bugün
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması4
- yazarların mezun olduğu okullar17
- bir kadına verilecek en güzel çiçek9
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler5
- radiohead dinleyenlerin çok kız düşürmesi5
- şişman kısa tembel kıllı ama egosu tavan kız3
- ölümün en iyi tanımı5
- arjantin mısır maçı13
- zengin evlerindeki ürkütücü sessizlik2
- bakire kadını gözünden tanımak6
- sözlüğün en muhteşem yazarlarının fotoğrafları14
- ankara da nato zirvesi13
- sevgiliyle köpeköldüren içmek5
- sevişmek istenen ünlüler2
- kesin sevişmeyiz içliği2
- vurdurmuş erkek nasıl anlaşılır14
- bir kadına iltifat etme sanatı5
- murat yakın2
- sevgiliyle tatile gitmek2
- atın taşaklarını yapan heykeltıraşın amacı2
- donald trumpun geceyi kızı neclada geçirmemesi3
- döl bankası3
- ctrlx'in ayakları11
- donald trump2
- sonsuza dek uyumak istiyorum4
- tanrı mı bizi yarattı tanrıyı mı biz yarattık10
- milliyetçi olacakken faşist olmak4
- avm otoparkında uygunsuz çifte bağıran kadın18
- gözleri güzel bir kadın olmak2
- 7 temmuz 2026 arjantin mısır maçı11
- aleyna tilki nin ayakları3
- donald trump'ın anıtkabir'i ziyaret etmemesi12
- rafadan yumurta kaç dk olmalı13
- sözlüğünü başka sözlükle aldatan hain yazar6
- lionel messi7
- asırlık gece2
- borsadan anlayan kadının olmaması3
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı24
- 23 yaş7
- adana sokak lezzetleri5
- yıldızlar tutuşabilir3
- üst düzey yönetici olabilmek için gerekenler9
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- ismet türkiyeye neyle geliyor sorunsalı7
- radiohead dinleyen insan2
- balık burcu bir sözlük kızıyla evlenebilirim16
- tek başına5
- 7 temmuz 2026 isviçre kolombiya maçı5
- messi uzaylı abi5
- kulak kiri kokusu2
Evliyânın büyüklerinden ve Osmanlı âlimlerinden. Aydın vilâyetinin Güzelhisar köyünde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Aydınlı olduğu için aydınlık mânâsında Rûşenî lakabı ile anılmıştır. 1487 (H.892) senesinde Tebriz'de Kur'ân-ı kerîm okurken vefât etti. Kabri, Tebriz'de kendi adına Selçuk Hâtun tarafından yapılan dergâhdadır. Tasavvufta Halvetiyye yolundan Rûşeniyye kolunun kurucusudur.
Güzelhisar'da doğup yetişen Ömer Rûşenî, ilim tahsîli için Bursa'ya geldi. Yeşil Câmi imâretinde bulunan medreseye yerleşti. Orada bir müddet zâhirî ilimleri tahsîl ettikten sonra, içinde tasavvuf yoluna girme arzusu çoğalıp, Bursa'dan ayrılarak Karaman beldesine gitti. Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin büyük kardeşi Alâeddîn Ali Aydınî'nin talebeleri arasına girdi. Daha sonra Şirvan'ın nâhiyelerinden olan Bakü'ye giderek, Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin sohbet ve hizmetine girdi. Kısa zamanda yükselerek hocasının önde gelen talebelerinden ve halîfelerinden oldu.
Seyyid Yahyâ Şirvânî'nin sohbetlerine kavuştuktan sonra, kendisini ilme daha çok verdi. Sıkı riyâzetler çekti. Nefsin terbiyesi için çok gayret etti. Bu sebeple nefsin arzularını hiç yapmaz ve karşı çıkardı. Bu yoldaki gayret ve istidâdının fazlalığı sebebiyle, kısa zamanda çok yükseldi.
Hocasının vefâtından sonra onun yerine irşâd, insanlara doğru yolu anlatma vazîfesi yaptı. insanlara Allahü teâlânın râzı olduğu yolu gösterdi. Bir müddet Karabağ, Gence ve Tebriz civârında insanlara rehberlik yaptı. Akkoyunlu sultanlarının dâveti üzerine Tebriz'e gitti. Orada kendisi için yaptırılan zâviyeye yerleşti. Vefâtına kadar orada hizmet etti. Çok talebe yetiştirdi. ilim ve feyz kaynağı oldu. Talebelerinin en yükseklerinden birisi, Halvetiyye yolunun kollarından olan Gülşeniyye kolunun kurucusu olan ve Gülşenî diye tanınan ibrâhim bin Muhammed hazretleridir.
Dede Ömer Rûşenî hazretleri bir defâsında Tebriz'e gitmişti. Sultan Hasan, bir Cumâ gecesi onu dâvet etti. Meşhur âlimleri ve velîleri de çağırmıştı. Sultan bir ara âlimleri göstererek, şikâyette bulundu. Bunun üzerine Dede Ömer Rûşenî sultana şöyle nasihat etti:Âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Dînin direkleridir. dedikten sonra, evliyânın meşhurlarından Bişr-i Hafî hazretlerinin bir gün yolda yere düşmüş bir kâğıt üzerindeki besmeleyi alıp temizleyip, güzel kokular sürerek hürmet göstermesi sebebiyle Allahü teâlânın rızâsına kavuşmasını, bu sebeple büyük bir velî oluşunu anlattıktan sonra; Bu âlimlerin kalplerinde Allahü teâlânın kelâmı Kur'ân-ı kerîm, O'nun mübârek isimleri ve ilmi vardır. Onların bereketli nefeslerini koklayıp, Cennet kokularına kavuşasın. Peygamber efendimiz, Veysel Karânî için; Yemen tarafından rahmet rüzgârı esiyor. buyurdu. Veysel Karânî hazretlerinin mübârek nefesleriyle nefsinizi temizleyiniz ki, Allahü teâlânın rahmetine kavuşasınız. Resûlullah efendimiz; Kim bir âlime ikrâm ederse, bana ikrâm etmiş olur. Bana ikrâm eden, Allahü teâlâya ikrâm etmiş olur. Allahü teâlâya ikram eden, Cennete girer. buyurdu. Âlimlere hürmet husûsunda âyet-i kerîmeler vardır. Bu hususta hadîs-i şerîfler de çoktur. Dolayısıyla âlimlere hürmet mutlaka lâzımdır. Onlara kötülük yapmayı düşünmek, insanın felâketine ve Allahü teâlâdan uzaklaşmasına sebeb olur. Âlimleri kim zemmedip kötülerse, onların etlerini yemiş gibi olur. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem;Âlimlerin etleri zehirlidir. Kim koklarsa hastalanır. Kim yerse ölür! buyurdu. Sultan Hasan büyük bir dikkatle bu sohbeti dinledikten sonra misâfirler dağıldı.
Dede Ömer Rûşenî, vefâtından on beş gün önce, talebeleriyle sohbet etti. Sonra müsâfeha edip vedâlaştı. Bu vedâdan sonra artık sohbet etmedi. Vefâtına kadar talebesi ibrâhim Gülşenî hizmetinde bulundu.
Dede Ömer Rûşenî hazretleri, Peygamber efendimizin ve O'nun vârisleri olan hakîkî islâm âlimlerinin tam bir âşığı idi. Sevgili Peygamberimiz için yazdığı Türkçe ve Fârisî nâtları (O'nun vasıflarını anlatarak öven şiirleri) çok kıymetli olup, bu nâtlara pekçok şâir tarafından nazîreler yapılmış, yâni aynen onun vezin ve kâfiyesi ile şiirler söylenmiştir.
*
Güzelhisar'da doğup yetişen Ömer Rûşenî, ilim tahsîli için Bursa'ya geldi. Yeşil Câmi imâretinde bulunan medreseye yerleşti. Orada bir müddet zâhirî ilimleri tahsîl ettikten sonra, içinde tasavvuf yoluna girme arzusu çoğalıp, Bursa'dan ayrılarak Karaman beldesine gitti. Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin büyük kardeşi Alâeddîn Ali Aydınî'nin talebeleri arasına girdi. Daha sonra Şirvan'ın nâhiyelerinden olan Bakü'ye giderek, Seyyid Yahyâ Şirvânî hazretlerinin sohbet ve hizmetine girdi. Kısa zamanda yükselerek hocasının önde gelen talebelerinden ve halîfelerinden oldu.
Seyyid Yahyâ Şirvânî'nin sohbetlerine kavuştuktan sonra, kendisini ilme daha çok verdi. Sıkı riyâzetler çekti. Nefsin terbiyesi için çok gayret etti. Bu sebeple nefsin arzularını hiç yapmaz ve karşı çıkardı. Bu yoldaki gayret ve istidâdının fazlalığı sebebiyle, kısa zamanda çok yükseldi.
Hocasının vefâtından sonra onun yerine irşâd, insanlara doğru yolu anlatma vazîfesi yaptı. insanlara Allahü teâlânın râzı olduğu yolu gösterdi. Bir müddet Karabağ, Gence ve Tebriz civârında insanlara rehberlik yaptı. Akkoyunlu sultanlarının dâveti üzerine Tebriz'e gitti. Orada kendisi için yaptırılan zâviyeye yerleşti. Vefâtına kadar orada hizmet etti. Çok talebe yetiştirdi. ilim ve feyz kaynağı oldu. Talebelerinin en yükseklerinden birisi, Halvetiyye yolunun kollarından olan Gülşeniyye kolunun kurucusu olan ve Gülşenî diye tanınan ibrâhim bin Muhammed hazretleridir.
Dede Ömer Rûşenî hazretleri bir defâsında Tebriz'e gitmişti. Sultan Hasan, bir Cumâ gecesi onu dâvet etti. Meşhur âlimleri ve velîleri de çağırmıştı. Sultan bir ara âlimleri göstererek, şikâyette bulundu. Bunun üzerine Dede Ömer Rûşenî sultana şöyle nasihat etti:Âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Dînin direkleridir. dedikten sonra, evliyânın meşhurlarından Bişr-i Hafî hazretlerinin bir gün yolda yere düşmüş bir kâğıt üzerindeki besmeleyi alıp temizleyip, güzel kokular sürerek hürmet göstermesi sebebiyle Allahü teâlânın rızâsına kavuşmasını, bu sebeple büyük bir velî oluşunu anlattıktan sonra; Bu âlimlerin kalplerinde Allahü teâlânın kelâmı Kur'ân-ı kerîm, O'nun mübârek isimleri ve ilmi vardır. Onların bereketli nefeslerini koklayıp, Cennet kokularına kavuşasın. Peygamber efendimiz, Veysel Karânî için; Yemen tarafından rahmet rüzgârı esiyor. buyurdu. Veysel Karânî hazretlerinin mübârek nefesleriyle nefsinizi temizleyiniz ki, Allahü teâlânın rahmetine kavuşasınız. Resûlullah efendimiz; Kim bir âlime ikrâm ederse, bana ikrâm etmiş olur. Bana ikrâm eden, Allahü teâlâya ikrâm etmiş olur. Allahü teâlâya ikram eden, Cennete girer. buyurdu. Âlimlere hürmet husûsunda âyet-i kerîmeler vardır. Bu hususta hadîs-i şerîfler de çoktur. Dolayısıyla âlimlere hürmet mutlaka lâzımdır. Onlara kötülük yapmayı düşünmek, insanın felâketine ve Allahü teâlâdan uzaklaşmasına sebeb olur. Âlimleri kim zemmedip kötülerse, onların etlerini yemiş gibi olur. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem;Âlimlerin etleri zehirlidir. Kim koklarsa hastalanır. Kim yerse ölür! buyurdu. Sultan Hasan büyük bir dikkatle bu sohbeti dinledikten sonra misâfirler dağıldı.
Dede Ömer Rûşenî, vefâtından on beş gün önce, talebeleriyle sohbet etti. Sonra müsâfeha edip vedâlaştı. Bu vedâdan sonra artık sohbet etmedi. Vefâtına kadar talebesi ibrâhim Gülşenî hizmetinde bulundu.
Dede Ömer Rûşenî hazretleri, Peygamber efendimizin ve O'nun vârisleri olan hakîkî islâm âlimlerinin tam bir âşığı idi. Sevgili Peygamberimiz için yazdığı Türkçe ve Fârisî nâtları (O'nun vasıflarını anlatarak öven şiirleri) çok kıymetli olup, bu nâtlara pekçok şâir tarafından nazîreler yapılmış, yâni aynen onun vezin ve kâfiyesi ile şiirler söylenmiştir.
*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar