bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    giriş bilgilendirmesi: 18. ve 19.y.y.larda ingiltere'de aralarından (bkz: newton)'un bile bulunduğu showman bilim adamları belli bir ücret karşılığı stand up gösterileri yaparlardı. halkın -ki özellikle öğrenci ve eğitimcilerin- iştirakıyla bu bilim adamları ciddi bigiler veriyor; buluşlarından ve dahiyane fikirlerinden söz ediyorlardı. bu beyin fırtınaları bir çok icadın doğuşuna ve pozitif bilimin gelişmesine sebep olmuştur.

    doç.dr.yücel demirer, adeta işbu açıklamada geçen bilim adamlarını akla getiren, fikir dünyası ve ders işleyiş şekliyle ufuk açan ve hayranlık uyandıran bir hocadır. ankara sbf'den sonra, Ohio State University'de doktorasını yapmıştır. kocaeli üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi öğretim üyesidir.
    1 ... vakanuvist
  2. 2.
    kendi fikrini benimsetmeye çalışmayan, ideoloji dışı düşündürmeye çalışan, herkesi dinleyen insanlara karşı aşırı saygılı nadir akademisyenlerden biridir.
    ... vi3e
  3. 3.
    kocaeli üniversitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi bölümü öğretim üyesi...
    15.01.2016 tarihli operasyonla kocaeli de göz altına alınmış 19 akademisyen arasında yer alan şahsiyet...
    ve aynı zamanda lisans eğitimimi tamamladığım üniversitenin hocası olması hasebiyle tanıştığım güzel insan...

    -------------------
    öyle teknik bir tanımlama çabası içerisinde olmayacağım.
    konuyu politik bir zeminde de değerlendirmeyeceğim.
    sadece şahit olduğum insani yönü aktarmaya çalışacağım.
    -------------------

    kendileri, derslerimize girmezdi. biz uluslararası ilişkiler bölümü öğrencisiydik, yücel hoca da siyaset bölümü hocası... aynı fakültede olduğumuz için sık sık görürdük, yolda karşılaşırdık. fakat selamlaşmazdık dahi... yabancıydık birbirimize... kendisinin kim olduğunu, ne iş yaptığını da bilmiyorduk; ta ki, birgün arkadaşımla birlikte kafamıza takılan bir hususu hocalarımızla konuşmak için okula gittiğimiz güne kadar...

    okula vardığımızda, odalarında bulduğumuz hocalarımızla ayaküstü ya da kısa bir muhabbet şeklinde kafamızdakileri sorup, bu alanda neler yapabileceğimizi tartışmıştık. hocalarım beni severdi, ismen zikrederlerdi. bu durum, derslerde konuyla ilgili sorulara doğrudan muhatap olmak gibi bir yükü beraberinde getirse de,halimden şikayetçi değildim. fakat o gün pek kaale alınmamıştık. muhabbetler yüzeyseldi. çünkü çoğu hocamızın, uzmanlık alanı siyasi tarih, felsefe ve bölgesel siyasetler olduğu halde hakkında konuşacak ya da araştırma yapacak cesareti kendilerinde bulamadıkları bir konuyu açıyorduk onlara: türkiye ve ortadoğu hizbullahı!!!
    haliyle, bir yol yordam göstermekten imtina ettiler.

    tatmin edilememişliğin verdiği ruh haliyle fakültede dolanırken, nasıl olduysa siyaset bilimi kısmına geçtik. öyle sessiz ve amaçsız bir şekilde dolanıp kapı kenarlarındaki isimliklere bakarken, arkamızdan gelen 'gençler hayırdır?' sözüyle irkildik. güvenlik personeli zannettik ilk başta. fakat arkamıza dönüp de bize seslenen kişiye baktığımızda, çoğu zaman okulda gördüğümüz ve kim olduğu hakkında bir fikrimizin olmadığı, kel ve gözlüklü o adamı gördük. mütebessimdi, cana yakındı. nasıl cevap vereceğimizi pek bilemedik: 'şeyyy, bakıyorduk öyle.' minvalinde birşeyler geveledik. bu cevabımız karşısında tebessüm edip 'pazar yeri mi burası arkadaşlar?' diye cevap verdi. biraz gülüp, biraz kızarıp, biraz da kendisine karşı nasıl davranacağımızı kestiremeyip, meçhul adam karşısında öylece sustuk.

    'hadi gelin.' dedi. 'size çay ikram edeyim.'

    biz daha cevap vermeden, hemen yanımızdaki kapıyı açmak için cebinden anahtarını çıkardı. kapı kenarındaki isimliğe baktığımızda doç. dr. yücel demirer ile muhabbet ettiğimizi anladık.
    tanışma faslından sonra, kendi elleriyle hazırlayıp bize ikram ettiği çaydan yudumladık.
    epey muhabbet ettik.
    yücel hoca, bir saatten daha fazla vakit ayırdı bize ve dahasını da samimiyetle ayırabilirdi.
    kafamızdaki konuyu, neler yapabileceğimizi uzun uzadıya konuştuk.
    öylesine destekleyici ve konuyu sahiplenen samimi bir yaklaşımı vardı ki, bu teveccühün altından nasıl kalkarız endişesi oluşmaya başladı bizde.
    konu hakkında kaynak ve uzman bazında nasıl yardımcı olabileceğini, işe nasıl ve nerden başlamamız hakkında uzun uzadıya malumat verdikten sonra, 'yeter ki ortaya birşey koyabilelim; bakarsınız güzel bir çalışma olur ve bizler de sizlerden faydalanırız, bu konuda faydalı bir tartışma ortamı oluşur...' dedi.

    kendisine şükranlarımızı sunup müsaadelerini istediğimizde, bir yerden başlamamızı istedi ve sıkıştığımız noktada kesinlikle hiç çekinmeden kendisini ziyaret edebileceğimizi, elinden ne geliyorsa yapmaya çalışacağını ifade etti.

    kontenjan akademisyenleri - beşik uleması cahilleri ve havasından geçilmeyen asistanları göz önünde bulundurduğumuzda, hiç tanımadığı ve hiçbir sorumluluğu olmadığı başka bölüm öğrencilerine karşı bu kadar samimi bir çaba içerisinde olan yücel hoca, bu tavrıyla kendi muhteremliğini ortaya koymuştu.

    o odadan öylesine unutulmaz bir keyif ve şükranla ayrıldık ki, aradan yıllar geçtiği halde bugün gözaltına alındığı haberini okuduğumda, içim kanadı adeta.

    umarım, bir an önce kitaplarına ve öğrencilerine kavuşur. hayatına kaldığı yerden devam eder.

    ekşi yazarları da yücel hoca hakkındaki kanaatlerini şu şekilde paylaşmış:
    https://eksisozluk.com/yucel-demirer--1916009
    1 ... malajor
kapat