bugün

sen benim renk karmaşamdaki mavisin.
mavi kadar zarif, mavi kadar sonsuzsun.
kaybettiğim içten gülümsemesin sen.
beyaz saçlarıma, evet beyaz saçlarım var benim, çaresin.
özlediğimsin.
içinde kaybolduğum gözlerin süzsün gözlerimi.
susayım, öylece seyre dalayım zerafetini.
sesin bir ninni olsun, kollarında uyuyayım.
nefes alışların bana verdiğin hayat olsun;
içime çekeyim..
ben ki sen.
sen ki ben.
çocukluğumun mutlu anıları...
özlediğim...
dedim ki:

"sen,çoktandır gelmesini beklediğim bir sevinçli haber gibi uğradın bana.
gece rengi saçlarınla sözlerini bağışladın.
ipeksi sesin gözlerime bir perde gibi indi.
yanımda buldum seni.
sen, ki benim kaybetmekten korkacağım tek insan.
gözlerine bakınca kendimi görebildiğim tek insan.
yanımda olmasa da soluğunu hissedebildiğim tek insan.
sen ki ben.
ben ki sen.
imkansız umutlarımın gerçekleşmesi.."

sustu. gözleri doldu, güzel yüzünü seyre daldım. döküldü ağzından cümleler:

"o ne şanslı kadındır;
nefesinde notalar ezen,
gozlerıyle aşkı çağıran,
sesıyle sevgılıyı resmeden...
o ki en kutsal gülüş,
korkutucu bir bahar rüzgarı.
yaslı çimen yeşilleri..
o ki şu anı kaybetmekten korkan,
geleceğin hezeyanı..
ıcım daralıyor..
tıkanıyorum yıne."

bekledim, ellerini tuttum. ve konuştum:

"ellerini tutup omzuma yaslanmana izin veriyorum.
bilirim, içinin daraldığını hissederim"

o anın keyfini çıkartırcasına susuyorum..
konuşmama gerek kalmıyor, zira kollarımda güvende olduğunu biliyorsun
bazen, sözlerden daha değerli oluyor susmak.
susmak ve sadece o güven hissiyle nefes almak..
yanında, güvende o..

cevap verdi :


"dudaklarımdan huzur akıtıyorum.
gözlerımden mutluluk.
uyuyorum..
ok kirpiklerim sana emanet,
uyandığımdaki yorgunluğun da bana.."

ve dedim ki:

"soluğunun bekçisiyim
sen yeter ki huzuru hisset
yanımda ol, yeter.."

son sözünü söyledi:

"kalbinin müziği kayıp bır kent kadar eski ve tanıdık..
aldığın nefesle uyuyorum kollarında..
yüzüne düşen gece saçlarıma sarılı..
sana yaklaşmasın kötülük diye,
tılsım gibi senı korusun dıye.."

dilimi yuttum. dakikalarca ona baktım gözümü kırpmadan.
sarıldım, sıcaklığım onu bulsun diye..
duştan çıkınca buhar olur ya aynam hemen elimle sildiğim,
gecenin köründe metroda inerken gözgöze geldiğim
ya da bir rüya,
elini sımsıkı tutup kaçarcasına koşturduğum şehirden uzaklara,
bardağımdaki son damla su, gözümdeki bir damla yaş,
okula giderken yakışıklı çocuğu görünce kıkırdayan liseli gibi,
vitrinde gördüğü elbiseyi üzerinde hayal eden o hanımefendi.
buaralar herkes sen,heryerde sen.
ben yok hiç içimde.
ne kadar istersem o kadar içimde,
yaydan fırlamış ok gibi geri dönüşü olmayan şekilde.
son zamanlarda aynada gördüğüm hep sen,
sen bilmezsin hiçbir zaman,
ben ki sen.
ama ben hep umut ettim,
rüyalarımda elinin tuttuğum sen ki ben.
sen ki ben ; bendeki sen kadar ben.
sen ki ben; ben ki baştan aşşağı sen.
Uyuyamadığım gecelerin uyanamadığım sabahlara bağlandığı vakit
yaktığım sigaranın dumanıyla çizdiğim resimler,
odamın tavanında bir tablo gibi her gece izlediğim.
Ya boyut değiştireceğim bir süre sonra
ya da akıl hastanesine gideceğim.
insanın sürekli kendisiyle konuştuğu,
hatta kendisiyle kavga ettiği evredeyim.
nedensiz bir şekilde kuş tüyünden mezarımda yatarken bile sendeyim
içimde artçıl sarsıntılarını hissettiğim,
sen ki benden habersiz,
sen ki her saniye içimdeki küllere yeniden can veren.
sen ki ben; yok işte fazlaca anlamı, sen ki, ben.. sen ki; aşk, ben ki; meşk..

bir buluşsak, destan olsak..

sen ki; yok, aşk ki; çaresiz..
(bkz: kafa felsefe yapma boyutuna gelmiş)
anlamsız bir şiirin ilk dizeleridir.
© copyright 2005 - 2026