bugün
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz16
- yazarların fotoğrafları10
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- günlük tutmak4
- amedspor31
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek16
- yazarların işlediği günahlar6
- gecenin şarkısı6
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi5
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak3
- durduk yere tribe girmek5
- korkudan patır patır altına yapmak5
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı21
- aleksey batrakov29
- kadın tır şoförleri6
- kendini odada unutmak4
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- yakışıklı güvenlik4
- psikoloğun incinmişsin demesi3
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- zaman makinesi planı3
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- kar soğuğu6
- profdrekremculfa3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim34
- şimdi ne yapsam acaba7
- cumartesi gecesi6
- bu ne hal yahu9
- sezar salatasını sezar mı yaptı4
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- xiaomi 17 pro max4
- kanal 7 gelin dizisi5
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı4
- yarma şeftali7
- paşaa dut olum2
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- hasta yakınları2
- akşama ne yemek yapsam10
- van da tır ile minibüs çarpışması 9 ölü4
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- isa'nın doğumundan bilmem kaç yıl sonra2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- çoban salatasını ilk kim yaptı sorunsalı3
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- manken gibi kadınla evlenmek5
- kim milyoner olmak ister5
Matbaa-i Amire'de geçen sözdür (ukde).
Matbaa-i Amire
Matbaa-i Amire Nedir- Tarihi Sözlük Osmanlılarda kurulan ilk basımevinin adı
Zamanla birçok değişiklikler geçirerek Darü't-tıbbaatü'l-amire, Karhane-i basma, Matbaa-i Amire, Darü't-tıbbaatü'l-mamure, Matbaa-i Milli, Matbaa-i Devlet, Devlet Matbaası ve Devlet Basımevi adlarını alan ve kurulduğu tarihten bu yana istanbul'un çeşitli semtlerinde faaliyet gösteren Osmanlı imparatorluğu'nun ve Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi basımevi ilk defa Darüttibaatü'l-Amire adıyla kurulan bu matbaadan önce, Osmanlılarda bazı matbaalar vardı
Ancak Türk ve islam kültürüne mahsus eserlerin basılması işini Türkiye'de ve bütün islam aleminde ilk defa üzerine alan bir basımevi olarak büyük bir değer taşıyan Matbaa-i Amire ibrahim Müteferrika ve Yirmisekiz Çelebizade Sait Efendi'nin iş birliği ile kurulmuştur Sadrazam Damat ibrahim Paşa, kethüda Mehmed Paşa, kaptan-ı derya Mustafa Paşa gibi devlet adamlarının koruyuculuğu altında şeyhülislam Abdullah Efendi'nin fetvası ve Sultan II Ahmed'in fermanı ile açılma ruhsatı alan Matbaa-ı Amire Pirizade Sahip Mehmed Yanyalı Esad ve Kasımpaşa Mevlevihanesi şeyhi Musa efendilerin musahhihliği ile 1727 Temmuzunda ibrahim Müteferrika'nın Sultan Selim'deki evinde işe başlamıştır Basımevinin baskı işleri ile ilgili takımları ise Yuna adlı bir Yahudi'den sağlanmış, bu adama basımevinde de iş verilmişti ilk basılan eser, Vani Mehmed'in ismail Cevheri'nin (011002) Sıhah-ı Cevheri adlı lugatının çevirisi olan "Van Kulu Lagatı"dır (1729) Bu arada Said'in, ibrahim Müteferrika ile olan ortaklığı bozulmuş olduğundan basımevinin bütün işleri Müteferrika üzerinde kalmıştı
Ancak, bu basımevi tam anlamıyla bir devlet kurumu olmayıp devlet tarafından korunan özel bir kuruluştu
ibrahim Müteferrika'nın 1745'te ölümü ile Matbaa-i Amire'nin çalışmaları da durdu Matbaa-i Amire kurulduğundan beri 17 eser yayınlamış bulunuyordu
ibrahim Müteferika'nın ölümünden sora basımevini işletme hakkı, I Mahmud tarafından Rumeli kadılarından ibrahim ve Anadolu kadılarından Ahmed efendiler adına verilmişse de bunlar gereği gibi iş görememişlerdir
III Osman 1754'te işletme imtiyazını yenilemiş, bundan sonra basımevi 1755 ve 1756'da "Van Kulu Lugatı"nı ikinci defa yayınlayabilmiştir ikinci ibrahim Efendi'nin ölümü ve Rus savaşının başlaması üzerine Matbaa-i Amire'nin çalışmaları yine durmuştur
I Abdülhamid zamanında, 1783'te alınan bir kararla Beylikçi Vakanüvis Raşid Mehmed ile Vakanuvis Vasıf, basımevini ibrahim Müteferrika'nın varislerinden satın alarak yeniden işe başladılar Çok kısa bir süre çalışan bu basımevinde 6 eser basılmıştır Vasıf'ın ispanya elçiliği ile ayrılması üzerine, basımevi çalışmaları durdurmak zorunda kaldı Bu sırada Fransa'nın istanbul elçisi Choisseul Gouffier Türkçe yayınlar yapmak üzere Matbaa-i Amire'yi ele geçirmek istedi Bunun üzerine hükumet basımevinin alet ve avadanlıklarını satın alarak (1796) matbaayı Mühendishane'ye taşıdı Başına da Mühendishane'nin geometri öğretmeni Abdurrahman Efendi'yi "reisü't-tibaa" adıyla atadı Böylece ilk devlet basımevi kurulmuş oldu
1803 yılında ise yine Abdurrahman başkanlığında, Üsküdar, Harem iskelesi yokuşunda Boyacı Hanı'nda yeni bir basımevi açılarak adına Darü't-tıbbaatü'l-cedide denildi Üsküdar basımevi genel yayınlara, Mühendishane basımevi ise bu okulun yayınlarına ayrıldı 1831'de II Mahmud tarafından istanbul yakasına taşıtılan basımevi Üniversite Kitaplığı'nın yanındaki kaptan-ı derya ibrahim Paşa Camii hamamında işe başlatıldı 1864'de yönetimi Takvimhane ile birleştirilerek Topkapı Sarayı surları içinde kaime (banknot) basmak üzere kurulmuş bulunan eski defterdarlık binasının yanındaki basımevi binasına taşındı 1866'da Maarif nazırı Ethem Paşa zamanında basımevi binası onarılıp genişletildi ve adı da Matbaa-i Amire olarak değiştirildi Meşrutiyet devrine kadar bu isimle bilinen Matbaa-i Amire, önce Matbaa-i Milli, sonra Matbaa-i Devlet adını taşımış, Cumhuriyet devrinde ise Devlet Matbaası adını almıştı
1939'da devlete ait matbaaların yeniden teşkilatlandırılması sırasında yönetimi Milli Eğitim Bakanlığı'na bırakılarak Milli Eğitim Basımevi adı altında bilim ve okul kitaplarının yayınları ile görevlendirilmiştir Bina ve gereç bakımından baştan başa yenileştirilerek Türkiye'deki basımevileri arasında kusursuz bir kurum haline gelmiştir
ilk takımları Yahudi Yuna'dan sağlanan Matbaa-i Amire'de yeniden harf dökümü ilk defa Reis Abdurrahman tarafından Mühendishane basımevi için yapılmış olduğuna göre, ilk basımevinin açılışından, bir devlet kurumu haline getirildiği 1796 yılına kadar süren özel teşebbüs döneminde takımlarda bir değişiklik olmamıştı Abdurrahman, Türkçe için yeni harfler döktürürken yabancı dilde yapılacak yayınlar için de Latin takımları getirterek Matbaa-i Amire'de büyük bir yenilik yapmıştı
Üsküdar basımevinde ise ilk defa oynar hareketli harfler kullanılmış, 1848'de de talik harfler basımevine sokulmuştur Matbaa-i Amire zamanında takımlar yeniden değiştirilerek Yesarizade ve Kazasker Mustafa izzet yazıları biçiminde harflerin dökümü yapılmıştı 1865 ve 1882 yılında yapılan bu yeni dökümler, dökümcü ustası Mühendisyan'ın eseridir Matbaa-i Amire'nin en son harfleri de Şefik Bey'in eseridir Matbaa-i Amire Üsküdar döneminden başlayarak renkli baskı yapacak derecede gelişmişti Basımevinde üç nesih ve iki talik tipi kullanılagelmiştir
1840 yılında çıkan bir irade ile Matbaa-i Amire'de ücretle özel yayınların bastırılmasına izin verildiği gibi, özel teşebbüsler de serbest bırakılmıştı Resmi devlet kuruluşu haline getirildiği ve bir reis başkanlığında çakmaya başladığı 1796 tarihinden başlayarak Matbaa-i Amire, Abdurrahman, Mehmed Said, Recai, Yesarizade Asım, Mustafa izzet efendiler, Şefik Bey, Küçük Said Paşa, tarihçi Lütfü Efendi, Cevat Bey, Hamid Bey gibi değerli fikir adamlarının yönetiminde çalışmıştır 1901 yılında ise II Abdülhamid'e verilen jurnal üzerine kısa bir süre kapatılmıştı.
(alıntı).
Matbaa-i Amire
Matbaa-i Amire Nedir- Tarihi Sözlük Osmanlılarda kurulan ilk basımevinin adı
Zamanla birçok değişiklikler geçirerek Darü't-tıbbaatü'l-amire, Karhane-i basma, Matbaa-i Amire, Darü't-tıbbaatü'l-mamure, Matbaa-i Milli, Matbaa-i Devlet, Devlet Matbaası ve Devlet Basımevi adlarını alan ve kurulduğu tarihten bu yana istanbul'un çeşitli semtlerinde faaliyet gösteren Osmanlı imparatorluğu'nun ve Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi basımevi ilk defa Darüttibaatü'l-Amire adıyla kurulan bu matbaadan önce, Osmanlılarda bazı matbaalar vardı
Ancak Türk ve islam kültürüne mahsus eserlerin basılması işini Türkiye'de ve bütün islam aleminde ilk defa üzerine alan bir basımevi olarak büyük bir değer taşıyan Matbaa-i Amire ibrahim Müteferrika ve Yirmisekiz Çelebizade Sait Efendi'nin iş birliği ile kurulmuştur Sadrazam Damat ibrahim Paşa, kethüda Mehmed Paşa, kaptan-ı derya Mustafa Paşa gibi devlet adamlarının koruyuculuğu altında şeyhülislam Abdullah Efendi'nin fetvası ve Sultan II Ahmed'in fermanı ile açılma ruhsatı alan Matbaa-ı Amire Pirizade Sahip Mehmed Yanyalı Esad ve Kasımpaşa Mevlevihanesi şeyhi Musa efendilerin musahhihliği ile 1727 Temmuzunda ibrahim Müteferrika'nın Sultan Selim'deki evinde işe başlamıştır Basımevinin baskı işleri ile ilgili takımları ise Yuna adlı bir Yahudi'den sağlanmış, bu adama basımevinde de iş verilmişti ilk basılan eser, Vani Mehmed'in ismail Cevheri'nin (011002) Sıhah-ı Cevheri adlı lugatının çevirisi olan "Van Kulu Lagatı"dır (1729) Bu arada Said'in, ibrahim Müteferrika ile olan ortaklığı bozulmuş olduğundan basımevinin bütün işleri Müteferrika üzerinde kalmıştı
Ancak, bu basımevi tam anlamıyla bir devlet kurumu olmayıp devlet tarafından korunan özel bir kuruluştu
ibrahim Müteferrika'nın 1745'te ölümü ile Matbaa-i Amire'nin çalışmaları da durdu Matbaa-i Amire kurulduğundan beri 17 eser yayınlamış bulunuyordu
ibrahim Müteferika'nın ölümünden sora basımevini işletme hakkı, I Mahmud tarafından Rumeli kadılarından ibrahim ve Anadolu kadılarından Ahmed efendiler adına verilmişse de bunlar gereği gibi iş görememişlerdir
III Osman 1754'te işletme imtiyazını yenilemiş, bundan sonra basımevi 1755 ve 1756'da "Van Kulu Lugatı"nı ikinci defa yayınlayabilmiştir ikinci ibrahim Efendi'nin ölümü ve Rus savaşının başlaması üzerine Matbaa-i Amire'nin çalışmaları yine durmuştur
I Abdülhamid zamanında, 1783'te alınan bir kararla Beylikçi Vakanüvis Raşid Mehmed ile Vakanuvis Vasıf, basımevini ibrahim Müteferrika'nın varislerinden satın alarak yeniden işe başladılar Çok kısa bir süre çalışan bu basımevinde 6 eser basılmıştır Vasıf'ın ispanya elçiliği ile ayrılması üzerine, basımevi çalışmaları durdurmak zorunda kaldı Bu sırada Fransa'nın istanbul elçisi Choisseul Gouffier Türkçe yayınlar yapmak üzere Matbaa-i Amire'yi ele geçirmek istedi Bunun üzerine hükumet basımevinin alet ve avadanlıklarını satın alarak (1796) matbaayı Mühendishane'ye taşıdı Başına da Mühendishane'nin geometri öğretmeni Abdurrahman Efendi'yi "reisü't-tibaa" adıyla atadı Böylece ilk devlet basımevi kurulmuş oldu
1803 yılında ise yine Abdurrahman başkanlığında, Üsküdar, Harem iskelesi yokuşunda Boyacı Hanı'nda yeni bir basımevi açılarak adına Darü't-tıbbaatü'l-cedide denildi Üsküdar basımevi genel yayınlara, Mühendishane basımevi ise bu okulun yayınlarına ayrıldı 1831'de II Mahmud tarafından istanbul yakasına taşıtılan basımevi Üniversite Kitaplığı'nın yanındaki kaptan-ı derya ibrahim Paşa Camii hamamında işe başlatıldı 1864'de yönetimi Takvimhane ile birleştirilerek Topkapı Sarayı surları içinde kaime (banknot) basmak üzere kurulmuş bulunan eski defterdarlık binasının yanındaki basımevi binasına taşındı 1866'da Maarif nazırı Ethem Paşa zamanında basımevi binası onarılıp genişletildi ve adı da Matbaa-i Amire olarak değiştirildi Meşrutiyet devrine kadar bu isimle bilinen Matbaa-i Amire, önce Matbaa-i Milli, sonra Matbaa-i Devlet adını taşımış, Cumhuriyet devrinde ise Devlet Matbaası adını almıştı
1939'da devlete ait matbaaların yeniden teşkilatlandırılması sırasında yönetimi Milli Eğitim Bakanlığı'na bırakılarak Milli Eğitim Basımevi adı altında bilim ve okul kitaplarının yayınları ile görevlendirilmiştir Bina ve gereç bakımından baştan başa yenileştirilerek Türkiye'deki basımevileri arasında kusursuz bir kurum haline gelmiştir
ilk takımları Yahudi Yuna'dan sağlanan Matbaa-i Amire'de yeniden harf dökümü ilk defa Reis Abdurrahman tarafından Mühendishane basımevi için yapılmış olduğuna göre, ilk basımevinin açılışından, bir devlet kurumu haline getirildiği 1796 yılına kadar süren özel teşebbüs döneminde takımlarda bir değişiklik olmamıştı Abdurrahman, Türkçe için yeni harfler döktürürken yabancı dilde yapılacak yayınlar için de Latin takımları getirterek Matbaa-i Amire'de büyük bir yenilik yapmıştı
Üsküdar basımevinde ise ilk defa oynar hareketli harfler kullanılmış, 1848'de de talik harfler basımevine sokulmuştur Matbaa-i Amire zamanında takımlar yeniden değiştirilerek Yesarizade ve Kazasker Mustafa izzet yazıları biçiminde harflerin dökümü yapılmıştı 1865 ve 1882 yılında yapılan bu yeni dökümler, dökümcü ustası Mühendisyan'ın eseridir Matbaa-i Amire'nin en son harfleri de Şefik Bey'in eseridir Matbaa-i Amire Üsküdar döneminden başlayarak renkli baskı yapacak derecede gelişmişti Basımevinde üç nesih ve iki talik tipi kullanılagelmiştir
1840 yılında çıkan bir irade ile Matbaa-i Amire'de ücretle özel yayınların bastırılmasına izin verildiği gibi, özel teşebbüsler de serbest bırakılmıştı Resmi devlet kuruluşu haline getirildiği ve bir reis başkanlığında çakmaya başladığı 1796 tarihinden başlayarak Matbaa-i Amire, Abdurrahman, Mehmed Said, Recai, Yesarizade Asım, Mustafa izzet efendiler, Şefik Bey, Küçük Said Paşa, tarihçi Lütfü Efendi, Cevat Bey, Hamid Bey gibi değerli fikir adamlarının yönetiminde çalışmıştır 1901 yılında ise II Abdülhamid'e verilen jurnal üzerine kısa bir süre kapatılmıştı.
(alıntı).
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com