bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle15
- sebahattin şirin14
- blackberry4
- çerçeve yasa23
- sözlük yakışıklıların fotoğrafları10
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı5
- herkes öldüğü hal üzere diriltilecektir2
- apo adamdır adam kalacak2
- rabbin sana verecek ve sen hoşnut olacaksın2
- hiçbir servet zamanı satın alamaz11
- apo piçtir piç kalacak12
- bu plak para eder mi3
- eski türkiye5
- romelu lukaku8
- numan kurtulmuş3
- malum takımın azalarak bitecek olması6
- ipsala vs kapıkule2
- z jenerasyonunun önceki nesilden az zekalı olması4
- esrar içip müzik eşliğinde sevişmek6
- kalp krizi7
- aslolan fenerbahce dir vs frank lucas3
- aslolan fenerbahce dir andavalı4
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı7
- profilini gizli tutma nedeni9
- milliyetçi faşistlerin pkk biter korkusu13
- türk milletine kurulan pusu7
- allah'ın delili hazreti mehdi5
- ümmetçilerin vatan sevgisi5
- 1 milyon dolar ama sözlükte nude'un dolaşacak5
- 73 yıllık sigara2
- true'nun sözlüğe küsmesi6
- terörist mecliste konuşma mı yapar4
- en sevdiğin eşofmana çamaşır suyu dökülmesi5
- akp iktidarının yaptığı en önemli hizmet7
- atilla kaya2
- galatasaray8
- kendi doğum gününü unutmak3
- mel melin palavra sıkması7
- ekşide yazar olmak vs uludağda birader olmak3
- ismet'in domuz çukulatası getirmesi7
- fatih tekke4
- en namuslu kadın bile dudaktan öpüşmüştür5
- poğaca ile kahvaltı yapmak8
- aym'nin evlenen kadin nufus kaydi karari2
- hangi film karakteri olmak isterdiniz2
- sözlüğe taze kan ihtiyacı5
- galatasaray ın yeni transferi3
- intihar edenler hiç korkmuyor mu5
- türkiyeye gelmiş en iyi yabancı kaleci6
- en güzel reçel6
Gene ısıtıp ısıtıp 'kahraman bakkal süpermarkete karşı' oyununu sahneye koyuyorlar... Yok, Ferhan kızmasın (Şensoy), telif hakkı ödemeden izinsiz gösteri değil bu, entellerin pek sevdikleri deyimle 'hayata geçiriyorlar'...
Çünkü hayat da onlara geçirmekte!
Büyük 'marketler' mahalle bakkallarını öldürüyormuş. Çözüm olarak bunları şehir dışına taşımayı bile düşündüler, sökmedi.
Elbette öyle olacaktır. Kapitalizm, geliştikçe sermayeyi 'temerküz' ettirir (Türkçe'sini Ege Cansen'e sorun), büyük balık küçük balığı, büyük sermaye küçük sermayeyi yutar. Kapital büyümek zorundadır, büyüyemezse batar. işin kuralı budur. Açık bakın Amerikan tarihine, küçük bankaların ve küçük sanayicinin birer birer yokolma tarihidir.
Fransa tarihine bakın, hani o Paris gezisinde hanımın sabah girip akşama kadar alışverişten başını alamadığı büyük mağazalar, Galeries Lafayette, Printemps, Bon Marche falan, on dokuzuncu yüzyılın ortalarında pıtırak gibi çıkmışlardır ortaya (ilk örneği yanılmıyorsam Felix Potin)... Bu aynı zamanda münferit demiryolları şirketlerinin ve demir-çelik haddehanelerinin (Creusot) dev işletmeler şeklinde birleşme tarihidir.
Bizde de 'büyük mağaza' altmışların sonları, yetmişlerin başlarında başlamıştı... O sıralar altıpatlar tabancayla devrim yapmaya kalkan bizim cahil çocuklar, Türkiye'de sermayenin ilk kez onların canına okuyabilecek kadar güçlendiğini bu göstergeye bakıp da anlayamazlardı tabii... Çapları yeterli değildi.
Nitekim, ellili yılların, çocukluğumuzda büyük mağaza sandığımız Leon, Atalar gibi temsilcileri o zaman birdenbire arka plana düştüler, artık esamileri okunmaz oldu. Daha öncenin Tiring Galata (bilmeyenler 'trink' okurlardı), Bonmarşe (evet bu da yerli çeşidi) gibi eski müesseseleri de anılarda kaldılar.
Aha bu da istanbul kültürüdür ama aynı zamanda Türk kapitalizminin ıvır zıvır tarihidir...
Şimdi de 'solculuk ayağından' bakkalı savunuyorlar. Özal'a da küfür ediyorlardı, kapitalizmi rayına oturtma yolunda adım attı diye.
Mahalle bakkalı, pirinç ve mercimek çuvalından el küreğiyle kesekağıdı doldurmaktan, ayçiçek yağıyla deterjan karışımı o garip ve iç bayıltıcı kokudan kurtulamazsa, batacaktır.
Bakkal amca, sonunda gidip iki sokak ötedeki 'eski rakibi' markette tezgahtar olacaktır.
Çünkü batıda da, kendi evinin alt katında el imalatı yapan küçük esnaf sonunda gidip fabrikaya işçi yazılmaktan başka çare bulamamıştır.
Buna 'proleterleşme süreci' denir yavrularım.
Kapitalizmin doğal gelişim sürecine karşı çıkıp 'merkantil ve manüfaktür nostaljiyi' savunuyorsanız size de solcu denmez, iktidara miktidara da gelemezsiniz.
Ben şimdi, evimin bodrumunda Marat ya da Desmoulins gibi kol merdanesiyle basılan dört sayfa çeyrek forma gazete çıkarıp onlar gibi ortalığı birbirine katabilir miyim? Hayır, mevcut bir gazeteye işçi olarak girip orada yazmak zorundayım.
Ya da 'Internet ortamlarında' yara kaşımak zorundayım ama orada da sıfır lira kazanılıyor ve de bilgisayarı olmayana ulaşman sözkonusu değil.
Peki, bakkal amca aşağı düşmek istemiyorsa ne yapacak?
Yukarı çıkmak için diğer arkadaşlarıyla birleşmeyi deneyecek.
Bir haber, bir örnek: Daha önce 'işmar' adlı marketler zincirini kuran Fevzi Erenkuş önderliğinde tam 1600 mahalle bakkalı birleşmiş, 'Erzakçım A.Ş.' adında bir şirket oluşturmuşlar, ayakta kalmışlar. Sistemi Anadolu'ya da yaymayı, büyük bir zincir oluşturmayı düşünüyorlarmış.
Kapitalizm budur hemşerim. Fakat sen gelişmeyi hayata geçiremez, kapitalizm sandığın ne idüğü belirsiz 'eski Türk sistemi' düzeyinde kalırsan, bu kez hayat sana kol gibi geçirir.
engin ardıç
Çünkü hayat da onlara geçirmekte!
Büyük 'marketler' mahalle bakkallarını öldürüyormuş. Çözüm olarak bunları şehir dışına taşımayı bile düşündüler, sökmedi.
Elbette öyle olacaktır. Kapitalizm, geliştikçe sermayeyi 'temerküz' ettirir (Türkçe'sini Ege Cansen'e sorun), büyük balık küçük balığı, büyük sermaye küçük sermayeyi yutar. Kapital büyümek zorundadır, büyüyemezse batar. işin kuralı budur. Açık bakın Amerikan tarihine, küçük bankaların ve küçük sanayicinin birer birer yokolma tarihidir.
Fransa tarihine bakın, hani o Paris gezisinde hanımın sabah girip akşama kadar alışverişten başını alamadığı büyük mağazalar, Galeries Lafayette, Printemps, Bon Marche falan, on dokuzuncu yüzyılın ortalarında pıtırak gibi çıkmışlardır ortaya (ilk örneği yanılmıyorsam Felix Potin)... Bu aynı zamanda münferit demiryolları şirketlerinin ve demir-çelik haddehanelerinin (Creusot) dev işletmeler şeklinde birleşme tarihidir.
Bizde de 'büyük mağaza' altmışların sonları, yetmişlerin başlarında başlamıştı... O sıralar altıpatlar tabancayla devrim yapmaya kalkan bizim cahil çocuklar, Türkiye'de sermayenin ilk kez onların canına okuyabilecek kadar güçlendiğini bu göstergeye bakıp da anlayamazlardı tabii... Çapları yeterli değildi.
Nitekim, ellili yılların, çocukluğumuzda büyük mağaza sandığımız Leon, Atalar gibi temsilcileri o zaman birdenbire arka plana düştüler, artık esamileri okunmaz oldu. Daha öncenin Tiring Galata (bilmeyenler 'trink' okurlardı), Bonmarşe (evet bu da yerli çeşidi) gibi eski müesseseleri de anılarda kaldılar.
Aha bu da istanbul kültürüdür ama aynı zamanda Türk kapitalizminin ıvır zıvır tarihidir...
Şimdi de 'solculuk ayağından' bakkalı savunuyorlar. Özal'a da küfür ediyorlardı, kapitalizmi rayına oturtma yolunda adım attı diye.
Mahalle bakkalı, pirinç ve mercimek çuvalından el küreğiyle kesekağıdı doldurmaktan, ayçiçek yağıyla deterjan karışımı o garip ve iç bayıltıcı kokudan kurtulamazsa, batacaktır.
Bakkal amca, sonunda gidip iki sokak ötedeki 'eski rakibi' markette tezgahtar olacaktır.
Çünkü batıda da, kendi evinin alt katında el imalatı yapan küçük esnaf sonunda gidip fabrikaya işçi yazılmaktan başka çare bulamamıştır.
Buna 'proleterleşme süreci' denir yavrularım.
Kapitalizmin doğal gelişim sürecine karşı çıkıp 'merkantil ve manüfaktür nostaljiyi' savunuyorsanız size de solcu denmez, iktidara miktidara da gelemezsiniz.
Ben şimdi, evimin bodrumunda Marat ya da Desmoulins gibi kol merdanesiyle basılan dört sayfa çeyrek forma gazete çıkarıp onlar gibi ortalığı birbirine katabilir miyim? Hayır, mevcut bir gazeteye işçi olarak girip orada yazmak zorundayım.
Ya da 'Internet ortamlarında' yara kaşımak zorundayım ama orada da sıfır lira kazanılıyor ve de bilgisayarı olmayana ulaşman sözkonusu değil.
Peki, bakkal amca aşağı düşmek istemiyorsa ne yapacak?
Yukarı çıkmak için diğer arkadaşlarıyla birleşmeyi deneyecek.
Bir haber, bir örnek: Daha önce 'işmar' adlı marketler zincirini kuran Fevzi Erenkuş önderliğinde tam 1600 mahalle bakkalı birleşmiş, 'Erzakçım A.Ş.' adında bir şirket oluşturmuşlar, ayakta kalmışlar. Sistemi Anadolu'ya da yaymayı, büyük bir zincir oluşturmayı düşünüyorlarmış.
Kapitalizm budur hemşerim. Fakat sen gelişmeyi hayata geçiremez, kapitalizm sandığın ne idüğü belirsiz 'eski Türk sistemi' düzeyinde kalırsan, bu kez hayat sana kol gibi geçirir.
engin ardıç
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar