bugün
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- bana gel film izleriz diyen erkek14
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması14
- arkadaşlar nasılsınız9
- kavalali mehmet ali pasa3
- sözlük yazarlarına bir şey söyle7
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri5
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi18
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- mekke anlaşması11
- kendine bir soru sor5
- cansever18
- gratisin içini merak etmek4
- insan sevmemek6
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
- sokakta kavga teknikleri2
- sözlüğün kırbacı5
- recep tayyip erdoğan3
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler3
- simko317
- pkklı anaları3
- merfulu2
- kafamın içindeki sesler5
- tavuk pilav4
- kitabını sikerim2
- küçük bir ilçede yaşamak2
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam2
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- hewal ebo9
- nick vermeden bir yazara seslen3
- sarapci koala7
- futbol24
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- muzlu süt içen erkeğin namusu3
- behzat ç şule2
- victor osimhen9
- günlük tutan erkek13
- bazı boklar yenildi2
- ümit özdağ6
- kek yiyen erkek3
- en sevdiği şehir istanbul olan insan3
- tai lung16
- samsunspor4
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- öldükten sonra hiçbir şey olmama inancı3
- kamos5
ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı.
1896-1899 tarihleri arasında lenin tarafından yazılmıştır ve 1899'da basılmıştır..
lenin'in sovyetler içerisinde bulunan türkleri baz alarak oluşturduğu düşünce yapısıdır. özellikle orta asya'daki müslüman sosyalist yapılanmalar buna dayanarak kızıl ordular kurmuş, devrim sürecinde bolşeviklerin yanında saf tutmuştur. ancak devrimden sonra verilen sözler unutulmuş, türklerin mahalli sovyet cumhuriyetleri kurmasının önüne geçilmiş hatta bu olaylar stalin döneminde etkisini aşırı şekilde arttırmış, müslüman sosyalizmin önderleri kurşuna dizilmiş, hain ilan edilmiştir.
Emperyalistlerin işin içine girmesiyle UKKTH olmaktan çıkan pek çok ülkenin içindedir, ülkemiz.
Bazı osur osur ipe diz insanlarının PKK'nın yaptıklarınıda bu kategoriye koymasıyla birlikte emperyalizm uşaklığıyla karşılaştırılan Lenin ilkesidir.
yalandır, palavradır, sahtekarlıktır.
kağıda yazmışlarda, onaylamışlarda... hadi ordan terbiyesiz.
masum halkları devrime katılmaya ikna etmek en azından engel olamasınlar diye saf dışı bırakmak için uydurulmuş siyasi manevradır.
gördük lenini ve yandaşlarını kafkaslardaki uluslara nasıl kendilerini tayin hakkı verdiklerini.
kağıda yazmışlarda, onaylamışlarda... hadi ordan terbiyesiz.
masum halkları devrime katılmaya ikna etmek en azından engel olamasınlar diye saf dışı bırakmak için uydurulmuş siyasi manevradır.
gördük lenini ve yandaşlarını kafkaslardaki uluslara nasıl kendilerini tayin hakkı verdiklerini.
ulusların kendi kaderini tayin hakkı doğru anlaşıldığı sürece gayet doğru bir düşüncedir. ancak sen ırkların kendi kaderini tayin hakkı olarak yorumlarsan işler değişir, kan çıkar.
Şu konu başlıklarında da tartışılan konu:
(bkz: wilson ilkeleri)
(bkz: uluslarin kaderlerini tayin hakki)
(bkz: wilson ilkeleri)
(bkz: uluslarin kaderlerini tayin hakki)
kanımca kültürlerin kendi kaderini tayin hakkı olarak değiştirilmelidir. tamamen vazgeçilmelidir demiyorum. kültürlerin yok olması olması yahut başka bir kültür tahakkümü altına girmesi kabul edilebilir değildir. ne farkı var? diyenler için kısa bir açıklama yapayım.
ulus kavramı, ulus benliği yahut kişilerdeki ulusa ait olma fikri fransız devrimi ile şekillenmiştir ve eksik ve insanları ayrıştıran bir yapıdadır. çoğu zaman toplulukları kapsamayabilir. şöyle ki kürtler gibi, çeçenler gibi topluluklar sayıca fazla olmaları nedeniyle ulus kategorisine girerler fakat kızılderililer, aborjinler gibi sayıca çok az topluluklar ise bu kategoriye dahil olamamaktadırlar. aborjin ırkının reddi derdinde değilim. bir kızılderili için artık ulus olmaktan ziyade kültürünü yaşamak gerçek bir kaygı olabilir.
ayrıca bu kavram alevilik, bektaşilik gibi kültürleri kapsayamamaktadır. bu anlamda da yetersizdir.
ulus kavramı, ulus benliği yahut kişilerdeki ulusa ait olma fikri fransız devrimi ile şekillenmiştir ve eksik ve insanları ayrıştıran bir yapıdadır. çoğu zaman toplulukları kapsamayabilir. şöyle ki kürtler gibi, çeçenler gibi topluluklar sayıca fazla olmaları nedeniyle ulus kategorisine girerler fakat kızılderililer, aborjinler gibi sayıca çok az topluluklar ise bu kategoriye dahil olamamaktadırlar. aborjin ırkının reddi derdinde değilim. bir kızılderili için artık ulus olmaktan ziyade kültürünü yaşamak gerçek bir kaygı olabilir.
ayrıca bu kavram alevilik, bektaşilik gibi kültürleri kapsayamamaktadır. bu anlamda da yetersizdir.
solcuların niye pkk'ya destek verdiklerini anlatan sır.
anlaşılması o kadar kolay olmasına rağmen insanların anlamamayı nasıl becerdiklerini algılayamadığım, en insanca ve sadece empati ile bakarak bile bulunabilecek, "dünyada cennet"i yaratacak olan önermedir.
ulusların demokratik hareketinin dayanak noktasıdır. her ulusun kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğunu anlatır.
ırkçıların kürtleri anlamama sebebidir çünkü bilmezler ki onlarında istekleri vardır ve bu gayet normaldir.
bunu götünden anlayanlar yüzünden şu an bir pkk var ve komünist olduğunu iddia edebiliyor.
Her ulus hareketin başlangıcında doğal olarak önderliği eline alan burjuvazi, bütün ulusal emellerin desteklenmesinin doğal olduğunu söyler. Oysa proletartyanın ulusal sorundaki politikası (tıpkı diğer konularda olduğu gibi) burjuvaziyi ancak belli doğrultularda destekler, ama bu destek asla burjuvazinin politikasıyla örtüşmez. işçi sınıfı burjuvazisi ( ulusal sorunda) ancak ulusal barış sağlamak için (ki burjuvazi bunu tamamen gerçekleştirmez ve ancak tam demokrasiyle gerçekleştirebilir), eşit haklar sağlamak ve sınıf mücadelesi için en iyi koşulları yaratmak için destekler. Bu yüzden, proleterler ulusal sorunda burjuvazinin pratikliğine karşı kendi ilkelerini ileri sürerler; burjuvaziye her zaman yalnızca koşullu destek verirler. istisnasız her burjuvazi ulusal sorunda ya kendi ulusu için ayrıcalıklar, ya da olağanüstü menfaatler peşindedir; bunu 'pratiklik' denir. Proletarya ise her türlü ayrıcalığa, her türlü ayrımcılığa karşıdır. Proletaryadan 'pratik' olmasını talep etmek, burjuvazinin kuyruğuna takılmak, oportünizme kaymak demektir.
(Lenin Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı, S.60 Agora Yayınları, Türkçe çevirisi: Ferit Burak Haydar)
(Lenin Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı, S.60 Agora Yayınları, Türkçe çevirisi: Ferit Burak Haydar)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar