bugün
- simko328
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok22
- durduk yere arabistan husi savaşına dahil olmak8
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası41
- ofsaytımsı vol 212
- güne bir ahmet kaya şarkısı bırak5
- nervio16
- ilham aliyev26
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı13
- husiler7
- şabısgoy9
- sıcak çıtır lahmacun ezme salata buz gibi kola3
- yazarların askerde sınıflrı ve rütbeleri9
- kadın parfümü3
- yetiş'ya mokv5
- son okunan kitap11
- kara parayı borsada aklamak3
- türkiye de artan okul saldırıları12
- muslettin amca9
- yüksek enflasyon16
- bir önceki entryi devam ettir2
- kitap okuyan biri rte'ye oy vermez4
- çok okuyup devreleri yakmak2
- yavuz sultan selim6
- riyad saldırılarının perde arkası3
- muşlettin amca birader beydir2
- ekonomi2
- çok film izleyen insandan zarar gelmez25
- karton toplayan bey2
- topalar2
- türkiye'deki gürcüler4
- kız rolü yapmak6
- sözlük kızlarının kombinleri45
- 69600 entry girmek2
- futbol9
- bir şeyler söyle5
- bravi diyerek italyanım oğlum ben havası3
- küfürlü şiirler3
- fon vurgunu6
- küba'nın petrol sektörünü yabancı yatırıma açması4
- cilt kanseri3
- rj mitte5
- tarhana3
- kendini türk hisseden arap artığı24
- yulaf lapası2
- ufuk beydemir3
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı43
- sözlükteki ilişki skandalı37
- genç yaşta ölen ünlüler3
- göztepe7
1. Uyumasını sağlamak, uyur duruma getirmek.
2. mecaz: Acı, keder vb.ni hafifletmek.
3. mecaz: ilgi konusu olmaktan çıkarmak, unutturmak.
4. mecaz: Aldatmak, kandırmak.
(bkz: tdk)
2. mecaz: Acı, keder vb.ni hafifletmek.
3. mecaz: ilgi konusu olmaktan çıkarmak, unutturmak.
4. mecaz: Aldatmak, kandırmak.
(bkz: tdk)
evcil hayvanınıza, eğer gerçekten hastaysa ve dönüşü yoksa uygulatmak zorunda kalabileceğiniz durum. Acısı, etkisi işlem kadar kısa sürmez malesef. O ufacık bedeniyle yaşam savaşı verirken size bu karardan başka seçenek sunmaz hayat. Gözlerini açıp size baktığında bir insanınkinden çok daha fazla anlam görürsünüz o gözlerde. izlersiniz cennete gidişini, daha az acı çekeceğini bilirsiniz. Ama işe yaramaz, size sadece üzüntü ve düşünceler kalır, acaba doğru olanı mı yaptım diye.
bir canlıyı uyutursunuz, ama sonra uyanır. bir canlıyı öldürürsünüz ama sonra dirilmez. cinayeti kabullenir kılmanın adı uyutmak olmuş. hayvanlara söylenilebilecek en şerefsiz yalan bu...
eğer ailenizde söz konusuysa fazlaca gözünüzü meşgul eder.
kedimi uyutmam söz konusu oldu. artık son çare olarak. böbrek yetmezliği ciddi boyutta kırıkları dayanamayack gibiyse.
hayır arkadaş bakıyorum. hayvan hareketli. şırıngayla mama verirken nerdeyse şırıngayı yiyecek, konuşurken yüzümüze bakıyor. iletişim kuruyor. cümlelerimize mırrlıyor.
ama işin diğer boyutu var: hastalık. geri dönüşü olmayan bir şey için tedaviler ilaçlar iğneler damar yolları. yazık 2 gıdım canı kaldı zaten bunlarla nasıl mücadele etsin.
onun orda canı yanarken ben her gün ölüp ölüp dirileceğim.
yarın belli olacaktı her şey. gelin son defa böbreklerine bakalım demişler. ama bugün çağırmamışlar gelin diye. acaba diyorum tehlike kalktı mı?
1 haftadır yastayım. bakıyorum. hakkımız var mı? sadece bir iğneyle bunu yapmaya hakkımız var mı? hala mutfaktan gelen tavuk kokusu için depar ata ata, vücudundaki tüm kırıklara rağmen koşan bir kediye son nefesini benim lütuf etmeye hakkım yok, hakkımız yok.
ama düşünüyorum bir taraftan, yok kurtuluşu. doktoru kendi dedi. "olası bir böbrek yetmezliğinde, böbreğin kendini yenilemesi imkansız. geri dönüşü yok ve beraberinde ciğer problemlerini de getirecek" dedi. ağlayarak dinledim. Mısır böyle bir hastalığı hakedecek hiç bir şey yapmadı. allahın bizi böyle bir şeyle sınaması için hiç bir günah işlemedik.
her sabah uyandığımda ilk işim gidip kolunu budunu öpmek. koklamak. konuşmak. hele annem dün bir laf ettiki deldi geçti beni. "seni iyileştiremedik Mısır" dedi. ben bunu Mısır'a yapanlara her gün lanet ediyorum. Mısır'dan beter olun diyorum. olsunlar. 4 haftadır canım burnumda. o hayvanın her şırınga mama içişine dünyaları vericem nerdeyse. her kakasında her çişinde mutlu oluyorum. evin küçük bebeği çünkü o. insan veya hayvan olması hiç farketmez. bizim onu nasıl gördüğümüzle alakalı.
şimdi diyorlar ki evinde 2 hayvan olsa birini vereceksin. onlar napacak o birini. pamuklara sarıp sarmalamayacaklar elbet. hayvanın amına koyup atacaklar. ulan ben her gün damla damla ilaç, damla damla mama verdiğim bebeğimi size nasıl vereyim. bileklerimi keserim, evimi yakarım yine de vermem. niye vericem. gidin öldürün diye. adi şerefsizler. yaşadınız mı böyle bir acı, hissettiniz mi sizden olmayan bir canlıya böyle bir sevgi. allahınızdan bulun . yabani sokak hayvanlarını, kuduzları, aidslileri, hastalıklıları, ölmek üzere olanları hadi anlarım. evimdekini alıp ne yapacaksın. zaten her şeyi bana ait. her türlü bakımını masrafını yapıyorum. senden bir talebim yokki ibnenin evladı.
uzak durun çocuklarımızdan!!! uzak durun huzurumuzdan!!!
kedimi uyutmam söz konusu oldu. artık son çare olarak. böbrek yetmezliği ciddi boyutta kırıkları dayanamayack gibiyse.
hayır arkadaş bakıyorum. hayvan hareketli. şırıngayla mama verirken nerdeyse şırıngayı yiyecek, konuşurken yüzümüze bakıyor. iletişim kuruyor. cümlelerimize mırrlıyor.
ama işin diğer boyutu var: hastalık. geri dönüşü olmayan bir şey için tedaviler ilaçlar iğneler damar yolları. yazık 2 gıdım canı kaldı zaten bunlarla nasıl mücadele etsin.
onun orda canı yanarken ben her gün ölüp ölüp dirileceğim.
yarın belli olacaktı her şey. gelin son defa böbreklerine bakalım demişler. ama bugün çağırmamışlar gelin diye. acaba diyorum tehlike kalktı mı?
1 haftadır yastayım. bakıyorum. hakkımız var mı? sadece bir iğneyle bunu yapmaya hakkımız var mı? hala mutfaktan gelen tavuk kokusu için depar ata ata, vücudundaki tüm kırıklara rağmen koşan bir kediye son nefesini benim lütuf etmeye hakkım yok, hakkımız yok.
ama düşünüyorum bir taraftan, yok kurtuluşu. doktoru kendi dedi. "olası bir böbrek yetmezliğinde, böbreğin kendini yenilemesi imkansız. geri dönüşü yok ve beraberinde ciğer problemlerini de getirecek" dedi. ağlayarak dinledim. Mısır böyle bir hastalığı hakedecek hiç bir şey yapmadı. allahın bizi böyle bir şeyle sınaması için hiç bir günah işlemedik.
her sabah uyandığımda ilk işim gidip kolunu budunu öpmek. koklamak. konuşmak. hele annem dün bir laf ettiki deldi geçti beni. "seni iyileştiremedik Mısır" dedi. ben bunu Mısır'a yapanlara her gün lanet ediyorum. Mısır'dan beter olun diyorum. olsunlar. 4 haftadır canım burnumda. o hayvanın her şırınga mama içişine dünyaları vericem nerdeyse. her kakasında her çişinde mutlu oluyorum. evin küçük bebeği çünkü o. insan veya hayvan olması hiç farketmez. bizim onu nasıl gördüğümüzle alakalı.
şimdi diyorlar ki evinde 2 hayvan olsa birini vereceksin. onlar napacak o birini. pamuklara sarıp sarmalamayacaklar elbet. hayvanın amına koyup atacaklar. ulan ben her gün damla damla ilaç, damla damla mama verdiğim bebeğimi size nasıl vereyim. bileklerimi keserim, evimi yakarım yine de vermem. niye vericem. gidin öldürün diye. adi şerefsizler. yaşadınız mı böyle bir acı, hissettiniz mi sizden olmayan bir canlıya böyle bir sevgi. allahınızdan bulun . yabani sokak hayvanlarını, kuduzları, aidslileri, hastalıklıları, ölmek üzere olanları hadi anlarım. evimdekini alıp ne yapacaksın. zaten her şeyi bana ait. her türlü bakımını masrafını yapıyorum. senden bir talebim yokki ibnenin evladı.
uzak durun çocuklarımızdan!!! uzak durun huzurumuzdan!!!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar