bugün
- en lezzetli balık14
- karşı cinsteki en itici özellik12
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin8
- yeni biriyle nerede tanışılır8
- ben geldim naneler13
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
- size takılan lakaplar7
- jeffrey dahmer vs nuri alço2
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- karması eksi olan yazarların adam gibi adam olması8
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek6
- online listesindeki sıralama mantığı9
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum10
- sorunlarını sevişerek çözen çiftler6
- chatgpt2
- sevmediğin biriyle sevişmek4
- online listesi neden kaldırıldı10
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız5
- başta hak verilen sonradan eksilenen yazılar6
- bik bik vs sarapci koala hatayi4
- yerinde olmak istenen dizi karakterleri3
- ağlamamak için kendini zor tutmak4
- mansur yavaş14
- whalefall2
- tevrat geleceği dogru tahmin etti5
- kurtlar vadisi pusu'nun incelenmesi2
- karması 4000'in altında olan yazarlar4
- sevdiğin kişiyle sevişmek2
- gocu33
- uludağ sözlük halısaha turnuvası3
- b c d y z i4
- how'i met your mother marshall4
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği7
- inci sözlük8
- ismet kalk çay koy kanka3
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- 0 0 713
- game of thrones taki kerhaneci21
- en son neye çok üzüldünüz12
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi7
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın4
- arkadaşlar5
- ilk buluşmada cırcır olmuşum'ya diyen kezo3
- lana del rey2
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- karton toplarken cin musallat olması5
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- hakan 23cm mağduriyeti3
- garip bir rüya gördüm4
- her iki kelimesinden biri ben olan insan2
Matbaa-i Amire'de geçen sözdür (ukde).
Matbaa-i Amire
Matbaa-i Amire Nedir- Tarihi Sözlük Osmanlılarda kurulan ilk basımevinin adı
Zamanla birçok değişiklikler geçirerek Darü't-tıbbaatü'l-amire, Karhane-i basma, Matbaa-i Amire, Darü't-tıbbaatü'l-mamure, Matbaa-i Milli, Matbaa-i Devlet, Devlet Matbaası ve Devlet Basımevi adlarını alan ve kurulduğu tarihten bu yana istanbul'un çeşitli semtlerinde faaliyet gösteren Osmanlı imparatorluğu'nun ve Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi basımevi ilk defa Darüttibaatü'l-Amire adıyla kurulan bu matbaadan önce, Osmanlılarda bazı matbaalar vardı
Ancak Türk ve islam kültürüne mahsus eserlerin basılması işini Türkiye'de ve bütün islam aleminde ilk defa üzerine alan bir basımevi olarak büyük bir değer taşıyan Matbaa-i Amire ibrahim Müteferrika ve Yirmisekiz Çelebizade Sait Efendi'nin iş birliği ile kurulmuştur Sadrazam Damat ibrahim Paşa, kethüda Mehmed Paşa, kaptan-ı derya Mustafa Paşa gibi devlet adamlarının koruyuculuğu altında şeyhülislam Abdullah Efendi'nin fetvası ve Sultan II Ahmed'in fermanı ile açılma ruhsatı alan Matbaa-ı Amire Pirizade Sahip Mehmed Yanyalı Esad ve Kasımpaşa Mevlevihanesi şeyhi Musa efendilerin musahhihliği ile 1727 Temmuzunda ibrahim Müteferrika'nın Sultan Selim'deki evinde işe başlamıştır Basımevinin baskı işleri ile ilgili takımları ise Yuna adlı bir Yahudi'den sağlanmış, bu adama basımevinde de iş verilmişti ilk basılan eser, Vani Mehmed'in ismail Cevheri'nin (011002) Sıhah-ı Cevheri adlı lugatının çevirisi olan "Van Kulu Lagatı"dır (1729) Bu arada Said'in, ibrahim Müteferrika ile olan ortaklığı bozulmuş olduğundan basımevinin bütün işleri Müteferrika üzerinde kalmıştı
Ancak, bu basımevi tam anlamıyla bir devlet kurumu olmayıp devlet tarafından korunan özel bir kuruluştu
ibrahim Müteferrika'nın 1745'te ölümü ile Matbaa-i Amire'nin çalışmaları da durdu Matbaa-i Amire kurulduğundan beri 17 eser yayınlamış bulunuyordu
ibrahim Müteferika'nın ölümünden sora basımevini işletme hakkı, I Mahmud tarafından Rumeli kadılarından ibrahim ve Anadolu kadılarından Ahmed efendiler adına verilmişse de bunlar gereği gibi iş görememişlerdir
III Osman 1754'te işletme imtiyazını yenilemiş, bundan sonra basımevi 1755 ve 1756'da "Van Kulu Lugatı"nı ikinci defa yayınlayabilmiştir ikinci ibrahim Efendi'nin ölümü ve Rus savaşının başlaması üzerine Matbaa-i Amire'nin çalışmaları yine durmuştur
I Abdülhamid zamanında, 1783'te alınan bir kararla Beylikçi Vakanüvis Raşid Mehmed ile Vakanuvis Vasıf, basımevini ibrahim Müteferrika'nın varislerinden satın alarak yeniden işe başladılar Çok kısa bir süre çalışan bu basımevinde 6 eser basılmıştır Vasıf'ın ispanya elçiliği ile ayrılması üzerine, basımevi çalışmaları durdurmak zorunda kaldı Bu sırada Fransa'nın istanbul elçisi Choisseul Gouffier Türkçe yayınlar yapmak üzere Matbaa-i Amire'yi ele geçirmek istedi Bunun üzerine hükumet basımevinin alet ve avadanlıklarını satın alarak (1796) matbaayı Mühendishane'ye taşıdı Başına da Mühendishane'nin geometri öğretmeni Abdurrahman Efendi'yi "reisü't-tibaa" adıyla atadı Böylece ilk devlet basımevi kurulmuş oldu
1803 yılında ise yine Abdurrahman başkanlığında, Üsküdar, Harem iskelesi yokuşunda Boyacı Hanı'nda yeni bir basımevi açılarak adına Darü't-tıbbaatü'l-cedide denildi Üsküdar basımevi genel yayınlara, Mühendishane basımevi ise bu okulun yayınlarına ayrıldı 1831'de II Mahmud tarafından istanbul yakasına taşıtılan basımevi Üniversite Kitaplığı'nın yanındaki kaptan-ı derya ibrahim Paşa Camii hamamında işe başlatıldı 1864'de yönetimi Takvimhane ile birleştirilerek Topkapı Sarayı surları içinde kaime (banknot) basmak üzere kurulmuş bulunan eski defterdarlık binasının yanındaki basımevi binasına taşındı 1866'da Maarif nazırı Ethem Paşa zamanında basımevi binası onarılıp genişletildi ve adı da Matbaa-i Amire olarak değiştirildi Meşrutiyet devrine kadar bu isimle bilinen Matbaa-i Amire, önce Matbaa-i Milli, sonra Matbaa-i Devlet adını taşımış, Cumhuriyet devrinde ise Devlet Matbaası adını almıştı
1939'da devlete ait matbaaların yeniden teşkilatlandırılması sırasında yönetimi Milli Eğitim Bakanlığı'na bırakılarak Milli Eğitim Basımevi adı altında bilim ve okul kitaplarının yayınları ile görevlendirilmiştir Bina ve gereç bakımından baştan başa yenileştirilerek Türkiye'deki basımevileri arasında kusursuz bir kurum haline gelmiştir
ilk takımları Yahudi Yuna'dan sağlanan Matbaa-i Amire'de yeniden harf dökümü ilk defa Reis Abdurrahman tarafından Mühendishane basımevi için yapılmış olduğuna göre, ilk basımevinin açılışından, bir devlet kurumu haline getirildiği 1796 yılına kadar süren özel teşebbüs döneminde takımlarda bir değişiklik olmamıştı Abdurrahman, Türkçe için yeni harfler döktürürken yabancı dilde yapılacak yayınlar için de Latin takımları getirterek Matbaa-i Amire'de büyük bir yenilik yapmıştı
Üsküdar basımevinde ise ilk defa oynar hareketli harfler kullanılmış, 1848'de de talik harfler basımevine sokulmuştur Matbaa-i Amire zamanında takımlar yeniden değiştirilerek Yesarizade ve Kazasker Mustafa izzet yazıları biçiminde harflerin dökümü yapılmıştı 1865 ve 1882 yılında yapılan bu yeni dökümler, dökümcü ustası Mühendisyan'ın eseridir Matbaa-i Amire'nin en son harfleri de Şefik Bey'in eseridir Matbaa-i Amire Üsküdar döneminden başlayarak renkli baskı yapacak derecede gelişmişti Basımevinde üç nesih ve iki talik tipi kullanılagelmiştir
1840 yılında çıkan bir irade ile Matbaa-i Amire'de ücretle özel yayınların bastırılmasına izin verildiği gibi, özel teşebbüsler de serbest bırakılmıştı Resmi devlet kuruluşu haline getirildiği ve bir reis başkanlığında çakmaya başladığı 1796 tarihinden başlayarak Matbaa-i Amire, Abdurrahman, Mehmed Said, Recai, Yesarizade Asım, Mustafa izzet efendiler, Şefik Bey, Küçük Said Paşa, tarihçi Lütfü Efendi, Cevat Bey, Hamid Bey gibi değerli fikir adamlarının yönetiminde çalışmıştır 1901 yılında ise II Abdülhamid'e verilen jurnal üzerine kısa bir süre kapatılmıştı.
(alıntı).
Matbaa-i Amire
Matbaa-i Amire Nedir- Tarihi Sözlük Osmanlılarda kurulan ilk basımevinin adı
Zamanla birçok değişiklikler geçirerek Darü't-tıbbaatü'l-amire, Karhane-i basma, Matbaa-i Amire, Darü't-tıbbaatü'l-mamure, Matbaa-i Milli, Matbaa-i Devlet, Devlet Matbaası ve Devlet Basımevi adlarını alan ve kurulduğu tarihten bu yana istanbul'un çeşitli semtlerinde faaliyet gösteren Osmanlı imparatorluğu'nun ve Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi basımevi ilk defa Darüttibaatü'l-Amire adıyla kurulan bu matbaadan önce, Osmanlılarda bazı matbaalar vardı
Ancak Türk ve islam kültürüne mahsus eserlerin basılması işini Türkiye'de ve bütün islam aleminde ilk defa üzerine alan bir basımevi olarak büyük bir değer taşıyan Matbaa-i Amire ibrahim Müteferrika ve Yirmisekiz Çelebizade Sait Efendi'nin iş birliği ile kurulmuştur Sadrazam Damat ibrahim Paşa, kethüda Mehmed Paşa, kaptan-ı derya Mustafa Paşa gibi devlet adamlarının koruyuculuğu altında şeyhülislam Abdullah Efendi'nin fetvası ve Sultan II Ahmed'in fermanı ile açılma ruhsatı alan Matbaa-ı Amire Pirizade Sahip Mehmed Yanyalı Esad ve Kasımpaşa Mevlevihanesi şeyhi Musa efendilerin musahhihliği ile 1727 Temmuzunda ibrahim Müteferrika'nın Sultan Selim'deki evinde işe başlamıştır Basımevinin baskı işleri ile ilgili takımları ise Yuna adlı bir Yahudi'den sağlanmış, bu adama basımevinde de iş verilmişti ilk basılan eser, Vani Mehmed'in ismail Cevheri'nin (011002) Sıhah-ı Cevheri adlı lugatının çevirisi olan "Van Kulu Lagatı"dır (1729) Bu arada Said'in, ibrahim Müteferrika ile olan ortaklığı bozulmuş olduğundan basımevinin bütün işleri Müteferrika üzerinde kalmıştı
Ancak, bu basımevi tam anlamıyla bir devlet kurumu olmayıp devlet tarafından korunan özel bir kuruluştu
ibrahim Müteferrika'nın 1745'te ölümü ile Matbaa-i Amire'nin çalışmaları da durdu Matbaa-i Amire kurulduğundan beri 17 eser yayınlamış bulunuyordu
ibrahim Müteferika'nın ölümünden sora basımevini işletme hakkı, I Mahmud tarafından Rumeli kadılarından ibrahim ve Anadolu kadılarından Ahmed efendiler adına verilmişse de bunlar gereği gibi iş görememişlerdir
III Osman 1754'te işletme imtiyazını yenilemiş, bundan sonra basımevi 1755 ve 1756'da "Van Kulu Lugatı"nı ikinci defa yayınlayabilmiştir ikinci ibrahim Efendi'nin ölümü ve Rus savaşının başlaması üzerine Matbaa-i Amire'nin çalışmaları yine durmuştur
I Abdülhamid zamanında, 1783'te alınan bir kararla Beylikçi Vakanüvis Raşid Mehmed ile Vakanuvis Vasıf, basımevini ibrahim Müteferrika'nın varislerinden satın alarak yeniden işe başladılar Çok kısa bir süre çalışan bu basımevinde 6 eser basılmıştır Vasıf'ın ispanya elçiliği ile ayrılması üzerine, basımevi çalışmaları durdurmak zorunda kaldı Bu sırada Fransa'nın istanbul elçisi Choisseul Gouffier Türkçe yayınlar yapmak üzere Matbaa-i Amire'yi ele geçirmek istedi Bunun üzerine hükumet basımevinin alet ve avadanlıklarını satın alarak (1796) matbaayı Mühendishane'ye taşıdı Başına da Mühendishane'nin geometri öğretmeni Abdurrahman Efendi'yi "reisü't-tibaa" adıyla atadı Böylece ilk devlet basımevi kurulmuş oldu
1803 yılında ise yine Abdurrahman başkanlığında, Üsküdar, Harem iskelesi yokuşunda Boyacı Hanı'nda yeni bir basımevi açılarak adına Darü't-tıbbaatü'l-cedide denildi Üsküdar basımevi genel yayınlara, Mühendishane basımevi ise bu okulun yayınlarına ayrıldı 1831'de II Mahmud tarafından istanbul yakasına taşıtılan basımevi Üniversite Kitaplığı'nın yanındaki kaptan-ı derya ibrahim Paşa Camii hamamında işe başlatıldı 1864'de yönetimi Takvimhane ile birleştirilerek Topkapı Sarayı surları içinde kaime (banknot) basmak üzere kurulmuş bulunan eski defterdarlık binasının yanındaki basımevi binasına taşındı 1866'da Maarif nazırı Ethem Paşa zamanında basımevi binası onarılıp genişletildi ve adı da Matbaa-i Amire olarak değiştirildi Meşrutiyet devrine kadar bu isimle bilinen Matbaa-i Amire, önce Matbaa-i Milli, sonra Matbaa-i Devlet adını taşımış, Cumhuriyet devrinde ise Devlet Matbaası adını almıştı
1939'da devlete ait matbaaların yeniden teşkilatlandırılması sırasında yönetimi Milli Eğitim Bakanlığı'na bırakılarak Milli Eğitim Basımevi adı altında bilim ve okul kitaplarının yayınları ile görevlendirilmiştir Bina ve gereç bakımından baştan başa yenileştirilerek Türkiye'deki basımevileri arasında kusursuz bir kurum haline gelmiştir
ilk takımları Yahudi Yuna'dan sağlanan Matbaa-i Amire'de yeniden harf dökümü ilk defa Reis Abdurrahman tarafından Mühendishane basımevi için yapılmış olduğuna göre, ilk basımevinin açılışından, bir devlet kurumu haline getirildiği 1796 yılına kadar süren özel teşebbüs döneminde takımlarda bir değişiklik olmamıştı Abdurrahman, Türkçe için yeni harfler döktürürken yabancı dilde yapılacak yayınlar için de Latin takımları getirterek Matbaa-i Amire'de büyük bir yenilik yapmıştı
Üsküdar basımevinde ise ilk defa oynar hareketli harfler kullanılmış, 1848'de de talik harfler basımevine sokulmuştur Matbaa-i Amire zamanında takımlar yeniden değiştirilerek Yesarizade ve Kazasker Mustafa izzet yazıları biçiminde harflerin dökümü yapılmıştı 1865 ve 1882 yılında yapılan bu yeni dökümler, dökümcü ustası Mühendisyan'ın eseridir Matbaa-i Amire'nin en son harfleri de Şefik Bey'in eseridir Matbaa-i Amire Üsküdar döneminden başlayarak renkli baskı yapacak derecede gelişmişti Basımevinde üç nesih ve iki talik tipi kullanılagelmiştir
1840 yılında çıkan bir irade ile Matbaa-i Amire'de ücretle özel yayınların bastırılmasına izin verildiği gibi, özel teşebbüsler de serbest bırakılmıştı Resmi devlet kuruluşu haline getirildiği ve bir reis başkanlığında çakmaya başladığı 1796 tarihinden başlayarak Matbaa-i Amire, Abdurrahman, Mehmed Said, Recai, Yesarizade Asım, Mustafa izzet efendiler, Şefik Bey, Küçük Said Paşa, tarihçi Lütfü Efendi, Cevat Bey, Hamid Bey gibi değerli fikir adamlarının yönetiminde çalışmıştır 1901 yılında ise II Abdülhamid'e verilen jurnal üzerine kısa bir süre kapatılmıştı.
(alıntı).
Güncel Önemli Başlıklar