bugün
- yakıştırdığım çiftler serisi 129
- sözlük çiftleştirme servisi11
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi16
- ya bi siktirin gidin15
- sözlükte sevgili yazar eksikliği9
- nick vermeden bir yazara seslen13
- hangi yazarla çift olursunuz6
- sözlük yazarlarının eski sevgiliyi unutma süresi11
- ulu sözlük telegram grubu12
- uludağ sözlük sertleşme veritabanı5
- arkadaşlar ben de hesabımı siliyorum11
- şapka takar mısınız13
- 2026 lisans kpss sonuçları8
- istanbul12
- sinek as5
- karton toblayan cocuga arkadan sımsıkı sarılmak5
- sümüklü böcek çiftleşmesi6
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- sarapci koala hatayi12
- erkeklerin sohbet muhabbet edememesi3
- ne sağcıyım sen solcu kartoncuyum kartoncu3
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- aslan burcu erkeği aslan burcu kadını ilişkisi10
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- rüzgarlı havaları seven tip4
- diğer sözlük4
- kartoncunun halil güneşli olması3
- bakalım erkeğim beni kıskanacak mı ergensiliği2
- 8 ekim 2026 afyon vali yardımcısının vurulması2
- aşıksan vur gaza şoförsen bas saza2
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
- bir kadına hatunum demek3
- bakıp bakıp adım atmayan erkek17
- karton toplayan bambi2
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı7
- tanıdık mod arkadası olan yazarlar3
Varoluşa ve yalnızlığa dair sahip olduğum düşünceleri sorgulamama sebep olan film. Bir tarafta çift olma zorunluluğu, bir tarafta yalnızlık dayatması ve arada sürüklenen bir adam izledim. Romantizmin farklılıktan beslendiğini bilmemize rağmen aynılaşma çabasını iyi aktarabilmiş yönetmen. Müzikler de vurucu. izlenmeli.
en çok sanat ben biliyorum sanatsal başyapıttır ötekiler tu kaka onlar bu film ah çok güzel anlamayanlar bağnaz çok güzel mesajlar veriyor ve filmi size bırakıyor filmi. bok gibi filmdir.
Yeminle elinde çitlekle, “ne zaman evleniyorsun, sen daha evlenmiyor musun yaşın geçti, yalnızlık allah a mahsustur.... evlenince de; çocuk olunca her şey düzelir” diyen teyzenin ütopik filmini yapmışlar.
lobster font tasarımcılar tarafından itibar görmektedir feminen bir fonttur.
Gönül ilişkilerine eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan yaratıcı ve sinir bozucu bir film.
evliliklerin yüzeyselliğini uzun uzun dinlene dinlene anlatırken arkadaşlıkların yüzeyselliğini de es geçmiyor. Arada Bireyselliğin acımasızlığına da değiniyor. sonunda tam kurtuluşu bulduk diye sevinirken aşkın da nasıl çekilmez bir şeye dönüştüğünü gösterip insanı sonsuz bir karamsarlığa mahkum ediyor. gerçek bir kara mizah baş yapıtı bu.
Bunu gördükten sonra Sanırım ben mamut olarak kalacağım.
evliliklerin yüzeyselliğini uzun uzun dinlene dinlene anlatırken arkadaşlıkların yüzeyselliğini de es geçmiyor. Arada Bireyselliğin acımasızlığına da değiniyor. sonunda tam kurtuluşu bulduk diye sevinirken aşkın da nasıl çekilmez bir şeye dönüştüğünü gösterip insanı sonsuz bir karamsarlığa mahkum ediyor. gerçek bir kara mizah baş yapıtı bu.
Bunu gördükten sonra Sanırım ben mamut olarak kalacağım.
film hakkında yazılan entryleri bilerek okumadan bunları yazıyorum. eminim hepimizin yakından tanıdığı o salak tipler yine toplumsal baskı, distopya, özgürlük, dayatmalara karşı muhteşem bir kült yapıt gibi şeyler yazmıştır. gerçekten çok salak olmak ya da mallığını gizlemek için süslü kelimeler kullanan bir mal olmak lazım. net ultrasikko bir film.
2015 yapımı Yorgos Lanthimos'un yönettiği absürt distopik bir kara mizah filmidir.
öncelikle film, ütopik değil distopik bir evrende geçmektedir. ütopyalar toz pembe bir gelecek tablosu çizerken distopyalar bunun tam tersini yaparlar.
bu film "ya açalım da şöyle gülelim keyfimiz yerine gelsin" filmi değil asla. çok güzel bir "toplumsal uzlaşı" yergisi bana kalırsa. film bu toplumsal uzlaşı saçmalığını evlilik üzerinden sembolize etmiş. bugün yaşadığımız toplumda evlenmek zorunda değiliz belki henüz ama birçok şeyi yapmaya mecburuz. kendi isteğimiz ile yaptığımızı sandığımız şeyler aslında toplumun isteklerinden ibaret. eric fromm buna nesnel isteklere giydirilmiş öznel kılıflar diyor. yani atıyorum bir ev sahibi olurken bunu kendiniz için yaptığınızı sanıyorsunuz ama toplum sizi çekirdekten öyle bir şekillendiriyor ki aslında toplum bunu emrettiği için ev sahibi oluyorsunuz. bu en yüzeysel örnek. bu konuyla ilgili ayrıntılı okuma isteyenler "özgürlükten kaçış"ı okuyabilirler.
filmdeki çiftlerin kusurlarında bile denklik arayışı yine bir toplumsal uzlaşı eleştirisi. yahu bizde atasözü bile var bunun: "davul bile dengi dengine çalar" diye. size saçma gelecektir, "burnu kanayanla evlenmek için niye burnumuz kanamalı illa arkadaş" ya da "saçı güzelle kel niye evlenemiyor yahu" diye düşüneceksiniz ama toplum böyle bir şey işte. kek kalıbı gibi şak şak şak yan yana aynı hizada aynı şekilde kendi içinde eşleştirerek koyuyor herkesi. sonra o yalnızları avlamak için düzenlenen av partileri. toplum bunu her gün yapıyor. farklı olma eğilimindeki insanları budamıyor mu? dışlamıyor mu? yok etmiyor mu?
kısacası film metaforlarla dolu. açık bir zihinle izleyiniz. colin farrel'ı hep sevmişimdir bu film sevgimi katmerlendirdi.
benim için izlenmesi gereken bir hiciv filmi.
bu film "ya açalım da şöyle gülelim keyfimiz yerine gelsin" filmi değil asla. çok güzel bir "toplumsal uzlaşı" yergisi bana kalırsa. film bu toplumsal uzlaşı saçmalığını evlilik üzerinden sembolize etmiş. bugün yaşadığımız toplumda evlenmek zorunda değiliz belki henüz ama birçok şeyi yapmaya mecburuz. kendi isteğimiz ile yaptığımızı sandığımız şeyler aslında toplumun isteklerinden ibaret. eric fromm buna nesnel isteklere giydirilmiş öznel kılıflar diyor. yani atıyorum bir ev sahibi olurken bunu kendiniz için yaptığınızı sanıyorsunuz ama toplum sizi çekirdekten öyle bir şekillendiriyor ki aslında toplum bunu emrettiği için ev sahibi oluyorsunuz. bu en yüzeysel örnek. bu konuyla ilgili ayrıntılı okuma isteyenler "özgürlükten kaçış"ı okuyabilirler.
filmdeki çiftlerin kusurlarında bile denklik arayışı yine bir toplumsal uzlaşı eleştirisi. yahu bizde atasözü bile var bunun: "davul bile dengi dengine çalar" diye. size saçma gelecektir, "burnu kanayanla evlenmek için niye burnumuz kanamalı illa arkadaş" ya da "saçı güzelle kel niye evlenemiyor yahu" diye düşüneceksiniz ama toplum böyle bir şey işte. kek kalıbı gibi şak şak şak yan yana aynı hizada aynı şekilde kendi içinde eşleştirerek koyuyor herkesi. sonra o yalnızları avlamak için düzenlenen av partileri. toplum bunu her gün yapıyor. farklı olma eğilimindeki insanları budamıyor mu? dışlamıyor mu? yok etmiyor mu?
kısacası film metaforlarla dolu. açık bir zihinle izleyiniz. colin farrel'ı hep sevmişimdir bu film sevgimi katmerlendirdi.
benim için izlenmesi gereken bir hiciv filmi.
ıstakoz
Ormandaki dans sahnesi efso. *
Garip bir film. Ama konusu ilginc.
Abi bu filmi izleyen anlar, bildiğin ters köşe mevzusu. Colin Farrell'da karizma desen var ama filmde bildiğin ruh hastası bir sistemin piyonu olmuş. Düşünsene, dört gözle partner bulman lazım yoksa bam! Dönüşüyorsun hayvanat bahçesinden fırlamış bir hayvana. Yönetmen Yorgos Lanthimos zaten kafayı sıyırmış, o buz gibi, duygusuz atmosfer yok mu, insana "ulan biz ne izliyoruz?" dedirtiyor. ilişkilerimizin o saçma sapan kurallarını, zoraki eşleşmelerini öyle bir dalgaya alıyor ki, izlerken bir an gülüyor bir an da "hassiktir doğru lan" diye kalıyorsun. Kesinlikle kafa açan ama herkese hitap etmeyen, aşırı net bir film. Olay örgüsü falan da öyle dümdüz akmıyor, yer yer dumur edip bırakıyor seni. Cidden, bir acayip yani.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar