bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu32
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- karısının üzerine kuma getiren erkek4
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam25
- muşlettin amca dul mu5
- tuborg ice8
- çocukta yaparım kariyer de yaparım diyen kız3
- sadece zengin biriyle evlenirim diyen kız3
- tatlıses'in o eski halinden eser olmaması3
- toplumsal çürüme7
- evlenince karım çalışmayacak diyen erkek3
- sözlüğün yeni tasarımı4
- iyi saksafon çalarım diyen kız2
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak2
- nikolina vujcic2
- gülşen in memeleri14
- evlenince ailen bize çok gelmesin diyen kız3
- kalkmış pipinin imanı olmaz3
- türkiye ve ab'den vize mesajları2
- aşk karın doyurmuyor diyen kız2
- ben kalabalık aile severim diyen kız2
- kızıl saçlılar6
- geçmişi temiz kız arıyorum diyen erkek2
- yol vermek4
- istihbarat kolejleri2
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması8
- mika raun vardı nerede şimdi7
- windows xp deki çayırın son hali2
- ismet gürbüz saraca sudekiray2
- hamas denince akla gelenler11
- 5 kasım 2026 afyonkarahisar seri cinayet vakası2
- ese dezze11
- galatasaraylıya sormuşlar3
- yeşil göz4
- jason voorhees vs michael myers3
- sudekiray silik yesin kampanyası6
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- perla harb2
- gençlere tavsiyeler3
- pideler olmuş2
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi3
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi8
- aşk10
- angel bhathal2
- müslüman5
- fatma betül sayan kaya'nın 25 bin liralık gözlüğü4
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- ben geldim naneler5
ilk yardım yara bandı. şu an için tüm bildiğimiz bu.
ilk yardım bandı markası. bi paketinde genelde 10 adet yardım bandı içerir.
pazartesi yaşadığım bu yerde pazar kurulur ve tüm ilçe halkı hafta boyunca yiyeceği sebzeleri bu tek günde tedarik etmeye çalışır. gerçi manavlar da mevcut ama hem daha pahalı hem de bu kadar taze sebzeleri tek bir yerden bulmak daha güç olacağı için pek tercih edilmez. bizim evin pazar alışverişçisi annemdir. istenen meyve sebzeleri aklında tuttuğunca almaya çalışır. ben bu işlere hiç bakmam. okul zamanlarında başıma kaldığı için pazar alışverişlerinden hoşlanırdım ama şimdi bu işi benden daha iyi yapabilen biri olduğu için kendimi bu işlem konusundaki başarı sırasında ikincilikte tutarım. çünkü hiç kimse çürük ya da olmamış meyveleri yemek istemez. şaka şaka. en güzellerini seçmesini tabi ki de bilirim. lakin yapılmak istenmeyen her işte olduğu gibi bi arıza çıkar düşüncesiyle pazara çıkmam. bazen anneme poşetleri taşıması için yardım ederim. her neyse fazla uzatmayalım diyecem ama çok da anlatasım var.
bu gün pazara çıkıp kalabalıklar arasında dolaşmak istedim. cebime de bir kaç lira koydum. giydim pabuçlarımı çıktım dışarı. biraz dolaştıktan sonra mutluluk vereceğini sandığım gezi bana kasvet ve mutsuzluk vermişti. yüzü asık insanlar, yolda birbiriyle muhabbet eden kadınlar, bir an önce alacaklarını bitirmek için aceleyle yürüyen adamlar, zavallı küçük çocuğu bu arbede içerisine sokanlar derken geri dönüş yoluna koyuldum. dört yolun ortasında yara bandı, permatik, pil satan, mavi gözlü, beyaz sakallı, nerden baksan bi 80 yaşı devirmiş dedeye bakakaldım. yanında geçip giderken o nu daha önce de gördüğümü biliyordum. geçimini bu şekilde sağlıyordu ve pek de mutsuz görünmüyordu. kendi mutsuzluğumdan ötürü hızla geçtim yanından. 10 metre ilerledikten sonra istemsiz bir şekilde elimi cebime attım. havalardan ısınmış fakat yine de soğuk olan metale elimi değdirir değdirmez hızla geri döndüm. öyle bir dönüşkü bi kadınla çarpışacaktım nerdeyse. konuşmak istemediğim için mahcup bakışla hiç birşey söylemeden çarpmak üzere olduğum bu kadını geride bıraktım. dedenin yanına gidebilmek için son bir kişilik engeli daha atlatabilmem gerekiyordu. dede bunu fark etti ve kucağında malzemesiyle bana doğru bi hamle yaptı.
- bant alıcam, kaç para?
+1 lira.
belli ki tl ye alışmış ya da geçmişinde ki günlerle bağını koparmamıştı. dört tane yara bandını satın aldım. dede nin bana verdiği hizmetten çok, sanki ben ona hizmet vermişim gibi bereket versin, allah razı olsun gibi dualar etti bana. mutsuz ben o an için kendimi sevdim. ama satın aldığım ve kullanmayacağım ''santavik'' bant yüzündendi kendime duyduğum bir anlık sevgi. dedenin olumlu enerjisi beni daha da mutsuz etmişti. hiç bir şey yapmadığım halde mutlu olmamı istemişti çünkü. bunun bir haksızlık olduğunu düşündüm. emeksiz mutlu olmak! ne bileyim. ya da daha fazla mutsuz olabilmek için bahane arıyordum.
yolda gelirken hiç kullanmayacağım bu bantı neden aldım diye irdelerken paket lastiğine sarılmış dört kutu yara bandını parmağıma geçirdim. bi halt etmiş gibi saçma sapan bir duygu içerisindeydim. mutlu muydum yoksa kendini bi halt etmiş sanmanın ardından gerçekle yüzleşince mutsuzluğumu mu artırıyordum? pek de önemli değildi aslında, yaptığım saçma bir şeydi. kısacası kendimi tatmin etmek için başvurduğum ucuz bir yoldu. bir an için utandım.
eve gelip elimde duran dört kutu santavik yara bandına baktım ve seçtiğim ucuz yol tatminden uzaklaşabilmem için gerekenleri düşündüm. bu bantın işe yaraması sonucunda kendimi tatmin etmiş olmamdan çok mavi gözlü sevimli yüzlü dede tatmin olacaktı. çünkü bana sattığı santavik bant bir işe yarayacaktı. öyleyse bi şekilde yaralanmalıydım. olası ihtimalleri düşündükten sonra secret yapıp evrene havale ettim. biliyorum bir kaç gün içinde bu santavik yara bantına ihtiyacım olacak.
çünkü, tıpkı bir annenin çocuğuna;
-oraya çıkma, düşersin!
dedikten sonra yere yapışan çocuk gibi - o bantı alma yaralanırsın- cümlesi aklımdan geçti.
olumsuz bir durum için önlem almanın sonu yoktur diye düşünenlerdenim en nihayetinde. belki dedeyi küçük düşürüp ihtiyacım olmayan bantı aldığım için cezalandırılmam gerekiyordur? kim bilir! belki de sırf bu yüzden yaralanıcam. domatesi doğrarken tam avcumun ortasını belki bu yüzden deşicem.
şimdi bekliyorum olası yaramı! sırf bant bir işe yarasın ve bu lanetimden kurtulayım diye.
bu gün pazara çıkıp kalabalıklar arasında dolaşmak istedim. cebime de bir kaç lira koydum. giydim pabuçlarımı çıktım dışarı. biraz dolaştıktan sonra mutluluk vereceğini sandığım gezi bana kasvet ve mutsuzluk vermişti. yüzü asık insanlar, yolda birbiriyle muhabbet eden kadınlar, bir an önce alacaklarını bitirmek için aceleyle yürüyen adamlar, zavallı küçük çocuğu bu arbede içerisine sokanlar derken geri dönüş yoluna koyuldum. dört yolun ortasında yara bandı, permatik, pil satan, mavi gözlü, beyaz sakallı, nerden baksan bi 80 yaşı devirmiş dedeye bakakaldım. yanında geçip giderken o nu daha önce de gördüğümü biliyordum. geçimini bu şekilde sağlıyordu ve pek de mutsuz görünmüyordu. kendi mutsuzluğumdan ötürü hızla geçtim yanından. 10 metre ilerledikten sonra istemsiz bir şekilde elimi cebime attım. havalardan ısınmış fakat yine de soğuk olan metale elimi değdirir değdirmez hızla geri döndüm. öyle bir dönüşkü bi kadınla çarpışacaktım nerdeyse. konuşmak istemediğim için mahcup bakışla hiç birşey söylemeden çarpmak üzere olduğum bu kadını geride bıraktım. dedenin yanına gidebilmek için son bir kişilik engeli daha atlatabilmem gerekiyordu. dede bunu fark etti ve kucağında malzemesiyle bana doğru bi hamle yaptı.
- bant alıcam, kaç para?
+1 lira.
belli ki tl ye alışmış ya da geçmişinde ki günlerle bağını koparmamıştı. dört tane yara bandını satın aldım. dede nin bana verdiği hizmetten çok, sanki ben ona hizmet vermişim gibi bereket versin, allah razı olsun gibi dualar etti bana. mutsuz ben o an için kendimi sevdim. ama satın aldığım ve kullanmayacağım ''santavik'' bant yüzündendi kendime duyduğum bir anlık sevgi. dedenin olumlu enerjisi beni daha da mutsuz etmişti. hiç bir şey yapmadığım halde mutlu olmamı istemişti çünkü. bunun bir haksızlık olduğunu düşündüm. emeksiz mutlu olmak! ne bileyim. ya da daha fazla mutsuz olabilmek için bahane arıyordum.
yolda gelirken hiç kullanmayacağım bu bantı neden aldım diye irdelerken paket lastiğine sarılmış dört kutu yara bandını parmağıma geçirdim. bi halt etmiş gibi saçma sapan bir duygu içerisindeydim. mutlu muydum yoksa kendini bi halt etmiş sanmanın ardından gerçekle yüzleşince mutsuzluğumu mu artırıyordum? pek de önemli değildi aslında, yaptığım saçma bir şeydi. kısacası kendimi tatmin etmek için başvurduğum ucuz bir yoldu. bir an için utandım.
eve gelip elimde duran dört kutu santavik yara bandına baktım ve seçtiğim ucuz yol tatminden uzaklaşabilmem için gerekenleri düşündüm. bu bantın işe yaraması sonucunda kendimi tatmin etmiş olmamdan çok mavi gözlü sevimli yüzlü dede tatmin olacaktı. çünkü bana sattığı santavik bant bir işe yarayacaktı. öyleyse bi şekilde yaralanmalıydım. olası ihtimalleri düşündükten sonra secret yapıp evrene havale ettim. biliyorum bir kaç gün içinde bu santavik yara bantına ihtiyacım olacak.
çünkü, tıpkı bir annenin çocuğuna;
-oraya çıkma, düşersin!
dedikten sonra yere yapışan çocuk gibi - o bantı alma yaralanırsın- cümlesi aklımdan geçti.
olumsuz bir durum için önlem almanın sonu yoktur diye düşünenlerdenim en nihayetinde. belki dedeyi küçük düşürüp ihtiyacım olmayan bantı aldığım için cezalandırılmam gerekiyordur? kim bilir! belki de sırf bu yüzden yaralanıcam. domatesi doğrarken tam avcumun ortasını belki bu yüzden deşicem.
şimdi bekliyorum olası yaramı! sırf bant bir işe yarasın ve bu lanetimden kurtulayım diye.
bir yara bandı markası. kült hale gelmiştir. bir gillette bir nescafe bir pimapen kadar hakettiği yere gelmek üzeredir. parmakların en nazik dostudur.
sekizinci nesil yazar. hoş gelmiş.
özel doktorumdur kendileri.
Yara bandıdır. Uzerinde ilk yardım bandı yazar.
Şu an elimde bir kutu bulunuyor.
Uzerinde okuduklarima gore 5 yillik omru var bantlarin.
Betasan isimli firma tarafindan uretiliyor.
Satisini genelde sokak çocuklari yapar.
Şu an elimde bir kutu bulunuyor.
Uzerinde okuduklarima gore 5 yillik omru var bantlarin.
Betasan isimli firma tarafindan uretiliyor.
Satisini genelde sokak çocuklari yapar.
işe yarar.
Yarabandı canabarı olduğum için, santavik Yara bandının ta kendisidir. Ben sadece santavik kullanır, başka marka yara bantlarını kabul etmem.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar