kaydı. yağmur başlıyor. ona bakmaya biraz ara verip yağmuru izliyorum. derken zil çalmasıyla kendime geldim. baktım sevim yok. aman yarabbim! farkettim ki şemsiyesini sıranın altında unutmuş. işte dedim oğlum fırsat bu fırsat. kaptım şemsiyeyi arkasından koşup ona yetiştireceğim ve ıslanmadan evine gideceği için bana teşekkür edecek.
okul merdivenlerini koşarak indim ama sevim yok. gitmiş. bir teşekkür alacağım ve o bile bana yetecek derken şemsiye elimde kaldı. evini de bilmiyorum ki götürsem, kapıda versem belki küçük bir öpücük alacağım yanağıma. adaletini sikeyim dünya. daha o yaşta bir çocuğa bu kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşatırlır mı? üstelik o panikle ben de çantamı sırada unutmuşum. hem çantamı alırım hem de kızın şemsiyesini sırasına koyarım ve başka bir fırsat beklerim diye düşünerek merdivenleri yukarı çıkmaya başladım.
merdivenlerin bitmesine üç beş basamak kala kafamı kaldırdım ki karşımda sevim.
hem de elinde benim çantam.
onun elinde benim çantam benim elimde onun şemsiyesi.
+ birnumara çantanı unutmuşsun.
dedi.
- sende şemsiyeni unutmuşsun dedim.
bana attığı o güzel gülümsemeyi hayatım boyunca unutamadım.
neyse efendim, aynı anda teşekkür edecektik ki o benim ben onun sözünü kesmemek için yine aynı anda sustuk.
15 20 saniye duraklamadan sonra toparladım kendimi.
al şemsiyeni ver çantamı dedim.
ulan geri zekalı ben! ne biçim cümle o? küsen çocukların aptalca kurduğu cümleye benziyor.
tamam diyerek aldı ve sonra dedi ki;
bugün gonca babasıyla eve gidecek ve ben yalnız gitmek istemiyorum eve. gonca bunun en yakın arkadaşı. ama ''uff ağlıyo kız şu an geri zekalı'' tarzında değil tabi ki.
yok artık dedim. tabi ki içimden dedim.*
ulan bir teşekkür almak bile bana yetecekken onunla eve kadar yürüyeceğim.
işte o anki heyecanı sanırım bir daha, trabzonspor şampiyon olursa hissederim.
hemen toparladım kendimi çantamı aldım ve dedim ki;
ben seni eve götürürüm.
o anki gurur da anlatılmaz. zaten anlatmaya kalksam, bu entry bitmez.
yağmur yağıyor, şemsiyesini elinden aldım ve açtım. başladık yürümeye...
yol boyu aklımda üç kelimelik bir cümle '' sevim senden hoşlanıyorum''
ama diyemiyorum.
okul, hoca, gonca, dersler derken eve yaklaşmışız. bu sokak bizim sokak dedi.
tahminen 600 metrelik bir yol okul ile onun evi arasındaki. ama bana 5 adımdan uzun gelmedi. sevim dedim;
sen akıllı ve zeki bir kızsın. nasıl olur da şemsiyeni unutursun bu yağmurda diye sordum.
'' ben şemsiyemi unutmadım ki , askıdan paltomu aldım ve arkamı döndüm bir baktım sen benim şemsiyemi aldın koşarak çıktın. ben de baktım senin çantan sıranın üstünde ben de onu aldım.''
işte o an ki rezil oluşumu da kelimelerle anlatamam.
ulan aynı anda kaç tane anlatılamaz duygu yaşadığımı bilmiyorum.*
neyse efendim, evine bıraktım, teşekkürü aldım ve koyuldum evimin yoluna.
sonuçta istediğimi başardım.
ertesi gün akşama kadar utancımdan bakamadım. son ders öncesi gonca yanıma geldi ve dedi ki,
sevim senden hoşlanıyor ve dün için şana tekrar çok teşekkür ediyor.
ah sevim ah! bunu kendin söylesene. ben de dünyanın en mutlu çocuğu olayım.
okul bitene kadar sevim ile ben tek kelime konuşmadık.
gonca benden ona, ondan bana taşıdı cümlelerimizi.
sonuçta birbirimizden hoşlanıyorduk.
o yağmur, hayatımın belki de ilk fırsatını sunmuştu bana. yağmur sayesinde farklı bir sürü duygular yaşamıştım ve o dönemde hayatım değişmişti.
sonra biz ailece başka bir ile taşınınca, sevim orada ama hep aklımda kaldı.
ve o günden beri ne zaman yağmur yağsa, sanki hayatımda bir şeyler değişecek gibi hissediyorum.
her yağmurda aklıma gelirsin sevim.
inşallah dünyanın en mutlu insanlarından biri sensin.
bu olayın üzerinden yıllar geçti ama halen daha her yağmur yağdığında aynı hisse kapılıyorum.
yıllardır bir şey değişmemiş olsa bile.
Şu dünyanın en güzel yanlarından biri.
ilkokulda bana yürüyen ama ben temiz aile çocuğu olduğum için olayı 3-4 sene sonra çözdüğüm arkadaşın ismi.
yaz sıcağında bir anda bardaktan boşalırcasına yağarken o sıcaklık yerini serinliğe ve toprak kokusuna bırakırken insanın içini rahatlatan hava olayı.
küçük muttarid muhteriz darbeler..
tevfik fikret'in muazzam şiiri.
tevfik fikret'in muazzam şiiri.
her yağmur yağdığında çoğu kezo tarafından paylaşılan bertuğ cemil şarkısı.
var edenin adıyla insanlığa inen nur
bir gece yansıyınca kente sibir dağından
toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur
kutlu bir zaferdir bu ebâbil dudağından
rahmet vadilerinden boşanır âb-ı hayat
en müstesna doğuşa hâmiledir kâinat.
bir gece yansıyınca kente sibir dağından
toprağı kirlerinden arındırır bir yağmur
kutlu bir zaferdir bu ebâbil dudağından
rahmet vadilerinden boşanır âb-ı hayat
en müstesna doğuşa hâmiledir kâinat.
ferahlık, huzur, mutluluk, arınmadır. şuan Yalova civarında başlamıştır. tek kötü yanı sigara içmeye teşvik eder.
Şehrime yağan doğa mucizesidir. Berekettir. Aşkımdır, aşktır. Onun kadar güzel bir şeye daha rastlamadım dünyada.
yalnızlıkla arası iyi olan için güzeldir yağmur altında ıslanmak ve yahut da izlemek yağmuru pencereden.
ayrıca en güzel kız ismidir.
ayrıca en güzel kız ismidir.
Tamda dışarı çıkıp , sahile inip kafa dinlemelik.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar