bugün
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı11
- sözlük yazarlarının benzediği ünlü sayısı6
- fiziği güzel sözlük kızları5
- fakir siniri5
- hiçbir kanuna uymayan akp'li zenginler6
- arkadaşlar beni hanginiz takipten çıktı4
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması21
- sözlükte kavga edecek birini bulamamak9
- 21 ocak 2025 bolu kartalkaya otel yangını3
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil9
- aklınıza gelen şarkı sözü3
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- ups boobss nickli yazar5
- sözlüğün bu kadar çok böceği bir araya toplaması2
- tipi olmayan komik çocuk2
- geri kalmış ülkelerdeki milliyetçilik akımı2
- 8 saniye süren osuruk3
- fatma betül sayan kaya57
- cips yerken çıkan ses yan komşuya kadar gidiyor mu3
- memelerin çok acayip birer organ olması4
- kalp krizi geçirseydim3
- kurşuni renkler dinlerken hüngür hüngür ağlamak3
- 29 eylül 2026 slovakya kazakistan maçı3
- şampuan önerisi8
- işe dans ederek gitmiyorsanız o işi bırakın3
- kolunu sıkınca biceps kası ortaya çıkmayan erkek4
- allah diye bir varlığın olmaması5
- sözlüğün aptal kaynaması4
- yazarların ihtiyacı olan şey2
- tinder da ilk mesaj olarak stack sormak2
- amerika da yaşadığını zanneden yazar3
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- nokia 33104
- mis gibi sözlük2
- rastgele bir yazar seçip karabüyüyle öldürmek4
- açık oylamalardaki mantık hatası3
- false3
- karton toplayan piç2
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- ktç'yi kafes dövüşüne davet etmek2
- toplumun çöküşü2
- o gece neredeydin3
- kendisiyle övünen insanlar15
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- 29 eylül 2026 finlandiya beyaz rusya maçı3
- 29 eylül 2026 moldova faroe adaları maçı3
- 29 eylül 2026 lüksemburg izlanda maçı2
- kazakistan5
- slovakya5
- gündoğdu gıda3
bir ozanla tanıştım. hasan adında. ergani doğumlu. harput'ta bulunmuş. ankara'ya sinop'tan gelmiş. Neyse şimdi memleket saptamasıyla uğraşırsak altından kalkamayız. ülkeleri olmaz onların. ozan dedik ya. dar ve değişkendir coğrafyaları.
kış günü duymuştum sesini. sakarya meydanı'nda dolaşırken, taa uzaklardan gırtlağı beni olduğum yerde yakalayıp, sokakları aştırarak, başucuna götürdü. ince, kısa, zayıf bir adam. elleri sazının bağrında ezbere gidip geliyor. onu çok iyi tanıdığı besbelli...
''yüksek minarede kandiller yanar'' gibi zor bir harput uzun havası çekiyor. ara sıra göz ucuyla başındaki kalabalığı taramak için yalancıktan gök yüzüne bakıyor..
bir kaç bozukluk düşüyor önündeki mendile. bu ona daha bir heyecan veriyor,''kandilin şavkına canım'' türküsü son hız ilerliyor.. hemen ısınıyorum ona ve kirli yüzünü öpüyorum.. diyarbakır'ın, harput'un, ankara'nın, sinop'un toprağı bulaşıyor ağzıma yüzüme..bir de diğer yanağından; adana, siverek, izmir, istanbul... ilk türküsünü bitiriyor, ağlıyor. kireçlenmiş dizlerini ters yönde altına alıyor. mendilini düzeltiyor. şarabından bir fırt çekiyor. ateş istiyor. ama iyi içine çekemediğinden sönen sigarasını yakmam için bana uzatıyor. yakıp veriyorum. yanıp duruyorum. birlikte yanıyoruz. ''aç mısın?'' diyorum. ''hayır'' diyor. rahatlıyorum. zira son kuruşuma kadar biraz önce ona vermiştim. pişman değilim. sazın telleri ellerinin altıda cilvelenip inliyor.''baba bugün dağda duman yeri var''bitiyorum... çantamı altıma, kafamı dizlerimin altına alıp bi cıgara da ben yakıyorum. yanıyorlar.. kalabalık artıyor. bütün ülkem başıma birikti. ''öff ülen..'' diyor biriler. bazısı ''gadan cannıma keko'' diyor..
biz kardeşiz. hepimiz. canız biz. işte aynı gemideyiz. sular ne olursa olsun, aynı gemideyiz. birbirimizi sevmek zorundayız diye haykırıyorum... ''he gardaş'' diye onaylıyorlar. hasan abi susuyor. medeniyet sallanıyor. eyvah kopacağız... susma hasan abi. hadi coştur bizi.
birbirimizi sevmesini öğret. tutkalsın sen, yakala çatlaklarımızdan. yapıştır bizi. sonsuza dek. hadi kurban olurum, türkülerin susmasın. ayırma bizi. vur teline, mızrabın olayım, bak üşütmüyor bu soğuk bile...
kalabalık dağılınca ona nasıl geçindiğini soruyorum. ''karnım acıkınca lokantanın önünde tınlatıp döneri kapıyorum, susayınca birahanenin, ayakkabım yırtılınca...''
''ya sevince,sevince?'' deyip, sevdiğime koşuyorum..
peşimden yanık bir ses kovalıyor uzaklaşıncaya dek:
''el vurup yaramı incitme tabib...''
tanım: ''yağmur getiren fırtına'' isimli romanıyla 90'lı yıllarda ünlenen bülent akyürek'in 1998 tarihli bir yazısıdır.
kış günü duymuştum sesini. sakarya meydanı'nda dolaşırken, taa uzaklardan gırtlağı beni olduğum yerde yakalayıp, sokakları aştırarak, başucuna götürdü. ince, kısa, zayıf bir adam. elleri sazının bağrında ezbere gidip geliyor. onu çok iyi tanıdığı besbelli...
''yüksek minarede kandiller yanar'' gibi zor bir harput uzun havası çekiyor. ara sıra göz ucuyla başındaki kalabalığı taramak için yalancıktan gök yüzüne bakıyor..
bir kaç bozukluk düşüyor önündeki mendile. bu ona daha bir heyecan veriyor,''kandilin şavkına canım'' türküsü son hız ilerliyor.. hemen ısınıyorum ona ve kirli yüzünü öpüyorum.. diyarbakır'ın, harput'un, ankara'nın, sinop'un toprağı bulaşıyor ağzıma yüzüme..bir de diğer yanağından; adana, siverek, izmir, istanbul... ilk türküsünü bitiriyor, ağlıyor. kireçlenmiş dizlerini ters yönde altına alıyor. mendilini düzeltiyor. şarabından bir fırt çekiyor. ateş istiyor. ama iyi içine çekemediğinden sönen sigarasını yakmam için bana uzatıyor. yakıp veriyorum. yanıp duruyorum. birlikte yanıyoruz. ''aç mısın?'' diyorum. ''hayır'' diyor. rahatlıyorum. zira son kuruşuma kadar biraz önce ona vermiştim. pişman değilim. sazın telleri ellerinin altıda cilvelenip inliyor.''baba bugün dağda duman yeri var''bitiyorum... çantamı altıma, kafamı dizlerimin altına alıp bi cıgara da ben yakıyorum. yanıyorlar.. kalabalık artıyor. bütün ülkem başıma birikti. ''öff ülen..'' diyor biriler. bazısı ''gadan cannıma keko'' diyor..
biz kardeşiz. hepimiz. canız biz. işte aynı gemideyiz. sular ne olursa olsun, aynı gemideyiz. birbirimizi sevmek zorundayız diye haykırıyorum... ''he gardaş'' diye onaylıyorlar. hasan abi susuyor. medeniyet sallanıyor. eyvah kopacağız... susma hasan abi. hadi coştur bizi.
birbirimizi sevmesini öğret. tutkalsın sen, yakala çatlaklarımızdan. yapıştır bizi. sonsuza dek. hadi kurban olurum, türkülerin susmasın. ayırma bizi. vur teline, mızrabın olayım, bak üşütmüyor bu soğuk bile...
kalabalık dağılınca ona nasıl geçindiğini soruyorum. ''karnım acıkınca lokantanın önünde tınlatıp döneri kapıyorum, susayınca birahanenin, ayakkabım yırtılınca...''
''ya sevince,sevince?'' deyip, sevdiğime koşuyorum..
peşimden yanık bir ses kovalıyor uzaklaşıncaya dek:
''el vurup yaramı incitme tabib...''
tanım: ''yağmur getiren fırtına'' isimli romanıyla 90'lı yıllarda ünlenen bülent akyürek'in 1998 tarihli bir yazısıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar