bugün
- sözlük yazarlarının bileklikleri5
- akp'nin cumhurbaşkanı adayının erdoğan olması8
- sözlüğe fotoğraf atmayanların özgüvensiz sanılması19
- sözlük erkekleri aranıyor mu4
- muşlettin amca3
- elimde goruntuleriniz var4
- yaş ilerledikçe katlanılması zor şeyler2
- uludağ sözlük ün kokusu2
- bir kadını araba park ederken izlemek4
- diamond bosphoruss denen yazar2
- bir çiçek fotoğrafı bırak5
- utanmadan şort giyen erkek7
- pantolon cebinde lahmacun taşımak2
- dut ağacı2
- 2026 dünya kupası finalini kim oynar20
- açlığı çekilmeyen insan2
- kadınlarda asalet2
- evli çiftlerde tv kumandası kimde olur6
- beyaz yakalıyım hissi veren gıdalar2
- suv araç sayısının binek araçları geçmesi5
- bozulmaması ile meşhur olan şeyler10
- aylık 375 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- pringles kutusuna eli giren yetişkin erkek2
- evlenmek için gereken minimum para5
- bakire kızla evlenmeyi savunmak7
- ismet gurbuz 202418
- küfreden kız iticiliği8
- sedat pekmez9
- eski mesajları okumak3
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi13
- kabullenince huzur veren gerçekler2
- öndeki bir tutam saçına çok özen gösteren kel3
- san marino nun dünya kupasını alması3
- 23 haziran 2026 fransa ırak maçı5
- telefon sinyali çekmeyen bölgede kaybolmak6
- patates kızartmasına yapışan biber tohumu3
- dünya kupasında özbekistan'ı desteklemek4
- buddy dude2
- karşı cinste bağımlılık yapan şeyler2
- gay pornosu izlerken oğlunu gören baba3
- chp'ye yeni parti için isim önerileri2
- jenga da yenilen inşaat mühendisi2
- sevgiliye gitmemesi için söylenen sözler6
- lionel messi4
- bacak kıllarını almadan şort giyen erkek5
- israil'in lübnan da işgali sürdürme mesajı3
- ideal sevgilinin en önemli özelliği16
- emekliliği gelen beyaz eşyanın yazlığa yerleşmesi2
- cuckold esnasında karınızın fenalaşması3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle25
Matbaa-i Amire'de geçen sözdür (ukde).
Matbaa-i Amire
Matbaa-i Amire Nedir- Tarihi Sözlük Osmanlılarda kurulan ilk basımevinin adı
Zamanla birçok değişiklikler geçirerek Darü't-tıbbaatü'l-amire, Karhane-i basma, Matbaa-i Amire, Darü't-tıbbaatü'l-mamure, Matbaa-i Milli, Matbaa-i Devlet, Devlet Matbaası ve Devlet Basımevi adlarını alan ve kurulduğu tarihten bu yana istanbul'un çeşitli semtlerinde faaliyet gösteren Osmanlı imparatorluğu'nun ve Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi basımevi ilk defa Darüttibaatü'l-Amire adıyla kurulan bu matbaadan önce, Osmanlılarda bazı matbaalar vardı
Ancak Türk ve islam kültürüne mahsus eserlerin basılması işini Türkiye'de ve bütün islam aleminde ilk defa üzerine alan bir basımevi olarak büyük bir değer taşıyan Matbaa-i Amire ibrahim Müteferrika ve Yirmisekiz Çelebizade Sait Efendi'nin iş birliği ile kurulmuştur Sadrazam Damat ibrahim Paşa, kethüda Mehmed Paşa, kaptan-ı derya Mustafa Paşa gibi devlet adamlarının koruyuculuğu altında şeyhülislam Abdullah Efendi'nin fetvası ve Sultan II Ahmed'in fermanı ile açılma ruhsatı alan Matbaa-ı Amire Pirizade Sahip Mehmed Yanyalı Esad ve Kasımpaşa Mevlevihanesi şeyhi Musa efendilerin musahhihliği ile 1727 Temmuzunda ibrahim Müteferrika'nın Sultan Selim'deki evinde işe başlamıştır Basımevinin baskı işleri ile ilgili takımları ise Yuna adlı bir Yahudi'den sağlanmış, bu adama basımevinde de iş verilmişti ilk basılan eser, Vani Mehmed'in ismail Cevheri'nin (011002) Sıhah-ı Cevheri adlı lugatının çevirisi olan "Van Kulu Lagatı"dır (1729) Bu arada Said'in, ibrahim Müteferrika ile olan ortaklığı bozulmuş olduğundan basımevinin bütün işleri Müteferrika üzerinde kalmıştı
Ancak, bu basımevi tam anlamıyla bir devlet kurumu olmayıp devlet tarafından korunan özel bir kuruluştu
ibrahim Müteferrika'nın 1745'te ölümü ile Matbaa-i Amire'nin çalışmaları da durdu Matbaa-i Amire kurulduğundan beri 17 eser yayınlamış bulunuyordu
ibrahim Müteferika'nın ölümünden sora basımevini işletme hakkı, I Mahmud tarafından Rumeli kadılarından ibrahim ve Anadolu kadılarından Ahmed efendiler adına verilmişse de bunlar gereği gibi iş görememişlerdir
III Osman 1754'te işletme imtiyazını yenilemiş, bundan sonra basımevi 1755 ve 1756'da "Van Kulu Lugatı"nı ikinci defa yayınlayabilmiştir ikinci ibrahim Efendi'nin ölümü ve Rus savaşının başlaması üzerine Matbaa-i Amire'nin çalışmaları yine durmuştur
I Abdülhamid zamanında, 1783'te alınan bir kararla Beylikçi Vakanüvis Raşid Mehmed ile Vakanuvis Vasıf, basımevini ibrahim Müteferrika'nın varislerinden satın alarak yeniden işe başladılar Çok kısa bir süre çalışan bu basımevinde 6 eser basılmıştır Vasıf'ın ispanya elçiliği ile ayrılması üzerine, basımevi çalışmaları durdurmak zorunda kaldı Bu sırada Fransa'nın istanbul elçisi Choisseul Gouffier Türkçe yayınlar yapmak üzere Matbaa-i Amire'yi ele geçirmek istedi Bunun üzerine hükumet basımevinin alet ve avadanlıklarını satın alarak (1796) matbaayı Mühendishane'ye taşıdı Başına da Mühendishane'nin geometri öğretmeni Abdurrahman Efendi'yi "reisü't-tibaa" adıyla atadı Böylece ilk devlet basımevi kurulmuş oldu
1803 yılında ise yine Abdurrahman başkanlığında, Üsküdar, Harem iskelesi yokuşunda Boyacı Hanı'nda yeni bir basımevi açılarak adına Darü't-tıbbaatü'l-cedide denildi Üsküdar basımevi genel yayınlara, Mühendishane basımevi ise bu okulun yayınlarına ayrıldı 1831'de II Mahmud tarafından istanbul yakasına taşıtılan basımevi Üniversite Kitaplığı'nın yanındaki kaptan-ı derya ibrahim Paşa Camii hamamında işe başlatıldı 1864'de yönetimi Takvimhane ile birleştirilerek Topkapı Sarayı surları içinde kaime (banknot) basmak üzere kurulmuş bulunan eski defterdarlık binasının yanındaki basımevi binasına taşındı 1866'da Maarif nazırı Ethem Paşa zamanında basımevi binası onarılıp genişletildi ve adı da Matbaa-i Amire olarak değiştirildi Meşrutiyet devrine kadar bu isimle bilinen Matbaa-i Amire, önce Matbaa-i Milli, sonra Matbaa-i Devlet adını taşımış, Cumhuriyet devrinde ise Devlet Matbaası adını almıştı
1939'da devlete ait matbaaların yeniden teşkilatlandırılması sırasında yönetimi Milli Eğitim Bakanlığı'na bırakılarak Milli Eğitim Basımevi adı altında bilim ve okul kitaplarının yayınları ile görevlendirilmiştir Bina ve gereç bakımından baştan başa yenileştirilerek Türkiye'deki basımevileri arasında kusursuz bir kurum haline gelmiştir
ilk takımları Yahudi Yuna'dan sağlanan Matbaa-i Amire'de yeniden harf dökümü ilk defa Reis Abdurrahman tarafından Mühendishane basımevi için yapılmış olduğuna göre, ilk basımevinin açılışından, bir devlet kurumu haline getirildiği 1796 yılına kadar süren özel teşebbüs döneminde takımlarda bir değişiklik olmamıştı Abdurrahman, Türkçe için yeni harfler döktürürken yabancı dilde yapılacak yayınlar için de Latin takımları getirterek Matbaa-i Amire'de büyük bir yenilik yapmıştı
Üsküdar basımevinde ise ilk defa oynar hareketli harfler kullanılmış, 1848'de de talik harfler basımevine sokulmuştur Matbaa-i Amire zamanında takımlar yeniden değiştirilerek Yesarizade ve Kazasker Mustafa izzet yazıları biçiminde harflerin dökümü yapılmıştı 1865 ve 1882 yılında yapılan bu yeni dökümler, dökümcü ustası Mühendisyan'ın eseridir Matbaa-i Amire'nin en son harfleri de Şefik Bey'in eseridir Matbaa-i Amire Üsküdar döneminden başlayarak renkli baskı yapacak derecede gelişmişti Basımevinde üç nesih ve iki talik tipi kullanılagelmiştir
1840 yılında çıkan bir irade ile Matbaa-i Amire'de ücretle özel yayınların bastırılmasına izin verildiği gibi, özel teşebbüsler de serbest bırakılmıştı Resmi devlet kuruluşu haline getirildiği ve bir reis başkanlığında çakmaya başladığı 1796 tarihinden başlayarak Matbaa-i Amire, Abdurrahman, Mehmed Said, Recai, Yesarizade Asım, Mustafa izzet efendiler, Şefik Bey, Küçük Said Paşa, tarihçi Lütfü Efendi, Cevat Bey, Hamid Bey gibi değerli fikir adamlarının yönetiminde çalışmıştır 1901 yılında ise II Abdülhamid'e verilen jurnal üzerine kısa bir süre kapatılmıştı.
(alıntı).
Matbaa-i Amire
Matbaa-i Amire Nedir- Tarihi Sözlük Osmanlılarda kurulan ilk basımevinin adı
Zamanla birçok değişiklikler geçirerek Darü't-tıbbaatü'l-amire, Karhane-i basma, Matbaa-i Amire, Darü't-tıbbaatü'l-mamure, Matbaa-i Milli, Matbaa-i Devlet, Devlet Matbaası ve Devlet Basımevi adlarını alan ve kurulduğu tarihten bu yana istanbul'un çeşitli semtlerinde faaliyet gösteren Osmanlı imparatorluğu'nun ve Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi basımevi ilk defa Darüttibaatü'l-Amire adıyla kurulan bu matbaadan önce, Osmanlılarda bazı matbaalar vardı
Ancak Türk ve islam kültürüne mahsus eserlerin basılması işini Türkiye'de ve bütün islam aleminde ilk defa üzerine alan bir basımevi olarak büyük bir değer taşıyan Matbaa-i Amire ibrahim Müteferrika ve Yirmisekiz Çelebizade Sait Efendi'nin iş birliği ile kurulmuştur Sadrazam Damat ibrahim Paşa, kethüda Mehmed Paşa, kaptan-ı derya Mustafa Paşa gibi devlet adamlarının koruyuculuğu altında şeyhülislam Abdullah Efendi'nin fetvası ve Sultan II Ahmed'in fermanı ile açılma ruhsatı alan Matbaa-ı Amire Pirizade Sahip Mehmed Yanyalı Esad ve Kasımpaşa Mevlevihanesi şeyhi Musa efendilerin musahhihliği ile 1727 Temmuzunda ibrahim Müteferrika'nın Sultan Selim'deki evinde işe başlamıştır Basımevinin baskı işleri ile ilgili takımları ise Yuna adlı bir Yahudi'den sağlanmış, bu adama basımevinde de iş verilmişti ilk basılan eser, Vani Mehmed'in ismail Cevheri'nin (011002) Sıhah-ı Cevheri adlı lugatının çevirisi olan "Van Kulu Lagatı"dır (1729) Bu arada Said'in, ibrahim Müteferrika ile olan ortaklığı bozulmuş olduğundan basımevinin bütün işleri Müteferrika üzerinde kalmıştı
Ancak, bu basımevi tam anlamıyla bir devlet kurumu olmayıp devlet tarafından korunan özel bir kuruluştu
ibrahim Müteferrika'nın 1745'te ölümü ile Matbaa-i Amire'nin çalışmaları da durdu Matbaa-i Amire kurulduğundan beri 17 eser yayınlamış bulunuyordu
ibrahim Müteferika'nın ölümünden sora basımevini işletme hakkı, I Mahmud tarafından Rumeli kadılarından ibrahim ve Anadolu kadılarından Ahmed efendiler adına verilmişse de bunlar gereği gibi iş görememişlerdir
III Osman 1754'te işletme imtiyazını yenilemiş, bundan sonra basımevi 1755 ve 1756'da "Van Kulu Lugatı"nı ikinci defa yayınlayabilmiştir ikinci ibrahim Efendi'nin ölümü ve Rus savaşının başlaması üzerine Matbaa-i Amire'nin çalışmaları yine durmuştur
I Abdülhamid zamanında, 1783'te alınan bir kararla Beylikçi Vakanüvis Raşid Mehmed ile Vakanuvis Vasıf, basımevini ibrahim Müteferrika'nın varislerinden satın alarak yeniden işe başladılar Çok kısa bir süre çalışan bu basımevinde 6 eser basılmıştır Vasıf'ın ispanya elçiliği ile ayrılması üzerine, basımevi çalışmaları durdurmak zorunda kaldı Bu sırada Fransa'nın istanbul elçisi Choisseul Gouffier Türkçe yayınlar yapmak üzere Matbaa-i Amire'yi ele geçirmek istedi Bunun üzerine hükumet basımevinin alet ve avadanlıklarını satın alarak (1796) matbaayı Mühendishane'ye taşıdı Başına da Mühendishane'nin geometri öğretmeni Abdurrahman Efendi'yi "reisü't-tibaa" adıyla atadı Böylece ilk devlet basımevi kurulmuş oldu
1803 yılında ise yine Abdurrahman başkanlığında, Üsküdar, Harem iskelesi yokuşunda Boyacı Hanı'nda yeni bir basımevi açılarak adına Darü't-tıbbaatü'l-cedide denildi Üsküdar basımevi genel yayınlara, Mühendishane basımevi ise bu okulun yayınlarına ayrıldı 1831'de II Mahmud tarafından istanbul yakasına taşıtılan basımevi Üniversite Kitaplığı'nın yanındaki kaptan-ı derya ibrahim Paşa Camii hamamında işe başlatıldı 1864'de yönetimi Takvimhane ile birleştirilerek Topkapı Sarayı surları içinde kaime (banknot) basmak üzere kurulmuş bulunan eski defterdarlık binasının yanındaki basımevi binasına taşındı 1866'da Maarif nazırı Ethem Paşa zamanında basımevi binası onarılıp genişletildi ve adı da Matbaa-i Amire olarak değiştirildi Meşrutiyet devrine kadar bu isimle bilinen Matbaa-i Amire, önce Matbaa-i Milli, sonra Matbaa-i Devlet adını taşımış, Cumhuriyet devrinde ise Devlet Matbaası adını almıştı
1939'da devlete ait matbaaların yeniden teşkilatlandırılması sırasında yönetimi Milli Eğitim Bakanlığı'na bırakılarak Milli Eğitim Basımevi adı altında bilim ve okul kitaplarının yayınları ile görevlendirilmiştir Bina ve gereç bakımından baştan başa yenileştirilerek Türkiye'deki basımevileri arasında kusursuz bir kurum haline gelmiştir
ilk takımları Yahudi Yuna'dan sağlanan Matbaa-i Amire'de yeniden harf dökümü ilk defa Reis Abdurrahman tarafından Mühendishane basımevi için yapılmış olduğuna göre, ilk basımevinin açılışından, bir devlet kurumu haline getirildiği 1796 yılına kadar süren özel teşebbüs döneminde takımlarda bir değişiklik olmamıştı Abdurrahman, Türkçe için yeni harfler döktürürken yabancı dilde yapılacak yayınlar için de Latin takımları getirterek Matbaa-i Amire'de büyük bir yenilik yapmıştı
Üsküdar basımevinde ise ilk defa oynar hareketli harfler kullanılmış, 1848'de de talik harfler basımevine sokulmuştur Matbaa-i Amire zamanında takımlar yeniden değiştirilerek Yesarizade ve Kazasker Mustafa izzet yazıları biçiminde harflerin dökümü yapılmıştı 1865 ve 1882 yılında yapılan bu yeni dökümler, dökümcü ustası Mühendisyan'ın eseridir Matbaa-i Amire'nin en son harfleri de Şefik Bey'in eseridir Matbaa-i Amire Üsküdar döneminden başlayarak renkli baskı yapacak derecede gelişmişti Basımevinde üç nesih ve iki talik tipi kullanılagelmiştir
1840 yılında çıkan bir irade ile Matbaa-i Amire'de ücretle özel yayınların bastırılmasına izin verildiği gibi, özel teşebbüsler de serbest bırakılmıştı Resmi devlet kuruluşu haline getirildiği ve bir reis başkanlığında çakmaya başladığı 1796 tarihinden başlayarak Matbaa-i Amire, Abdurrahman, Mehmed Said, Recai, Yesarizade Asım, Mustafa izzet efendiler, Şefik Bey, Küçük Said Paşa, tarihçi Lütfü Efendi, Cevat Bey, Hamid Bey gibi değerli fikir adamlarının yönetiminde çalışmıştır 1901 yılında ise II Abdülhamid'e verilen jurnal üzerine kısa bir süre kapatılmıştı.
(alıntı).
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar