bugün
- türkler ile moğollar kardeştir18
- foşik törklörön liginde birinci amedspor21
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok20
- s'i l v'e r m'i s t'in kullandığı ucuz parfüm15
- çamaşır makinasını çalışırken izlemek6
- osmanlıcılar vs kürtçüler5
- bilgisayar vs tablet4
- iş arayanların aslında para araması7
- meksika açmazı macerası2
- yapay zekaya porno aratmak3
- hollanda'nın deniz seviyesinin altında bulunması5
- 29 yaşında erkek 40 yaşında kadın evliliği7
- özgür iradeye inanmamak ama trafikte küfretmek2
- betray me4
- karate kursundan tanışılan kızla sevişmek4
- parcalandim toparlanamiyorum313
- hava çok sıcak sobayı aç diyen insan2
- nasreddin hoca'nın eşeğine kayyum olarak atandım3
- evli arkadaş çevresi2
- hayvan diyemem hayvana hakaret olur diyen insan2
- xvala bere2
- göçmen karşıtı din düşmanı sosyal demokratlar18
- simko34
- musa anter3
- anın görüntüsü26
- morkstar5
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı30
- aşk-ı memnu3
- betray me masklavi frank lucas kerhaneci yagmurcu7
- atomu nasıl parçalarız lan2
- düşün ki o bunu okuyor6
- kürdistan12
- emeviler6
- claudian clouds43
- game of thrones taki kerhaneci17
- ölümden korkuyor musunuz34
- türkiye'deki hoşgörü hristiyanlıktan geliyor4
- mustafa topaloğlu2
- debelenmek2
- sözlük kızları dertleşiyor14
- ittihat terakki döneminde gerçekleşen soykırımlar6
- terör örgütünün silah bırakmaması3
- kendinden büyük bir kadınla evlenmek3
- basketbol2
- taksicinin iltifatına maruz kalmak5
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- çok güzel bir kız havla deyince havlamayan erkek5
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor9
- ktç camdan atladı apandisti patladı2
- şarapçı'nın taksici fantezileri4
Tarihler 22 nisan 2000'i gösterirken, ders çalışmak bahanesiyle okula gideceğimi söyleyip, öğlenin köründe top oynamıştık arkaşlarla. Puan veya puanlar almıştık evet. Şahane bir maçtı. Galibiyetimizi bici bici yiyerek kutlamıştık. Hey gidi. Oysa nerden bilebilirdim o gün o dakikalarda bambaşka bir kıtada, bambaşka bir lisanda bir sinema filmi seyircisiyle buluşuyor imiş.
işte o:
"Ne sahneler vardı be, ne sahneler! Hele o son sahne... Rrruspu çocuğu harbiyeli iyi film yapmış. -Tamamen sevecen bi sıfat tabi bu. Yanlış anlaşılmasın.-"
tadında söylemlere gark olmamın müsebbibi bir kim ki duk filmi. imiş.
La is la bonita? Bu adalar bambaşka. Mini mini, tek odalı sandalımsı-otelimsi adacıklara minik teknesiyle servis yapan; Karanlık sokaklar kadar kör değil sağır değil ama dilsiz bir kadın... Adalara Birileri gelir birileri gider. içine birileri girer. Çıkar. Hayat devam eder. Sonra başka bir adam gelir. Kalır.
Yağmurlu bir günde, kadın elemanın yanına gider. Nehrin üzerinde duran sandalımsı-otelimsiler o kadar şeker şerbettir ki... Atmosfer bir tatlı huzur vericidir. Kadın elemanın yanına oturur. Yağmur ah'tır. Vah'tır. Çok sevecenpatiktir. Yakınlaşırlar. Ancak Eleman alenen denyo çıkar. Direk yumulur. Kadın ise kendini geri çeker. Eleman Tecavüze yeltenir. Kadın kaçar. Böylesi bir denyoya bizim kadın âşık olur neden sonra. Denyo da ona. Aşklarına sadizm karışır. Mazoşizm karışır. Acı karışır. Hüzün karışır. Tutunabilmek ve her şeyi unutabilmek karışır.
Tüm garipliklere rağmen aşk bu kadar güzel anlatılamaz. 'Belki de içinde tahribat bulundurmayan, anormallikler barındırmayan aşk; tutkulu olamaz ha dostum, ne dersin!' gibi bir laf da edilebilir. Hayatı çözmüş aşk yazarı tadını yakalamadan konuyu değiştirmeliyim galiba. Kendimden gıcık almak istemiyorum zira. 'anormallikler barındırmayan aşk, tutkulu olamaz'mış mış. Kaç tane tutkulu aşk gördün geçirdin lan. Bak Gıcık oldum çok fena. Bu paragraf bitmeli. Kısıldım kaldım. Çıkamıyorum bu bedbaht kolpa aşk cümlelerinin içinden.
Bir balık, oltaya geldiğinde ne hissediyorsa, kim ki duk izleyene aynen yaşatıyor bu hissi. Ve dahasını... ve dehasını... (sanırım bu satırlarının yazarı bir gün her şeyi bıraksa bile bu kolpa kelime oyunculuğunu bırakamayacak. he is realy sorry dude. but that's the truth.)
ve Ondan sonra hayat bir sazlık gibi nehirde akıp gidiyor. Sazlık derken neyi kastettiğimi, ancak filmi merak edip de izleyenler anlıyor.
Sonra Sazlıklardan havalanan... Konuşamıyorum.
işte o:
"Ne sahneler vardı be, ne sahneler! Hele o son sahne... Rrruspu çocuğu harbiyeli iyi film yapmış. -Tamamen sevecen bi sıfat tabi bu. Yanlış anlaşılmasın.-"
tadında söylemlere gark olmamın müsebbibi bir kim ki duk filmi. imiş.
La is la bonita? Bu adalar bambaşka. Mini mini, tek odalı sandalımsı-otelimsi adacıklara minik teknesiyle servis yapan; Karanlık sokaklar kadar kör değil sağır değil ama dilsiz bir kadın... Adalara Birileri gelir birileri gider. içine birileri girer. Çıkar. Hayat devam eder. Sonra başka bir adam gelir. Kalır.
Yağmurlu bir günde, kadın elemanın yanına gider. Nehrin üzerinde duran sandalımsı-otelimsiler o kadar şeker şerbettir ki... Atmosfer bir tatlı huzur vericidir. Kadın elemanın yanına oturur. Yağmur ah'tır. Vah'tır. Çok sevecenpatiktir. Yakınlaşırlar. Ancak Eleman alenen denyo çıkar. Direk yumulur. Kadın ise kendini geri çeker. Eleman Tecavüze yeltenir. Kadın kaçar. Böylesi bir denyoya bizim kadın âşık olur neden sonra. Denyo da ona. Aşklarına sadizm karışır. Mazoşizm karışır. Acı karışır. Hüzün karışır. Tutunabilmek ve her şeyi unutabilmek karışır.
Tüm garipliklere rağmen aşk bu kadar güzel anlatılamaz. 'Belki de içinde tahribat bulundurmayan, anormallikler barındırmayan aşk; tutkulu olamaz ha dostum, ne dersin!' gibi bir laf da edilebilir. Hayatı çözmüş aşk yazarı tadını yakalamadan konuyu değiştirmeliyim galiba. Kendimden gıcık almak istemiyorum zira. 'anormallikler barındırmayan aşk, tutkulu olamaz'mış mış. Kaç tane tutkulu aşk gördün geçirdin lan. Bak Gıcık oldum çok fena. Bu paragraf bitmeli. Kısıldım kaldım. Çıkamıyorum bu bedbaht kolpa aşk cümlelerinin içinden.
Bir balık, oltaya geldiğinde ne hissediyorsa, kim ki duk izleyene aynen yaşatıyor bu hissi. Ve dahasını... ve dehasını... (sanırım bu satırlarının yazarı bir gün her şeyi bıraksa bile bu kolpa kelime oyunculuğunu bırakamayacak. he is realy sorry dude. but that's the truth.)
ve Ondan sonra hayat bir sazlık gibi nehirde akıp gidiyor. Sazlık derken neyi kastettiğimi, ancak filmi merak edip de izleyenler anlıyor.
Sonra Sazlıklardan havalanan... Konuşamıyorum.
the bow ile kombo yapılıp izlenirse etkisi iki kat artar. iki filmde de konuşmayan baş karakterler, deniz, balık...
yanlış bilmiyorsam diğer adı the isle.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar