bugün
- galatasaray neden transfer yapamıyor11
- günlük tutan erkek9
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- yavrum diye hitap eden erkek7
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek6
- devalüasyon yakın mı6
- sözlük yazarlarını evlendirmek5
- yemek yapmayı bilmeyen kadın3
- velvet hanım çay içelim mi5
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır9
- eğitiyorum ayağına işkence eden sensei3
- artı oy veren kişinin erkek yazar olması3
- kotor3
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması13
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim5
- yüksek sesle konuşan insan2
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- burunla blok flüt çalabilmek6
- sevgilim popomun arasından kredi kartı çekti3
- dar kot pantolon ile uyumak3
- kadın yazar çekme başlıkları6
- kale3112 entry ni beğendi3
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması2
- geldimgittim5
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor10
- sözlüğü anı defteri gibi kullanmak6
- sırbistan3
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron5
- kemalettin tuğcu eserleri ile büyümüş nesil2
- tai lung12
- türkiye de iş hayatı4
- mine tugay3
- sineklik olmasına rağmen giren sinek3
- mod geldi mod geldi4
- kısa aralıklarla kaka yapmak3
- kiraz vs vişne4
- mekke anlaşması2
- yeni tanıştığı kadına tatlım diyen adam2
- b tipi likit fon2
- trafikte hanımının yanında artistlik yapsalar6
- mustafa kemal2
- şenay gürler3
- kafaya kuş sıçması5
- sinek sokması3
- çerçeve yasanın adalet komisyonu ndan geçmesi2
- üniversitede kızlara para yedirmek6
- dünyada her saniye iki kişinin ölmesi3
- nasıl zengin olunur2
Hz.* Lut (a.s.)`In gönderildigi sehirdir.
salih peygamberin gonderildigi kavimdir.
(bkz: semud kavmi)
(bkz: semud kavmi)
bir cumali ünaldı hasannebioğlu şiir. murat kapkıner de müthiş okur.
Şahmerdanlar gömmektedir şimdi,aşkımızın göğsüne yadırgı hüzünleri.
Kaypak bir çamur olan mayamız kinle bereketlenmektedir.
Uyuyan bebekleriyle üşüyen köpeklerini bir yana bırakıp,bir sabah vakti,
Dudaklarımda direnmiş yüreklerin isyanını taşıyan keskin bir ıslık,
Ellerim ceplerimde bu şehri yerle bir edersem bana deli,bana çılgın diyecekler biliyorum...
Gönlümü asi bir tohuma gizleyerek toprağa gömüyorum.
Bu şehr ki amansız göğünü bile çekti üzerimden,
Dörtnal koşan ayağına şiirimin bukağılar vurdu.
Ürkütünce fillerini zarif ve soylu arap atlarının üzerine
Ebabil kuşları uçuruyor bir adam gözünün bebeğinde...
Bilinmez mi elimiz değdiğinde buz gibi pınarların köze kestiği,
Yürüdüğümüzde dağların yok olduğu,öfkeyle bıraktığımız soluğun nice görkemli taş tapınakları yerle bir ettiği bilinmez mi?...
Ahdimi kavruk ağaçlara,kanadı kırık kuşlara,yivleri aşınmış bir tabancaya,
Utancından küçülüvermiş haritalara yani;onurlu yorumlayıcılara bırakıyorum...
Ben ki saçına çokça aklar berkitilmiş bir Semudum
Ağlamak için başına uygun duvarlar arayan.
Unutulmuş çiçekleri tozlu raflar arasından el değmemiş kitaplardan
Yüreği üzre koyup örselemeden çıkaran her kelimeyi.
Her kelimeyi gereği üzre akıp giden hayata uygulayan
Karanlık kuyulara sarkıtılmış bir semudum...
Şimdi ölümden arta kalan acılar yazılıyor bizim alnımıza
Tasdikli mühürlü kağıtlarımıza.
Güneş döner ay peşimizde vay gülüm,bu çılgın adamlar sığmaz dünyaya.
Ve korku içimizde uzanıp yatmış köpek,
Anten olmuş her sese kulak kabartmış köpek.
Biliyorum,biliyorum bir ada gibi coğrafya atlasına sınırları kanla değil,
Kalemle çizilmiş bir ülkeyi;bankalar, bankerler,tröstler,tecimevleri,
Kıravatlı, rüzgarsız saçları,boyalı potinleri,yüzleri kara bir gecede ışıldayan faiz hadleri,
Cepleri teberru çekleri,piyango biletleri,evleri tıka basa ölü çocuk kemikleri,
Yanmış genç bedenleri,acıyla yokekedilmiş adam iskeletleri.
Biliyorum...basarak kan deryasına yürüyor onlar,
Ve ayaklarının altı lekesizdir, biliyorum...
Ben kendimi sokaklara karşı denemedim.
Çekilirken üstümden boz bulanık sel suları önce hüznü belledim,
Birçok harfi sağır olan alfabeden karanlığın buzul topraklarında
Bir kar çiçeği gibi göğermeyi öğrendim.
Ben kendimi sokaklara karşı denemedim..
Onlar hep benziyor biribirlerine,
Kendini dinleyen bir böcek gibi duyargalarını içlerine çevirdiklerinde
Zalimdir gururludur yeryüzü titrer yürüdüklerinde
Bilirler her şeyi bakışları keskindir de
Bir ağır makinalı saniyede kaç mermi atar bir çırpıda söylerlerde...
Yeni açmış bir çiçeğe eğilen adam zindana atıldığında da fatiha okur;bu bir...
Sakalı zorla kesilmiş birisi sarıklı,cübbeli,sakallı bir gizli kimlik taşımıştır
Ve bir kaya kütlesi oluncaya kadar dağlara bakmamaya yemin etmiştir.bu iki...
Sonbahara direnmiş kışı göğüslemiş ağaçlar illada patlatacaklardır domurlarını ilkbahara
Ve yaz hasat mevsimidir.bu üç...
BiLMEDiKLERiDiR VE ONLAR HEP BiRBiRiNE BENZEMEKTEDiR ...
Biliyorum,ana biliyorum bedenimde bu zulüm ,kara geceyi bir örtü gibi düşlerimize saran
Berrak sulara bir damla kan olup yayılan günlerde eriyorum.
Sabır sayfaları okunup üflenmiş yüreğime ben ki korkulara efsunluyum.
Akrep topraklara beleyip avucuma yılan kavisler sürerdin de
Saçıma ki ana deli çırpınmalar eklerdin.
Daneleyin ekilmezsem vay beni,gök tırpanla biçilmezsem vay beni!
Senin için dare çekilmezsem vay beni,
Ey bu harfi yüreğime ilikleyen ayetini buğdayıma çizen yar...
Savruk yapraklar ağlıyor güzün kararttığı suyumuzda sarı ve savruk.
Yanık yanaklarımızı sürüyor toprağın serin ve diri yüzüne...
Ben şiirini söylemedim daha,dıştan durgun ve sessiz
içten içe lavlarını kaynatan bir yanardağın,yuvası dağıtılmış kartalların,
Ve gözlerine sonsuz hüzünlerin mili çekilmiş çocukların şiirini söylemedim daha...
Vurulduğu gece toprağa düştüğü yere taşlardan bir kin anıtı olarak döşekler yapılmamış,
Kanlısı kargıçlanmamış ve ölümün ter-ü taze gözlerine çok renkli bir nakış olarak işlendiği
Gömleğine incecik kadın yüreklerle evlad iyal ana bacı seslerle ilençlerle ağlanmamış,
Kimsiz kimsesiz bir ölü gibi yatırılmış unutulan yüreğin hey... şiirini söylemedim daha...
Uzun nefeslerle düşünmekten sakınan bir güneş
Minicik serçelerin yumulmaz gözlerine gizlenerek bir çırpıda çakılıyor arza.
Ben o zaman elimi kaldırıp elyordamıyla gözü bağlı tetiğe dokunuyorum
Yaşamanın sivri yanları çakılıyor göğsüme
insanlar kayıp gidiyor tırnaklarımın arasından göğsümde kargılarını unutuyorlar.
Ben yine onikiden vuruyorum.
Atlayıp üstüne şavkı vuran sözcüklerin gümüş sağrılı küheylanı yormadan dörtnal koşturuyorum.
Ben akkor demirlerle ağlamak köprülerini dağlayan cerrah,
Kanayan bir yaraya naralar çiçeklendiren,yitik çocukların rahmisıla közlerine bastığı
Bu umut merhemini kararan göğe,düşen yaprağa,hasretinden çatlamış toprağa sürüyorum...
Şahmerdanlar gömmektedir şimdi,aşkımızın göğsüne yadırgı hüzünleri.
Kaypak bir çamur olan mayamız kinle bereketlenmektedir.
Uyuyan bebekleriyle üşüyen köpeklerini bir yana bırakıp,bir sabah vakti,
Dudaklarımda direnmiş yüreklerin isyanını taşıyan keskin bir ıslık,
Ellerim ceplerimde bu şehri yerle bir edersem bana deli,bana çılgın diyecekler biliyorum...
Gönlümü asi bir tohuma gizleyerek toprağa gömüyorum.
Bu şehr ki amansız göğünü bile çekti üzerimden,
Dörtnal koşan ayağına şiirimin bukağılar vurdu.
Ürkütünce fillerini zarif ve soylu arap atlarının üzerine
Ebabil kuşları uçuruyor bir adam gözünün bebeğinde...
Bilinmez mi elimiz değdiğinde buz gibi pınarların köze kestiği,
Yürüdüğümüzde dağların yok olduğu,öfkeyle bıraktığımız soluğun nice görkemli taş tapınakları yerle bir ettiği bilinmez mi?...
Ahdimi kavruk ağaçlara,kanadı kırık kuşlara,yivleri aşınmış bir tabancaya,
Utancından küçülüvermiş haritalara yani;onurlu yorumlayıcılara bırakıyorum...
Ben ki saçına çokça aklar berkitilmiş bir Semudum
Ağlamak için başına uygun duvarlar arayan.
Unutulmuş çiçekleri tozlu raflar arasından el değmemiş kitaplardan
Yüreği üzre koyup örselemeden çıkaran her kelimeyi.
Her kelimeyi gereği üzre akıp giden hayata uygulayan
Karanlık kuyulara sarkıtılmış bir semudum...
Şimdi ölümden arta kalan acılar yazılıyor bizim alnımıza
Tasdikli mühürlü kağıtlarımıza.
Güneş döner ay peşimizde vay gülüm,bu çılgın adamlar sığmaz dünyaya.
Ve korku içimizde uzanıp yatmış köpek,
Anten olmuş her sese kulak kabartmış köpek.
Biliyorum,biliyorum bir ada gibi coğrafya atlasına sınırları kanla değil,
Kalemle çizilmiş bir ülkeyi;bankalar, bankerler,tröstler,tecimevleri,
Kıravatlı, rüzgarsız saçları,boyalı potinleri,yüzleri kara bir gecede ışıldayan faiz hadleri,
Cepleri teberru çekleri,piyango biletleri,evleri tıka basa ölü çocuk kemikleri,
Yanmış genç bedenleri,acıyla yokekedilmiş adam iskeletleri.
Biliyorum...basarak kan deryasına yürüyor onlar,
Ve ayaklarının altı lekesizdir, biliyorum...
Ben kendimi sokaklara karşı denemedim.
Çekilirken üstümden boz bulanık sel suları önce hüznü belledim,
Birçok harfi sağır olan alfabeden karanlığın buzul topraklarında
Bir kar çiçeği gibi göğermeyi öğrendim.
Ben kendimi sokaklara karşı denemedim..
Onlar hep benziyor biribirlerine,
Kendini dinleyen bir böcek gibi duyargalarını içlerine çevirdiklerinde
Zalimdir gururludur yeryüzü titrer yürüdüklerinde
Bilirler her şeyi bakışları keskindir de
Bir ağır makinalı saniyede kaç mermi atar bir çırpıda söylerlerde...
Yeni açmış bir çiçeğe eğilen adam zindana atıldığında da fatiha okur;bu bir...
Sakalı zorla kesilmiş birisi sarıklı,cübbeli,sakallı bir gizli kimlik taşımıştır
Ve bir kaya kütlesi oluncaya kadar dağlara bakmamaya yemin etmiştir.bu iki...
Sonbahara direnmiş kışı göğüslemiş ağaçlar illada patlatacaklardır domurlarını ilkbahara
Ve yaz hasat mevsimidir.bu üç...
BiLMEDiKLERiDiR VE ONLAR HEP BiRBiRiNE BENZEMEKTEDiR ...
Biliyorum,ana biliyorum bedenimde bu zulüm ,kara geceyi bir örtü gibi düşlerimize saran
Berrak sulara bir damla kan olup yayılan günlerde eriyorum.
Sabır sayfaları okunup üflenmiş yüreğime ben ki korkulara efsunluyum.
Akrep topraklara beleyip avucuma yılan kavisler sürerdin de
Saçıma ki ana deli çırpınmalar eklerdin.
Daneleyin ekilmezsem vay beni,gök tırpanla biçilmezsem vay beni!
Senin için dare çekilmezsem vay beni,
Ey bu harfi yüreğime ilikleyen ayetini buğdayıma çizen yar...
Savruk yapraklar ağlıyor güzün kararttığı suyumuzda sarı ve savruk.
Yanık yanaklarımızı sürüyor toprağın serin ve diri yüzüne...
Ben şiirini söylemedim daha,dıştan durgun ve sessiz
içten içe lavlarını kaynatan bir yanardağın,yuvası dağıtılmış kartalların,
Ve gözlerine sonsuz hüzünlerin mili çekilmiş çocukların şiirini söylemedim daha...
Vurulduğu gece toprağa düştüğü yere taşlardan bir kin anıtı olarak döşekler yapılmamış,
Kanlısı kargıçlanmamış ve ölümün ter-ü taze gözlerine çok renkli bir nakış olarak işlendiği
Gömleğine incecik kadın yüreklerle evlad iyal ana bacı seslerle ilençlerle ağlanmamış,
Kimsiz kimsesiz bir ölü gibi yatırılmış unutulan yüreğin hey... şiirini söylemedim daha...
Uzun nefeslerle düşünmekten sakınan bir güneş
Minicik serçelerin yumulmaz gözlerine gizlenerek bir çırpıda çakılıyor arza.
Ben o zaman elimi kaldırıp elyordamıyla gözü bağlı tetiğe dokunuyorum
Yaşamanın sivri yanları çakılıyor göğsüme
insanlar kayıp gidiyor tırnaklarımın arasından göğsümde kargılarını unutuyorlar.
Ben yine onikiden vuruyorum.
Atlayıp üstüne şavkı vuran sözcüklerin gümüş sağrılı küheylanı yormadan dörtnal koşturuyorum.
Ben akkor demirlerle ağlamak köprülerini dağlayan cerrah,
Kanayan bir yaraya naralar çiçeklendiren,yitik çocukların rahmisıla közlerine bastığı
Bu umut merhemini kararan göğe,düşen yaprağa,hasretinden çatlamış toprağa sürüyorum...
taş işçiliği konusunda oldukça yetenekli olduğu söylenen allahın gazabına uğramış kavim.
Kamer Suresinin 23-29. ayetlerinde bu kavimden bahsedilmektedir.
Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: içimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o yalancının şımarığın biridir.Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı kimmiş şımarık!(Salihe şöyle demiştik) Şüphesiz biz onlara bir imtihan olmak üzere o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret. Onlara suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun. Derken (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti."
Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: içimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o yalancının şımarığın biridir.Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı kimmiş şımarık!(Salihe şöyle demiştik) Şüphesiz biz onlara bir imtihan olmak üzere o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret. Onlara suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun. Derken (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar