bugün
- ragnar rockefeller38
- sözlük yazarlarının trileçeleri16
- türklerin tembel bir millet olması6
- erkeklerin mental olarak daha güçlü olması5
- ilk buluşmada evden kek getiren kız12
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız13
- evli olduğunu saklayan kişi7
- bu ayın en azimli moderatörü2
- yazarların bot yazarlarla kavga etmeleri2
- valiz hazırlamak4
- tek gecelik ilişki yaşayan kadınlar4
- uzun boylu kızın ayağı3
- lahmacunun yanında ne içilir7
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar18
- kılıçdaroğlu nun yumruğunu kürsüye vurması2
- türkiyede konuşma dilinin bozulma sebebi7
- ayaklarını görünce hoşlanılan kızdan soğumak3
- ayak fetişi erkek popüler kültürün köpeğidir5
- kızların yakışıklı ve zengin erkeklere güvenmemesi7
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- yalnız hissetmek4
- ayak fetişistiyim ve bununla gurur duyuyorum4
- kadın poposunun müthiş hipnoz etkisi4
- ilk buluşmada evden erkek getiren kız3
- akrep soksa hangi yazarın emmesini istersin8
- anın görüntüsü13
- dudaktan öpmek vs boyundan öpmek vs ayaktan öpmek2
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı9
- the warriors2
- küçük kadınlar4
- erkeklerin meme sevdası3
- ama yürümek2
- buna da kalkma be3
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- almanya5
- kuran kursları4
- gay sevgiliye lezbiyen bir kızın musallat olması2
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- mackolik3
- fondöten sürmek10
- bu saatte uyanan insanın amacı3
- en sevdiği film şabaniye olan insan2
- ispanya3
- anlık sinir patlamaları3
- sinema tarihinde ayak fantazisi sahneleri5
- velvet35
- hot girl summer6
- ayak fetişinin başlangıcı2
- güne bir şarkı bırak3
- yazarların spor programları3
1. Uyumasını sağlamak, uyur duruma getirmek.
2. mecaz: Acı, keder vb.ni hafifletmek.
3. mecaz: ilgi konusu olmaktan çıkarmak, unutturmak.
4. mecaz: Aldatmak, kandırmak.
(bkz: tdk)
2. mecaz: Acı, keder vb.ni hafifletmek.
3. mecaz: ilgi konusu olmaktan çıkarmak, unutturmak.
4. mecaz: Aldatmak, kandırmak.
(bkz: tdk)
evcil hayvanınıza, eğer gerçekten hastaysa ve dönüşü yoksa uygulatmak zorunda kalabileceğiniz durum. Acısı, etkisi işlem kadar kısa sürmez malesef. O ufacık bedeniyle yaşam savaşı verirken size bu karardan başka seçenek sunmaz hayat. Gözlerini açıp size baktığında bir insanınkinden çok daha fazla anlam görürsünüz o gözlerde. izlersiniz cennete gidişini, daha az acı çekeceğini bilirsiniz. Ama işe yaramaz, size sadece üzüntü ve düşünceler kalır, acaba doğru olanı mı yaptım diye.
bir canlıyı uyutursunuz, ama sonra uyanır. bir canlıyı öldürürsünüz ama sonra dirilmez. cinayeti kabullenir kılmanın adı uyutmak olmuş. hayvanlara söylenilebilecek en şerefsiz yalan bu...
eğer ailenizde söz konusuysa fazlaca gözünüzü meşgul eder.
kedimi uyutmam söz konusu oldu. artık son çare olarak. böbrek yetmezliği ciddi boyutta kırıkları dayanamayack gibiyse.
hayır arkadaş bakıyorum. hayvan hareketli. şırıngayla mama verirken nerdeyse şırıngayı yiyecek, konuşurken yüzümüze bakıyor. iletişim kuruyor. cümlelerimize mırrlıyor.
ama işin diğer boyutu var: hastalık. geri dönüşü olmayan bir şey için tedaviler ilaçlar iğneler damar yolları. yazık 2 gıdım canı kaldı zaten bunlarla nasıl mücadele etsin.
onun orda canı yanarken ben her gün ölüp ölüp dirileceğim.
yarın belli olacaktı her şey. gelin son defa böbreklerine bakalım demişler. ama bugün çağırmamışlar gelin diye. acaba diyorum tehlike kalktı mı?
1 haftadır yastayım. bakıyorum. hakkımız var mı? sadece bir iğneyle bunu yapmaya hakkımız var mı? hala mutfaktan gelen tavuk kokusu için depar ata ata, vücudundaki tüm kırıklara rağmen koşan bir kediye son nefesini benim lütuf etmeye hakkım yok, hakkımız yok.
ama düşünüyorum bir taraftan, yok kurtuluşu. doktoru kendi dedi. "olası bir böbrek yetmezliğinde, böbreğin kendini yenilemesi imkansız. geri dönüşü yok ve beraberinde ciğer problemlerini de getirecek" dedi. ağlayarak dinledim. Mısır böyle bir hastalığı hakedecek hiç bir şey yapmadı. allahın bizi böyle bir şeyle sınaması için hiç bir günah işlemedik.
her sabah uyandığımda ilk işim gidip kolunu budunu öpmek. koklamak. konuşmak. hele annem dün bir laf ettiki deldi geçti beni. "seni iyileştiremedik Mısır" dedi. ben bunu Mısır'a yapanlara her gün lanet ediyorum. Mısır'dan beter olun diyorum. olsunlar. 4 haftadır canım burnumda. o hayvanın her şırınga mama içişine dünyaları vericem nerdeyse. her kakasında her çişinde mutlu oluyorum. evin küçük bebeği çünkü o. insan veya hayvan olması hiç farketmez. bizim onu nasıl gördüğümüzle alakalı.
şimdi diyorlar ki evinde 2 hayvan olsa birini vereceksin. onlar napacak o birini. pamuklara sarıp sarmalamayacaklar elbet. hayvanın amına koyup atacaklar. ulan ben her gün damla damla ilaç, damla damla mama verdiğim bebeğimi size nasıl vereyim. bileklerimi keserim, evimi yakarım yine de vermem. niye vericem. gidin öldürün diye. adi şerefsizler. yaşadınız mı böyle bir acı, hissettiniz mi sizden olmayan bir canlıya böyle bir sevgi. allahınızdan bulun . yabani sokak hayvanlarını, kuduzları, aidslileri, hastalıklıları, ölmek üzere olanları hadi anlarım. evimdekini alıp ne yapacaksın. zaten her şeyi bana ait. her türlü bakımını masrafını yapıyorum. senden bir talebim yokki ibnenin evladı.
uzak durun çocuklarımızdan!!! uzak durun huzurumuzdan!!!
kedimi uyutmam söz konusu oldu. artık son çare olarak. böbrek yetmezliği ciddi boyutta kırıkları dayanamayack gibiyse.
hayır arkadaş bakıyorum. hayvan hareketli. şırıngayla mama verirken nerdeyse şırıngayı yiyecek, konuşurken yüzümüze bakıyor. iletişim kuruyor. cümlelerimize mırrlıyor.
ama işin diğer boyutu var: hastalık. geri dönüşü olmayan bir şey için tedaviler ilaçlar iğneler damar yolları. yazık 2 gıdım canı kaldı zaten bunlarla nasıl mücadele etsin.
onun orda canı yanarken ben her gün ölüp ölüp dirileceğim.
yarın belli olacaktı her şey. gelin son defa böbreklerine bakalım demişler. ama bugün çağırmamışlar gelin diye. acaba diyorum tehlike kalktı mı?
1 haftadır yastayım. bakıyorum. hakkımız var mı? sadece bir iğneyle bunu yapmaya hakkımız var mı? hala mutfaktan gelen tavuk kokusu için depar ata ata, vücudundaki tüm kırıklara rağmen koşan bir kediye son nefesini benim lütuf etmeye hakkım yok, hakkımız yok.
ama düşünüyorum bir taraftan, yok kurtuluşu. doktoru kendi dedi. "olası bir böbrek yetmezliğinde, böbreğin kendini yenilemesi imkansız. geri dönüşü yok ve beraberinde ciğer problemlerini de getirecek" dedi. ağlayarak dinledim. Mısır böyle bir hastalığı hakedecek hiç bir şey yapmadı. allahın bizi böyle bir şeyle sınaması için hiç bir günah işlemedik.
her sabah uyandığımda ilk işim gidip kolunu budunu öpmek. koklamak. konuşmak. hele annem dün bir laf ettiki deldi geçti beni. "seni iyileştiremedik Mısır" dedi. ben bunu Mısır'a yapanlara her gün lanet ediyorum. Mısır'dan beter olun diyorum. olsunlar. 4 haftadır canım burnumda. o hayvanın her şırınga mama içişine dünyaları vericem nerdeyse. her kakasında her çişinde mutlu oluyorum. evin küçük bebeği çünkü o. insan veya hayvan olması hiç farketmez. bizim onu nasıl gördüğümüzle alakalı.
şimdi diyorlar ki evinde 2 hayvan olsa birini vereceksin. onlar napacak o birini. pamuklara sarıp sarmalamayacaklar elbet. hayvanın amına koyup atacaklar. ulan ben her gün damla damla ilaç, damla damla mama verdiğim bebeğimi size nasıl vereyim. bileklerimi keserim, evimi yakarım yine de vermem. niye vericem. gidin öldürün diye. adi şerefsizler. yaşadınız mı böyle bir acı, hissettiniz mi sizden olmayan bir canlıya böyle bir sevgi. allahınızdan bulun . yabani sokak hayvanlarını, kuduzları, aidslileri, hastalıklıları, ölmek üzere olanları hadi anlarım. evimdekini alıp ne yapacaksın. zaten her şeyi bana ait. her türlü bakımını masrafını yapıyorum. senden bir talebim yokki ibnenin evladı.
uzak durun çocuklarımızdan!!! uzak durun huzurumuzdan!!!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar