bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı8
- su tabancasından su içen çocuk4
- sözlüğün kapanması4
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler8
- estetik ameliyat olan kişiyi ziyaret etmek3
- burçlara inanmak3
- blackberry6
- anın görüntüsü15
- sebahattin şirin14
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek8
- kalp krizi8
- yakışıklı erkek görünce verilen tepkiler2
- çerçeve yasa23
- arkadaşlar bana müsaade2
- bir erkeği yakışıklı gösteren 3 şey3
- hiçbir servet zamanı satın alamaz11
- eksi oy alan tanımları siliyorum2
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları9
- apo piçtir piç kalacak12
- kırathanede one more cup of coffee dinlemek2
- hangi film karakteri olmak isterdiniz3
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- romelu lukaku7
- ultravesti tiribün liderinin gözaltına alınması3
- eski türkiye5
- kova burcu2
- z jenerasyonunun önceki nesilden az zekalı olması4
- bu plak para eder mi3
- herkes öldüğü hal üzere diriltilecektir2
- profilini gizli tutma nedeni9
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu12
- numan kurtulmuş3
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı6
- rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın2
- aslolan fenerbahce dir andavalı4
- aslolan fenerbahce dir vs frank lucas3
- türk milletine kurulan pusu7
- ipsala vs kapıkule2
- allah'ın delili hazreti mehdi5
- ümmetçilerin vatan sevgisi5
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak5
- true'nun sözlüğe küsmesi6
- en sevdiğin eşofmana çamaşır suyu dökülmesi5
- mel melin palavra sıkması7
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi7
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- akp iktidarının yaptığı en önemli hizmet6
- kendi doğum gününü unutmak3
- ekşide yazar olmak vs uludağda birader olmak3
bir çocuk masalı.
--spoiler--
Bir varmış, bir yokmuş... Zamanın birinde bir masal kasabası varmış. Bu kasaba dağların arasında bir yerdeymiş. Buradaki dağlar öyle dik öyle dikmiş ki bir noktadan, bir başka yere gitmeye olanak vermezmiş. Bu yüzden kasabada hiçbir yol yokmuş. Zaten buranın adı da Yolsuz kasabaymış.
Yolun ne olduğunu bilmeyen kasaba insanları birbirine gidip gelemiyormuş. Doğal olarak bu durum çeşitli sorunlara neden oluyormuş. Bu yüzden akrabalar görüşemiyor, hısımlar buluşamıyor, insanlar tanışamıyormuş. Ne kötü değil mi?
Kasabalılar, birbirlerine gidip gelme işini zamanla çözmüşler. Nasıl mı? Tabii ki uçarak...
Herkes kendine göre bir uçma aracı geliştirmiş zaman içinde. Kasabalıların kimi çalı süpürgesiyle, kimi yabasına binerek uçuyormuş. En çok da halı kullanılıyormuş uçma eyleminde. Evdeki eski halılar bu iş için yeterli oluyormuş tabii ki.
***
Gel zaman, git zaman... Uçmak, bizim Yolsuz kasabalılar için bir yaşam biçimi hâline gelmiş. Daha önceleri sonbaharda yaptıkları bağ bozumu şenliklerinin adını ve şeklini bile değiştirmişler. Bundan böyle bu eğlenceler, Uçuş Festivali olarak düzenlenmeye başlamış.
Uçuş Festivalinde herkes, aracını alıp meydana çıkıyor ve uçma yarışmaları yapılıyormuş. Zaman içinde Uçma Festivali çok gelişmiş. Seyircisi çoğalmış. Dereceye girenlere büyük ödüller konmuş. Bu yüzden kasabalılar, her yıl festival günlerini iple çekiyorlarmış.
Yıllardan bir yılda yine festival günleri gelip çatmış. Kasabalılar heyecan içinde hazırlıklara başlamışlar. Uçuş için çalı süpürgesi kullananlar, süpürgelerinin çalılarını yenilemiş; yaba kullananlar, yeni bir yaba yapmış; halı kullananlar, halılarının yırtıklarını örerek yamamış. Artık herkes büyük güne hazırmış.
Bizim Yolsuz kasabada kimsesiz bir oğlancık yaşıyormuş. Yok yok, bu oğlancık sizin sandığınız gibi kel değilmiş. Aksine tepesinde gür saçları varmış onun.
Bizim gür saçlı oğlan hayalperest biriymiş. Bu yüzden kitaplığında onlarca uzay, macera ve hayal romanı varmış. Bizimki gece, gündüz onları okur olmadık şeylere kafa yorarmış.
O yıl gür saçlı oğlan da yaklaşan Uçma Festivalini bekliyormuş. O da yarışmalara katılacakmış. Ancak onun ne çalı süpürgesi, ne yabası, ne de halısı varmış. Buna karşın hiçbir telâşı da yokmuş. Çünkü düşündüğü ilginç bir şey varmış ama ne?...
Arkadaşları da merak ediyorlarmış gür saçlı oğlanın ne yapacağını:
-Ne ile uçacaksın? Ortalıkta hiçbir araç göremiyoruz, diyorlarmış.
Gür saçlı oğlan kıs kıs gülüyor:
- O gün görürsünüz, diyormuş.
Sonunda beklenen gün gelmiş. insanlar, festivalin başlayacağı saatlerde kasaba meydanına gelmişler. Yarışmaya katılacak olanların yanlarında uçuş araçları hazırmış.
Kasaba yöneticisi kısa bir konuşma yapıp festivali başlatmış. Sonra.
- Uçma yarışlarına katılacak olanlar uçuş pistinde sıralansın, demiş.
Yarışmacılar kalabalıktan ayrılıp ileri çıkmışlar. Kimileri halısını yere serip üzerine oturmuş; kimileri de yaba ve çalı süpürgelerinin saplarına, ata biner gibi binmişler. Yarışmacıların en sonunda bizim gür saçlı oğlan varmış. Doğal olarak onun yanında hiçbir şey yokmuş.
izleyenler, gür saçlı oğlanın bu hâline bakıp şaşırmışlar. Kasaba yöneticisi de merak içindeymiş:
- Evlâdım sen de mi yarışmacısın, diye sormadan edememiş.
Gür saçlı oğlancık kendinden emin bir şekilde:
- Evet, ben de yarışacağım, diye karşılık vermiş
Kasaba yöneticisinin şaşkınlığı daha da artmış:
- Yanında herhangi bir araç göremiyorum. Neden, diye sormuş.
Gür saçlı oğlancık, yöneticiye yanıt vermemiş. Aşağı eğilip oralardaki bir dal parçasını eline almış, onunla çevresine bir metre çapında bir daire çizmiş.
Kasabalılar gibi yönetici de ilgiyle izliyormuş onu:
- O da ne, diye sormuş.
- Uçan daire, diye yanıtlamış gür saçlı çocuk.
- Onunla mı uçacaksın?
- Bütün uzaylılar bununla uçuyor.
- Ama burası uzay değil, biz de uzaylı değiliz.
- Yanılıyorsunuz, burası uzay, biz de uzaylıyız. Örneğin marslılar da bize uzaylı diyorlarmış.
Gür saçlı oğlancığın son sözleri herkesi güldürmüş. Çaresiz yönetici de başını iki yana sallayarak işine dönmüş. Yanında getirdiği kafesi yukarı kaldırmış. Kafesin kapağını açıp içindeki kerkenez kuşunu dışarı çıkarmış. Onu yarışçılara gösterip:
- Bunu yakalayıp bana getiren yarışı kazanıyor, demiş.
Kerkenez kuşunu bulutlara doğru savuran yönetici yarışçılara dönüp:
- Bir, iki, üç, demiş. Fırlayın, yarış başladı.
Bir anda ortalık karışmış. Halılar altlarındaki tozları savura savura havalanmış, yaba ve süpürgeler yukarı fırlamış. Ya bizim gür saçlı oğlancık?...
Gür saçlı oğlancığın hâlini hiç sormayın. Ortalıktaki toz, duman sıyrılınca kasabalılar onu dairesinin üzerinde oturuyor olarak görmüşler. Şaşkın bir hâldeymiş.
- Allah Allah neden uçmadı benim dairem, diye mırıldanıyormuş. Oysa bütün uzaylılar uçmak için daire kullanıyordu. Romanlar öyle yazıyor...
Yolsuz kasaba kahkahalarla çınlarken bizim gür saçlı oğlancık mahcubiyet içinde evine kaçmış. Bir daha da daireye binip uçmaya kalkışmamış. Bu iş için evdeki halıyı kullanmış.
--spoiler--
--spoiler--
Bir varmış, bir yokmuş... Zamanın birinde bir masal kasabası varmış. Bu kasaba dağların arasında bir yerdeymiş. Buradaki dağlar öyle dik öyle dikmiş ki bir noktadan, bir başka yere gitmeye olanak vermezmiş. Bu yüzden kasabada hiçbir yol yokmuş. Zaten buranın adı da Yolsuz kasabaymış.
Yolun ne olduğunu bilmeyen kasaba insanları birbirine gidip gelemiyormuş. Doğal olarak bu durum çeşitli sorunlara neden oluyormuş. Bu yüzden akrabalar görüşemiyor, hısımlar buluşamıyor, insanlar tanışamıyormuş. Ne kötü değil mi?
Kasabalılar, birbirlerine gidip gelme işini zamanla çözmüşler. Nasıl mı? Tabii ki uçarak...
Herkes kendine göre bir uçma aracı geliştirmiş zaman içinde. Kasabalıların kimi çalı süpürgesiyle, kimi yabasına binerek uçuyormuş. En çok da halı kullanılıyormuş uçma eyleminde. Evdeki eski halılar bu iş için yeterli oluyormuş tabii ki.
***
Gel zaman, git zaman... Uçmak, bizim Yolsuz kasabalılar için bir yaşam biçimi hâline gelmiş. Daha önceleri sonbaharda yaptıkları bağ bozumu şenliklerinin adını ve şeklini bile değiştirmişler. Bundan böyle bu eğlenceler, Uçuş Festivali olarak düzenlenmeye başlamış.
Uçuş Festivalinde herkes, aracını alıp meydana çıkıyor ve uçma yarışmaları yapılıyormuş. Zaman içinde Uçma Festivali çok gelişmiş. Seyircisi çoğalmış. Dereceye girenlere büyük ödüller konmuş. Bu yüzden kasabalılar, her yıl festival günlerini iple çekiyorlarmış.
Yıllardan bir yılda yine festival günleri gelip çatmış. Kasabalılar heyecan içinde hazırlıklara başlamışlar. Uçuş için çalı süpürgesi kullananlar, süpürgelerinin çalılarını yenilemiş; yaba kullananlar, yeni bir yaba yapmış; halı kullananlar, halılarının yırtıklarını örerek yamamış. Artık herkes büyük güne hazırmış.
Bizim Yolsuz kasabada kimsesiz bir oğlancık yaşıyormuş. Yok yok, bu oğlancık sizin sandığınız gibi kel değilmiş. Aksine tepesinde gür saçları varmış onun.
Bizim gür saçlı oğlan hayalperest biriymiş. Bu yüzden kitaplığında onlarca uzay, macera ve hayal romanı varmış. Bizimki gece, gündüz onları okur olmadık şeylere kafa yorarmış.
O yıl gür saçlı oğlan da yaklaşan Uçma Festivalini bekliyormuş. O da yarışmalara katılacakmış. Ancak onun ne çalı süpürgesi, ne yabası, ne de halısı varmış. Buna karşın hiçbir telâşı da yokmuş. Çünkü düşündüğü ilginç bir şey varmış ama ne?...
Arkadaşları da merak ediyorlarmış gür saçlı oğlanın ne yapacağını:
-Ne ile uçacaksın? Ortalıkta hiçbir araç göremiyoruz, diyorlarmış.
Gür saçlı oğlan kıs kıs gülüyor:
- O gün görürsünüz, diyormuş.
Sonunda beklenen gün gelmiş. insanlar, festivalin başlayacağı saatlerde kasaba meydanına gelmişler. Yarışmaya katılacak olanların yanlarında uçuş araçları hazırmış.
Kasaba yöneticisi kısa bir konuşma yapıp festivali başlatmış. Sonra.
- Uçma yarışlarına katılacak olanlar uçuş pistinde sıralansın, demiş.
Yarışmacılar kalabalıktan ayrılıp ileri çıkmışlar. Kimileri halısını yere serip üzerine oturmuş; kimileri de yaba ve çalı süpürgelerinin saplarına, ata biner gibi binmişler. Yarışmacıların en sonunda bizim gür saçlı oğlan varmış. Doğal olarak onun yanında hiçbir şey yokmuş.
izleyenler, gür saçlı oğlanın bu hâline bakıp şaşırmışlar. Kasaba yöneticisi de merak içindeymiş:
- Evlâdım sen de mi yarışmacısın, diye sormadan edememiş.
Gür saçlı oğlancık kendinden emin bir şekilde:
- Evet, ben de yarışacağım, diye karşılık vermiş
Kasaba yöneticisinin şaşkınlığı daha da artmış:
- Yanında herhangi bir araç göremiyorum. Neden, diye sormuş.
Gür saçlı oğlancık, yöneticiye yanıt vermemiş. Aşağı eğilip oralardaki bir dal parçasını eline almış, onunla çevresine bir metre çapında bir daire çizmiş.
Kasabalılar gibi yönetici de ilgiyle izliyormuş onu:
- O da ne, diye sormuş.
- Uçan daire, diye yanıtlamış gür saçlı çocuk.
- Onunla mı uçacaksın?
- Bütün uzaylılar bununla uçuyor.
- Ama burası uzay değil, biz de uzaylı değiliz.
- Yanılıyorsunuz, burası uzay, biz de uzaylıyız. Örneğin marslılar da bize uzaylı diyorlarmış.
Gür saçlı oğlancığın son sözleri herkesi güldürmüş. Çaresiz yönetici de başını iki yana sallayarak işine dönmüş. Yanında getirdiği kafesi yukarı kaldırmış. Kafesin kapağını açıp içindeki kerkenez kuşunu dışarı çıkarmış. Onu yarışçılara gösterip:
- Bunu yakalayıp bana getiren yarışı kazanıyor, demiş.
Kerkenez kuşunu bulutlara doğru savuran yönetici yarışçılara dönüp:
- Bir, iki, üç, demiş. Fırlayın, yarış başladı.
Bir anda ortalık karışmış. Halılar altlarındaki tozları savura savura havalanmış, yaba ve süpürgeler yukarı fırlamış. Ya bizim gür saçlı oğlancık?...
Gür saçlı oğlancığın hâlini hiç sormayın. Ortalıktaki toz, duman sıyrılınca kasabalılar onu dairesinin üzerinde oturuyor olarak görmüşler. Şaşkın bir hâldeymiş.
- Allah Allah neden uçmadı benim dairem, diye mırıldanıyormuş. Oysa bütün uzaylılar uçmak için daire kullanıyordu. Romanlar öyle yazıyor...
Yolsuz kasaba kahkahalarla çınlarken bizim gür saçlı oğlancık mahcubiyet içinde evine kaçmış. Bir daha da daireye binip uçmaya kalkışmamış. Bu iş için evdeki halıyı kullanmış.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar