bugün
- terhis oluyorum sözlük16
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım8
- balık hazır herkese afiyet olsun6
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi10
- cumhurbaşkanı olmak istiyorum6
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- markaların whatsapptan mesaj atması4
- grup vitamin5
- bu başlıkta almanca entry giriyoruz8
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- ne olursa masklavi akp'yi bırakır7
- aşk15
- 6 kasım 20025
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- fatma betül sayan kaya28
- kaç gammaz var9
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek11
- yolsuzluğun cevabını halk sandıkta verecek6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- duş yağı5
- kezo etc2
- sözlük yazarlarının olası meslekleri3
- sözlük açacak olsanız8
- cop315
- fransa daki krizin ab'ye yayılma ihtimali2
- bir şeyler söyle5
- 6 kasım 20183
- münafık7
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam8
- kale3112 kardeştir4
- yapay zekanın çok yapay olması8
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- carlsberg2
- asansörde yukarı bakma refleksi5
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- alexander nübel14
- birbirini kollayan torba götlü yazarlar3
- evlenmek istemek ama evlenecek birini bulamamak4
- camilerdeki ayak kokusu7
- batan gün kana benziyor2
- wundebar2
- güne bir kitap alıntısı bırak5
- kağıt çöpü ve plastik çöpü ayrılmalı2
- son 3 ayın en başarılı gammazları8
- mazide kalmış sözlük yazarları4
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü9
- istanbul8
- iyi menemenin sırrı22
- 7 kasım 20263
Çeşitli sebeplerle sarkan memeleri kaldırma ameliyatıdır.
erkeklerin cinsel organını yerine oturtması eylemidir. dizleri kırarak, avuçlayarak ve daha nice farklı şekilde yapılabilir.
pazartesi sabahları otelde, hasta, kira
parası yok, ve aç, aylardır aç, ve
bir sonraki şişeydi tek kaygımız,
zirveydi, Tanrı'ydı.
iş bulur
bir-iki hatta üç-dört gün
çalışırdım
ama kalkıp işe gidemeyeceğim gün
gelirdi
ve bazen hemen öderlerdi paramı
ama korkunç bir bekleyiş olurdu genellikle,
otel idaresini oyalamak zorunda kalırdık, her gece
iki-üç kez otel odamızı arayıp şarkıları,
küfürleri, kırılan eşya gürültüsünü
lütfen
kesmemizi isteyen otel
idaresini.
pazartesi sabahlarının keyfine doyum olmazdı ama,
bir ninni
ve 11.30 gibi kalkıp aşağı iner,
çöp bidonlarını karıştırır,
iki pazar gazetesini de bulup
yukarı çıkardım ve yatakta
beraber okurduk; karikatürleri, dünya haberlerini,
seyahat ve eğlence bölümlerini, küçük ilanlar ve
eleman aranıyor sayfaları dışında
herşeyi...
birbirimizden güç alıyorduk sanırım -
hiçbir şeyi umursamamak gibi bir
eğilimi vardı ve
onun yolundan gittim
ben de.
sabah gazetelerinden sonra sokağa çıkardık,
ne çifttik ama! sigarasının etrafında öksürüp duran o
ve taranmamış saçlarımla
bir iç ve
dış alemde yitmiş
ben.
çalacak kapılar bulurduk: kaçık Rus mesela, şansı
yaver giderdi bazen, veya arada sırada hala iş bulabilen
bir mankenle yaşayan Tek Diş Lily - içki kıyağı
çekerlerdi bazen; veya barodan atılmış avukat
Eddie.
bir yerden içki gelirdi mutlaka, birileri dört ayak
üstüne düşerdi mutlaka, ve biz nasıl onlara
gidersek,
onlar da bize gelirler
bizi bulurlardı.
ve içecek neyimiz varsa paylaşırdık
onlarla.
ve anlatacak bir şeyler olurdu hep, kodese girip çıkmak
veya ölenlere dair daha çok: "hep girişteki
tabureye oturup o iğrenç puroları içen yüzü yanık
adamı anımısıyor musunuz? işte o artık... "
bir yerde oturup konuşurduk, genellikle
Pazartesi sabahları: "Marty üç gün
üç gece eve uğramamış ve kapıyı
açtığında Edna iskemlede oturuyormuş,
kaskatı,
öleli iki gün olmuştu,
herhalde... "
bilmiyorum, iyi zamanlardı sanki, güneş
sıcak ve sürekliydi ve en iyisi
gecelerdi, karanlık ve ilginç geceler,
çünkü içki etkisini göstermiş olurdu
ve dünya
katlanılabilirdi
neredeyse.
yine de, tuhaftır, en iyi pazartesileri anımsıyorum, herkesin
iş-haftasına başladığı günü, sanayi düşüne takılmışlardı,
artık gerekli olmadıklarında
onları tükürecek bir sanayinin
düşüne
biz kendimizi tükürmüştük bile, düşlere
inanmayarak korkunç patronlarla bağlarımızı
koparmıştık, özgürlüğe çok yakındık, pazartesi
milyoneriydik ve asla kaybedemiyeceğimiz
bir şeydi bu.
o ufacık odada oturup güler,
konuşur, boğulur ve içerken
birkaçımız
beraber -
mükemmele yakın, tam değil ama
neredeyse bilerek herşeyi ziyan ettiğimizi - bizi
yaratandan neredeyse daha
öfkeli -
yaptık
yaptığımızı
Charles Bukowski
parası yok, ve aç, aylardır aç, ve
bir sonraki şişeydi tek kaygımız,
zirveydi, Tanrı'ydı.
iş bulur
bir-iki hatta üç-dört gün
çalışırdım
ama kalkıp işe gidemeyeceğim gün
gelirdi
ve bazen hemen öderlerdi paramı
ama korkunç bir bekleyiş olurdu genellikle,
otel idaresini oyalamak zorunda kalırdık, her gece
iki-üç kez otel odamızı arayıp şarkıları,
küfürleri, kırılan eşya gürültüsünü
lütfen
kesmemizi isteyen otel
idaresini.
pazartesi sabahlarının keyfine doyum olmazdı ama,
bir ninni
ve 11.30 gibi kalkıp aşağı iner,
çöp bidonlarını karıştırır,
iki pazar gazetesini de bulup
yukarı çıkardım ve yatakta
beraber okurduk; karikatürleri, dünya haberlerini,
seyahat ve eğlence bölümlerini, küçük ilanlar ve
eleman aranıyor sayfaları dışında
herşeyi...
birbirimizden güç alıyorduk sanırım -
hiçbir şeyi umursamamak gibi bir
eğilimi vardı ve
onun yolundan gittim
ben de.
sabah gazetelerinden sonra sokağa çıkardık,
ne çifttik ama! sigarasının etrafında öksürüp duran o
ve taranmamış saçlarımla
bir iç ve
dış alemde yitmiş
ben.
çalacak kapılar bulurduk: kaçık Rus mesela, şansı
yaver giderdi bazen, veya arada sırada hala iş bulabilen
bir mankenle yaşayan Tek Diş Lily - içki kıyağı
çekerlerdi bazen; veya barodan atılmış avukat
Eddie.
bir yerden içki gelirdi mutlaka, birileri dört ayak
üstüne düşerdi mutlaka, ve biz nasıl onlara
gidersek,
onlar da bize gelirler
bizi bulurlardı.
ve içecek neyimiz varsa paylaşırdık
onlarla.
ve anlatacak bir şeyler olurdu hep, kodese girip çıkmak
veya ölenlere dair daha çok: "hep girişteki
tabureye oturup o iğrenç puroları içen yüzü yanık
adamı anımısıyor musunuz? işte o artık... "
bir yerde oturup konuşurduk, genellikle
Pazartesi sabahları: "Marty üç gün
üç gece eve uğramamış ve kapıyı
açtığında Edna iskemlede oturuyormuş,
kaskatı,
öleli iki gün olmuştu,
herhalde... "
bilmiyorum, iyi zamanlardı sanki, güneş
sıcak ve sürekliydi ve en iyisi
gecelerdi, karanlık ve ilginç geceler,
çünkü içki etkisini göstermiş olurdu
ve dünya
katlanılabilirdi
neredeyse.
yine de, tuhaftır, en iyi pazartesileri anımsıyorum, herkesin
iş-haftasına başladığı günü, sanayi düşüne takılmışlardı,
artık gerekli olmadıklarında
onları tükürecek bir sanayinin
düşüne
biz kendimizi tükürmüştük bile, düşlere
inanmayarak korkunç patronlarla bağlarımızı
koparmıştık, özgürlüğe çok yakındık, pazartesi
milyoneriydik ve asla kaybedemiyeceğimiz
bir şeydi bu.
o ufacık odada oturup güler,
konuşur, boğulur ve içerken
birkaçımız
beraber -
mükemmele yakın, tam değil ama
neredeyse bilerek herşeyi ziyan ettiğimizi - bizi
yaratandan neredeyse daha
öfkeli -
yaptık
yaptığımızı
Charles Bukowski
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com